Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/4804 E. 2026/2114 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4804
Karar No
2026/2114
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1321 Esas, 2025/932 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2024/281 E., 2024/414 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin Türkmenistan'da faaliyet gösteren dava dışı ... unvanlı şirketten 72.221,05 ABD doları karşılığında üre (...) alımı konusunda anlaştığını ve yurt dışındaki satıcı firmaya gönderilmesi gereken bedelden 66.021,05 ABD dolarının, işbu satıcı şirketin isteği ile müvekkili tarafından davalı şirkete ödenmesine rağmen yurt dışındaki dava dışı şirketin satım konusu üre (karbamid) teslimini gerçekleştirmediğini, yapılan ödemeleri de iade etmediğini, bu konuda yapılan yazışmaların sonuçsuz kaldığını, yurt dışındaki satıcı şirketin edimlerini yerine getirmemesi nedeniyle, davalı şirketten ödemenin iadesi istenilmesine rağmen iade edilmediğini, bu nedenle davalı aleyhine takip başlatıldığını, ancak davalının haksız itirazı ile takibin durdurulduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, dava dışı firmanın, yapılamayan teslime ilişkin ödemeyi iade etme borcu kapsamında müvekkiline takip yapılmasının mümkün olmadığını zira müvekkil şirketin 3. kişi konumunda olduğunu, davacı şirketin dava dışı ... isimli firma ile ticari ilişkileri sonucu bildirmiş olduğu hesaba ödeme yaptığını, bu ödemenin havale edenin talimatıyla doğrudan bir havale olduğunu, havale alıcısının müvekkiline alacağını tahsil yetkisi verdiğini ve bu yetkinin geri alınmasının mümkün olmadığını savunarak davanın reddi ile davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirket tarafından, dava dışı 3. kişi ile aralarındaki ticari ilişki nedeniyle, 3. kişiye yapılması gereken ödemenin, 3. kişinin isteği ile davalıya yapılması ve 3. kişinin de edimlerini kendilerine karşı yerine getirmemesi üzerine, davacı tarafından davalıya yapılan ödemenin davalıdan geri alınmasının istenildiği, davacı tarafından davalıya, dava dışı 3. kişinin isteği ile havale yapıldığı, davacı havale ödeyicisinin, bu havaleyi (ödemeyi) kabul etmesi ve davalı havale alıcısına ödemeyi yapması karşısında, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 5 59... . maddeleri gereğince, davacının davalıya yaptığı ödemeleri geri isteyemeyeceği ve özellikle havale eden ile kendi arasındaki ilişkiden ... (ürün/emtia tesliminin yapılmamış olması gibi) savunmaları davalıya karşı ileri süremeyeceği, dava dışı ...'un havale eden sıfatıyla havale alıcısı olan davalıya verdiği yetkiyi yasal çerçevede her zaman geri alabileceği ve hatta 26.07.2022 tarihli yazısı ile bu yetkiyi davalıdan geri aldığı, havale ödeyicisi sıfatına sahip olan davacının, TBK'nın 557. maddesi gereğince ancak davalı havale alan ile kendi aralarındaki ilişkiden veya havalenin içeriğinden ... savunmaları ileri sürebileceği ve dava dışı havale eden ile kendi arasındaki ilişkiden ... savunmaları ileri süremeyecek olması nedeniyle, davacının davalıdan ödenen bedelin iadesinin isteme şartlarının oluşmadığı, davacının takibi haksız olmakla birlikte, takibin kötüniyetli olarak yapıldığının davalı tarafından ispat edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça, dava dışı şirket ile aralarındaki ticari ilişki nedeniyle ürün satın alındığı, satım bedelinin takip ve dava konusu miktarının, dava dışı şirketin talebi üzerine davalı şirketin hesabına yatırıldığı, dava dışı şirket tarafından ürün teslimi yapılmadığından davalıdan yatırılan bedelin iadesinin talep edildiği, ancak davalı tarafından iade edilmemesi nedeniyle aleyhine takip başlatıldığı iddia edilmiş, davalı tarafından ise, dava dışı şirket ile aralarındaki hukuki ilişki nedeniyle dava dışı şirketten alacaklı oldukları ve dava dışı şirketin alacağını davacı şirket aracılığıyla ödediği, davacının yatırılan paranın iadesini isteyemeyeceği savunulmuş olup, TBK'nın 555 ve devamı maddelerinde yer alan düzenlemeler dikkate alındığında davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, sebepsiz zenginleşme iddiasına dayalı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 16.04.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/4804, K. 2026/2114, T. 16.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2025-4804-e-2026-2114-k-d4f4986a7dc6