Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/89 E. 2024/8726 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/89
- Karar No
- 2024/8726
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/158 Esas 2023/1507 Karar HÜKÜM : Asıl ve birleşen davanın reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2014/80 E., 2021/382 K. BİRLEŞEN DAVA : İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2015/198 E. sayılı dosyası Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA 1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkilinin "...", "...", "... GÜVENLİK+ ŞEKİL", "... PATENT LTD.ŞTİ" tescilli markalarının bulunduğunu, ayrıca müvekkilinin şirket ortaklarının iş sağlığı ve iş güvenliği alanında kurulduğu günden beri faaliyet gösteren adına tescilli markaları bulunduğunu, şirket yetkililerinin 03.10.2012 tarihinde "www.eforsgb.com, www.eforisg.com, www.eforişgüvenliği.com" gibi pekçok alan adının tescilini alarak internet sitesi açtığını, iş güvenliği konusunda eğitim ve danışmanlık hizmeti verdiğini, 6331 sayılı yasa kapsamında kalan hizmetlerin bu alanda hizmet veren şirket tarafından verilmesi zorunlu olduğundan davacı şirketin kurulduğunu, davalının ise müvekkilinin bilinirliğinden yararlanmak amacı ile "..." unvanı ile kurulduğunu, aynı sektörde aynı marka ile faaliyet gösteren firmaların marka ve ticaret unvanındaki benzerlik yüzünden birbiri ile karıştırılacağını, bu durumun müvekkilinin markasına ve ticaret ünvanına tecavüz teşkil ettiğini ileri sürerek davalının müvekkilinin ticaret unvanına ve markasına tecavüzünün durdurulmasına, ticaret unvanındaki "..." ibaresinin terkinine, "..." ibaresinin marka, unvan, alan adı, sosyal ağ adı ve benzeri tüm şekillerde kullanımının men'ine, 5.000,00 TL manevi tazminatın ve 1.000,00 TL maddi tazminat olarak dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. 2-Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; müvekkili şirket ortaklarından dava dışı Sibel Gümüş adına tescili yapılan, 2008/75313, 2012/10283, 2013/100810, 2013/59655 no.lu markaların müvekkili şirket ortaklarının kurucusu olduğu ...ye devredildiğini, davalının müvekkilinin 2008 yılında oluşturulan markasından ve 2012 yılında başlayan ticari faaliyetlerinden ve ayrıca ..., .../..., .../..., .../... ve .../..., sosyal ağlarındaki bilinirliğinden yararlanmak için müvekkilinin ticaret ünvanının asıl unsurunu ve adına tescilli markaların asıl unsurunu taşıyan ... ünvanı ile kurulduğunu, aynı sektörde aynı marka ile faaliyet gösteren firmaların marka ve ticaret unvanındaki benzerlik yüzünden birbiri ile karıştırılacağını, bu durumun müvekkilinin markasına ve ticaret ünvanına tecavüz teşkil ettiğini iddia ederek markaya ve ticaret ünvanına tecavüzün tespit ve durdurulmasını, davalının ... ibaresini marka, ticaret ünvanı olarak kullanmasının önlenmesine, davalının ticaret ünvanındaki "..." ibaresinin terkinine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; davacı tarafından belirtilen 4 adet markadan 2008 ve 2012 koruma tarihli markaların, mal ve hizmet sınıflarının müvekkili şirketin mal ve hizmet sınıfından farklı olduğunu, diğer 2013 yılı taleplerinin ise müvekkili şirkettin kurulmasından sonra olduğunu, davacı tarafın 41 ve 42 nci iş kolu ile ilgili tek talebinin de müvekkili şirketten sonra olduğunu, ayrıca marka devir sözleşmelerinin de davalı şirketin kuruluşundan sonra olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde; davacının ... İş Sağlığı ve Güvenliği Ltd. Şti. yönünden ile neticeye varamayacağını anlayınca bu defa davacı ile aynı davayı açtığını, davacının sağlık hizmetleri iş kolu için müracaatını birleşen davadan sonra yaptığını, davacı tarafın aynı iş kolu ile ilgili tek talebinin müvekkil şirketten sonra olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, asıl ve birleşen davada davalının içinde “...” ibaresi geçen ticaret ünvanını asıl davada davacıdan önce tescil ettirdiği, davacının ilk başvurusunun danışmanlık hizmetleri olduğu, iş güvenliği alanında bir faaliyeti olmadığı, iş sağlığı ve güvenliği konularında da faaliyetinin 13.08.2013 tarihli tadille eklendiği, birleşen davacının "... PATENT LTD ŞTİ" şeklindeki, ticari unvanındaki patent ibaresi yapılan işi nitelendirmekle birlikte ticari unvanına ayırt edicilik kattığı, davalı ile iş sahası yönünden bir iltibas oluşturmadığı, davalıdan önce "..." ibaresini ticari unvan olarak seçerek sicile kayıt ettiren birçok firma bulunduğu, davalının unvanında ... ibaresinin başlı başına bulunmasının tek başına davacıların markasına ve ticaret unvanına tecavüz oluşturmayacağı, davacı tarafın emsal gösterdiği ilamlara konu davaların aleyhine sonuçlandığı, birleşen dava davacısının iş güvenliği alanında hizmet vermediği, davalının alan adı oluşturduğu tarihte davacının iş güvenliği ve sağlığı alanında tescilli bir markası bulunmadığı, 45 inci sınıf için patent danışmanlık hizmetinin dahi bu şirkete ait olmayıp, markanın devir suretiyle bu şirkete intikal ettiği, 45 inci sınıfın danışmanlık