Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/5238 E. 2026/2921 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5238
Karar No
2026/2921
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/962 Esas, 2025/971 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 9. Asliye ... Mahkemesi SAYISI : 2022/728 E., 2024/376 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR I. DAVA Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 01.11.2017 tarihli Gönderilerin Adresten Kabulü, Cihet Ayrımı ve Dağıtım/Teslimi, Hizmetlerinin Yürütülmesi İşi Doğrudan Temin Sözleşmesi 8. Grup Antalya, 30.03.2017 tarihli Gönderilerin Toplanması, Yüklenmesi, Boşaltılması, Ayrımı, Sevki ve İşlenmesi Hizmetlerinin 20. Bölgede Yürütülmesi Doğrudan Temin Sözleşmesi 10. Grup Adana, 30.03.2017 tarihli Gönderilerin Adresten Kabulü, Cihet Ayrımı ve Dağıtım/Teslimi Hizmetlerinin Yürütülmesi İşi Doğrudan Temin Sözleşmesi 8. Grup Antalya, 01.11.2017 tarihli Gönderilerin Toplanması, Yüklenmesi, Boşaltılması, Ayrımı, Sevki ve İşlenmesi Hizmetlerinin 20. Bölgede Yürütülmesi Doğrudan Temin Sözleşmesi 10. Grup Adana sözleşmelerinin imzalandığını, müvekkilinin 3095 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 9. maddesi ve Katma Değer Vergisi (KDV) Genel Uygulama Tebliği'nin (1/C.2.1.3.2.5) bölümü uyarınca, söz konusu sözleşmelere istinaden, davalı şirketlerin kendisine yapılan ödemelerden KDV tutarının 9/10'unu sorumlu sıfatı ile tevkif edip vergi dairesine ödemesi gerekirken, KDV tutarının tamamının davalı şirketlere ödendiğini, sonrasında KDV mevzuatından kaynaklanan zorunluluklar nedeni ile 9/10 oranındaki tevkifat tutarının 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan pişmanlık hükümlerinden yararlanarak vergi dairesine ödendiğini, davalı şirketlere KDV'nin tevkifat yapılmaksızın tam olarak ödenmesi sebebiyle davalı şirketlerin sebepsiz zenginleştiğini, bu nedenle davalılar adına vergi dairesine yatırılan 2.137.361,13 TL'nin kendilerine iade edilmesi gerektiğini ileri sürerek 2.137.361,13 TL'nin temerrüt (18.03.2021) tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan rücuen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; esas davaya ilişkin olarak düzenlenen .. Arabuluculuk Bürosu'nun 2022/67753 sayılı arabuluculuk tutanağının, müvekkili şirketin geçerli adresine tebligat yapılmaksızın ve müvekkili şirketin arabuluculuk toplantısından haberdar edilmeksizin düzenlendiğini ileri sürerek dava şartı arabuluculuk son tutanağının iptalini talep etmiştir.

II. CEVAP 1.Asıl davada davalı Davalı .. Kurumsal Hizmetler İnş. Oto. San. ve Tic. A.Ş. davaya cevap vermemiştir.

2.Asıl davada davalı .. Halinde .. Kurumsal Hizmetler İnşaat Otomotiv Sanayi ve ... A.Ş. vekili davaya cevap vermemiş, duruşmada davanın reddini istemiştir.

3.Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; usule ilişkin olarak iptali talep edilen tutanağa ilişkin süreçlerin müvekkili şirket tarafından değil, arabulucu tarafından yürütüldüğünü, davanın müvekkili şirkete yöneltilemeyeceğini savunarak birleşen davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; KDV Genel Uygulama Tebliğinin 2.1.3.2.5. "iş gücü temin hizmetleri" başlığı altında yer alan 2.1.3.2.5.1. "tevkifat uygulayacak alıcılar ve tevkifat oranı" kısmında yer alan düzenlemeye göre, taraflar arasında çeşitli tarihlerde imzalanan hizmet alım sözleşmelerine ilişkin olarak, davacı şirketin 9/10 tutarında tevkifat uygulamakla yükümlü olduğu, bununla birlikte davacı şirketin bu yükümlülüğünü yerine getirmeyerek KDV tutarının tamamını tevkifat uygulamaksızın davalı şirketlere ödediği, davalı şirketlerin ise düzenlenen faturalar karşılığı taraflarına KDV ile ilgili kesinti yapılmaksızın yapılan ödemeler sonrasında, bağlı oldukları vergi dairelerine gerekli KDV beyannamelerini ve tahakkuk eden vergileri düzenli olarak ödedikleri, dolayısıyla KDV tevkifatının yapılmamış olmasından dolayı Hazine kaybının oluşmadığı, davalıların vergisel yükümlülüklerini yerine getirmiş olması nedeniyle mal varlıklarında herhangi bir artış meydana gelmediği, yasal olarak sorumlu tutulan alıcı taraf olup, davacının davalı şirketlere KDV'yi tam olarak ödemesinde, sonrasında pişmanlık dilekçesi ile birlikte tekrar vergi dairesine 9/10 KDV'yi ödemesinde davalıların herhangi bir sorumluluklarının bulunmadığı, sebepsiz zenginleşmenin gerçekleşmediği, birleşen dava konusu tutanağın yasanın öngördüğü şekil koşullarını esasa ilişkin olarak bütünüyle taşıdığı, arabulucu tarafından sunulan 30.11.2023 tarihli açıklayıcı dilekçe ve eki belgelerden de, arabuluculuk aşamasında taraflara ulaşım anlamında gerekli her türlü yasal koşulun yerine getirildiğinin anlaşıldığı, her ne kadar esasa ilişkin olarak davacı şirket mevcut davayı açmakta haksız ise de bir an için haklı olduğu düşünülse bile söz konusu arabuluculuk tutanağının düzenlenmesiyle açılacak davanın yasal ön koşulu olması nedeniyle davalı şirketin arabulucuya başvurma dışında bir seçeneğinin bulunmadığı da dikkate alındığında, arabulucuya başvuru dışında tutanağın düzenlenmesinde bir dahli olmayan davalı şirketin, mevcut davada taraf sıfatının olamayacağı gerekçesiyle asıl davada davanın reddine, birleşen davada davanın taraf sıfatı yokluğu (pasif husumet) nediyle usulden reddine karar verilmiş, hüküm, asıl davada davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, asıl davada davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava, taşıma sözleşmesine dayalı olarak ödenen KDV bedelinin istirdadı, birleşen dava arabuluculuk son tutanağının iptali talebine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, asıl davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 13.05.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/5238, K. 2026/2921, T. 13.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2025-5238-e-2026-2921-k-51cc5906558f