Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2021/2684 E. 2023/3229 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/2684
- Karar No
- 2023/3229
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/337 E 2016/563 K SUÇ : 2863 sayılı Kanuna muhalefet HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Urla 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.07.2016 tarihli ve 2015/337 Esas, 2016/563 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna muhalefet suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun (223) üncü maddesinin (2) inci fıkrasının (a) ve (b) bendleri uyarınca beraatine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz isteği; 1-Mahkemenin yetersiz gerekçe ile beraat kararı verdiğine, 2-Suçun unsurlarının oluştuğuna, 3-Diğer temyiz sebeplerine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR A.Yerel Mahkemenin Kabulü Sanık savunması, keşif sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu, tutulan tutanaklar, ihtarname, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; İzmir ili Urla ilçesi Özbek Mahallesi Eğriliman Tuzlaburnu Mevkiinde 454 numaralı parsel ile 1959 numaralı parsel arasında kalan mülga İzmir 1 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'nun 06.10.1995 tarih ve 5932 sayılı kararı ile I. Derece doğal sit alanı olarak tescilli devletin hüküm ve tasarrufu altındaki tapulama harici alanda ilgili kurul/komisyonlardan gerekli izin alınmadan alanın batı (deniz tarafı) ve güney cephesinin beton direkler ve tel çit yardımıyla kapatıldığı, izinsiz müdahalelerin Urla Belediyesinin 15/04/2014 tarih ve 559 sayılı Encümen kararı ve İzmir 5. Bölge İdare Mahkemesinin 09/10/2013 tarih ve 449 sayılı kararı doğrultusunda Urla Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü tarafından kaldırıldığı dosya kapsamından anlaşılmıştır. Suça konu yerde yapılan keşif sonrası tanzim olunan 22/05/2016 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu beton direkler ve tel çitin ilk defa monte edilmesinin ve Belediye ekiplerince sökülmesinin, I. Derece Doğal Sit Alanında kalan zeminde inşai ve fiziki müdahale meydana getirmediği, dava konusu tel çit ve beton direklerin; Sit Kararı’nın Urla Belediye Başkanlığınca ilan edildiği 03.04.2001 tarihinden önce (1999 Yılında) imal ve inşaa edilmiş olduğu, Sit Kararı’nın Urla Belediye Başkanlığı’nca ilan edildiği 03.04.2001 tarihinden sonra (2014Yılında) kaldırıldığı bildirilmiştir. Sanık tüm aşamalarda alınan beyanlarında üzerine atılı suçu kabul etmeyerek dava konusu tel çit ve beton direklerin babası tarafından 1990-1995 yılları arasında yapıldığını beyan etmiştir. Tanık...alınan ifadesinde sanığın beyanını doğrular nitelikte beyanda bulunmuştur. Bilirkişi raporunda tel çit ve beton direklerin; Sit Kararı’nın Urla Belediye Başkanlığı’nca ilan edildiği 03.04.2001 tarihinden önce (1999 Yılında) imal ve inşaa edilmiş olduğu belirtilmiştir. Dosyada mevcut bulunan İzmir 14. Noterliğinden sanığın babası İbrahim Kuşcan'a tel çit ve beton direkleri kaldırması yönünde çekilen ihtarname de dikkate alındığında sanığın savunmasına itibar edilerek dava konusu eylemin sanık tarafından gerçekleştirilmediği kanaatine varılmıştır. Kaldı ki bilirkişi raporuyla da söz konusu eylemin zeminde inşai ve fiziki müdahale meydana getirmediği belirtildiğinden suçun unsurlarının da oluşmadığı anlaşılmıştır. Her ne kadar sanık ... hakkında 2863 sayılı Yasaya muhalefet suçundan 2863 sayılı Yasa 65/b, 53 maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması ve üzerine atılı suçun yasal unsurları itibariyle oluşmadığı anlaşıldığından atılı suçtan CMK 223/2-a-b maddesi gereğince beraatine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. B.Sanık savunmasında:"Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum suça konu yer dededen kalma bir arazidir. Bu araziye babam sağlığında zeytinlerini korumak amacıyla etrafına tel çekip beton direkler dikti hatırladığım kadarıyla bu işlemi 1990-1995 yılları arasında yaptırmıştı. Ben kesinlikle bu beton direk ve çitleri dikmedim. