Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/5267 E. 2026/2106 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5267
- Karar No
- 2026/2106
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1782 Esas, 2025/926 Karar HÜKÜM : Kabul, ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Marmaris 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/5 E., 2022/114 K. BİRLEŞEN DOSYA : Marmaris 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 2020/30 E., 2020/32 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 07.04.2026 günü hazır bulunan davacı-birleşen davada davalı vekili Avukat ... ve davalı-birleşen davada davacı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR I. DAVA 1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalının Marmaris Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2015/17 D. İş E. ve 2015/38 K. sayılı dosyasından kuracağı yeni limited şirketin ... sermayesini oluşturacak olan ... vergi numaralı ferdi işletmesinin tüm aktif ve pasiflerinin tespitini yaptırdığını, işletmenin ... ayni sermaye olarak konulmak suretiyle müvekkili şirketin kurulduğunu, ... Gazetesi ilanında da belirtildiği üzere tespite ilişkin Mahkeme kararı ve bilirkişi raporunun davalı ferdi işletmesinin ... varlığının şirket ayni sermayesini oluşturduğunu, davalının söz konusu araçlardan 48... , 48... , 48... plakalı araçların tescilini müvekkil şirket adına yapmış iken 48... plakalı aracın devrini yapmadığını, Marmaris Sulh Hukuk Mahkemesi'nin tespit kararı ve bilirkişi raporu ile şirket ana sözleşmesi gereğince mülkiyeti müvekkil şirket adına olması gereken araçlardan 48... plakalı aracın halen davalı adına kayıtlı olduğunu, bu aracın tescilinin müvekkili adına yapılması gerektiğini ileri sürerek 48... plakalı sayılı aracın müvekkili şirket adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin kendi firmasına ait olan 3 aracı davalı şirket adına devrettiğini, Mahkeme kararında bahsedilmediği halde 48... plaka sayılı aracın Trafik Müdürlüğü'ndeki memur hatası nedeni ile haksız yere şirket adına kaydedildiğini, tescilin yolsuz olduğunu ileri sürerek 48... plaka sayılı aracın müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin Marmaris Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2015/17 D. İş E. ve 2015/28 K. sayılı kararı uyarınca kendi firmasına ait olan 48... , 48... , 48... plakalı araçları ... Taşımacılık Turizm Tic. İnş. San. İth. İhr. Ltd. Şti. firmasına devrettiğini, Mahkeme kararında bahsedilmediği halde müvekkiline ait bulunan 48... plakalı aracın da trafik tescil memurunun sehven hatası ile davalı firma adına kayıt edildiğini, durum farkedilince 2018 yılı haziran ayı içerisinde Trafik Tescil Müdürlüğü ile görüşüldüğünü ve araç üzerine trafik müdürlüğünce şerh konulduğunu, Marmaris 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/266 E. sayılı dosyası ile dava açıldığını, davacı ile davalı tarafın yakın akraba olmaları sebebiyle bu durumun aralarında çözülebileceği düşüncesiyle davayı takip etmediklerini, davacının araç üzerinde tedbir mahiyetinde hacizler olduğunu, bu hacizleri kaldırdıktan sonra 48... plakalı aracı müvekkiline devredeceğini beyan ettiğini ancak başka bir 3. şahsa devrettiğini, Mahkemenin 2020/5 E. sayılı davasını açarak 48... plakalı aracın kendisine teslimini istediğini, davacı firmanın sebepsiz zenginleşme yoluna gittiğini savunarak 48... plakalı araç kaydına tedbir konulmasına, yolsuz tescilin iptali ile 48... plakalı aracın müvekkil adına tesciline, aksi halde bedelinin davalıdan alınarak müvekkile ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
2.Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davada davalı, birleşen davada davacı ... tarafından sermaye artırımına ilişkin karar içeriğinde yer almayan 48... plaka sayılı aracın şirkete devri hususunda gerek ... A.Ş.'nde rehine ilişkin değişiklik işlemleri yapıldığı gerek trafik tescildeki devir işlemleri gerekse vergi dairesinde araç ile ilgili malik kayıtlarının değiştirildiği, araçlardan biri ... marka ticari taksi diğeri ... marka otobüs olup ... A.Ş. rehninin davacı şirkete aktarılmak sureti ile devir işlemi yapıldığı, dolayısı ile yolsuz tescil, memur hatası gibi iddiaların yerinde olmadığı, davalı, birleşen davacının işleme yönelik iradesi doğrultusunda aracın devrinin yapıldığı, devir işleminin hukuka uygun olduğu, asıl davada davalı ...'ın şahıs işletmesinin ... sermayesini tespit ettirdiği, bu sermaye doğrultusunda davacı şirketin kurucusu ve ortağı olduğu, ... sermaye tespitine ilişkin raporun 14.04.2015 tarihinde düzenlendiği, birleşen davaya konu otobüsün 21.04.2014 tarihinde davalı ... tarafından alındığı, dolayısıyla sahıs işletmesi aktifinde yer almadığı, ... sermaye tespitine ilişkin diğer araçlar devredilmesine rağmen davaya konu ticari taksinin devredilmemesi ve dava tarihine kadar da bu yönde talepte bulunulmamasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, asıl davada davalı ...'