Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/2635 E. 2025/7592 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2635
Karar No
2025/7592
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/800 Esas, 2025/315 Karar HÜKÜM : Asıl davada konusuz kalma sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına, Birleşen davanın reddine

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak asıl ve birleşen davada davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 16.12.2025 günü hazır bulunan asıl ve birleşen davada davacı ve asıl davada davacı vekili Avukat ... ve Avukat ... ile davalı ... vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

KARAR I. DAVA 1. Davacılar vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkili ...'ın davalı şirketin %50 hissesine sahip olduğunu, diğer müvekkili ...’ın ise ...’ın hakim ortağı olduğu şirket olduğunu, müvekkili ile davalılar ... ve ...’nin 07.08.2008 tarihinde bir protokol tanzim ettiklerini, tarafların bilahare 08.10.2008 tarihinde 1 no'lu, 11.10.2008 tarihinde 2 no'lu ve nihayet 21.12.2008 tarihinde 3 no'lu ek protokolü imzaladıklarını, 07.08.2008 tarihli protokolün amacının; ...’nın ortakları ... ile ...’ın şirketle ilgili olarak protokolde belirlenen konular çerçevesinde ayrılmasını ve ortakların bundan böyle kendi işlerini geliştirme, iş verimliliğini arttırma ve sağladıkları gelirleri istedikleri gibi değerlendirmelerine olanak sağlamak olduğunu, tarafların, protokolün ihlali halinde ihlale maruz kalan tarafın zararının doğmuş olacağını ve tazmin edilmesi gerektiğini ve diğer yaptırımlar yanında kayıtsız şartsız ve itirazda bulunmaksızın 5 milyon USD ödeneceğini kabul ettiklerini, işbu protokol hükümlerinin uygulandığını, ek protokol 1 ile tarafların kendilerine ait halen faal bulunan şirketlerden ...'in ...'ın, ... İnşaat'ın (yeni unvan: ... Makine) ise ...'ın devir alacağını belirleyerek, söz konusu şirketlerdeki hisselerini birbirlerine devrettiklerini, ...'nin mal varlığının eşit olarak paylaşılması hususunda mutabakata vardıklarını, ek protokol 2 ile, ...'ya ait olan gayrimenkullerin paylaşımının kura çekimi yapılarak gerçekleştirildiğini ve ...'a 2 ve 4 numaralı binaların, müvekkiline ise 1 ve 3 numaralı binaların tahsis edildiğini, ayrıca şirket telefonlarının tahsisinin de gerçekleştirildiğini, ek protokol 3 ile, ısıl işlem fırını ünitesi ve eklenti makinelerinin paylaşımının da tamamlandığını, kalan makine ve teçhizatı toplam değerleri üzerinden taraflar arasında pazarlık yapılarak taraflardan birinin alması konusunda mutabakata varıldığını, böylece işbu protokol ve ekleri çerçevesinde paylaşımın tamamlandığını, ancak davalı ...'ın, 16.11.2009 tarihli ortaklar kurulu kararı ile protokolün 9. maddesi uyarınca ...'nin temsil ve ilzamının müştereken gerçekleştirileceğine ilişkin karar alınmasına rağmen, bu kararın ticaret siciline tescilinden kaçındığını, davalının ortaklar kurulu kararının tescilini önleyerek, münferit imza yetkisinin sicil nezdinde görünüşte devam etmesinden yararlanarak, ...'ya ait ... 'de bulunan 2152 ada, 174 parselde kain B Blok 58 no'lu bağımsız bölümü müvekkilinden habersiz olarak devrettiğini, devir sözleşmesine göre tahsil ettiğini beyan ettiği gayrimenkul bedelini de uhdesinde bıraktığını, şirketin gayrimenkullerini teminat göstererek bankalardan kredi talebi girişiminde bulunduğunu, 28.04.2011 tarih ve 07204 sayılı fatura ile davalı şirkete ait parke taşı makinasını müvekkilinden habersiz olarak davalının şirketi olan ... İnşaat Makinaları ve Kalıp San. Tic. AŞ'ye devrettiğini, müvekkiline veya davalı ... Makine'ye herhangi bir ödeme yapmadığını, davalının, davalı şirketin ticari faaliyeti çerçevesinde kullanılmak üzere şirkete teslim edilen çekleri, muhasebe kayıtlarında usulsüzlük yaparak üçüncü kişilere devrettiğini, kayıtlara çeklerin alınmaması nedeniyle müvekkilinin ve davalı şirketin zarara uğramasına neden olduğunu, protokolün 18. maddesine göre davalı ...'