Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/8 E. 2025/4804 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/8
Karar No
2025/4804
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/206 Esas, 2024/1665 Karar HÜKÜM : Davanın kısmen kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/154 E., 2022/108 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369/2 hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA 1.Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirkete ait "..." markasının Türkiye'de ve yurt dışında tanınır olmasını ve ayırt edicilik kazanmasını müvekkilinin sağladığını, davalılardan ... tarafından haksız ve kötüniyetli olarak kendi adına 2008/49531 numarası ile tescil edildiğini, davalının "..." markasının İstanbul 2. FSHHM'nin 19.09.2013 tarih, 2012/68 E. ve 2013/75 K. sayılı kararı ile hükümsüzlüğüne karar verildiğini, hükümsüz olan "..." markası ile davalıların, müvekkili markasını haksız ve kötüniyetli olarak kullandığını, marka hakkında tecavüz ettiğini, müvekkilinin ürettiği mallar ile aynı mal ve hizmet sınıfında eşyalar üreterek piyasaya sürdüğünü ve haksız kazanç elde ettiğini, davalı ...'un ayrıca 2011 yılında kurulan ... Teknoloji Elektronik Sistemleri San. ve Dış Tic. A.Ş. isimli şirketin de yönetim kurulu üyesi olduğunu, bu şirket ile birlikte müvekkilinin markasına haksız tecavüzde bulunarak ve haksız rekabet ika ederek müvekkilini maddi ve manevi zarara uğrattığını, diğer davalı şirketin de yöneticisinin Mustafa olduğunu belirterek marka tecavüzlerinin önlenmesine, giderilmesine, haksız rekabetin men'ine, müvekkiline ait "..." markasını kullanması nedeniyle 556 sayılı Markaların Korunması Hakkındaki Kanun Hükmündeki Kararname'nin 66/a hükmü gereğince hesaplanacak 90.000,00 euro maddi zarar ve yoksun kalınan kâr, 10.000,00 euro da manevi olmak üzere toplam 100.000,00 euronun davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini etmiştir. 2.Davacı vekili 20.04.2016 havale tarihli ıslah dilekçesi ile; müvekkilinin davalılar tarafından toplam 107.691,15 euro zarara uğratıldığını, bu sebeple fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak açtıkları davada maddi tazminat ve yoksun kalınan kar yönünden davadaki 90.000,00 euro olan taleplerini 107.691,15 euroya çıkarttıklarını belirterek davayı 17.691,15 euro ıslah etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle zaman aşımı tahakkuk eden davanın bu yüzden reddi gerektiğini, davacının nizasının davalı ... ile olduğunu, diğer davalılar bakımından husumet yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, haksız kazanç da elde etmediklerini, davacının cirolarındaki azalmanın müvekkillerine yüklenmesinin kabul edilemeyeceğini, 2008 yılında ciro kaybına başlayan davacının neden hükümsüzlük davası açmak için 2012 yılına kadar beklediğinin anlaşılamadığını, talep edilen tazminat tutarlarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafça verilen kesin süreye rağmen ticari defter ve kayıtların sunulmadığı, 06.09.2021 tarihli dilekçe ile defterlerin temin edilemediğine ilişkin açık beyan ve ek raporlar doğrultusunda kaldırma gerekçesine konu hususların araştırılamadığı, husumete ilişkin yapılan değerlendirmede davalı ... ile diğer davacılar, ... Tek. Elekt. Sist. San. ve Dış Tic. A.