Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2019/3985 E. 2024/3251 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2019/3985
- Karar No
- 2024/3251
- Karar Tarihi
B O Z M A Ü Z E R İ N E MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi MAHKEMESİ: ... 1. Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/346 E. 2018/805 K. SUÇ : 2863 sayılı Kanun'a aykırılık HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama Dairemizin bozma kararı üzerine yapılan yargılama sonucunda sanık hakkında 2863 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan kurulan hükmün sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.12.2014 tarih, 2014/410 Esas, 2014/597 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-b maddesi gereğince beraatine karar verilmiştir. 2. Dairemizin 08/03/2018 tarih, 2016/2219 Esas, 2018/2603 Karar nolu bozma ilamında; "2863 sayılı Kanun'un 65. maddesinin, 20/08/2016 tarihinde kabul edilip, 07/09/2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6745 sayılı Kanun'un 25. maddesi ile değiştirildiği ve anılan değişikliğin, “izinsiz inşai ve fiziki müdahale” fiili yönünden, 2863 sayılı Kanun'un 6498 sayılı Kanun ile değişik 65. maddesine göre aleyhe bir düzenleme getirdiği dikkate alınarak yapılan incelemede; 2863 sayılı Kanun'un 7. maddesinde, 6498 sayılı Kanun ile getirilen değişikliğin amacının, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı ya da sit alanı olarak tescil kararlarının, ilgililerince öğrenilmesini sağlamak olduğu, başka bir deyişle, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları yönünden tebliğ; sit alanları yönünden Resmi Gazetede yayım ve internet üzerinden duyuru kurallarının, kişilerin, sahip oldukları veya kullandıkları taşınmazların durumunu bilmelerini ve ona göre hareket etmelerini sağlama amacı taşıdığı, belirtilen kuralların, 2863 sayılı Kanun'un 65. maddesinde düzenlenen suçun oluşumu için şekil şartı niteliği bulunmayıp, aksi yöndeki kabulün, 6498 sayılı Kanun'un amacına da ters düşeceği; Sözü edilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından ise, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, şerhin varlığına veya tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılması gerektiği; Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde; sanığın, Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulunun 14/11/1980 tarih, 12331 sayılı ve Bursa Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 19/04/1992 tarih, 2412 sayılı kararları ile belirlenen kentsel sit alanı içerisinde ve aynı zamanda tescilli çeşme bitişiğinde yer alan, annesi ...'nun da hissedarı olduğu tapulu taşınmazda izin almaksızın inşai ve fiziki müdahalelerde bulunduğunun iddia edildiği, bahse konu inşai ve fiziki müdahaleleri belirleyen 15/05/2014 tarihli kurul uzman raporuna göre, parselin sağ köşesindeki 4.40 x 5.25 metre ebatlı yapının boyutları büyütülerek hemen hemen taşınmazın tamamına konumlandırılmış olduğu, parsel önünde yol olarak gözüken alanda tuğla taş malzemelerle müştemilat yapılarak yolun belirli bir kısmının parselin ön bahçesi olarak kullanıldığı, parselde bulunan yapının çatısının eternit malzeme ile kapatıldığı, yapının 979 sayılı parsele bakan cephesinde bir adet pencerenin yer aldığı, cephe duvarında çimento harç ile derz onarım işlemi yapıldığı, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde 12/07/2006 tarihinde konulmuş olan “korunması gerekli taşınmaz kültür varlığıdır” şerhi bulunduğu gibi, dosya içerisindeki ilan tutanaklarına göre, bölge tesciline dair 19/04/1992 tarih ve 2412 sayılı kurul kararının mahallinde mutat vasıtalarla halka duyurulmuş olduğu, kaldı ki sanığın da 11/08/2014 tarihinde Cumhuriyet Savcılığında verdiği ifadede, “...Köyünün tamamı sit alanında kalmaktadır” diyerek kentsel sit tescilinden haberdar olduğunu dile getirdiği anlaşılmakla; Suçun unsurlarının belirlenmesi amacıyla fen, inşaat ve arkeoloji alanlarında uzman bilirkişiler refakate alınarak olay yerinde keşif yapılması, 15/05/2014 tarihli kurul uzman raporunda açıklanan müdahaleler yerinde tek tek tespit edilerek niteliklerinin (ruhsata tabi esaslı müdahale mi yoksa 3194 sayılı İmar Kanununun 21/3. maddesi kapsamında ruhsata tabi olmayan tadilat ve tamirat mı olduğu), kullanılan malzemelerin cinsi, yıpranma durumu, renk solmaları, paslanma ve karbonlaşma gibi teknik veriler ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmek suretiyle