Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/2794 E. 2025/7312 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2794
Karar No
2025/7312
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/6 Esas, 2024/478 Karar HÜKÜM : Davanın reddi

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının kendi üretim alanında sektörün lideri konumda olduğunu, dava dışı ...Şirketi'nin 2010 yılında kendisinin bildirdiği ölçü ve ebatlardaki sebze kasalarının çizim ve kalıp bilgilerini dava dışı ... ve Model... Şirketi'ne verdiğini ve kalıp yapılmasını istediğini, dava dışı ... da kalıbı yaparak iş sahibi ... Şirketi'ne teslim ettiğini, iş sahibi ... Şirketi'nin sebze kasasının seri üretimine geçilmesi için davalı ile görüştüğünü ve kalıp bilgilerini verdiğini ancak davalı ile çalışmasındaki ticari anlaşmazlıklar sonucu iş sahibinin davacı ... ile anlaşarak 01.02.2011 tarihinde çalışmaya başladıklarını, aralarında 03.02.2011 tarihli satış sözleşmesi yapıldığını, ...'nın, iş sahibi ... Şirketi'ne kestiği 04.01.2011 tarihli faturadan da görüldüğü üzere her iki firmanın da bildirdiği ve yapılan kalıpların aynı olduğunu, davacının üretime geçmesinin akabinde davalının sebze kasası tasarımının kendisine ait olduğundan bahisle endüstriyel tasarım belgesi almak için Türk Patent ve Marka Kurumuna başvuru yapıp, 18.08.2011 tarihinde tescil belgesi aldığını, davalının kötüniyetli olduğunu, davalı tarafın, davacının iş hayatına zarar vermek kastıyla ve ... Firması'nın davacı şirketle çalışmasını engellemek amacıyla haksız bir şekilde suç duyurusunda bulunduğunu, ... 5. Sulh Ceza Mahkemesinin 2012/376 D.İş sayılı dosyası ile arama ve el koyma kararı alınmasını sağladığını, yapılan arama sonucunda kasalara el konulduğunu, bu nedenle davacının zarara uğradığını, davacının itibarında zedelenme meydana geldiğini, davalı şirketin bu eylemi yaparken kusurlu ve kötüniyetli olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla yasal faiziyle birlikte 100.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; talebin zamanaşımına uğradığını, davacının davaya konu kasalarla ilgili arama ve el koyma kararından dolayı maddi ve manevi zarara uğradığını beyanla tazminat talep ettiğini, bu kararı alan makamın veya bu kararın alınmasını talep edenin davalı olmadığını, Sulh Ceza Hakimliği tarafından re'sen alınan bu karar sonucu bir hak kaybı mevcutsa bu durumdan davalının sorumlu tutulamayacağını, bu nedenle davanın husumetten reddi gerektiğini, davacının işbu davayı tasarım tecavüzünden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olarak açtığını ancak 6769 sayılı Sinai Mülkiyet Kanunu'nun "Tasarım Hakkına Tecavüz Sayılan Fiiller" başlıklı 81. maddesinde hangi fiillerin tasarım hakkına tecavüz sayılacağının açıkça belirtildiğini, bu Kanun'a göre davacının iddiasını bu hükümle sınırlandırılan hiçbir fiilin karşılamadığını, davacının dava dilekçesinde bahsetmiş olduğu endüstriyel tasarım tescil belgesinin hükümsüzlüğü konulu davanın hala derdest olduğunu, bununla birlikte tasarımın hak sahibinin davalı şirket olduğunu, davalının dava dışı ... Firması'yla yaklaşık dört yıldır birlikte çalışmış olmalarına istinaden müşterisi olan ...'