Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2026/302 E. 2026/1455 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/302
Karar No
2026/1455
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/894 Esas, 2022/412 Karar DAVACI - BİRLEŞEN HÜKÜM : Esastan ret SAYISI : 2017/287 E., 2018/135 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR I. DAVA 1.Davacı vekili asıl dava dava dilekçesinde; "..." markasının 2011 yılı sonundan itibaren müvekkili tarafından... ve Kadıköy'de yer alan işletmelerde hizmet markası olarak kullanıldığını, davalının ise 2013 yılında "... ... ... ..." ve "... ... ..." markalarını kötü niyetli olarak tescil ettirdiğini, müvekkilinin "..." markası üzerinde 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8/3 hükmü uyarınca gerçek hak sahibi olduğunu, davalı tarafın müvekkilinin...'da bulunan "..." markasını 2011 yılından bu yana kullandığı işletmesine yaklaşık 100 metre yakınlıkta kullandığını, davalının müvekkilinin markasal kullanımından haberdar olmasına rağmen marka tescil başvurusunda bulunmasının kötüniyetli olduğunu gösterdiğini, davalı markasının bütün olarak "...'nun ...'si" şeklinde algılanacağını ve verilen hizmetin menşeini ve niteliğini .../... olan bir ... meyhanesi gibi göstermesinin 556 sayılı KHK'nın 7/1-f maddesi uyarınca yanıltıcı olduğunu, bu sebeplerle davalı adına tescilli ... no.lu "... ... ... ..." ve ... no.lu "... ... ..." markalarının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, ayrıca müvekkilinin markasal kullanımının marka hakkına tecavüz teşkil etmediğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin...'da cafe-restaurant işlettiğini, söz konusu işyerinde 15-20 yıldır "... ..." ve "... ... ..." markasını kullandığını, halen işyerinde hizmet verdiğini ve kendisine iyi bir pazar payı oluşturduğunu, 2013 yılında "... ... ..." ve "... ... ... ..." markalarını adına tescil ettirdiğini, davalının müvekkilin iş yerine yaklaşık 30 metre mesafede aynı iş kolunda faaliyet gösterdiğini ve işyeri tabelası, işyerindeki tüm yazılı evraklarda, personel kıyafetlerinde, yemek menülerinde, internet sitesindeki reklamlarda, bilgisayar yazışmalarında "... ..." markasını kullandığını, müvekkilinin sözlü uyarılarına rağmen tescilli markayı haksız olarak kullanmaya devam ettiğini ileri sürerek marka hakkına tecavüzde bulunulduğunun tespitine ve tecavüzün önlenmesine, davalının müvekkilinin tescilli markasını kullandığı tabela, yemek menüleri, personel kıyafetleri, internet reklamları, bilgisayar yazışmaları, ürün ve reklam malzemelerinin toplatılmasına, şimdilik 20.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın birleşen davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1.Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; müvekkilinin...'da bulunan işyerinde 15-20 yıldır "... ..." ve "... ... ..." marka ve tabelalarını kullandığını, bu durumu adada yaşayan herkesin bildiğini, "... ..." markasının müvekkile ait işyeri ile özdeşleştiğini, İstanbul'un her yerinden bu marka ve işyerinin yaygın ve seçkin müşterisi bulunduğunu, müvekkili markalarının 2013 yılında tescil edildiğini, davacının davalı ile aynı cadde üzerinde, müvekkilinin işyerine yaklaşık 30 metre mesafede aynı iş kolunda faaliyet gösterip müvekkilinin marka ve kalitesine alışan yoğun müşteri potansiyelinden haksız kazanç elde etmek için müvekkilinin markasını kullanmaya başladığını, müvekkilinin sözlü tüm uyarılarına rağmen davacının her defasında "biz komşuyuz, esnafız, dava açmayın ben tabelamı değiştireceğim" vb. şekilde beyanlarla müvekkilini sürekli oyaladığını, davacıya hitaben 11.03.2015 tarihli ihtarnamenin gönderildiğini, ardından Adalar Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/143 soruşturma sayılı dosyası ile davacı hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, 556 sayılı KHK'nın 74. maddesi uyarınca marka hakkına tecavüz olmadığına dair davanın açılabilmesi için davacının öncelikle tescilli marka sahibi olan müvekkiline noter kanalıyla görüşünü sormasının ve bir ay bekledikten sonra buna dair davayı açmasının şart olduğunu, davacının bunu yapmaması sebebiyle davanın reddi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; asıl dava davacısının işyeri tabelasında "...