Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/851 E. 2024/9019 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/851
- Karar No
- 2024/9019
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1668 Esas, 2023/1381 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/479 E., 2021/200 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 1999 yılında Ankara Ticaret Siciline kayıt ile kurulduğunu, kuruluş amacının ilk, orta, lise düzeyinde eğitim yapmak ve üniversiteye hazırlık kursları açmak olduğunu, müvekkilinin "..." ibareli pek çok markasının bulunduğunu, davalı şirketin Antalya’da "... ..." marka ve ticaret unvanı ile eğitim sektöründe faaliyet gösterdiğini, davalının kullanımının müvekkilinin markaları ile iltibas teşkil ettiğini, marka haklarına tecavüz oluşturmasının yanı sıra haksız rekabet de oluşturduğunu ileri sürerek, marka haklarına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ile iddia olunan eylemlerin durdurulmasına, önlenmesine ve giderilmesine, davalının ticaret unvanının terkinine, "...", "... ..." ibaresi yazılı tüm eşya ve iş evraklarına el konulmasına, toplatılmasına, "http://akdenizyukseliskoleji.k12.tr" alan adlı internet sitesine erişimin engellenmesine, Sınai Mülkiyet Kanunu (6769 sayılı Kanun) madde 149 ve 151 uyarınca fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak sureti ile 1.000,00 TL maddi ve 2.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 30.801,47 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin 17.11.2005 tarihinde ... Özel Eğitim ve Öğretim Hiz. İnş. Tur. Taş. Gıda San. Tic. A.Ş. olarak kurulduğunu, eğitim ve öğretim alanında Antalya ili ... İlçesinde ... ... Özel Eğitim ve Öğretim Hiz. İnş. Tur. Taş. Gıda San. Tic. A.Ş. olarak ticaret unvanı değişikliği ile faaliyetlerine devam ettiğini, tanınan bir eğitim kurumu haline geldiğini, ... Kolejinin gerçek sahibinin davacı şirket olmadığını, davacı şirketin ... Kolejinin ününden haksız yararlanmak için 2004 yılında markayı 41. sınıfta kötüniyetli olarak tescil ettirdiğini, kötüniyetli tescil sebebi ile hükümsüzlük davası açıldığını, bu davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacının söz konusu hükümsüzlük davasının açılmasından sonra iş bu davayı açtığını, müvekkili tarafından 2014, 2016 ve 2017 yıllarında da aynı marka başvurularının yapıldığını, başvuruların davacının itirazı üzerine reddedildiğini, davacının müvekkilinin kullanımından haberdar olmasına rağmen sessiz kalmak sureti ile hak kaybına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, SMK'nın 29. maddesi gereğince davalının fiili kullanımlarının davacının markalarından doğan haklarına tecavüz niteliğinde olduğu, davalının eylemlerinin TTK'nın 55. maddesi gereğince aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiği, davalının ticaret unvanının terkini koşullarının oluştuğu, davacının davalının kullanımında olan "http://akdenizyukseliskoleji.k12.tr" alan adlı internet sitesindeki yayınların durdurulması ve bu sitelere erişimin engellenmesi ve terkinini talep etme hakkının bulunduğu, davacı lehine 2.000,00 TL manevi tazminat ile 30.801,47 TL maddi tazminat takdirinin hakkaniyete uygun olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, davalının davacının marka hakkına tecavüz ettiğinin ve eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin durdurulmasına, önlenmesine, davalının marka hakkına tecavüz teşkil eden ticaret unvanındaki "... ..." ibaresinin terkinine, davalı şirket tarafından kullanılan "...", "... ..." gibi davacıya ait markaları içeren tüm eşyaya, tabelaya ve sair iş evraklarına el konulmasına, toplatılmasına, mezkur ürünlerden ... ibaresinin silinmesine, mümkün değil ise imha edilmesine, davalı adına kayıtlı "http://akdenizyukseliskoleji.k12.tr" alan adlı internet sitesine erişimin engellenmesine, 30.801,47 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, 2.