Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/897 E. 2024/7021 K. – Asıl Ve Birleşen

Konu: Asıl Ve Birleşen Davada Alacak

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/897
Karar No
2024/7021
Karar Tarihi
Konu
Asıl Ve Birleşen Davada Alacak

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/54 Esas, 2023/524 Karar HÜKÜM : Asıl Dava Kısmen Kabul, Birleşen Dava Ret

Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davada alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı bankanın ... Şubesinde yer alan yatırım hesabının davalı banka personeli tarafından müvekkilinin bilgisi ve rızası dışında kullanılmak suretiyle boşaltıldığını belirterek öncelikle hesapta olması gereken 12.800 lot ... Holding hisse senetlerinin aynen iadesini, bu talep yerinde görülmez ise, 2000 yılı Ocak ayı itibari ile 345.600.000.000,00 TL (345.600 yeni TL) olan zararından fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 45.000,00 TL'nin 18.10.1999 tarihinden itibaren davalıdan tahsilini talep etmiş ve 21.12.2000 tarihli ıslah dilekçesi ile ... Holding hisselerinin şimdilik 45.000,00 TL'lik kısmının iadesi şeklinde talebini ıslah etmiş, birleşen davada ise aynı nedenlerle oluşan 201.400.000.000,00 TL (201.400 yeni TL) zararının davalıdan tahsilini istemiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; harcın eksik yatırıldığını, eda davası açılacak yerde tespit davası açılamayacağını, ıslahın usulüne uygun olmadığını, davacının menkul kıymet alımı için müvekkiline her hangi bir talimatının olmadığını, ayrıca yapılan işlemlerin usulüne uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III.MAHKEME KARARI Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada davacının müşterek hesaba aktarılanlar dışında üçüncü kişilere aktarılan para miktarı ile bu hesapların kimlere ait olduğuna ilişkin yeterli inceleme yapılmadığı, müşterek hesaba yapılan havalelerin tereddüte yer vermeyecek şekilde tespit edilmesi gerektiği ve ... ile ... isimli kişilerin aynı kişiler olup olmadığı ve bu kişiler adına çıkan havalelerin müşterek hesaba girip girmediği, ismi geçen 3. Kişilerin davacı ile arasındaki ilişkinin ortaya çıkarılmasının gerektiğinden bozma ilamı uyarınca ilgili araştırmaların yapıldığ , taraflara beyan süresi verildiği ve akabinde ek raporlar alındığı, davacı beyanı ve nüfus kayıtlarının incelenmesinde ...'ın ve ...'ın farklı kişiler olduğu ancak kardeş oldukları ve dava konusu müşterek hesap sahibinin ... olduğu anlaşıldığı, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre yapılan hesaplamada davacı adına gelen havaleler toplamı 43.900.000.000 ETL, davacı adına giden havalelerin toplamı 20.829.860.000 ETL, ikisi arasındaki farkın (davacının kullanabileceği imkanı (A) 23.070.140.000 ETL, Davacının repo gelirleri 325.685.487 (E) ETL ve sonuç olarak hesap hareketleri (A) + (E) = 23.395,83 TL olarak gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.

IV. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, menkul kıymet alım/satım/saklama sözleşmesine dayalı olarak davacı yanın davalı şirket elemanı aracılığı ile yaptığı hisse senedi alım/satım işlemlerine bağlı olarak aracı kurum nezdinde oluşan hisse senetlerinin aynen teslimi, olmadığı takdirde bedelinin ve meydana gelen zararının tahsili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 317, 319, 21 ve 342 nci maddeleri .

3. Değerlendirme 1.Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.

2.İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de talep uyarınca temerrüt tarihi olan 18.01.2000 tarihinden itibaren avans faizine hükmedilmesi gerekirken yasal faize karar verilmiş olması bozmayı gerektirir.

Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesi ve 5236 sayılı Kanun’un geçici 2 nci maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 5236 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesi ile değiştirilmeden önceki 438 inci maddesinin yedinci fıkrası gereğince mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. V.SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bend uyarınca davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan “ Davacı tarafından açılan asıl davanın kısmen kabulü ile 3.395,83 TL'nin 18.01.2000 temmerrüt tarihinden itibaren değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya ödenmesine” ibaresinin çıkartılarak yerine “Davacı tarafından açılan asıl davanın kısmen kabulü ile, 23.395,83 TL'nin 18.01.2000 temmerrüt tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya ödenmesine” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 02.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/897, K. 2024/7021, T. 02.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2024-897-e-2024-7021-k-69d7fd23c2e0