Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2026/502 E. 2026/2096 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/502
- Karar No
- 2026/2096
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2025/191 Esas, 2025/261 Karar HÜKÜM : Davanın reddi
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekilince temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, müvekkillinin dava konusu, alacaklısı davalı olan "600.000,000" bedelli yazılı senedi esasında dava dışı ... 'a verdiğini, ... 'un başka bir senede dayalı olarak müvekkiline başlattığı takip nedeniyle Ceyhan 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/130 E. sayılı dosyasıyla borçlu olmadığına karar verildiğinden uhdesinde bulunan boş senedi davalıya verdiğini ve hakkı olmayan paranın tahsilini davalı aracılığıyla gerçekleştirmeye çalıştığını, boş olan imzalı borç senedi fotokopisinin ... 'un işyerinde ele geçirildiğini, takibe konu senedin Ceyhan 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2018/478 E. sayılı dosyasında yürütülen davaya konu olması ve esasında senedin ... 'a verildiği iddiasının arama ve el koyma kararıyla ispatlandığını ileri sürerek davalı tarafından aleyhine başlatılan takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının senedin aradaki anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiasının senetle ispat kuralı gözetilerek yazılı delille ispatlanması gerektiğini, yine takibe konu bononun dava dışı ... 'a verildiği ve dava dışı ... 'un bonoda alacaklı gözüken davalıyı aracı kullanarak hakkı olmayan paranın tahsilini sağlamaya çalıştığı yönündeki iddiaları kabul etmediklerini, bononun müvekkili ile davacı arasında borç para karşılığı düzenlendiğini ve müvekkiline ait olduğunu, davacı tarafın Mahkemeyi yanıltmaya yönelik ve takip hukuku ile alakası olmayan iddialarını kabul etmediklerini, takibe konu bonodaki imzanın borçlu davacı tarafından inkar edilmediğini, bu nedenle de davacı tarafın imzası inkar edilmemiş takibe konu senetten dolayı yapmış oldukları senedin sahteliği yönündeki iddialarını da kabul etmediklerini savunarak davanın reddi ile davacı borçlunun alacağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, davacının dava konusu senedin kendisi tarafından imzalanarak adres ve "600.000.000" ibareleri dışındaki kısımlarını boş olarak davalıya verdiğini iddia ettiği, senet üzerindeki keşide tarihinin 15.03.2017 tarihi olduğu, dava konusu bononun rakam hanesinde 600.000.000 yazıyor ise de söz konusu bononun eski TL döneminde verildiğini ispat yükünün davacı tarafta olup, davacı bu iddiasını yazılı delillerle ispat edemediği, senedin rakam kısmının salt 600.000.000 olmasının eski TL döneminde verildiğini ispata yeterli olmadığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 778. madde hükmü yollamasıyla 676/1 hükmü gereğince bonoda rakamla yazı kısımlarının birbirinden farklı olması durumunda sahte olmadığı hallerde yazıya itibar edileceği düzenlenmiş olup, davalının da söz konusu bonoyu yazı ile yazıldığı şekliyle takibe koyduğu, açığa atılan imzanın anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiasının, senetle ispat kuralı gereği yazılı delillerle ispatlanması gerektiği, davacı bononun anlaşmaya aykırı olduğu iddiasını da ispat edemediğinden davanın reddine ve davalının kötü niyet tazminatı talebinin ihtiyati tedbir yoluyla icra dosyası durdurulmadığından reddinin gerektiği gerekçesiyle davanın ve davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, bonodan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan kambiyo senedine dayalı icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosyadaki yazılara, İlk Derece Mahkemesince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 373/4 hükmü uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
V. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile İlk Derece Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 16.04.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.