Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/2993 E. 2025/7626 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2993
- Karar No
- 2025/7626
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/874 Esas, 2025/372 Karar
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2011 model ... marka ... model ... plakalı aracı kasko değeri 226.443,00 TL üzerinden davalı bankaya kredi çekebilmek için rehin verdiğini, davalı bankanın yükümlülüğü olan ve zorunlu bir şekilde kendisinin yerine getireceği belirtilen kaskonun yapılmamasından ötürü müvekkilinin pert olan aracının zararını gideremediğini, mağdur olan müvekkilinin bankaya ihtar gönderdiğini ancak davalı banka tarafından müvekkilinin zararının karşılanmadığını, kaza sonucunda müvekkilinin pert olan aracının rehin ve kredi sözleşmeleri çerçevesinde davalı şirketin zorunlu olarak kasko yapmamasından ötürü ve ihtarnameye rağmen ödenmeyen zararın giderilmesi için işbu davanın açıldığını belirterek müvekkilin aracında meydan gelen zarar ve değer kaybı için şimdilik 15.000,00 TL zararın, davalının temerrüt tarihi olan 09.04.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiş, 05.11.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 135.000,00 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili bankanın istese de kaskonun banka tarafından yapılmasına zorlanamayacağını, davacının zaten krediyi çekip aracını aldığını ve aracını kaskolatmadığını, bankaların müşterilerinin izni ve verdiği yetki dışında borçlandırıcı kefili muaf tutucu teminat borçlusunu ibra edici vb hukuki sonuç doğuran işlem yapamayacağını, müvekkili bankaya kasko konusunda bir talimat verilmediğini, davacının istediği kasko firması ile görüşüp kasko yaptırmasına engel bir durumun olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafın bildirmiş olduğu tüm sigorta şirketlerine teklif başvurusu yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise banka adına banka personelleri tarafından yapılıp yapılmadığının belirlenmesi için yazılan yazı cevapları birlikte değerlendirildiğinde, banka adına teklif başvurusunun olmadığının bildirildiği, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri de değerlendirilerek davalı bankanın kasko sigorta sözleşmesini yaptırma işini üzerine almadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı bankanın kasko sigorta sözleşmesini yaptırma işini üzerine aldığına dair hareketlerde bulunduğunun davacı tarafından ispat edilemediği bu sebeple İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı, davalı lehine karar tarihindeki A.A.Ü.T. gereğince dava değerine göre nispi vekalet ücretine hükmedilmesinde ve vekalet ücretinin hesaplamasında da bir hata olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesinin 10.04.2025 tarihli ek kararı ile davacı vekilinin temyiz dilekçesinin temyiz kesinlik sınırının altında kaldığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş, ek karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, rehin verilen araca kasko sigorta sözleşmesi yapılmadığı iddiasına dayalı uğranılan zararın tazmini talebine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine 10.04.2025 tarihli ek kararla dava değerinin 2025 yılı temyiz kesinlik sınırının altında olması nedeniyle davacı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiş, ek karara ve asıl karara karşı davacı vekili temyiz talebinde bulunmuştur. Karar tarihinde yürürlükte bulunan 7531 sayılı Kanun'un 2. ve 22. maddeleri ile eklenip 7550 sayılı Kanun'un 1. ve 20. maddeleri ile yürürlükten kaldırılan 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun Ek 1. maddesinin 3. fıkrası ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (HMK) Ek 1. maddesinin 3. fıkrası uyarınca; istinaf ve temyiz kanun yoluna başvuruda esas alınan parasal sınırda yeniden değerleme nedeniyle meydana gelen artış Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma veya Yargıtay'ın bozma kararları üzerine yeniden verilen kararlar hakkında uygulanmaz. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin temyiz talebinin reddine dair ek kararı yerinde olmadığından anılan bu ek kararın kaldırılması ve davacı vekilinin temyiz dilekçesinin incelenmesi gerekmiştir. 2.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına ve özellikle dava dışı Güneş Sigorta'nın da bünyesinde bulunduğu Türkiye Sigorta, Türkiye Hayat Emeklilik ... Genel Müdür Yardımcılığı'nın "davaya konu ... adına kayıtlı ... plakalı ... 2 şase numarasına ait araç için 17.06.2016 tarihinde teklif gelmiş olduğu ve 18.03.2016 tarihinde riski yüksek olması sebebiyle teklif sunulmadığı, red verildiği.." şeklinde bildirimde bulunmuş olmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesinin 10.04.2025 tarihli ek kararının KALDIRILMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 17.12.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.