ın “...” ibaresini kullanması yasak olmasına rağmen, “... Sanayi Ticaret A.Ş.” markasının tescili için Türk Patent ve Marka Kurumuna (TÜRKPATENT) başvuruda bulunduğunu, davalının protokole de aykırı biçimde ... 35. Noterliği'nin 14.01.2014 tarihli ihtarnamesi ile müvekkilinin şirketteki hisselerini almaya talip olduğunu, müvekkili tarafından kabul edilmemesi halinde şirketin feshini ve tasfiyesini talep edeceğini bildirdiğini, müvekkilinin ... 26. Noterliği'nin 11.02.2014 tarihli cevabi ihtarnamesi ile davalının hisselerini müvekkiline devretmesi talebinde bulunmuş ise de buna olumlu bir cevap alınamadığını, davalının kötüniyetli olarak ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/512 E. sayılı dosyasında şirketin fesih ve tasfiyesi istemiyle dava açtığını, davalının davalı şirketin feshini talep etmekle protokolden kaynaklanan yükümlülüklerini ihlal ettiğini, protokolün 9. maddesinde ... şirketinin marka değerinin bulunması sebebiyle üretim faaliyetine son verilmekle birlikte, zamanla sadece kira geliri olan bir şirket şekline dönüşeceği peşinen kabul edilmesine rağmen, davalının fesih ve tasfiye davası açarak ahde vefa ilkesine uyulmuş olmasını şirketin haklı sebeple feshi gerekçesi olarak gösterdiğini, davalıların, protokol ve ekleri çerçevesinde paylaşımı yapılan gayrimenkullerin davalı şirketten kiralanmak suretiyle müvekkillerinin ticari faaliyetini sürdürmesini sağlama mükellefiyetini yüklenmesine rağmen, protokole aykırı davranarak müvekkillerinin büyük zarara uğramasına yol açtıklarını, taraflar arasında düzenlenen sulh sözleşmesi imzalanmış olmasa da ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/512 E. sayılı dosyasında ... tarafından ikame edilen fesih ve tasfiye davası sırasında, daha önce imzalanan protokollere göre tarafların uyuşan iradelerini ortaya koyduğunu ve zaten sulh protokolünün konusunu oluşturan aynen taksimin, fiili olarak taraflar arasında uygulanmış olmakla, protokollerde yer alan davalıların müvekkillerine tahsis edilen bağımsız bölümleri kullandırma mükellefiyetinin aynen ifasını talep hakkı bulunduğu gibi, ayrıca zaten uygulanmış olan sulh sözleşmesi hükümleri çerçevesinde paylaşımın yapılmasına ilişkin edimlerin aynen ifasını da talep hakkının müvekkilleri yönünden doğduğunu ileri sürerek davalıların protokol ve ek protokolleri aynen ifa ederek müvekkillerine tahsis edilen alanları kullandırması yükümlülüğünü yerine getirmesine, bu suretle davalıların oluşturduğu protokol ve ek protokollere dayalı muarazanın önlenmesine, sulh sözleşmesinin konusunu oluşturan taraflara tahsis edilen alanların protokollerde belirtildiği gibi ilgili tarafın mülkiyetine geçirilmesi ve böylece taraflar arasındaki protokollerden kaynaklanan edimlerin aynen ifasına, böylece ...'ye ait olan ve sulh sözleşmesinde ... payına düşen gayrimenkullerin ...'de bırakılarak, ...'ya ait olup da fiilen ...'ın şirketine tahsis edilen gayrimenkullerin ise ... İnşaat Makinaları ve Kalıp A.Ş.'ye devredilmesi karşılığında müvekkili ...'a aidiyetine ve böylece taraflar arasındaki protokollerden kaynaklanan ortaklığın giderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