hizmetlerine ilişkin olduğu, davalının oluşturduğu alan adının davacı ile iltibas yaratmadığı, davalının "com.tr" uzantılı ve davalının ticari unvanının kısaltması suretiyle oluşturduğu alan adının ticari unvanı ile uyumlu olduğu, davacı tarafça dosyaya sunulu fatura örneklerindeki açıklamalarda da, iş sağlığı ve güvenliği alanında "..." ibaresine ilişkin tescilsiz kullanıma ilişkin gerçek hak sahipliği hususunun ispat edilemediği, davacı şirketlerin bir bölünme kararı almadıkları, ... Patent ortaklarının yasa gereği ... İş Sağlığı şirketini kurdukları, 2012/10283 no.lu "..." şekil ibareli marka dava dışı Sibel Gümüş adına tescilli iken asıl davada davacı ... İş Sağlığı ve Güvenliği Ltd. Şti.'ye devredildiği, söz konusu markanın iş güvenliği ve sağlığı kapsamında tescilinin bulunmadığı, asıl dava ve birleşen dava davacılarının sunduğu dava dilekçesi ve deliller ekinde davaların açıldığı tarihten önceye ait davalının marka tevavüzünü kanıtlayan bir kullanım, görsel ya da delil sunulmadığı, internet sitelerinin davalının kendi oluşturduğu görseli ve ayrıca ticari unvanı da görünecek şekilde kullandığı, dolayısıyla bu kullanımın markasal olmadığı davalının dava tarihinden önceki kullanımları gerek ticaret unvan kullanımı gerek alan adı kullanımı tacirin iş kolu ile bağlantılı ve taciri tanıtacak şekilde dürüst ticari kullanım şeklinde oluştuğu gerekçesiyle, asıl davada; ticaret unvanının terkini isteminin reddine, ticaret unvanına tecavüz isteminin reddine, davalının ticaret unvanını tescilli olduğu halden başka surette kullandığı hususu dava açıldıktan yargılama sırasında bilirkişilerce alan adı içindeki kullanımlar ile tespit edilmiş olmakla (23.06.2015 tarihli kullanım) davacının da davasını marka hakkına tecavüzün durdurulması/önleme istemli açtığı ve yargılama sırasında da davacı adına 2013/100810 nolu markanın iş güvenliği ve sağlığı emtia sınıfında asıl davacı adına tescil edilmiş olması gözetilerek davalının ... ibaresini iş güvenliği ve sağlığı alanında markasal olarak tek başına kullanılmasının önlenmesine, dava tarihinden öncesine ait davalının markasal kullanımı ispat edilmediğinden dava tarihinden öncesine ait maddi ve manevi tazminat ve tecavüzün tespiti istemlerinin ayrı ayrı reddine; birleşen davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, birleşen dava yönünden yapılan değerlendirmede, davacı adına iş güvenliği alanında tescilli bir marka bulunmadığı gibi tescilsiz kullanıma dayalı öncelik hakkına dayalı bir kullanımın ispat edilemediği, davalı şirketin tescilinden önce ve davalı şirketin alan adı aldığı tarihlerde davacının iş güvenliği yönünden faaliyetinin bulunmadığı, davalı şirketin tescil tarihinden sonra ana sözleşme değişikliğine gidildiği, dolayısıyla markaya tecavüzden bahsedilemeyeceği; asıl dava yönünden yapılan değerlendirmede, davalı şirketin 09.04.2013 tarihinde, davacı şirketin ise 19.06.2013 tarihinde tescil edildiği, dolayısıyla davalı "..." ana unsurlu ticaret unvanını davacıdan daha önce tescil ettirdiğinden öncelik hakkına sahip olduğu, davacının iş güvenliği sınıfını içeren 2013/100810 sayılı "..." markasının başvuru tarihinin de davalı şirketin tescilinden sonraki tarih olan 10.12.2013 tarihi olduğu, davacı şirketin devraldığı 2012/10283 no.lu "..." ve 2013/59655 no.lu "..." markalarının iş güvenliği sınıfında tescillerinin bulunmadığı gibi devralınan bu 2 markanın yargılama sırasında geçersiz hale geldiği, davalının davadan önce ticaret unvan kullanımı dışında markasal kullanımına rastlanmadığı, bu nedenlerle markaya ve ticaret unvanına tecavüzün söz konusu olmadığı, İlk Derece Mahkemesince dava tarihinden öncesine ait davalı tarafın markasal kullanımının bulunmadığının belirtilmesine rağmen, dava açıldıktan yargılama sırasında bilirkişilerce alan adı içindeki kullanımların tespit edildiği gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulü ile davalının ... ibaresini iş güvenliği ve sağlığı alanında markasal olarak tek başına kullanılmasının önlenmesine karar verildiği, ancak her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukuki duruma göre karara bağlanacağı, bu nedenle İlk Derece Mahkemesince dava tarihinden öncesine ait davalı tarafın markasal kullanımının bulunmaması nedeniyle, asıl davanın tamamen reddine karar vermesi gerekirken, davadan sonra meydana gelen kullanımlar nedeniyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmediği gerekçesiyle asıl davada davacı ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin asıl dava yönünden istinaf isteminin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, karar asıl davada davacı ve birleşen davada davacı vekili vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, marka hakkına ve ticaret unvanına yapılan tecavüzün tespiti, men'i, ref'’i; davalının ticaret unvanından ... ibaresinin terkinini, maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada davacıların temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, 05.12.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.