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, marka haklarına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men'i, ref'i, maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2.Mahkemece davalının kullanımlarının marka ve tasarım hakkına tecavüzün yanı sıra haksız rekabet de oluşturduğu benimsenerek tescilli marka ve tasarımın kümülatif olarak korunması cihetine gidilmişse de bilindiği üzere kümülatif koruma, bir fikri ürünün birden çok mevzuatın koruma şartlarını aynı anda koruma şartlarını taşıması halinde hak sahibinin her bir yasal düzenlemeye birlikte dayanarak koruma talebinde bulunması ve mahkemelerce de eş zamanlı olarak her bir mevzuat hükümleri ile hak sahibinin tatmin edilmesidir (Cahit, Suluk/(Rauf, Karasu/Temel, Nal, Fikri Mülkiyet Hukuku, Ankara 2022, s. 20-21; Savaş, Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s.9). Diğer bir ifade ile somut davada olduğu gibi markanın izinsiz kullanılmasının hem marka hakkına tecavüz davası, hem haksız rekabet davasına konu edilmesi ve mahkemece de her iki müessese kapsamında taleplerin kabul görmesi kümülatif koruma olarak tanımlanmaktadır. 3.Tescilli haklar bakımından ise ilke olarak sadece ilgili özel düzenleme uygulama alanı bulacaktır. Bununla birlikte özel düzenlemede haksız rekabete ilişkin hükümlerin uygulanacağına ilişkin açık bir hüküm bulunması halinde yine haksız rekabete dair düzenlemelerin de devreye gireceği tartışmasızdır. Somut olay bakımından Dairemizin eski uygulamasına esas teşkil eden mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 57 nci maddesinin beşinci fıkrasında ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalarının iltibasa meydan verebilecek surette kullanılmasının da haksız rekabet hallerinden olduğu düzenlenmişti. Bu kapsamda tescilli marka ve tasarım haklarının bu şekilde kullanılmasının marka ve tasarım hakkına tecavüz ile birlikte haksız rekabeti de oluşturduğu, anılan haklara tecavüz ve haksız rekabetin kesiştiği alanda hem özel hükümler hem de haksız rekabet hükümleri ile kümülatif korunması gerektiği Daire uygulaması haline gelmişti. Başlangıçta kümülatif korumanın benimsenmiş olması, 6762 sayılı Kanunda yer alan bu düzenlemeden kaynaklanmaktaydı. Ancak 1 Temmuz 2012 tarihin de yürürlüğe giren 6102 sayılı Kanunda, 6762 sayılı Kanunda değinilen hükmün yerine getirilen 55 inci maddenin birinci fıkrasının (a) bendinin 4 üncü alt bendinde, "ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları" ibaresine yer verilmemiştir. Anılan iki hüküm karşılaştırıldığında 6762 sayılı Kanunun 57 nci maddesinin beşinci fıkrası "Başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya ticaret işletmesiyle iltibaslar meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalarıyla iltibasa meydan veren malları, durumu bilerek veya bilmeyerek, satışa arz etmek veya şahsi ihtiyaçtan başka her ne sebeple olursa olsun elinde bulundurmak" şeklinde olmasına rağmen, yerine ikame edilen 6102 sayılı Kanun'un 55 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin 4 üncü alt bendi "Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak" şeklindedir. 4.Görüldüğü üzere yeni hükümde "ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları" ibaresine yer verilmemiştir. Bunun temel nedeni, tescilli işletme adı ve ticaret unvanının 6102 sayılı Kanun'un 50 nci ve 53 üncü maddeleri arasındaki hükümlerle düzenlenmesi ve dolayısıyla özel koruma getirilmesidir. 