2. Davacı vekili birleşen davada dava dilekçesinde; asıl davadaki iddialarını tekrar ederek protokolün 18. maddesine göre davalının “...” ibaresini kullanması yasak olmasına rağmen, “ ... Grup Makina Sanayi Ticaret A.Ş.” markasının tescili için TÜRKPATENT'e başvuruda bulunduğunu, davalının protokole de aykırı biçimde ... 35. Noterliği'nin 14.01.2014 tarihli ihtarnamesi ile müvekkilinin şirketteki hisselerini almaya talip olduğunu, müvekkilinin cevaben 11.02.2014 tarihli ihtarname ile davalının hisselerini müvekkiline devretmesi talebinde bulunmuş ise de buna olumlu bir cevap alınamadığını, davalının kötüniyetli olarak ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/512 E. sayılı dosyasında şirketin fesih ve tasfiyesi istemiyle dava açtığını, davalının davalı şirketin feshini talep etmekle protokolden kaynaklanan yükümlülüklerini ihlal ettiğini, davalıların protokole aykırı davranarak müvekkillerinin zarara uğramasına yol açtıklarını, protokol hükümlerinin ihlali nedeniyle müvekkili zarara uğramamış olsa dahi 5.000.000,00 USD cezai şartın ödenmesi gerektiğini belirterek şimdilik 100.000,00 USD cezai şartın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; 07.08.2008 protokol tarihinde davacı ... ile davalı ...'ın diğer davalı ... Makine'nin temsil ve ilzama yetkili ortakları olduğunu,protokolün ... ve ... arasında düzenlendiğini, alışkanlıkla şirket kaşesinin kullanılmasının protokolü 3 taraflı duruma getirmeyeceğini, protokolün ... açısından bağlayıcı olmadığını, davacılar ile herhangi bir sulh sözleşmesi yapılmadığını, davalı ... Makina'nın fesih ve tasfiyesine karar verildiğini, ayrıca bu davanın konusunun kalmadığını, protokolün 9. maddesine göre ortakların 31.12.2008 tarihinden itibaren tüm kararları birlikte alacaklarını, şirketle ilgili tüm işlemlerin çift imzalı olacağını, bu düzenlemeye rağmen davacının ortak bir karar olmadan ve tek imza ile faaliyetini durdurdukları ... adına, 26.06.2009 tarihinde şirketin ... Şubesi'ndeki kredi hesabından 300.000,00 TL kredi kullandığını ve kredinin 299.000,00 TL'sinin davacı ...'a ait diğer davacı ... Kalıp Makine şirketine havale edildiğini, kredinin ...'ın şirketi tarafından faizleri ile birlikte geri ödendiğini, fakat 14.008,43 TL tutarındaki kredi faizinin, ... kayıtlarında ...'ın şirketi davacı ... Kalıp Makine şirketinin borcundan tenzil edildiğini, dolayısıyla davacının faaliyetini durdurdukları ... üzerinden üzerinden çekip kendi şirketine kullandırdığı kredinin faizini davalı ... Makina'ya ödettiğini, böylece şirketi 14.008,43 TL zarara soktuğunu, şirketin ortakların birlikte atacakları imza ile temsil ve ilzam edileceğine ilişkin olarak 16.11.2009 tarihinde ortaklar kurulu kararı alındığını, müvekkilinin 18.11.2009 tarihinde noterde imza beyannamesi düzenlettiğini, kararın tescil ve ilân edilmek üzere aynı gün Ticaret Sicil Memurluğu'na gönderildiğini, fakat ortaklar kurulu kararının 1. maddesinde anasözleşme değişikliğini gerektiren iştigal konusu ile ilgili hususlar bulunması nedeniyle Ticaret Sicili Memurluğunun kararı tescil etmediğini, dolayısıyla müvekkilinden kaynaklanan bir engellemenin söz konusu olmadığını, 2009 yılının son çeyreğinde ...'nın ödemesi gereken çekleri, kredi borçları, elektrik borçları, ecrimisil taksidi vs. borçlarının olduğunu, şirkette para olmadığını, şirketin muhasebecisi Ramazan Ünal'ın davacıya faks çekerek durumu bildirdiğini, ancak davacının "param yok ve bunların açıklamasını gelip bana yap lütfen, hepsi protesto olsun 2 ay sonra öderiz" diyerek ödemelerin yapılmamasının, kredilerin geri çağrılmasına, icra takiplerinin başlamasına ve sonuçta şirketin marka değerinin zarar görmesine neden olacağını, bunun üzerine davalı ...'