Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2019/12641 E. 2023/6076 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2019/12641
Karar No
2023/6076
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/202 E. 2016/565 K. SUÇ : 2863 sayılı Kanun'a aykırılık HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Sandıklı Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.06.2016 tarihli ve 2016/202 Esas, 2016/565 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir. 2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 16.07.2019 tarihli ve 2016/379447 sayılı, bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz isteği; 1.Eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, 2.Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, 3.Mahallinde keşif yapılarak suçun unsurlarının tespit edilmesi gerektiğine, 4.Diğer temyiz sebeplerine, İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Yerel Mahkemenin Kabulü 1. "İddia, sanık savunmaları, tanıkların anlatımları ve ilgili müzekkere cevapları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde mahkememizin kabulüne göre; sanık hakkında 2863 sayılı Yasaya Muhalefet suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılması için kamu davası açılmış ise de; 2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 65/1 maddesinde yer alan "Tescil edilen sit alanları ve korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarının bu Kanuna göre tebliğ veya ilan edilmiş olmasına rağmen yıkılmasına, bozulmasına, tahribine, yok olmasına veya her ne suretle olursa olsun zarar görmesine kasten sebebiyet verenler ile koruma bölge kurullarından izin alınmaksızın inşaî ve fiziki müdahale yapanlar veya yaptıranlar, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır." hükmü uyarınca failin cezalandırılabilmesi için tescil edilen sit alanları ve korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarının bu Kanuna göre tebliğ veya ilan edilmiş olmasının gerekli olduğu, somut olayda katılan kurumdan Konya ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 30.03.1990 tarihli kararın tebliğ veya ilan edilip edilmediğinin sorulduğu, katılan kurum tarafından gönderilen müzekkere cevabında, söz konusu tescil kararının tebliğ ya da ilan edildiğine dair herhangi bir belgeye rastlanılmadığı, ancak kurul kararının birer örneğinin Sandıklı Kaymakamlığı, Sandıklı Belediye Bşkanlığı ve Çepni Köy Muhtarlığı'na gönderildiği bildirilmiştir. Katılan Kurumun müzekkere cevabı üzerine mahkememizce; Sandıklı Kaymakamlığına müzekkere yazılarak; Konya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu Büro Müdürlüğünün 02/04/1990 tarih ve 187 sayılı yazısının Kaymakamlığa gönderilip gönderilmediği, bu yazı doğrultusunda Kaymakamlığın halkın duyabileceği ve bilgi sahibi olabileceği şekilde Koruma Kurulu Kararının ilan edip etmediği hususunun araştırılmasının istendiği, Kaymakamlıkça gönderilen müzekkere cevabında, belirtilen yazının halka duyurulduğuna dair ilan tutanağı ile ilgili bir belge ve kayda rastlanılmadığı, son beş yıl haricindeki evrakların her yıl düzenli olarak imha edildiği bildirilmiştir. Sandıklı Belediyesine müzekkere yazılarak, Konya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu Büro Müdürlüğünün 02/04/1990 tarih ve 187 sayılı yazısının başkanlığa gönderilip gönderilmediği, bu yazı doğrultusunda başkanlıkça halkın duyabileceği ve bilgi sahibi olabileceği şekilde Koruma Kurulu Kararının ilan edilip etmediği hususunun araştırılmasının istenildiği, Belediye Başkanlığı tarafından verilen müzekkere cevabında, belirtilen konuyla ilgili yapılan arşiv taramasında herhangi bir belge ve kayda rastlanılmadığı bildirilmiştir. Çepni Köyü Muhtarlığına müzekkere yazılarak, Konya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu Büro Müdürlüğünün 02/04/1990 tarih ve 187 sayılı yazısının muhtarlığa gönderilip gönderilmediği, bu yazı doğrultusunda muhtarlıkça halkın duyabileceği ve bilgi sahibi olabileceği