Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2021/754 E. 2023/5265 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/754
- Karar No
- 2023/5265
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/111 E. 2016/260 K. SUÇ : 2863 sayılı Kanun'a aykırılık HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Silvan Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.05.2016 tarihli ve 2016/111 Esas, 2016/260 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında 2863 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir. 2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 01.01.2021 tarihli ve 2016/291311 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz isteği; 1.Kararın yasaya aykırı olduğuna, 2.Dava konusu yerin tarihi yer olduğunun bilinmemesinin mümkün olmadığına, 3.Eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, 4.Diğer temyiz sebeplerine,İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Yerel Mahkemenin Kabulü 1."Tüm dosya kapsamı ile yapılan yargılamaya göre; 10.06.2014 tarihinde Silvan ilçe Emniyet Müdürlüğü ekiplerince yapılan rutin kontrol faaliyeti sırasında sanıkların Diyarbakır Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünce koruma altına alınan müştekiye ait ilçemiz ... Caddesi 236 ada 24 no lu parselde, bulunan çeşitli ebatlardaki 17-18 adet taşı 21 SA 356 plakalı traktörün romorkuna yükledikleri esnada yakalandıkları, bahse konu taşlar ile ilgili olarak Diyarbakır Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünce düzenlenen raporda; ''Diyarbakır Kültür varlıklarını koruma bölge kurulu tarafından 19.06.2012 tarih ve 578 sayılı kararı ile 1. derecede anıt yapı olarak tescillenen bahse konu arazide yer alan Hamam kalıntısının korunması gerektiği ve bahse konu hamama ait yapı taşlarının, 3386 sayılı kanun ile değişik 2863 sayılı Kanun kapsamında olduğu, yapı taşlarının alandaki mimari yapının bütünleyici parçaları olması nedeniyle izinsiz bir şekilde müdahale edilemeyeceği..''nin tespit edildiği, ilgili yasal mevzuat uyarınca ve haklarında cezalandırılması için kamu davası açılmış ise de, hazırlık aşamasında beyanı alınan müştekinin, suça konu taşları çok önce koruma altına almak için çevresinin çevirdiği, ancak bu belirleyici görülen bir şekilde çevrilmiş veya levha ile belirlenmiş bir görüntünün olay tarihinde, olay yerinde bulunmadığı, sanıkların yükleme yaptıkları taşların genel görüntüsü itibariyle sıradan yapı taşlarından ayrı gözükmediği, sanıklarca hazır edilen ve dinlenilmesine karar verilen tanığın ifadesinde "sanıkların kendi arazisinden taş almak için izin istendiğini ve bu izni verdiği" beyanı bir bütün halinde incelendiğinde sanıkların üzerine atılı suçtan sorumluluğu hususunda mahkememizde şüphe oluşmuştur. Sanıkların aşamalarda ısrarlı şekilde suçlamaları kabul etmediği, Latince "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "masumiyet," diğer bir değişle "suçsuzluk" karinesinin uzantısı olan "şüpheden sanık yararlanır ilkesi"; amacı maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza yargılaması hukukunun evrensel nitelikteki önemli ilkelerinden olduğu,Sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulu, suçun şüpheye yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlı olduğu Mahkememizce kabul edilmiştir. Ceza mahkûmiyeti bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve bu ispat, hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa imkan vermemelidir.Dosya kapsamı itibariyle sanıkların üzerine atılı "2863 sayılı Kanun'a muhalefet " suçundan cezalandırılmasına yetecek şüpheden uzak ve kesin delillerin olmadığı mahkememizin kabulüdur. Somut olay bu açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde; sanıklar ... ve ... hakkında 5237 sayılı TCK'nın 37/1 maddesi delaletiyle "2863 sayılı Kanun'a muhalefet" suçlarını işlediği iddiası anılı kanunun 65/1 maddesi uyarınca cezalandırılmaları talebiyle mahkememize kamu davası açılmış ise de sanıkların üzerisine atılı suçları işlediği hususunda cezalandırılmalarını gerektirir nitelikle her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince atılı suçtan sanıkların AYRI AYRI BERAATİNE, karar verilmekle tam ve tarafsız vicdani kanaate göre aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." denilmektedir. 2. Sanık ... savunmasında; "Üzerime atılı suçlamayı anladım. Suçlamayı kabul etmiyorum. Olay tarihinde araziden taş alarak araca yüklediğimiz doğrudur. Ancak bu taşların tarihi eser niteliğinde olduğunu bilmiyordum. Bizim amacımız diğer sanık ...'