ın şirketin mülkiyetindeki ...'daki dükkânı 17.12.2009 tarihinde 950.000,00 TL bedelle sattığını, bu para ile şirketin acil ödemelerinden kalan paranın da şirketin hesabına yatırıldığını, satış bedelinin bir kısmının euro olarak alınması nedeniyle satış bedelinin 959.831,69 TL olduğunu, satış ve ödemeler ile ilgili olarak da her aşamada davacının bilgilendirildiğini, davacının müvekkilinin şirketin gayrimenkullerini teminat göstererek bankalardan kredi talebi girişiminde bulunduğu iddiasının gerçeğe aykırı olduğunu, parke taşı makinesinin müvekkili ...'ın şirketine satıldığının doğru olduğunu, satışın davacının bilgisi dahilinde gerçekleştiğini, fabrika binası içinde ...'nın kullandığı alanı kullanan davacının bilgisi dışında bir satışın gerçekleşmesinin mümkün olmadığını, ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/512 E. sayılı dava dosyasında verilen 01.02.2016 tarihli bilirkişi raporunun 23. sayfasında, makinenin 123.900,00 TL olan satış bedelinin şirket kayıtlarında ...'ın borcuna ilave edildiğinin belirtildiğini, aynı raporda 30.06.2015 tarihi itibariyle müvekkili ...'ın şirketten 136.981,07 TL alacaklı olduğunun tespit edildiğini, dolayısıyla gerekli ödeme ya da mahsuplaşmanın yapıldığını, Model Altyapı şirketi tarafından Meka İnşaat lehine Bank ...'dan keşide edilmiş her biri 25.000,00 TL bedelli toplam 100.000,00 TL tutarındaki dört adet çekin Meka yetkilileri tarafından davacıya teslim edildiğini, davacının çekleri müvekkiline gönderdiğini, zamanında ödenmeyen ve peyderpey tahsil edilen bu çeklerin bedelinin, ... şirketinin üç çalışanının işçilik alacaklarını ödeyen ... A.Ş.'nin alacağına mahsup edildiğini, başka bir anlatımla o çeklerin bedeli ile ...'nın üç çalışanının işçilik haklarının ödendiğini,çekleri teslim alan davacı olduğuna göre, muhasebeleştirme sorumluluğunun da kendisine ait olduğunu, marka başvurusunu yapanın ... değil, ... Grup Makine olduğunu, davacı ... Kalıp Makine'nin bu marka başvurusunun protokole aykırı olduğu iddiasını ... 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde açtığı 2015/20 E. sayılı davada ileri sürdüğünü, davanın reddedildiğini, aynı iddianın davacılar tarafından ... Grup Makine'nin unvanından "Grup Makine” ibaresinin çıkarılması talebi ile ... 7. Asliye Ticaret Mahkemesinde açtıkları 2014/1048 E. sayılı davada da ileri sürüldüğünü, o davanın da reddedildiğini, ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/512 E. sayılı dosyasında verilen 28.02.2018 tarihli bilirkişi raporuna göre, şu an için taşınmazlarda kat mülkiyeti kurulması ve bu şekilde ortaklar arasında paylaşılmasının mümkün görünmediğini, bu nedenle davacının muarazanın giderilmesi için önerdiği yöntemin uygulanmasının mümkün olmadığını, kaldı ki ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/512 E. sayılı dosyasında davalı kusurlu bulunarak davalı ... Makina'nın fesih ve tasfiyesine karar verildiğinden bu davanın konusuz kaldığını, davacı ... Kalıp Makine şirketinin protokol ve ek protokollerde taraf olmadığını, diğer davacı ...'ın da protokollere üçüncü kişi davacı şirket yararına bir edim koydurmadığını, dolayısıyla davacı ... Kalıp Makine'nin davada aktif husumet ehliyetinin olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

