Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/7172 E. 2026/4315 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/7172
- Karar No
- 2026/4315
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI :2024/225 Esas, 2025/1342 Karar HÜKÜM :Davanın kısmen kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ :İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI :2022/115 E., 2023/194 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin kurucusu ...'ın Türkiye'nin ilk üniversiteye hazırlık dershanesi olan "... " isimli ticari işletmeyi 29.07.1997 tarihinde kurucusu olan ... Merkezi A.Ş.'den devir aldığını, 1997 yılında alındığında İstanbul ...'ta tek şube olarak faaliyet göstermekte iken gün geçtikçe şube sayısını artıran ... Merkezinin günümüz itibari ile Türkiye genelinde 140 şubeye ulaştığını, ...'ın eğitim ve öğretim faaliyetlerinin yapılması amacıyla 2005 yılında müvekkili şirketi kurduğunu, dershanecilik sektöründe 1997 yılından bu yana öncülerden biri olan müvekkilinin "..." ibaresini içerir çok sayıda markasının mevcut olduğunu, işaretin eğitim öğretim hizmetleri ve ürünleri bakımından tanınmış marka haline geldiğini, "..." internet sitesi ve sosyal medya hesaplarının bulunduğunu, davalının "... Okulları" ve şekil markasıyla benzer biçimde kullanımının tespit edildiğini, davalı şirket yetkilisi ...'nın yetkilisi olduğu dava dışı şirket ... Danışmanlık Hizmetleri A.Ş. ile müvekkili şirket arasında müvekkile ait "..." ibareli markaların kullanımına yönelik 26.08.2020 tarihli Marka ve Lisans Sözleşmesi imzalandığını, Marka ve Lisans Sözleşmesi ile davalı şirket yetkilisinin yetkilisi olduğu diğer şirkete müvekkiline ait "..." ibareli markaları ile kişisel gelişim kursu açma hakkı verildiğini, davalının marka ve lisans sözleşmesine aykırı ve iltibasa sebebiyet verecek biçimde "özel derece fenbilimleri" ve "derece ..." ibarelerini kendi adına tescil ettirmek istediğini, bu durumun tescilli ticaret ünvanından doğan hakları da ihlal ettiğini ileri sürerek müvekkili adına tescilli ve tescilsiz marka haklarına, tescilli ticaret unvanı ve işletme adına karşı gerçekleştirilen vaki tecavüzün ve haksız rekabetin önlenmesine, men’ine, tecavüz ve haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin, eğitim sektöründe faaliyet gösterdiğini, sektöründe haklı bir ün edindiğini, ticaret unvanı olan "..." olarak tanındığını, oldukça başarılı konumda bulunduğunu, taklit etme kastıyla yapılmış kötüniyetli eylem olarak nitelendirilen eylemlerin kabul edilemeyeceğini, "..." ibaresinin tescil edildiği sınıf itibariyle zayıf marka niteliği taşıdığını, davacı şirkete ait "..." markasının tanınmış marka olmadığını, davacı şirket markaları ile müvekkil markası arasında haksız rekabet yaratacak bir benzerlik bulunmadığını, müvekkili şirketin marka kullanımının usule uygun olduğunu, davacı tarafından müvekkiline karşı ikame edilmiş marka hükümsüzlüğü konulu davanın sonucunun beklenmesi gerektiğini, müvekkili şirketin tedbir amacıyla dava dosyasına dayanak yapılan tespite konu tescilli marka ve logo dışında kalan kullanımlarını sonlandırdığını, müvekkilinin 2021-... tescil numarası ile “ ...” markasını tescil ettirdiğini, 41. sınıfta "..." ibaresinin tamamlayıcı olduğunu, her iki markanın görünüş ve okunuş itibariyle farklılaştığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 2008 yılından bu yana "..." ve şekil markalarını içerir tescilli markalarını eskiye dayalı kullanımı gerçekleştirdiği, dosyaya sunulu delillerin, alınan bilirkişi raporlarının ve emsal mahkeme kararlarının incelenmesinde "..." markasının farkındalık düzeyi açısından yüksek olduğunun görüldüğü, eğitim öğretim hizmetleri açısından sektörel bir bilinirlik elde ettiğinin tespit edildiği, sosyal medyaya yapılan yatırım, reklamlar, haberler incelendiğinde, "..." ibaresinin marka haline dönüştüğü, faturalarda yer alan "..." ibaresinin tescilden daha önceki tarihe dayandığı davacının "..." ibaresini içeren markaları ile davalının 2021-... tescil numaralı " ...", 2021-... tescil numaralı " ..." markaları kıyaslandığında, logolar arasında herhangi bir benzerlik olmadığı kanaatine varılsa da, davacıya ait ... numaralı tescilli "..." markası ile davalıya ait 2021-... tescil numaralı " ..." markası kıyaslandığında, işitsel olarak son derece benzerlik arz ettiği, davacıya ait "..." markası ile iltibas yaratacak derecede benzer olduğu, dolayısıyla marka hakkına tecavüz koşullarının oluştuğu, aynı zamanda haksız rekabet koşullarının da somut olay bakımından gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı kullanımlarının davacıya ait marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, önlenmesine, durdurulmasına ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına karar verilmiş, karar, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilince markalarının hükümsüzlüğüne yönelik davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini ileri sürülmüş ise de davacının markalarının 2008 tarihinden itibaren tescilli olduğu, sonraki tarihli markanın markaya tecavüz davasında savunma argümanı olarak ileri sürülemeyeceği dikkate alındığında bekletici meseleye ilişkin istinaf isteminin reddi gerektiği, markadan kaynaklanan hakların 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında korunduğu, ayrıca 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda yer alan haksız rekabete ilişkin kümülatif korumadan yararlanamayacağından haksız rekabete ilişkin istemin reddi gerekirken kabulünün yerinde görülmediği, davalı vekilinin bu husustaki istinaf isteminin ise kabulü gerektiği kanısına varıldığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile kararın kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile davalı kullanımlarının davacıya ait marka hakkına tecavüz oluşturduğunun tespitine, önlenmesine, durdurulmasına ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, hüküm özetinin Türkiye'de yayın yapan tirajı en yüksek üç gazeten birinde masrafı davalıya ait olmak üzere bir defaya mahsus ilanına, haksız rekabet isteminin reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalının marka tescili ve kullanımlarının, davacının daha önceki tescil tarihli markasına ve tescilsiz kullanımlarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu iddiasına dayanan marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, meni ve refi istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine, 07.09.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.