ayrı ayrı yapılış zamanlarının ve gerçekleştirilen müdahalelerden dolayı kentsel sit alanının ya da bitişikteki tescilli çeşmenin zarar görüp görmediğinin tereddütsüz şekilde belirlenmesi, 2863 sayılı Kanun'un 6498 sayılı Kanun ile değişik 65/4. maddesinin uygulanması bakımından, ... İl Özel İdaresinin bünyesinde Koruma Uygulama ve Denetim Bürosu bulunduğunun da dikkate alınması, böylece suçun unsurları bütünüyle ortaya konulduktan sonra ulaşılacak kanaate göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeksizin, eksik araştırma ve 6498 sayılı Kanun değişikliğine yönelik hatalı değerlendirme ile beraate dair hüküm tesisi," gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 3.Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilerek sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 2863 sayılı Kanun'un 65/4, 5237 sayılı Kanun'un 43/1, 62/1, 52/2-4 maddeleri gereğince 8320 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş olup, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim edilen 14.04.2019 tarih, 2019/11917 sayılı ve onama görüşlü tebliğname ile Dairemize tevdii olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz isteği; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, ilan şartının oluşmadığına, suçun unsurlarının oluşmadığına, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir. Katılan vekilinin temyiz isteği; sadece adli para cezasına hükmedilmesinin yerinde olmadığına, verilen cezanın az olduğuna ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Mahkemece, ... ili ... ilçesi, ...Köyünün 2863 sayılı Yasa ile korunan sit alanı olduğu, sanığın, Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulunun 14/11/1980 tarih, 12331 sayılı ve Bursa Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 19/04/1992 tarih ve 2412 Sayılı kararları ile belirlenen kentsel sit alanı içerisinde ve aynı zamanda tescilli çeşme bitişiğinde yer alan annesi ...'nun da hissedarı olduğu bu taşınmazı kullandığı ve bu yerde inşai ve fiziki müdahalelerde bulunduğu, 09/11/2018 tarihinde yapılan keşif ve keşfe katılan bilirkişilerden alınan raporlara göre ...köyü, 13 pafta 980 parselde tuğladan yapılan müştemilat, taş duvara açılan pencere, taş duvara çimento ile yapılan derz onarımının, basit onarımı aştığından koruma kurulundan karar alınması gerektiğinin, çatının ondülin ile kaplanmasının basit onarım kapsamında olduğundan KUDEB izni ile yapılabileceğinin, ancak yapılan bu inşai uygulamalar için Koruma Kurulu veya KUDEB'dan herhangi bir izin alınmadığından tüm uygulamaların inşai ve fiziki müdahale niteliği taşıdığının, koruma ve restarosyon uzmanı mimar bilirkişi tarafından sunulan rapordan kullanılan malzeme, yapı niteliği ve yıpranma durumu dikkate alındığında ana yapıya ilave olarak inşaa edilen yapının keşif tarihinden geriye doğru 6-7 yıl önce inşaa edilmiş olduğunun, yine ana yapının önünde bitişik olarak yapılmış olan müştemilat yapısının da keşif tarihinden geriye doğru olmak üzere 6-7 yıl önce inşaa edilmiş olduğunun, ayrıca derz tamiri PVC doğrama takılması gibi imalatların da keşif tarihinden geriye doğru 4-5 yıl önce yapıldığının belirlendiği, sanık savunmasından, sanığın ...köyünün tamamının sit alanı içerisinde kaldığını bildiğinin anlaşıldığı, her ne kadar sanık 27/11/2018 tarihli duruşmada alınan savunmasında ilaveleri annesinin yaptığını, annesinin vefatından sonra bu yerde herhangi bir ekleme, tadilat yapmadığını ileri sürmüş ise de, yine kendi savunmasında annesinin 2006 yılında vefat ettiğini belirttiği, oysa alınan bilirkişi raporuna göre suça konu inşai ve fiziki müdahalelerin keşif tarihi olan 09/11/2018 tarihinden geriye doğru 10 yıl içerisinde ve farklı zamanlarda yapılmış olduğunun belirlendiği, buna göre sanık savunmasının koruma ve restarosyon uzmanı mimar bilirkişinin raporu ile doğrulanmadığı, sanığın taşınmaz üzerinde yaptığı tüm inşai ve fiziki faaliyetlerin 2863 sayılı Yasaya aykırılık oluşturduğu, ... İl Özel İdaresinin bünyesinde Koruma Uygulama ve Denetim Bürosunun bulunduğu, böylece sanığın 2863 sayılı Yasanın 65/4 maddesi kapsamında kalan suçu işlediği gerekçesiyle sanığın mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE VE KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanık müdafii ve katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafii ve katılan vekilinin tüm temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.06.2024 tarihinde karar verildi.