6102 sayılı Kanunun 55 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin 4 üncü alt bendinin gerekçesinde eski hükümden ayrılmanın nedeni "Anılan ayırt edici işaretlere ilişkin karıştırılma koşul, hüküm ve sonuçlarıyla birlikte kendi özel kanun hükmünde kararnamelerinde, yani 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında KHK,'da, 554 sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkında KHK'da, 555 sayılı Coğrafi İşaretlerin Korunması Hakkında KHK'da ve unvanla ilgili olarak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir. Burada tekrar edilmeleri hem gereksizdir, hem de yorum güçlüklerine sebep olmaktadır. Anılan cümle parçalarının burada yer almaları, haksız rekabete ilişkin hükümlerin fikri mülkiyete ilişkin düzenlemelerde kümülatif uygulanması yönünden gerekli görülemez" şeklinde ifade edilmektedir. Bu kapsamda belirtmek gerekirse, kanun koyucunun haksız rekabete ilişkin eski ve yeni hüküm bağlamında anılan gerekçelerle eski hükümden ayrılması ile kümülatif koruma yönünden yukarıda belirtilen özel hükümlerin getirilmesi tescilli marka ve tasarım ile tescilsiz tasarımın tıpkı faydalı model ve patent hakkı gibi sadece 6769 sayılı Kanun kapsamında korunmasını yeterli bulduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle artık, 6102 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten sonraki olaylara dayalı açılan davalarda, tescilli sınai haklar bakımından sadece özel kanun olan SMK hükümleri uygulanabilecek olup TTK'nın haksız rekabet hükümlerinin anılan özel hükümler yanında ve aynı anda uygulanması söz konusu olamayacaktır. Diğer bir ifade ile bu kapsamda kümülatif koruma uygulanmayacaktır (Bkz. NOMER/HELVCI/KAYA, s. 356 vd.; ARKAN, SABİH, Ticari İşletme Hukuku, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü, 30. Bası, Ankara 2024, s.363). 5. Bu açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde, davacı marka hakkına tecavüzün, haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, ref'i taleplerinde bulunmuş, davalı ise tescilli bir markası olduğunu, fiili kullanımlarının davacı markalarına benzemediğini, bu nedenle kullanımlarının da yasal olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Davacının ihlal edildiğini iddia ettiği marka hakkı Türkpatent nezdinde tescilli olup 6769 sayılı Kanun ile getirilen özel hükümlerle haksız rekabet hukukunu da kapsayacak şekilde ve haksız rekabete göre daha üstün koruma getirerek düzenlenmiştir. Davacı bu özel hükümlere de dayanmış olduğundan markanın koruma alanları ile haksız rekabetin koruma alanının kesişmiş olduğu dava konusu olayda yalnızca özel hükümler uygulama alanı bulacak olup, özel hükmün yanında haksız rekabetin uygulanmasını gerektirir herhangi bir kanun hükmü olmadığından, özel kanunla birlikte eş zamanlı olarak haksız rekabet hükümlerinin de uygulanmasının hukuki dayanağı bulunmamaktadır. 6. Hal böyle olunca, Dairemizin daha önceki bazı kararlarında da benimsediği üzere (Yargıtay 11.HD 14.03.2022 gün ve 2019/5189-1852 sayılı, yine 22.04.2021 gün ve 2021/89-3054 sayılı kararları) somut olay bakımından 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ile haksız rekabet hükümlerinin birlikte uygulanmasını gerektiren kümülatif korumanın uygulama alanı kalmadığı gözetilerek haksız rekabetin tespiti, men'i ve ref'ine dair talepler yönünden ret kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bent uyarınca temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 1. bendinde yer alan "Davalının davacının marka hakkına tecavüz ettiğinin ve eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin durdurulmasına, önlenmesine," ibaresinin hükümden çıkarılarak aynı yere "1-Davalının davacının marka hakkına tecavüz ettiğinin tespitine, marka hakkına tecavüzün durdurulmasına, önlenmesine, davacının haksız rekabete ilişkin taleplerinin reddine" ibaresinin yazılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalıya iadesine, 16.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.