2. Davalı ... Makine .. Ltd. Şti. vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacı ... ile davalı ...'ın ortak oldukları bir şirket olduğunu, müvekkili şirket ortaklarının şirketin sevk ve idaresinde anlaşamamaları nedeni ile Mahkemece atanmış kayyım tarafından idare edildiğini, ortakların aralarında bir protokol imza ederek ticari faaliyetlerini ayırma kararı aldıklarını, müvekkili şirketin gayrimenkullerinin kullanımını protokol ile pay ederek kendilerine kalan kısımda faaliyete başladıklarını, yine protokol ile menkul malları da paylaştıklarını, müvekkili şirketin protokolün uygulanmasına veya uygulanmamasına dahli olmadığını, davacının dilekçesinde protokole aykırı olduğu iddia olunan hareketlerin tamamının diğer davalı ... tarafından yapıldığı iddia olunan hareketler olup, bu hareketlerin ayrı bir tüzel kişiliğe haiz müvekkili şirketi bağlayıcı bir yönü bulunmadığını, diğer davalı ...'ın ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesinde açtığı 2014/512 E. sayılı davada Mahkemece müvekkili şirketin tasfiyesine karar verildiğini ancak kararın kesinleşmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

3.Davalı ... vekili birleşen davada davaya cevap dilekçesinde; asıl davadaki savunmalarını tekrar ederek ortaklık ilişkisinin çekilmez hale gelmesi nedeniyle müvekkilinin şirketteki payını almak veya şirketi tasfiye etmek istediğini, davacının, müvekkilinin payını almak gibi bir karşı teklifi olmadığını, davacının, kendisinin ve hakimiyetindeki ... şirketinin ...'ye olan borçlarını usulsüz muhasebe işlemleri ile kapattırdığını, müvekkilinin şirketten olan 763.543,74 TL alacağını sıfırlattırdığını, ayrıca şirkete olan 617.331,74 TL borcunu 310.081,87 TL'ye indirmek için müvekkilini şirkete borçlandırdığını, dolayısıyla protokolü ihlal edenin davacı olduğunu, protokolde yer alan cezai şartın TBK'nın 179/1 maddesinde düzenlenen cezai şart olduğunu, davacının aynen ifa ve cezanın ifası konusunda seçimlik hakka sahip olup davacının bu hakkını ifa yönünde kullandığını, bu nedenle davacının cezai şart talep edemeyeceğini, ayrıca cezai şartın fahiş olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

4.Davalı ... Makine vekili birleşen davada davaya cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacı ... ile davalı ...'ın ortak oldukları bir şirket olduğunu, müvekkili şirket ortaklarının şirketin sevk ve idaresinde anlaşamamaları nedeni ile mahkemece atanmış kayyım tarafından idare edildiğini, müvekkili şirketin herhangi bir ticari faaliyette bulunmadığını, sahip olduğu taşınmazların protokol çerçevesinde davacı ve diğer davalı tarafından kullanıldığını, kayyım tarafından da protokolü ihlal edecek bir işlem yapılmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ... ile davalı ...’ın protokoldeki amacının; %50’şer hissesine sahip ortakları oldukları davalı ... Makine’nin mallarının fiilen paylaşımı, şirketin kira geliri olan bir şirkete dönüştürülerek marka değerinin korunması olduğu, nitekim bu protokol uyarınca üç ayrı ek protokol yaparak malları fiilen paylaşmış oldukları, davalının ise şirketin haklı nedenle fesih ve tasfiyesini talep ettiği, davalı ...’