ın babasının mezarında kullanmaktı. Konu ile ilgili dinlenmesini istendiğim tanığım Haluk Soylu hazırdır. Onun dinlenilmesini isterim. Biz Haluk Soylu'nun muvafakatı ile onun arazisinden taş aldığımızı düşünüyorduk. Ancak taş aldığımız arazi müştekiye aitmiş bunu bilmiyorduk. Kaldı ki müştekiyle Haluk'un arazileride dipdibedir. Olay yerinde taşları aldığımız yerde her hangi bir uyarıcı levhada yoktu. Taşların şekli itibariylede her hangi bir özelliği olduğunuda algılıyamadım. Bu yönüyle Suç işleme iradem olmadığından öncelikle beraatime, mahkeme aksi kanaatte ise hakkımda lehe hükümlerin uygulanarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmasını talep ediyorum dedi. Sanığa dosya içerisindeki bilgi ve belgeler ile 10/06/2014 tarihli olay yeri inceleme formu, dosya içerisinde yer alan CD'den çekilmiş ve basılı halde bulunan 5 adet fotoğraf, 12/06/2014 tarihli Diyarbakır Müze Müdürlüğünce hazırlanan rapor, okundu soruldu: Aleyhime olan hususları kabul etmiyorum o taşların tarihi taş olduğunu ben bilmiyordum." demiştir. 3. Sanık ... savunmasında; "Üzerime atılı suçlamayı anladım. Suçlamayı kabul etmiyorum. Babamın mezarının tanzimi için bir miktar taş gerekliydi. Tanıdığımız olan ...'nun arazisinde bulunan taşları kullanmak istedik. Bunun için kendisinden izin aldık. Ancak bu taşların tarihi bir değerinin olduğunu bilmiyorduk. Basit taşlar olarak görünmekteydiler. Taşları aracımıza yüklediğimiz sırada kolluk güçleri gelip hakkımızda işlem yaptı. Bizim taşları aldığımız arazinin dib komşusu müştekiye aittir. Taşların müştekiye ait araziden alındığı hususunu bile bilmemiz mümkün değildi. Tarihi niteliğini bilseydim bu taşları almazdım. Suç işleme iradem olmadığından öncelikle beraatime, mahkeme aksi kanaatte ise hakkımda lehe hükümlerin uygulanarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmasını talep ediyorum dedi. Sanığa dosya içerisindeki bilgi ve belgeler ile 10/06/2014 tarihli olay yeri inceleme formu, dosya içerisinde yer alan CD'den çekilmiş ve basılı halde bulunan 5 adet fotoğraf, 12/06/2014 tarihli Diyarbakır Müze Müdürlüğünce hazırlanan rapor, okundu soruldu: Aleyhime olan hususları kabul etmiyorum taşların tarihi olduğunu bilmiyordum." demiştir. 4. Tanık Haluk Soylu duruşmadaki beyanında; "Huzurdaki sanıkları Silvan'lı olmaları sebebiyle tanırım. Benim şehir içinde inşaata uygun arazilerim vardır. Bu arazilerim içinde irili ufaklı taşlarda bulunmaktadır. Olay tarihinden kısa bir süre önce huzurdaki sanık ... benim yanıma gelerek ihtiyacı olduğu için arazilerimden taş almak istediğini söyledi. Bende her hangi bir sıkıntı görmedim ve arazilerimden kullanması için taş almasına müsade ettim. Bana ait olan arazideki taşlar konusunda bunların tarihi eser niteliği taşıdığı konusunda hiç bir değerlendirme yoktur. Benim arazimden daha önceden de taş alınarak farklı yerlerde de kullanılmıştır. Benim arazimden alınan taşların hiç bir maddi değeri yoktur. Dosyada şikayetçi olarak adı geçen müştekiye ait 236 Ada 24 no lu Parsel benim arazilerime komşu bir parseldir. Sanıkların benim arazilerimin kati sınırlarını bilebilme şansı yoktur. Tapu kayıtlarına dair bir tapu çıktısını olayın aydınlanması açısından mahkemenize sunuyorum. Huzurdaki sanıklar bildiğim kadarıyla işçilik yaparlar. Kaçakçılıkla ilgili bir fiile karıştıklarını kendi adıma düşünmüyorum. Konu ile ilgili başkaca söyleyeceğim bir husus bulunmamaktadır." demiştir. IV. GEREKÇE 1.Olay günü izinsiz kazı yapıldığı ihbarı üzerine kolluk ekiplerince olay yerine intikal edildiği, sanıkların küreklerle römorka 17-18 tane kare dikdörtgen şekillerde taş yüklediklerinin görüldüğü, taşları mezarlık için götürdüklerini beyan ettikleri, taşların tekrar bahse konu alana indirildiği hususlarının tutanak altına alındığı, sanıkların savunmalarında mezar taşı olarak kullanmak üzere ... isimli kişinin arazisinden taş alma konusunda kendisinden izin aldıklarını, taşların tarihi eser niteliğinde olduğunu bilmediklerini, basit taş görünümünde olduğunu, taşları Haluk'un arazisinden aldıklarını zannettiklerini ancak arazinin müştekiye ait komşu parsel olduğunu, arazilerin yan yana olması nedeniyle müştekiye ait yerden aldıklarını anlamadıklarını, polislerin gelerek dava konusu yerin tarihi yer olduğunu söylemeleri üzerine taşları boşalttıklarını beyan ettikleri, tanık ...'un da sanıklara kendi arazisinden taş almaları için izin verdiğini, taşların bir değerinin olmadığını, müştekiye ait arazinin kendi arazisine komşu olduğunu ancak sanıkların arazinin sınırlarını tam bilmiyor olabileceğini beyan ettiği, kollukta müşteki sıfatıyla dinlenen ...'in ise, taşların kendi arazisi içerisinde kaldığını, bahse konu alanın etrafını daha önce demir saclarla muhafaza ettiğini ancak bunun zamanla rüzgardan tahrip olduğunu ve muhafaza ettiği alanın bir kısmının yıkılmış olduğunu beyan ettiği dosya kapsamında, sanıkların üzerlerine atılı suçu işlediklerine dair, savunmalarının aksine, şüpheden uzak, mahkumiyete yeter derecede kesin delil mevcut olmadığı anlaşıldığından, mahkemece sanıkların beraatine dair hüküm tesisinde hukuka aykırılık görülmemiştir. 2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, katılan vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Silvan Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.05.2016 tarihli ve 2016/111 Esas, 2016/260 Karar sayılı kararında katılan vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.11.2023 tarihinde karar verildi.