Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/4268 E. 2025/5438 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4268
- Karar No
- 2025/5438
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/150 Esas, 2025/742 Karar HÜKÜM : Kabul ( direnme) İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/16 E., 2022/565 K.
Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının davacıya takip konusu parayı verdiğini ispatlamakla yükümlü olduğunu, davacı ile davalının hiçbir şekilde ticari faaliyetinin olmadığını, davacının davalıya ne alacağı ne de vereceğinin bulunmadığını, keza davacının, davalının ismini dahi dava sebebi ile öğrenmiş olduğunu, davalı tarafından davacı aleyhinde 200.000,00 USD tutarlı senet üzerinden icra takibi başlatıldığını, davacının süresi içinde senetteki borca ve imzaya itiraz ederek İstanbul Anadolu 16. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2019/113 E. sayılı dosyası kapsamında yargılamaya başlanmış olup yargılamaya halen daha devam edildiğini, senet metni incelendiğinde vade tarihinin daha sonra doldurulduğunun görüldüğünü, bu durumun yazı karakterlerinden dahi anlaşıldığını, düzenleme tarihi ile vade tarihi arasındaki karakter farklarından anlaşıldığı üzere vade tarihinin daha sonra yazıldığını, esasen davalının sunulan belgede görüldüğü üzere 2019/21694 soruşturma numarası ile kendisi hakkında davacı tarafından bulunulan suç duyurusuna istinaden İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığında 02.04.2019 tarihinde verdiği ifadesinde takip dayanağı senede ilişkin, kendisinin davacıya 2009 yılında iki daire karşılığında 200.000,00 dolar ve 200.000,00 euro para ödediğini, ilgili ödemeler karşılığında iki adet senet aldığını ve davacı ile daha sonra daireler konusunda anlaşamaması nedeni ile iki senedi de icra yoluyla tahsil etmek amacıyla gerekli işlemleri yaptığını, ancak davacı ile davalı arasında herhangi bir hukuki ilişkinin hiçbir zaman kurulmadığını, bunun yanında senet üzerinde yer alan ve davacıya ait olduğu iddia olunan 2 (iki) adet imzanın dahi birbirinden farklı olduğu gözle görülür bir şekilde fark edildiğini, davalının yıllar öncesinde davacının çocuğunun okulunda müdür olarak çalıştığını, davacı tarafından okul ziyaret edildiğinde davalı okula kayıt evrakları diye davacıya bir takım evraklar imzalatıldığını ve davacıdan okul giderleri için de bir miktar ödeme alındığını, bu kapsamda davacı tarafından kayıt evrakları imzalandığında, davalının işbu imzalardan faydalanmış olabileceğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte davalının beyanları doğrultusunda senet dayanağı sözleşmenin varlığı kabul edilse dahi, vade tarihinin sonradan ve işbu sözleşmeye uygun olarak doldurulmadığını, 20.08.2009 düzenleme tarihli bir senedin 18.03.2016 tarihli vadesinin olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, İstanbul Anadolu 12. İcra Dairesinin 2019/4064 E. sayılı dosyası kapsamındaki takibin tedbiren öncelikle teminatsız aksi takdirde uygun bir teminat karşılığında durdurulmasına, senette tahrifat yapıldığının tespitine, senette tahrifat yapıldığından bono vasfına haiz olmayan senet yönünden takibin iptaline, takip dayanağı senedin zamanaşımına uğramış olması ve diğer sebepler nedeniyle müvekkilin borcu bulunmadığının tespitine, davalıya herhangi bir ödeme yaparsa yaptığı ödemenin istirdatına, tüm yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; ispat yükünün davacı üzerinde olduğunu, ancak bu deliller de senede karşı senetle ispat kuralı gereği yazılı olmak zorunda olduğunu, davacının tanık dinletmesine muvafakat etmediklerini, İstanbul Anadolu 16. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/113 E. sayılı dosyasında senet üzerinde imza incelemesi yapıldığını ve bono üzerindeki imzanın davacıya ait çıktığını, ayrıca senedin sonradan oluşturulduğu ve vade eklendiği gibi iddialarının da ancak yazılı belge ile ispatlanabileceğini, her ne kadar davada ispat yükü davacı tarafta ise de davalının Savcılık aşamasındaki savunmaları doğrultusunda senedin dayanağının açıklandığını, davacı davalıdan işbu senet karşılığında 200.000,00 USD almış akabinde davalıyla yazılı protokol yaparak bu protokol kapsamında 200.000,00 euro daha alarak 2 daire vereceğini taahhüt ettiğini, bu protokolün de davacının imzasını taşıdığını, ancak davacının taahhüdünü yerine getirmediğini ve 200.000,00 USD tutarlı senedi ödemediği gibi protokol gereği aldığı 200.000,00 euroyu da iade etmediğini, mahkeme dosyasında yatan paranın davacıya ödenmemesi yönünde tedbir kararı verildiğini, ancak tedbir kararı için teminat belirlenmediğini, icra mahkemesince alınan bilirkişi raporunda imzanın davacıya ait çıktığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, Yargıtay bozma ilamında bonodaki "ödeyeceğim" ve "ahzolunmuştur" kısımlarının rapora göre sırasıyla "ilgili şahsa" ve "ödenmiştir" şeklinde düzeltilerek mevcut şekle getirildiği" belirtilmişse de; 22.02.2022 tarihli ATK raporunun 6.2 bendinde; inceleme konusu belgedenin 3.satırında ''ödeyeceğim'' ve ''ahzolunmuştur'' ibareleri altında sırasıyla ''İLGİLİ şahsa'' ve ''ödenmiştir'' yazılarının okunduğu, üzeri kapatıcı ile kapatılarak mevcut haline dönüştürülmüş olduğu" nun belirtildiği, dolayısıyla davaya konusu senette Yargıtay bozma ilamının aksine; ''ödenmiştir'' ibaresinin üzeri kapatılarak/tahrif edilerek "ödeyeceğim" şekline dönüştürüldüğü, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 776/1-b maddesinde, kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödeme vaadinin, bononun zorunlu unsurları arasında sayıldığı, davaya konu takip dayanağı belgenin ''ilgili şahsa ödenmiştir'' ibaresini içerdiği, bu ibarenin üzeri kapatılarak "ödeyeceğim" şeklinde tahrif edildiği, bu nedenle kayıtsız ve şartsız belli bir ödeme vaadi içermeyen takip dayanağı belgenin kambiyo vasfında olmadığı gerekçesiyle eski hükümde direnilmesine, bu çerçevede davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 373/5 hükmü gereğince Dairemizce yeniden yapılan incelemede; yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde Bölge Adliye Mahkemesince verilen direnme kararında bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
V.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 ve 373/5 hükümleri uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 17.09.2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.