ın bu talebinin protokolün 9. maddesine aykırı olduğu, yine protokolün 5. maddesinde ... üzerine kayıtlı fabrika binalarını ve arsalarını bir başka kişi ya da kuruma devretmeyecektir denilmiş olmasına rağmen, davalının şirketin mülkiyetindeki ...'daki dükkânı 17.12.2009 tarihinde sattığı, aynı şekilde parke taşı makinesinin satışının davacının bilgisi dahilinde yapıldığı kabul edilse dahi, malların fiilen bölüştürülmüş olması nedeniyle makinanın bedelinin yarısının davacıya verilmesi gerekirken, davalının ödemelerin de cari hesaba mahsuben yapıldığı yönündeki savunmasının ve mahsuplaşmanın da taraflar arasındaki protokol hükümlerinin ihlali niteliğinde olduğu, ayrıca protokol’ün 18. maddesinde “Taraflardan hiçbiri yeni yapılanmada “... Makina” ismini kullanmayacaktır” denilmiş olmasına rağmen, davalı ...’a ait ... Grup Makine San. Tic. A.Ş. tarafından bu ismin kendi adına tescili için başvuruda bulunulduğu, bilirkişi raporunun mali inceleme bölümünde, davalı şirkete ait dükkanın satışından resmi olarak davalı şirket banka hesaplarına 290.000,00 TL geldiğinin, açıktan alındığı ikrar edilen 669.831,69 TL’nin 484.460,28 TL’sinin ... A.Ş.’den gelmiş gibi alacak kayıt edildiğinin, 185.371,41 TL'nin ise hiç hesaplara dahi girmediğinin, kalan 185.371,41 TL’nin içinde Mustafa ... A.Ş.’ye borç ödemesi olduğu iddia edilen 110.551,00 TL’lik kısmın mahsup edildiği düşünülse de, ticari defterlerde ... A.Ş. borcundan düşüldüğünün tespit edilemediğinin, harcama tablosunda ... Bankasında kalan bakiye olarak 85.702,00 TL yazıyor ise de, bankaya yatırılmadan banka hesabında olan bir bedelin harcama/gider olarak kabul edilmesinin zaten söz konusu olmadığının, dolayısıyla davalı şirketin dükkan satışından tabloda yazılı 959.831,69 TL’lik harcamalarında kullandığı bedelin sadece 290.000,00 TL olarak tespit edildiğinin, harcamalarda kullanılan diğer bedellerin ... A.Ş.’den giriş gibi gösterilen bedel ve banka hesaplarında zaten var olan bedelden karşılandığının tespit edildiği ve bu tespitin de varılan sonucu teyit ettiği, davalı ... Makine tarafından ... hesabından 26.06.2009 tarihinde 300.00,00 TL tutarında kredi kullanıldığı, aynı tarihte kullanılan kredinin 299.000,00 TL’sinin ... A.Ş.’ye gönderildiği, kullanılan kredi ...’a gönderildiğinden 299.000,00 TL'nin ...’a borç kaydedildiği, ... kredi ödemelerini yaptığında da ...’a alacak kaydedildiği, ancak söz konusu kredi için ne kadar faiz ödendiği ve faiz tutarının ...’a fatura edilip edilmediğinin tespit edilemediği, davacının ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/512 E. sayılı dosyasına sunmuş olduğu cevap dilekçesinde aynen taksim talebini ileri sürmesine karşılık bu talebinin reddedilmiş olması, verilen ret kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 204/1 hükmü uyarınca kesin delil niteliği taşıması, anılan mahkeme kararıyla ayrıca şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmiş olması, dolayısıyla şirketin malvarlığının tasfiye kuralları uyarınca bölünmesinin gerekmesi, binalarda kat mülkiyetinin ve dolayısıyla da bağımsız bölümlerin olmaması nedeniyle, protokol hükümleri uyarınca fiilen taksim edilen yerlerin davacı adına hükmen tescil edilmesinin hukuken mümkün olmaması ve en önemlisi de protokolün ihlali durumunda cezai şart ödeneceğine ilişkin hüküm bulunması nedenleriyle, davacının sözleşme uyarınca fiilen taksim edilen malların kendi adına tescil edilmesi yönündeki talebi yerinde görülmediğinden asıl davanın reddinin gerektiği; birleşen dava yönünden ise, protokolün 21. maddesinin, “Taraflar, bu protokole mutlak olarak uyacaklar, aksini iddia etmeyecekler, bu Protokol taraflar için mutlak bağlayıcıdır. Bu Protokol’e uymayan, aksine davranan taraf, diğer tarafa, kayıtsız şartsız, herhangi bir itirazda bulunmaksızın 5 milyon ABD doları tazminat ödeyecektir” şeklinde olduğu, ancak aradaki ihtilafın şirket tasfiyesi yoluyla ve şirketler hukuku çerçevesinde