Ş. ve ... Tek. Elek. Sist. İnş. San. Tic. Ltd. Şti.'nin grup şirketleri oldukları, aynı merkezden yönetildikleri, şirketler arasında ilişki ve yakınlık bulunduğu, dolayısıyla ilişkili kişi pozisyonunda oldukları, bu nedenlerle davalıların husumet itirazlarının yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı kullanımlarının davacıya ait ... ibareli markasına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, tecavüzün önlenmesine haksız rekabetin menine, marka hakkında tecavüz nedeniyle 96.702,35 euronun dava tarihinden itibaren işleyecek döviz mevduatına uygulanan en yüksek faiziyle birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm, davalılar vekili tarafından istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalılar vekilinin husumete ilişkin istinaf taleplerinin incelenmesinde; davalılardan ...’a ait olduğu ve 2009 tarihinde tahsis edildiği tespit edilen www.....com.tr alan adlı internet sitesi üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmadığı, davacı tarafın da bu konuda bir talepte bulunmadığı, davacı tarafından dosyaya sunulduğu anlaşılan internet sitesine ait görsellerde davalı şirketlerin adlarının mevcut olmadığı, tanıtılan ürünler üzerinde de "..." markasının yer almadığı, ancak internet alan adında ve içeriğinde "..." ibaresinin kullanıldığı, İlk Derece Mahkemesi kararında, davalılardan ...’un davalı şirketlerle ilişkisinden söz edilerek, davalı şirketlerin de markaya tecavüz ve haksız rekabetten sorumlu oldukları gerekçesiyle, davalı şirketler hakkında da davanın kabulüne karar verilmişse de, bu hususta davalı şirketlerin savunmalarının aksini gösteren bir delilin dosyada mevcut olmadığı, bilirkişiler tarafından davalı şirketlerin ticari kayıtları üzerinde yaptıkları incelemelerde, gerek faturalarda, gerekse ürünlerde "..." markasının kullanılmadığının tespit edildiği, davacının iddiasını ispatlamakla yükümlü olduğu, yine davalı tarafından dosyaya sunulduğu anlaşılan internet sitelerine ait görseller incelendiğinde, davalı ...’ün internet üzerinden yaptığı satış faaliyetlerini davalı şirketler aracılığıyla yürüttüğüne veya davalı şirketlerin satış faaliyetlerini ...’a ait internet sitesi üzerinden yürüttüklerine dair bir delil bulunmadığı, davalılar ... Teknoloji Elektronik Sistemler San. ve Dış Tic. A.Ş. ve ... Teknoloji Elektronik Sistemler İnşaat San. Tic. Ltd. Şirketi hakkında açılan davaların ispatlanamaması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı, davalılar vekilinin hesaplanan maddi tazminata ilişkin istinaf taleplerinin incelenmesinde; davacının Türkiye’de ticari ilişkide bulunduğunu beyan ettiği Koleksiyon Tasarım, BMM ve Tubitak Uekae firmaları ile yaptığı ticaret hacminin tespiti için kayıtların dosyaya sunulmadığı, bu şirketler ile davalı ... Toy arasındaki ticari ilişkinin incelenmesi gerektiği halde, davalı tarafça ticari kayıtlarının dosyaya sunulmadığı, davacı tarafça bu kayıtların Mahkemece ilgili firmalardan istenilerek incelenmesi yönünde bir talepte de bulunulmadığı, aksine davacı vekili tarafından duruşmada dosyada bulunan mevcut delillere göre tazminat hesaplaması yapılmasının talep edildiği, davalı ve davacı tarafın ticari kayıtları incelenemediğinden; davacının mahrum kaldığı kârın ne kadar olduğunun kesin olarak hesaplanmasının mümkün olmadığı, maddi tazminatın Mahkemece 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 50 ve 51. maddeleri uyarınca takdir edilmesi gerektiği halde eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporlarına dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin de yerinde olmadığı, alan adının tahsis tarihi olan 24.09.2009 tarihinden dava tarihi olan 10.06.2015 tarihine kadar olan dönem için TBK’nın 50 ve 51. maddeleri uyarınca, dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun bir maddi tazminatın belirlenmesi gerektiği, davalının kusur derecesine ve markayı kullandığı süreye, markanın kullanıldığı mal ve hizmetlerin cinsine, kullanım şekline göre 10.000,00 euro maddi tazminatın hakkaniyete uygun olacağı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulüne, kısmen reddine, kararın kaldırılmasına, davalılar ... Teknoloji Elektronik Sistemler San. ve Dış Tic. A.