Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2012/17817 E. 2013/17887 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2012/17817
- Karar No
- 2013/17887
- Karar Tarihi
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Suç : Haberleşmenin gizliliğini ihlal Hüküm : Beraat Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan sanıkların beraatlerine ilişkin hükümler, katılan vekili ve mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Mahalli Cumhuriyet savcısının, 14.05.2008 tarihinde tefhim edilen hükümlere karşı, aynı tarihte verdiği süre tutum dilekçesiyle temyiz isteminde bulunduğu anlaşılmakla, 17.06.2008 tarihli ayrıntılı temyiz dilekçesi nazara alınıp, mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiğine dair tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmeyerek yapılan incelemede: 1- Belirli veya belirlenebilir iki veya daha fazla kişinin, başkalarının bilmemeleri gerektiği yönünde haklı bir inanç ve iradeyle hareket ederek, gizliliği sağlamaya özen gösterip, elverişli araçlar (internet, telefon, telsiz, faks, mektup, telgraf, kağıt vb.) ve ortak semboller (söz, yazı, işaret vb.) aracılığıyla paylaştıkları bilgi, düşünce, duygu ve tutumlarının; özel hayata ilişkin olsun ya da olmasın, başka kişi veya kişiler tarafından, özel bir çaba gösterilerek, doğrudan veya dolaylı şekilde (zarfı açılmadan ışığa tutulan mektupta olduğu gibi), okunmak veya dinlenmek suretiyle öğrenilmesi eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 132/1-1. cümlesinde; anlaşılabilir olsun ya da olmasın, başkalarının haberleşme içeriklerinin kaydı, yani; yazı, ses, görüntü, özel işaretler gibi ortak sembollerin, başka bir nesne üzerine taşınarak (örneğin; ses veya görüntünün, manyetik bant üzerine, yazının başka bir kağıt, defter vb. nesne üzerine geçirilmesi, kopyasının alınması, elektronik iletinin taşınabilir belleğe veya CD'ye aktarılması gibi işlemlerle) sabitlenmesi eyleminin aynı Kanunun 132/1-2. cümlesinde; başkalarının haberleşme içeriklerinin, ilgilisi veya ilgililerinin rızası dışında ifşa edilmesi, yani; yayılması, açığa vurulması, afişe edilmesi, ilan edilmesi, kamuoyuna duyurulması, özetle; içeriğini öğrenme yetkisi bulunmayan kişi veya kişilerin bilgisine sunulması eyleminin aynı Kanunun 132/2; kişinin kendisiyle yapılan haberleşme içeriğini, belirli olmayan ve birden fazla kişi tarafından algılanabilme imkanı bulunan aleni bir ortamda, ilgilisi veya ilgililerinin rızası dışında ifşa etmesi eyleminin aynı Kanunun 132/3. maddelerinde tanımlanan haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu kapsamında değerlendirileceği, bu maddede yer verilmeyen kişinin kendisiyle yapılan haberleşme içeriğini kaydetmesi eyleminin, koşulları bulunduğu takdirde, 5237 sayılı TCK'nın 134. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliği suçunu oluşturabileceği, ayrıca; hükümlerden sonra 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun'un 79. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın 132. maddesinde yapılan değişiklikle, suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 132/4. maddesindeki “Kişiler arasındaki haberleşmelerin içeriğinin basın ve yayın yolu ile yayınlanması hâlinde, ceza yarı oranında artırılır.” hükmü yürürlükten kaldırılarak, 5237 sayılı TCK'nın 132/3. maddesine “İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur.” cümlesinin ilave edildiği; Bu açıklamalar ışığında incelenen dosya kapsamına göre; sanık ...'un, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfından yardım alması nedeniyle tanıştığı vali yardımcısı olarak görev yapan katılanın kendisine cinsel tacizde bulunduğuna dair iddialarına ispat olarak saklı tuttuğu katılan tarafından gönderilen mesajları ve gizlice kaydettiği telefon konuşmalarını içerir kayıtları sanık ...'e vermesinin ardından, söz konusu mesaj içerikleri ve ses kaydının, sanık ...'in sorumlusu olduğu yerel televizyon kanalının ana haber bültenlerinde, “Valilik ile ilgili sosyal yardımlaşmaya gelen bayanlara taciz iddiası” başlıklı haberde yayınlandığı olayda; Sanık ...'un, Cumhuriyet Başsavcılığı ya da ilgili kolluk makamlarına müracaat ederek katılan hakkında şikayette bulunmak yerine, katılanın tarafı olduğu haberleşme içeriklerini, onun bilgisi ve rızası dışında, televizyon kanalında yayınlanmak üzere diğer sanık ...'e vermesi karşısında, sanık ...'un 5237 sayılı TCK'nın 132/3-4. maddelerinde düzenlenen haberleşmenin gizliliğini ihlal; ayrıca, dosya içeriği itibariyle haber içeriğinin görünür gerçeğe uygun ve güncel olduğu, verilişinde de kamu yararı ve toplumsal ilgi bulunduğu kabul edilebilir ise de, yayın esnasında ismi de açıklanan katılanın, valiliğe gelen her bayana cinsel tacizde bulunduğu izlenimi uyandıracak ve henüz soruşturma konusu dahi edilmeyen olayla ilgili kesin kanaat oluşturacak biçimde, “YARDIM İÇİN VALİLİĞE (GELEN) BAYANLARA TACİZDE BULUNAN VALİ YARDIMCISI KİİİİMMMM!”; “VALİLİĞE GELEN BAYANLARA VALİ YARDIMCISININ ŞOK ŞOK ŞOK TELEFON KONUŞMASINI DİNLİYORSUNUZ...” şeklinde, haberi daha cazip kılmak amacıyla, hiçbir nesnel olguya dayanmayan değerlendirmelerde bulunularak, abartılı, saldırgan ve tahkir edici uslüp kullanılmakla ölçülülük ilkesinin ihlal edilmiş olması karşısında konunun izleyiciye aktarılması sırasında eylemi hukuka uygun kılan basının haber verme hakkı sınırlarının aşılması nedeniyle sanık ...'in 5237 sayılı TCK'nın 132/2-4. maddesinde düzenlenen haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan mahkumiyetlerine karar verilmesi gerekirken, yasal olmayan ve dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçelerle sanıkların beraatlerine karar verilmesi, 2- Hükümlerden sonra 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun 6352 sayılı Kanunun Geçici 1. maddesinin, “31/12/2011 tarihine kadar, basın ve yayın yoluyla ya da sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemleriyle işlenmiş olup; temel şekli itibarıyla adlî para cezasını ya da üst sınırı beş yıldan fazla olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı; a) Soruşturma evresinde, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın kamu davasının açılmasının ertelenmesine, b) Kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine, c) Kesinleşmiş olan mahkûmiyet hükmünün infazının ertelenmesine, karar verilir.” hükmü gereğince, 5237 sayılı TCK'nın 7/2. maddesi uyarınca, sanıkların hukuki durumunun yeniden tayin ve takdirinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş olup, katılan vekili ve mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 01.07.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.