ın 10.12.2015 tarihinde tüm hak ve borçlarını diğer ortağa devrederek şirketten ayrıldığı, birleşen davaya konu otobüsün 20.11.2015 tarihinde davacı şirkete devredildiği, noter aracılığı ile düzenlenen pay devir sözleşmesinde şirketteki 300 payını tüm aktif ve pasifi ile devrettiği, devir bedelinin tamamen ve nakden ödendiğinin belirtildiği, ortaklar arasında ... sermaye tespitine ilişkin bilirkişi raporundan ayrık olarak sonradan davalının edindiği araç nedeni ile farklı anlaşma yapıldığı, ticari taksi yerine otobüsün devredildiğinin tüm dosya kapsamından anlaşıldığı, aracın devir tarihinden sonra ortaklıktan ayrılma sırasında da tüm aktif ve pasifin devredilip bedelinin alındığının her iki tarafça ifade edildiği, asıl davada davacı şirket açısından ticari taksinin devrinin istenmesinin, birleşen davada davacı ... tarafından yanlış işlem yapıldığı iddiası ile açılan ... Marka otobüse ilişkin taleplerin yerinde olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, hüküm, asıl davada davacı, birleşen davada davalı şirket vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun sadece asıl dava yönünden olduğu, davacı şirketin sermayesini, ...'ın ferdi işletmesinin oluşturduğu, ... sermayenin Marmaris Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2015/17 Değişik İş E. ve 2015/38 K. sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda tespit edildiği, bu raporda belirtilen 48... , 48... , 48... ve 48... plakalı araçların işletmenin aktifinde kayıtlı olduğu, 48... plaka sayılı araç dışında diğer araçların davacı şirket adına trafik tescilde kayıt edildiği, ancak davaya konu 48... plakalı aracın halen ... adına kayıtlı olduğu, davacı şirketin 17.06.2015 tarihinde kurulduğu ve kurulduğunda davalı ...'ın tek ortak olduğu, ancak 10.12.2015 tarihinde paylarının tümünü ... 'a devrettiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 128/4 maddesinde, "Paradan başka ekonomik bir değer veya bir taşınırın sermaye olarak konulmasının borçlanılması hâlinde şirket, tüzel kişilik kazandığı andan itibaren bunlar üzerinde malik sıfatıyla doğrudan tasarruf edebilir. " düzenlemesinin bulunduğu, buna göre davaya konu 48... plakalı aracın sermaye olarak konulmasının borçlanılmasına karşın bu edimin yerine getirilmediği, bu sebeple asıl davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken ... sermaye tespitine ilişkin diğer araçlar devredilmesine rağmen davaya konu ticari taksinin devredilmemesi ve dava tarihine kadar da bu yönde talepte bulunulmamasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, ...'ın ortaklıktan ayrılma sırasında tüm aktif ve pasifin devredilip bedelinin alındığının her iki tarafça ifade edildiği şeklindeki hatalı gerekçeyle reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle asıl davada davacı, birleşen davada davalı şirketin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının asıl dava yönünden kaldırılmasına, asıl davanın kabulü ile dava konusu 48... plakalı aracın davacı adına tesciline, birleşen davanın reddine karar verilmiş, hüküm, asıl davada davalı, birleşen davada davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A.Dava ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava, 48... plaka sayılı aracın şirketin ayni sermayesini teşkil ettiği iddiasıyla davacı şirket adına mülkiyetinin tescili, birleşen dava ise davalı adına sehven tescil edildiği iddia edilen 48... plakalı aracın davacı adına tescili istemine ilişkindir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe Davacı şirket, esas sözleşme ile ayni sermaye olarak taahhüt edilen ve ancak trafikte hala davalı ... adına kayıtlı 48... plakalı aracın kendi adına tescilini talep etmekte olup uyuşmazlık, davacı şirketin bahsi geçen aracın tescilini dava yolu ile talep etmekte hukuki yararının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
TTK m. 128/4 hükmü, "Paradan başka ekonomik bir değer veya bir taşınırın sermaye olarak konulmasının borçlanılması hâlinde şirket, tüzel kişilik kazandığı andan itibaren bunlar üzerinde malik sıfatıyla doğrudan tasarruf edebilir." düzenlemesini, m. 128/6 hükmü ise, "Mülkiyet ve diğer ayni hakların tapu siciline tescili istemi ile diğer sicillere yapılacak tescillerle ilgili bildirimler, ticaret sicili müdürü tarafından, ilgili sicile resen ve hemen yapılır. Şirketin tek taraflı istemde bulunabilme hakkı saklıdır." düzenlemesini içermektedir.
Yukarıya metni alınan Kanun hükümleri değerlendirildiğinde, esas sözleşme ile ayni sermaye olarak taahhüt edilen bir değer üzerinde şirket, tüzel kişilik kazandığı andan itibaren malik sıfatını kazanmaktadır. Somut uyuşmazlığa konu 48... plaka sayılı aracın mülkiyeti bakımından da durum böyledir. Hal böyle olunca dava açmaya gerek olmaksızın (esasen siciller arası işlem niteliğindedir) doğrudan konu ile ilgili idari birimden tescil talebinde bulunma hakkı bulunan davacı şirketin, dava açmakta hukuki yararı bulunmadığı gözetilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir hüküm kurulması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının asıl davada verilen hüküm yönünden BOZULMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'un 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin asıl davada davacı-birleşen davada davalıdan alınarak asıl davada davalı-birleşen davada davacıya verilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 16.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.