+ (...) +..." yazısının bulunduğu, menüde, adisyon fişinde faturada alkollü içki satış belgesinde, personelin bazılarının tişörtlerinde, ışıklı tenteli tabela üzerinde...ibaresinin bulunduğunun tespit edildiği ve görsellerinin sunulduğu, birleşen davanın davacısı markalarının da 43. sınıfta "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri"nde tescilli olduğu, davalının...ibaresini faaliyetlerinde esas unsuru olarak kullanmasının, birleşen dosya davacının markalarından kaynaklanan haklarına tecavüz teşkil ettiği, davacı-birleşen dosya davalısının 30 metre mesafedeki davalı-birleşen dosya davacısının markasından haberdar olmadığının düşünülemeyeceği, asıl dava davacısının markayı kullanması nedeniyle tazminat yönünden kusur şartının gerçekleştiği ve muhasip bilirkişi tarafından yoksun kalınan kazancın 13.431,21 TL olarak hesaplandığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulü ile davacı-birleşen davalının, davalı- birleşen davacının 2013/720 95... /72101 sayılı markalarına tecavüzünün tespiti ve önlenmesine, davacı-birleşen davalının, ... ibaresine işyerinin tabelasında, yemek menülerinde personel kıyafetlerinde, internet dahil her türlü malzeme ve mecralarda, tanıtımlarında, reklamlarında, ürünlerinde kullanmasının önlenmesine, markanın kullanıldığı tabela, tanıtım malzemesi, ürün, malzeme, reklam malzemeleri ve iş evrakının toplanmasına, 13.431,21 TL maddi tazminat ile 20.000,00 TL manevi tazminatın davacı-birleşen davalıdan tahsiline karar verilmiş, 14.05.2018 tarihli tashih şerhi ile hükümde yer alan 16.03.2015 tarihinden itibaren ibaresinin devamına "işleyecek ticari faizi ile" ibaresinin yazılması suretiyle tashih kararı verilmiş, karar, davacı-birleşen davada davalı vekilince istinaf edilmiştir.

IV.İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava marka hükümsüzlüğü ve markaya tecavüz olmadığının tespiti, birleşen dava markaya tecavüzün tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekilinin asıl davaya yönelik tüm, birleşen davaya yönelik aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi ile asıl dava yönünden verilen kararın onanması gerekmiştir.

2. HMK'nın "Hükmün Tamamlanması" başlıklı 305/A maddesi "Taraflardan her biri, nihaî kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde, yargılamada ileri sürülmesine veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekli olmasına rağmen hakkında tamamen veya kısmen karar verilmeyen hususlarda, ek karar verilmesini isteyebilir. Bu karara karşı kanun yoluna başvurulabilir." hükmünü haizdir. Mahkemece taraflardan birinin talebi olmaksızın gerekçeli kararda faize ilişkin hüküm kurulmamasına rağmen sehven zapta yazılmadığından bahisle tashih kararı ile hükme "işleyecek ticari faizi ile" ibaresinin eklenmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekilinin asıl davaya yönelik tüm, birleşen davaya yönelik diğer temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince asıl davada verilen kararın HMK'nın 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının birleşen dava yönünden BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 11.03.2026 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2026/302, K. 2026/1455, T. 11.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2026-302-e-2026-1455-k-8c2211207c15