Ş. ve ... Teknoloji Elektronik Sistemler İnşaat San. Tic. Ltd. Şirketi hakkında açılan davaların ispatlanamaması nedeniyle reddine, davalı ... hakkında açılan davanın kısmen kabulüne, davalı ...’un kullanımlarının davacıya ait "..." ibareli markasına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, tecavüzün önlenmesine haksız rekabetin menine, marka hakkına tecavüz nedeniyle 10.000,00 euronun dava tarihinden itibaren işleyecek döviz mevduatına uygulanan en yüksek faiziyle birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiş, karar, davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat davasıdır. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm, davalı ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Mahkemece davalının kullanımlarının marka hakkına tecavüzün yanı sıra haksız rekabet de oluşturduğu benimsenerek tescilli markanın kümülatif olarak korunması cihetine gidilmişse de; bilindiği üzere kümülatif koruma, bir fikri ürünün birden çok mevzuatın koruma şartlarını aynı anda taşıması halinde o mevzuatların tamamı ile korunabilmesidir. Yani, bir fikri ürünün birden çok mevzuatın koruma şartlarını taşıması halinde hak sahibinin her bir yasal düzenlemeye birlikte dayanarak koruma talebinde bulunması ve mahkemelerce de eş zamanlı olarak her bir mevzuat hükümleri ile hak sahibinin tatmin edilmesidir (SULUK, Cahit/ KARASU, Rauf/NAL, Temel; Fikri Mülkiyet Hukuku, Ankara 2022, s. 20-21; Savaş, Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s.9). Diğer bir ifade ile somut davada olduğu gibi markanın izinsiz kullanılmasının hem marka hakkına tecavüz davasına, hem haksız rekabet davasına konu edilmesi ve mahkemece de her iki müessese kapsamında taleplerin kabul görmesi kümülatif koruma olarak tanımlanmaktadır. Tescilli haklar bakımından ise ilke olarak sadece ilgili özel düzenleme uygulama alanı bulacaktır. Bununla birlikte özel düzenlemede haksız rekabete ilişkin hükümlerin uygulanacağına ilişkin açık bir hüküm bulunması halinde yine haksız rekabete dair düzenlemelerin de devreye gireceği tartışmasızdır. Somut olay bakımından Dairemizin eski uygulamasına esas teşkil eden mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı TTK) 57. maddesinin beşinci fıkrasında ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalarının iltibasa meydan verebilecek surette kullanılmasının da haksız rekabet hallerinden olduğu düzenlenmişti. Bu kapsamda tescilli marka ve tasarım haklarının bu şekilde kullanılmasının marka ve tasarım hakkına tecavüz ile birlikte haksız rekabeti de oluşturduğu, anılan haklara tecavüz ve haksız rekabetin kesiştiği alanda hem özel hükümler hem de haksız rekabet hükümleri ile kümülatif korunması gerektiği Daire uygulaması haline gelmişti. Başlangıçta kümülatif korumanın benimsenmiş olması, 6762 sayılı TTK’da yer alan bu düzenlemeden kaynaklanmaktaydı. Ancak 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (6102 sayılı TTK), 6762 sayılı TTK’da değinilen hükmün yerine getirilen 55. maddenin birinci fıkrasının (a) bendinin 4. alt bendinde, “ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları” ibaresine yer verilmemiştir. Anılan iki hüküm karşılaştırıldığında 6762 sayılı TTK’nın 57. maddesinin beşinci fıkrası “Başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya ticaret işletmesiyle iltibaslar meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalarıyla iltibasa meydan veren malları, durumu bilerek veya bilmeyerek, satışa arz etmek veya şahsi ihtiyaçtan başka her ne sebeple olursa olsun elinde bulundurmak” şeklinde olmasına rağmen, yerine ikame edilen 6102 sayılı TTK’nın 55. maddenin birinci fıkrasının (a) bendinin 4. alt bendi “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak” şeklindedir. Görüldüğü üzere yeni hükümde “ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları” ibaresine yer verilmemiştir. Bunun temel nedeni; tescilli işletme adı ve ticaret unvanının 6102 sayılı TTK’nın 50. ve 53. maddeleri arasındaki hükümlerle düzenlenmesi ve dolayısıyla özel koruma getirilmesidir. 