şekilde Koruma Kurulu Kararının ilan edilip etmediği hususunun araştırılmasının istenildiği, Çepni Köyü muhtarlığınca verilen müzekkere cevabında, Çepni köyü muhtarlığı tarafından köy muhtarı ve azalar eşliğinde komisyon oluşturulduğu, arşiv kayıtlarının incelendiği, belirtilen mevkilerin sit alanı olduğuyla ilgili herhangi bir bilgi, belge ve ilan tutanağına rastlanılmadığı bildirilmiştir. Hocalar İlçe Jandarma Komutanlığına müzekkere yazılarak, Hocalar ilçesi Çepni köyünde sit alanı olup olmadığı hususunda köylünün herhangi bir bilgisinin bulunup bulunmadığının etraflı bir şekilde araştırılmasının istendiği, kollukça düzenlenen müzekkere cevabında, yapılan araştırmada Çepni Köyünde bulunan sit alanları ile ilgili olarak köy halkının herhangi bir bilgisinin bulunmadığı, geçmişte sit alanı ile ilgili köy halkına herhangi bir yazılı veya sözlü bir tebliğin yapılmadığı, özellikle köyde bilirkişilik yapan, yaşlı Çepni Köyü'nde doğup büyümüş şahısların bile sit alanı ile ilgili herhangi bir bilgilerinin olmadığı, Çepni köyüne yakın komşu köyde ikamet eden vatandaşların da Çepni köyünde sit alanı olduğuna dair herhangi bir bilgilerinin olmadığının tespit edildiği bildirilmiştir. Mahkememizce Çepni köyünde ikamet eden tanıkların Çepni köyünde sit alanı olduğuna dair bilgilerinin olup olmadığı, köyde herhangi bir ilan yapılıp yapılmadığı hususunda bilgilerine başvurulduğu, tanıklar beyanlarında özetle Çepni köyünde doğup büyüdüklerini, köylerinde sit alanı olduğunu bilmediklerini, bu hususta köylerinde herhangi bir ilan yapılmadığını belirtmişlerdir. Sanık aşamalardaki savunmasında bu yerin sit alanı olduğunu bilmediğini, suç kastı ile hareket etmediğini belirtmiştir. Dava konusu yapılan yerin tapu kayıtları tüm geldi ve gittileri ile istendiği, tapuda bu yerin sit alanı olduğuna dair herhangi bir tescil yapılmadığı anlaşılmıştır. Mahkememizce yapılan kapsamlı araştırmalar neticesinde sanığın kullandığı arazinin sit alanı olduğuna dair katılan kurum tarafından 2863 sayılı Kanun'a uygun olarak yapılmış tebliğ veya ilan bulunmadığı göz önüne alınarak, sanığın suç işleme kastı ile hareket etmediği anlaşıldığından beraatine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." denilmektedir. 2. Sanık savunmasında; "Ben bu yeri ...'den kiralamıştım ve bu şekilde kullanıyordum. Benim kullandığım tarlanın yanında da köylülerin kullandığı bir çok arazi vardır. Hiçbirimiz arazilerin sit alanı olduğunu bilmiyoruz. Köyümüzde birçok kişiye de dava açıldı. Buranın sit alanı olduğuna dair köyümüzde herhangi bir ilan yapılmadı. Buranın sit alanı olduğuna dair de herhangi bir bilgimiz yoktur. Benim suç işleme kastım yoktur. Suçsuzum beraatime karar verilsin. " demiştir. 3. Tanık ... duruşmadaki beyanında; "Ben Çepni köyü köy muhtarıyım. Sanığın arazisinin bulunduğu mevkide birçok köylünün tarlası vardır. Buranın sit alanı olduğuna dair hiç kimsenin herhangi bir bilgisi yoktur. Bize buranın sit alanı olduğuna dair herhangi bir tebligat yapılmadı. Köyde de bu hususta herhangi bir ilan yapılmadı. Ben de bu mevkilerin sit alanı olduğunu bilmiyorum. Olaya ilişkin bilgim ve görgüm bundan ibarettir. Tanıklık ücret talebim vardır. "demiştir. 4. Tanık ... duruşmadaki beyanında; "Sanığın kullandığı arazinin yakınında birçok arazi vardır. Buraların sit alanı olduğunu bilmiyoruz. Köyümüzde bu hususta herhangi bir ilan yapılmadı. Ben doğduğumdan beri çepni köyünde yaşamaktayım. Köyümüzde sit alanı olduğuna dair hiçbir bilgim yoktur. Köylü tarafından da köyümüzde sit alanı olduğu bilinmemektedir. Olaya ilişkin bilgim ve görgüm bundan ibarettir. Tanıklık ücret talebim vardır." demiştir. 5. Tanık ... duruşmadaki beyanında; "Ben ...'ın kullandığı yeri bilirim. Bu yerde birçok köylünün de arazisi vardır. Buraların sit alanı olduğuna dair benim herhangi bir bilgim yoktur. Köyümüzde sit alanı olduğuna dair herhangi bir ilan yapılmadı. Köylü tarafından da buraların sit alanı olduğu bilinmemektedir. Olaya ilişkin bilgim ve görgüm bundan ibarettir. Tanıklık ücret talebim vardır." demiştir. 