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum, bu tel direkleri ve çitleri babamın diktiğine dair tanığım bulunmaktadır adresini celse arasında bildireceğim dedi. " şeklinde beyanda bulunmuştur. C.Mahkeme huzurunda dinlenen tanık ...:" Ben 1990 yılından önce Özbek Mahallesi Eğriliman mevkinde oturuyordum, benim eniştem buranın daha önceki mülk sahibi ...'dan İbrahim Kuşçanın komşu tarlasını ekmek için kiralamıştı. İbrahim Kuşcanda eniştemin kiraladığı yere sınır komşusu idi o da buraya tel çit çekti hatırladığım kadarıyla burada iki tanede beton direkt vardı denize girenlerin bahçeye girmemesi için buraya tel çit çekmişti. Bu tel çitin çekilme tarihi de 1990 yılından öncedir, çünkü sonrasında ben buradan ayrıldım dedi." şeklinde beyanda bulunmuştur. IV. GEREKÇE 1-15.07.2013 tarihli yapı tespit ve durdurma tutanağı ile; Urla ilçesi Özbek köyünde tapunun mülkiyeti Defterdarlık Milli Emlak Dairesi başkanlığına ait devletin tasarrufu altında kalan tapulama harici alanın 454 parsel ile 1959 parseller arasında kalan alanın sanık tarafından izinsiz olarak batı cephesi ve güney cephesinin beton direkler ve tel çit yardımıyla kapatıldığı, kamuya ait alanın kısıtlandığı, suça konu alanın kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığı ve 1. derecede doğal sit alanı içerisinde kaldığı tespit edilmesi üzerine sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna muhalefet suçundan kamu davası açıldığı, dosya arasında bulunan 30.06.2014 tarihli tutanak incelendiğinde suça konu demir direklerin ve tel çitlerin 15.04.2014 tarih ve 559 sayıl Encümen Kararı ve İzmir 5. İdare Mahkemesi'nin 09.10.2013 tarih ve 449 sayılı kararı doğrultusunda Belediye fen işleri ekiplerince yıkıldığının anlaşıldığı, sanığın aşamalarda alınan beyanlarında suça konu direklerin ve tel çitin babası tarafından 1990-1995 yılları arasında yapıldığını beyan ettiği, yine mahkeme huzurunda dinlenen tanığın da beyanlarında suça konu tel çitin sanığın babası tarafından 1990 yılından önce yapıldığını beyan ettiği, dosya arasında bulunan İzmir 14. Noterliği'nin 05.01.1998 tarihli ihtarnamesi ile muhatap olarak sanığın babası İbrahim Kuşcan gösterilerek suça konu alandaki demir direklerin sökülmesine yönelik ihtarname çekilmiş olduğunun anlaşılması ve dosya arasında bulunan Urla Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2010/484 esas 2011/986 karar sayılı kararında dava tarihinin 25.06.2010 olduğu dosya kapsamında dinlenen tanıkların dava konusu çitlerin 5-10 yıl önce çekildiğini beyan etmeleri karşısında suç tarihinin 2001 ve öncesi olduğunun kabulünde zorunluluk bulunduğu anlaşılmakla, Sanığa isnat edilen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan eylem 2863 sayılı Kanunun 65. maddesinde yaptırıma bağlanmış olup, anılan suç 5237 sayılı TCK’nın 7/2. maddesi yollamasıyla lehe neticeler doğuran (mülga) 765 sayılı TCK'nın 102/4. maddesi uyarınca 5 yıllık zamanaşımına tabidir. Dava zamanaşımını kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, bu süre 104/2. maddesi uyarınca en fazla yarı oranında uzayacağından, suç tarihi olan 2001 yılından itibaren 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık zamanaşımı inceleme tarihinden önce gerçekleşmiş olduğu anlaşılmıştır. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Urla Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.07.2016 tarihli ve 2015/337 Esas, 2016/563 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.09.2023 tarihinde karar verildi.