Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/1736 E. 2025/6567 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1736
- Karar No
- 2025/6567
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/729 Esas, 2025/60 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/1243 E., 2024/135 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin davalılarla 20.12.2021 düzenleme tarihli, keşidecisinin davacı, lehtarının davalı ... ve cirantasının davalı ... olduğu 575.000,00 USD meblağlı senetten başka bir ticari ilişkisinin bulunmadığını, davalıların bu senedi de danışıklı ve iştirak halinde hileli eylemler neticesinde ve nitelikli dolandırıcılık suçu işleyerek müvekkilinden aldıklarını, müvekkilinin.. ilçesi, ...köyünde oğlu ve gelini ile birlikte yaşadığını, unutkanlığı olan, gözleri iyi görmeyen ve kendi başına da ihtiyaçlarını karşılayamayan 87 yaşında yaşlı ve ayrıca murislerinden kendisine kalan birçok taşınmazı olan bir kişi olduğunu, davalılar hakkında danışıklı hareket ettiklerine dair birçok soruşturma, ceza ve hukuk dosyalarının bulunduğunu, dava konusu senedi hileli eylemlerle müvekkili ...'ın elinden alındığını ileri sürerek davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, arabuluculuk dava şartının gerçekleşmediğini, zamanaşımı, hak düşürücü süre itirazıyla birlikte açılan davayı kabul etmediklerini, senedin müvekkilinin ticari ilişki içerisinde bulunduğu ...'ün borcu sebebiyle alındığını, davacı tarafından açıkça imza inkarı yapılmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı ... cevap dilekçesinde, açılan davayı kabul etmediğini, davacı ile kendisine ait arazinin 11.000.000,00 TL'ye alımı konusunda anlaştığını, tapu devri yapılmadan önce kendisinden parayı alacaklarını söylediklerini, kendisine 575.000,00 Amerikan Doları elden ödeme yaptığını ve tapu müdürlüğünden randevu aldıklarını, tapu devri öncesinde doların çok ciddi düşüşe geçtiğini, davacının dolar düştüğü için yeri satmaktan vazgeçtiğini söylemesi üzerine kendisinin kabul etmediğini, aralarında anlaşmazlık çıktığını, davacıya elden verdiği parayı geri istediğinde ise kendisine davaya konu senedi verdiğini, senedi de bizzat yanında imzaladığını, hatta daha sonra senet bedeli yüksek olduğundan dolayı senet teslim belgesini de imza attığını, diğer davalıyla aralarındaki ticarete karşılık da senedi ...'e verdiğini, borcunu ödeyemediğinden dolayı diğer davalı ...'in senedi icraya koyduğunu savunarak davacının davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, 19.12.2018 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesine eklenen 5/A-1 hükmü uyarınca, ticari davalardan konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat taleplerinde dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmasının dava şartı olduğu, 05.04.2023 tarihinde yürürlüğe giren 7445 sayılı İcra ve İflas Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik yapılmasına Dair Kanun'un 31. maddesi ile bu ibarenin ''para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında'' şeklinde değiştirildiği, ayrıca 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'a eklenen 18/A-1-2 hükmü gereğince arabulucuya başvurulmadan dava açılması halinde davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verileceğinin düzenlendiği, menfi tespit davasının zorunlu arabuluculuğa tabi olmasına rağmen arabuluculuğa başvurulmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş, karar, davacı vekili ile davalı ... vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, karar davalı ... vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı davalı ...'den peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 03.11.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.