6102 sayılı TTK’nın 55. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin 4. alt bendinin gerekçesinde eski hükümden ayrılmanın nedeni “Anılan ayırt edici işaretlere ilişkin karıştırılma koşul, hüküm ve sonuçlarıyla birlikte kendi özel kanun hükmünde kararnamelerinde, yani 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında KHK'da, 554 sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkında KHK'da, 555 sayılı Coğrafi İşaretlerin Korunması Hakkında KHK'da ve unvanla ilgili olarak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir. Burada tekrar edilmeleri hem gereksizdir, hem de yorum güçlüklerine sebep olmaktadır. Anılan cümle parçalarının burada yer almaları, haksız rekabete ilişkin hükümlerin fikri mülkiyete ilişkin düzenlemelerde kümülatif uygulanması yönünden gerekli görülemez” şeklinde ifade edilmektedir. Bu kapsamda belirtmek gerekirse, kanun koyucunun haksız rekabete ilişkin eski ve yeni hüküm bağlamında anılan gerekçelerle eski hükümden ayrılması ile kümülatif koruma yönünden yukarıda belirtilen özel hükümlerin getirilmesi tescilli marka ve tasarım ile tescilsiz tasarımın tıpkı faydalı model ve patent hakkı gibi sadece 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) kapsamında korunmasını yeterli bulduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle artık, 6102 sayılı TTK’nın yürürlüğe girdiği tarihten sonraki olaylara dayalı açılan davalarda, tescilli sınai haklar bakımından sadece özel kanun olan SMK hükümleri uygulanabilecek olup TTK'nın haksız rekabet hükümlerinin anılan özel hükümler yanında ve aynı anda uygulanması söz konusu olamayacaktır. Diğer bir ifade ile bu kapsamda kümülatif koruma uygulanmayacaktır (NOMER .., ./.., ../.., ../.., ..; Ticari İşletme Hukuku, İstanbul 2022, s. 356 vd.; ARKAN, Sabih; Ticari İşletme Hukuku, Ankara 2024, s.363). Bu açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde, davacı marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ile önlenmesi taleplerinde bulunmuş, davalı ise davanın reddini istemiştir. Davacının ihlal edildiğini iddia ettiği marka hakkı Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli olup SMK ile getirilen özel hükümler haksız rekabet hukukunu da kapsayacak şekilde ve haksız rekabete göre daha üstün koruma getirerek düzenlendiğinden, tescilli markanın koruma alanı ile haksız rekabetin koruma alanının kesişmiş olduğu dava konusu olayda, yalnızca özel hükümler uygulama alanı bulacağından, özel hükmün yanında haksız rekabete ilişkin hükümlerin uygulanmasını gerektirir herhangi bir kanun hükmü de olmadığından, özel kanunla birlikte eş zamanlı olarak haksız rekabet hükümlerinin de uygulanmasının hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, Dairemizin daha önceki bazı kararlarında da benimsediği üzere (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 14.03.2022 gün ve 2019/5189-1852 sayılı, yine 22.04.2021 gün ve 2021/89-3054 sayılı kararları) somut olay bakımından, SMK ile haksız rekabet hükümlerinin birlikte uygulanmasını gerektiren kümülatif korumanın uygulama alanı kalmadığı gözetilerek talebin, haksız rekabetin tespiti ve men'ine dair kısmı yönünden ret kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bent uyarınca davalı ... vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (2) numaralı bendinin üçüncü paragrafında yer alan “ve haksız rekabet” ile "haksız rekabetin" ibarelerinin, (3) numaralı bendinin (b) fıkrasında yer alan "ve haksız rekabet" ile (ç) fıkrasında yer alan "ve haksız rekabet" ibarelerinin çıkartılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalı ...'a iadesine, 03.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/8, K. 2025/4804, T. 03.07.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2025-8-e-2025-4804-k-9f2ea498a53e