çözümlenmesi ve tasfiye edilmesi gerektiğine dair kesin hüküm, şirketin feshine karar verilmiş olması, binalarda kat mülkiyetinin ve bağımsız bölümlerin yokluğu, protokol hükümleri uyarınca fiilen taksim edilen yerlerin davacı adına hükmen tescil edilmesinin hukuken mümkün olmaması karşısında, asıl sözleşmenin geçersiz olduğu, dolayısıyla fer’i bir hak niteliğinde olan protokoldeki cezai şart hükmünün de geçersiz olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, hüküm, asıl ve birleşen davada davacılar vekili ile asıl ve birleşen davada davalı ... vekili tarafından istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda; davacı ... ile davalı ...'ın davalı ... Makina şirketinin %50'şer hissesine sahip ortakları olduğu, taraflar arasında ortağı bulundukları ... şirketinin mallarının fiilen paylaşılması, şirketin kira geliri olan bir şirkete dönüştürülerek marka değerinin korunması amacıyla 07.08.2008 tarihli protokol düzenlendiği, taraflarca ayrıca diğer iki şirketin hisselerinin karşılıklı olarak taraflara devrine ilişkin 08.10.2008 tarihli 1 no'lu, şirkete ait binaların kura ile taraflara tahsisine ilişkin 11.10.2008 tarihli 2 no'lu ve şirkete ait ısıl işlem fırını ve eklentilerinin paylaşılmasına ilişkin 21.12.2008 tarihli 3 no'lu ek protokolün imzalandığı, davacı tarafça; davalının protokole aykırı olarak 16.11.2009 tarihli ortaklar kurulu kararı ile protokolün 9. maddesi uyarınca ...'nin temsil ve ilzamının müştereken gerçekleştirileceğine ilişkin karar alınmış olmasına rağmen, bu kararın ticaret siciline tescilinden kaçındığı, şirkete ait ...'de bulunan taşınmazı 3. kişiye devrederek devir bedelini şirkete ödemediği, şirkete ait parke taşı makinesini 28.04.2011 tarihinde kendisine ait ... İnşaat Makinaları şirketine devrettiği ve devir bedelini ödemediği, şirkete teslim edilmiş çekleri muhasebe kayıtlarında usulsüzlük yaparak üçüncü kişilere devrettiği, protokolün 18. maddesine göre “...” ibaresini kullanması yasak olmasına rağmen, “ ... Grup Makina Sanayi Ticaret A.Ş.” markasının tescili için TÜRKPATENT'e başvuruda bulunduğu, şirketin fesih ve tasfiyesi için ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/512 E. sayılı dosyasında dava açtığının ileri sürüldüğü, davalı tarafından ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/512 E. sayılı dosyasında protokol konusu ... şirketinin fesih ve tasfiyesi istemiyle dava açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonucunda, taraflar arasında ortaklığı yürütemeyecek derecede husumet bulunduğu, mevcut durumda şirket ortağı olan asli müdahil ...'ın kusurlu taraf olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği ve kararın temyiz incelemesinden geçerek 05.11.2020 tarihinde kesinleştiği, davalıya ait ... Grup Makine tarafından ... ibaresinin kullanılması için TÜRKPATENT'e başvuru yapıldığı, davacıya ait ... şirketince yapılan itirazın reddi üzerine bu kararın iptali istemiyle ... 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2015/20 E. sayılı dosyasında dava açıldığı, mahkemece verilen ret kararının istinafı üzerine istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, kararın temyizi üzerine ise Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2017/5439 E., 2019/2119 K. sayılı ilamıyla kararın bozulmasına karar verildiği, yine davacı ... ve ... Makine tarafından davalılar ... ve ... Grup Makine aleyhine, davalının protokole aykırı unvan kullanımı nedeniyle haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve tazminat istemiyle ... 