Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/5638 E. 2026/2598 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5638
- Karar No
- 2026/2598
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/651 Esas, 2025/1075 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 1. Asliye ... Mahkemesi SAYISI : 2022/1161 E., 2024/916 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ve davalı gerçek kişinin davalı şirketin yarı hisse ile ortakları olduğunu, davalı gerçek kişinin hukuka aykırı işlemleri ve eylemleri nedeni ile müvekkilinin ve davalı şirketin telafisi imkansız ve güç zararları oluştuğundan ve oluşmaya devam ettiğinden, uzun süreden beri şirketin genel kurulunun toplanamadığını, 6102 sayılı Türk ... Kanunu'nun (TTK) 636/3 hükmü uyarınca şirketin feshi için haklı sebeplerin gerçekleştiğini ileri sürerek davalı şirketin feshine, davalı gerçek kişinin yönetim ve temsil yetkilerinin kaldırılmasına ve şirkete kayyum tayin edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı asil tarafından verilen 12.11.2024 günlü talep dilekçesi ile davadan feragat ettiğini bildirdiği, davalı ... vekilinin de aynı tarihli dilekçesi ile vekalet ücreti ve yargılama gideri taleplerinin olmadığını belirttiği, davanın tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilebilen nitelikteki davalardan olduğu anlaşıldığından, feragatin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 311. maddesine göre kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurduğu dikkate alınarak davanın feragat nedeniyle reddine karar vermek gerektiği, HMK'nın 323/ğ hükmü uyarınca vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir edilecek vekalet ücretinin yargılama giderleri kapsamında olduğu, yargılama giderlerinden olan vekalet ücretinin avukatın taraf olmadığı, sadece taraflardan birinin hukuki yardım amacıyla temsil ettiği davada avukat yararına değil, bizzat taraf yararına hükmedilmesinin usul hukuku kurallarından kaynaklanan bir zorunluluk olduğu, yine HMK'nın yargılama giderlerinden sorumluluk başlığını taşıyan 326. maddesi uyarınca "Kanunda yazılı haller dışında yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir" hükmü uyarınca davacı tarafından davadan feragat edilmesi nedeniyle davacı vekili lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın feragat nedeniyle reddine ve davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalı şirketin TTK'nın 636/3 hükmü gereğince feshi ve davalı gerçek kişinin yönetim ve temsil yetkilerinin kaldırılması istemlerine ilişkin olup; uyuşmazlık, davacı asilin davadan feragat etmesi nedeniyle, Mahkemece davanın feragat nedeniyle reddine karar verildikten sonra, davacı lehine vekalet ücreti takdir edilmemesinin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Her ne kadar Mahkemece, davacı asilin 12.11.2024 tarihli feragat dilekçesi nedeniyle davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmişse de, davalı ...'nun aynı tarihli dilekçesinde dosyada davacının vekili olarak görev yapan Av. ... lehine vekalet ücretine hükmedilmesi hususu kabul edildiğinden, bu davalı yönünden davacı lehine vekalet ücreti takdir edilmemiş olması bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. SONUÇ: Yukarıda bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, davacının temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (4) numaralı bendindeki "Davacı tarafından davadan feragat edilmesi nedeniyle vekili karşı taraf olmadığından davacı vekili lehine vekalet ücreti takdir edilemeyeceğinden davacı vekili lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına," ibaresinin çıkarılarak yerine "Davacı taraf kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nce 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalı ...'ndan tahsili ile davacıya ödenmesine" ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, ... dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 05.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.