ün ihtiyaçlarına yönelik bu davaya konu kasayı ürettiğini, davalının bu sebze kasasını yapmasındaki asıl sebebin iş görme sözleşmesi çerçevesinde yapılan bir tasarım oluşturmak değil tamamen davalının müşteri ilişkisine ve bunun dışında uzun süredir birlikte çalışmış olmalarına istinaden kolaylık olması açısından tasarlandığını, tüm tasarım ve benzeri işlemlerin davalı şirket tarafından yapılmış olması nedeniyle hak sahibinin davalı şirket olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafın, ceza dosyalarında yapılan arama el koyma kararları sonucunda 29.05.2012 tarihinde mallarına el konulduğu, 20.03.2013 tarihinde mallarını kısmen de olsa geri aldığı, o tarih itibariyle zararını ve kendisini şikayet edenin kim olduğunu bildiği, zararın malların teslim alındığı 20.03.2013 tarihi itibariyle tespit edilebilir halde bulunduğu, bu tarihten itibaren başlayan zamanaşımı süresinin 2 yıl olup davanın açıldığı tarih itibariyle dolduğu, davacının bu süre zarfında zarar ziyan için dava açmadığı, tasarımın tescilinin iptaline dair dava açılmış ise de zamanaşımının işlemeye devam ettiği, ceza soruşturmalarının kovuşturmaya yer olmadığı kararı ile sona erdiği, bu durumda, davacı somut tecavüz bakımından cezai şikayette bulunmuş olsun ya da olmasın ceza zamanaşımının, davacı açısından başvurulabilecek nitelikte bulunmadığı, davacının dilekçesinde yer alan, fazla haklarını saklı tutma beyanının zamanaşımını tek başını kesmeyeceği, işleyen zamanaşımının dolmuş olduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin davayı haksız fiile dayalı tazminat davası olarak nitelemesi ve zararın öğrenildiği 20.03.2013 tarihinden itibaren işbu davanın açıldığı 31.03.2017 tarihine kadar 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72. maddesinde öngörülen 2 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği tespitinde bulunarak davayı reddetmesinin isabetli olduğu, davacı vekilinin istinaf başvurusunda, hukuki sebebin sadece arama el koyma kararı olmadığını, davalı hakkında açtıkları hükümsüzlük davası ile birleşen, davalı tarafça kendilerine karşı açılan tasarım hakkına tecavüzden kaynaklı maddi ve manevi tazminat talepli davada verilen 19.07.2012 tarihli tedbir kararını da, taleplerine dayanak yaptıklarını belirtmekte ise de 19.07.2012 tarihli duruşmanın, ihtiyati tedbir kararına itiraz duruşması olarak nitelendirilse de dosya kapsamında daha evvel verilmiş herhangi bir tedbir kararırın bulunmadığı, davacı vekilinin de bununla ilgili başka bir tarihli tedbir kararından söz etmediği, 19.07.2012 tarihli duruşmanın Savcılıkça verilen el koyma kararının tedbir kararı gibi değerlendirilerek taraf talepleri hakkında karar verilmek üzere açılan bir duruşma olduğu, esasında verilen bir tedbirin bulunmadığı, sadece davacı ... A.Ş.'nin teminat yatırması karşılığında el konulan ürünlerin kendisine iadesi ile üretimin devamına şeklinde verilmiş hukuki dayanaktan yoksun bir karar olduğu, zira el konulan ürünlerin hukuk mahkemesince bu şekilde verilen bir karar ile ilgili tarafa iade edilemeyeceği, davacı vekilinin de bu düşünceden hareketle 30.07.2012 tarihli beyan dilekçesinde, aynı hususları belirterek teminatı yatırmayacağını söylediği, dolayısıyla esasında verilen bir tedbir kararının bulunmayıp, istinaf dilekçesinde belirtilenin aksine teminat tutarının da davacının kendi inisiyatifi ile yatırılmadığı, davacının bu hususa ilişen istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, davacı vekilinin 2 ayrı davanın bulunduğu ve manevi tazminat davalarının reddi halinde maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği yönündeki istinaf başvurusunun incelenmesi sonucunda; davanın, 100.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminat talepli olarak açılmış olup, ortada iki dava bulunduğundan, 2 ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, toplam dava değeri 200.000,00 TL kabul edilerek, davacı aleyhine 22.450,00 TL nispi vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, haksız fiile dayalı maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 04.12.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/2794, K. 2025/7312, T. 04.12.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2025-2794-e-2025-7312-k-e76871e5bca9