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1048 E. sayılı dosyasında dava açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verildiği, davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddedildiği, kararın temyizi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2018/787 E., 2019/3258 K. sayılı ilamıyla kararın bozulmasına karar verildiği, taraflarca akdedilmiş olan 07.08.2008 tarihli protokolün konusunun, tarafların ortağı bulunduğu şirketin mallarının ve ekipmanlarının fiilen paylaşımı ve taşınmazlarının da taraf ortakların hakim ortağı bulundukları şirketlere tahsisine ilişkin olduğu, protokol ve 3 adet ek protokol kapsamında şirket hisse devirlerinin ve taşınmazların kullanım tahsislerinin yapıldığı, şirkete ait ısıl işlem fırını ve eklentilerinin de paylaşıldığı, asıl davanın konusunun protokole konu şirkete ait taşınmazların aidiyetinin tespiti ve protokoldeki tahsise göre ilgili tarafın mülkiyetine geçirilmesi istemine ilişkin olduğu, ancak protokol konusu şirketin fesih ve tasfiyesine ilişkin ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/512 E. sayılı dosyasında açılan davada verilen fesih ve tasfiye kararının 05.11.2020 tarihinde kesinleştiği, asıl davanın konusuz kaldığı, bu nedenle asıl dava bakımından konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu, yine birleşen davanın, protokol hükümlerine aykırılık nedeniyle cezai şart alacağı istemine ilişkin olduğu, protokolün 21. maddesinde, protokole uymayan, aksine davranan tarafın diğer tarafa 5.000.000,00 USD tazminat ödeyeceğinin hüküm altına alındığı, protokol bir gayrimenkul satışını öngörmediğinden, resmi şekilde yapılmasının zorunlu olmadığı, bu nedenle protokol ve buna bağlı olarak cezai şart hükmü geçerli olup, mahkemenin aksi yöndeki tespitinin hatalı olduğu ancak davalı tarafından ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/512 E. sayılı dosyasında protokol konusu ... şirketinin fesih ve tasfiyesi istemiyle açılmış olan davada, mahkemece şirket ortağı olan dosya davacısı ...'ın kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile şirketin fesih ve tasfiyesine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, bu durumda kusurlu olduğu kesinleşen hükümle tespit edilen davacının, kendi kusuruna dayanarak hak elde etmesinin, bu bağlamda taraflar arasında imzalanan protokole dayalı olarak cezai şart talep edebilmesinin mümkün olmadığı, bu nedenle mahkemece birleşen davanın, protokoldeki cezai şart hükmünün geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin de doğru olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davacı ... ve davalı ... vekillerinin istinaf başvurusunun kabulüne; İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, asıl davada konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davanın reddine karar verilmiş, hüküm, asıl ve birleşen davada davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava, taraflarca akdedilmiş olan protokol hükümleri doğrultusunda protokole konu şirkete ait olup taraflara tahsis edilen taşınmazların ilgili tarafın mülkiyetine geçirilmesi ve ortaklığın giderilmesi suretiyle muarazanın giderilmesi; birleşen dava ise protokol hükümlerine aykırılık nedeniyle cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacı ...'dan alınarak davalı ...'a verilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 16.12.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/2635, K. 2025/7592, T. 16.12.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2025-2635-e-2025-7592-k-0aaded9036b5