6. Mahkemece dava konusu yerin sit alanı olarak tesciline dair kurul kararının mahallinde ilan edilip edilmediğine dair araştırma yapılmış olup, Koruma Kurulunun cevabi yazısında cevabında Kaymakamlığa, Belediyeye ve Çepni Köy Muhtarlığına dağıtım yapıldığının belirtildiği, 20.04.2016 tarihli muhtar ve azaları tarafından düzenlenen tutanakta, Çepni köyü muhtarlığı olarak köy muhtarı ve azaları eşliğinde komisyon oluşturulduğu, Örenarası, Asarlık Tepe ve Kovalçayır mevkiilerinin sit alanı olıp olmadığına dair arşiv kayıtlarının incelendiği, belirtilen mevkilerin sit alanı olduğuyla ilgili belirtilen bilgi, belge ve ilan tutanağına rastlanılmadığının belirtildiği, Kaymakamlık cevabi yazısında, 1990 tarihli yazıların ilan edildiğine dair belge bulunmadığı, Resmi Evraklar Arşiv Yönetmeliği gereğince son 5 yıl harici evrakların imha edildiğinin belirtildiği, kolluğun 20.04.2016 tarihli tutanağında, Çepni Köyünde bulunan sit alanları ile ilgili köy halkının bilgisinin bulunmadığı, geçmişte sit alanı ile ilgili köy halkına herhangi bir sözlü veya yazılı tebliğin yapılmadığı, özellikle köyde bilirkişilik yapan, yaşlı, köyde doğup büyüyen şahısların bile sit alanı ile ilgili bilgisinin olmadığı hususlarının tespit edildiği, Sandıklı Belediye Başkanlığının cevabi yazısında da, arşiv kayıtlarında belgeye rastlanmadığının belirtildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE 1. Sanık hakkında I. derece arkeolojik sit alanı içerisindeki 137 ada 40 parselde bulunan araziyi sürüp ekerek tarımsal faaliyette bulunmaktan bahisle açılan kamu davası kapsamında, sanığın aşamalardaki beyanlarında dava konusu taşınmazın ...'e ait olduğunu, Rifat'tan kiraladığını, dava konusu yerin sit alanı olduğunu bilmediğini, köyde bir çok kişi adına dava açıldığını ancak köy tarafından da sit alanı olduğunun bilinmediğini beyan ettiği, duruşmada dinlenen tanık beyanlarının aynı yönde olduğu, dava konusu taşınmazın tapu kaydında sit alanında kaldığına dair şerh olmadığı, mahkemece dava konusu yerin sit alanı olarak tesciline dair kurul kararının ilan edilip edilmediğinin araştırıldığı, kurumlarca gönderilen cevabi yazılarda ilana ilişkin tutanağa rastlanmadığının belirtildiği, kolluk tarafından yapılan araştırma neticesinde düzenlenen tutanak ile de, köy halkı tarafından dava konusu yerin sit alanı olduğunun bilinmediğinin belirtildiği anlaşıldığından, mahkemece sanığın beraatine karar verilmesinde, hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2.Dava konusu yere ilişkin olarak 2863 sayılı Kanun'un 65 inci maddesindeki "ilan ve tebliğ" şartının gerçekleşmediği anlaşıldığından, mahkemece sanığın üzerine yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması nedeniyle 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi gereğince beraatine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde aynı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi gereğince beraatine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. 3. Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, kararda (2) nolu bentte belirtilen husus dışında hukuka aykırılık görülmemiş olup, katılan vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde (2) nolu bentte açıklanan nedenle Sandıklı Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.06.2016 tarihli ve 2016/202 Esas, 2016/565 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükmün birinci paragrafı çıkartılarak yerine " Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması nedeniyle, sanığın 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a madddesi uyarınca beraatine" ibaresinin eklenmesi ve hükümdeki diğer hususların aynen bırakılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.12.2023 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2019/12641, K. 2023/6076, T. 28.12.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2019-12641-e-2023-6076-k-becd37d9121c