Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/1919 E. 2025/7245 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1919
- Karar No
- 2025/7245
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1622 Esas, 2025/186 Karar HÜKÜM : Yeniden hüküm kurularak davanın kısmen kabulü
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının, bir dönem müvekkili şirkette işçi olarak çalıştığını, müvekkilinin "..." isimli bir projesi bulunduğunu ve bu isim altında müşterilerine bazı hizmetler verdiğini, davalının 10.08.2015 tarihinde işten ayrıldığını, yapılan araştırmada davalının işten ayrılmadan önce 15.04.2015 tarihinde ... İletişim Hizmetleri ve Ticaret A.Ş. isimli bir şirket kurduğunun öğrenildiğini, ayrıca davalının işten ayrılmasından bir gün sonra 11.08.2015 tarihinde "..." ibaresinin tescili için marka başvurusunda bulunduğunu, müvekkilinin haberdar olmadığı için marka başvurusuna itiraz edemediğini, davalının başvurusunun kötüniyetli olduğunu, bu tescil başvurusundan önce müvekkilinin anılan markayı kullandığını, müvekkilinin marka üzerinde üstün hak sahibi olduğunu ileri sürerek davalı adına tescilli "... Butik Sunum Atölyesi" markasının tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 20.03.2024 tarihli ıslah dilekçesi ile 89.613,28 TL maddi tazminatın tahsilini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 03.11.2014 - 10.08.2015 tarihleri arasında davacı şirkette çalıştığını, müvekkilinin mesai saatleri dışında tamamen kendi bilgi ve tecrübesine dayalı olarak ... projesini geliştirdiğini, bu hususun davacı tarafından kendisinden istenen bir çalışma olmadığını, ... projesinin içeriği, isim ve logosu dahil olmak üzere tamamının müvekkili tarafından oluşturulduğunu, tüm hakların müvekkiline ait olduğunu, müvekkilinin bu projeyi davacı şirket altında yürütmek istediğini, ancak davacının müvekkilinin işine son verdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya içeriğinden ve tanık beyanlarından davacının sunum hizmetleriyle ilgili projeler bakımından davalıyı tam olarak yetkilendirdiği, üçüncü kişilerle ve müşterilerle davalının görüşmeler ve bağlantılar yaptığı, her ne kadar taraflar arasında yazılı iş akdi ve özellikle rekabet yasağı içeren sözleşme dosyaya sunulmamış ise de, dosya içeriğinden davalının henüz iş akdi son bulmadan önce ... İletişim Hizmetleri ve Ticaret A.Ş. ünvanlı şirketi kurduğu ve iş akdinin sona erdiği gün marka tescil başvurusunda bulunduğu, davalının bu bakımdan davacıya ait markayı bilerek ve kötüniyetli olarak tescil ettirdiği, marka tescilinin kötüniyetli olması sebebiyle tüm sınıflar için hükümsüzlüğüne karar vermek gerektiği, davacı tarafından ... markasının kullanımına dair fotoğraflar, "... . Atölyesi" .tanıtım materyali ile ilgili faturalar sunulduğu, faturalarda sunum bedeli, web sitesi hizmet bedeli, ... hizmet bedeli gibi açıklamalar bulunduğu, faturaların 20 14... tarihli oldukları, bu doğrultuda işveren davacının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/3 hükmü gereğince “...” ibaresinin gerçek hak sahibi olduğu, davacının tazminat talep hakkını dayandırdığı SMK'nın 151/2-b hükmü kapsamında bilirkişi incelemesi yapılarak maddi tazminatın hesaplandığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı adına ... numara ile tescilli “... butik sunum atölyesi” markasının tüm sınıflar için hükümsüzlüğüne ve marka sicilinden terkinine, 89.613,28 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesinin isabetli olduğu, dava açıldığı tarihte yürürlükte olan 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname uyarınca davalının tescilli markasını kullanması markaya tecavüz olarak kabul edilmese de davalının kötüniyetli olması nedeniyle tescilli bile olsa markayı kullanmasının davacının marka hakkına tecavüz oluşturduğu, bu nedenle mahkemece maddi tazminata hükmedilmesinin yerinde görüldüğü, ancak maddi tazminat hesaplanırken bilirkişiler tarafından davalının ortağı ve yetkilisi olduğu şirketin incelenen dönemdeki tüm gelirlerinin hesaplamaya dahil edildiği, "..." markasının kullanılması ile elde edilen gelir tespit edilemediği gibi, markanın gelire etkisinin de belirlenemediği, bu durumda Mahkemece 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca uygun bir maddi tazminatın belirlenmesi gerekirken, davalının yetkilisi ve ortağı olduğu şirketin tüm geliri üzerinden maddi tazminata hükmedilmesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, davalı markasının tüm sınıflar için hükümsüzlüğüne ve marka sicilinden terkinine, 40.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş, karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğü ile maddi tazminat istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-b hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre, davacının maddi tazminat talebi 89.613,28 TL olup Bölge Adliye Mahkemesince davanın kısmen kabulü ile 40.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Davacının temyiz ettiği reddedilen miktar 49.613,28 TL Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL’nin altında kaldığından davacı vekilinin temyiz isteminin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.SONUÇ: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davacıya iadesine, 03.12.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.