Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/830 E. 2024/8810 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/830
Karar No
2024/8810
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1642 Esas, 2023/1484 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/339 E., 2021/234 K. Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2014/46770, 2015/101205, 2016/60219 sayılı ve "...", "... rare&pure", "..." ibareli tanınmış markalarının sahibi olduğunu, davalının 2019/109871 numaralı "... Öyküsü" ibareli marka tescil başvurusuna yaptıkları itirazların nihai olarak reddedildiğini, “...” ibaresinin gerek yurt içinde, gerekse yurt dışında davacı adına tescilli marka olarak korunduğunu, bu markanın davacı tarafından halihazırda su ve maden suyu üretiminde kullanıldığını, dava konusu markanın da 35 inci sınıf altında, davacının markalarının tescilli olduğu 30, 32 ve 33 inci sınıflara giren emtiaların satışı hizmetleri için tescil edilmek istendiğini, markanın “...” ibaresine sadece bir unsur eklenmek suretiyle oluşturulmuş bir marka olduğunu, taraf markalarında ortak olarak yer alan “...” ibaresinin, davalının markasında esas unsur olarak ve markanın başında yer almasının bu ibarenin baskınlığını arttırdığını, davalının “...” markasının tanınmışlığından haksız bir yarar elde edeceğinin açık olduğunu belirterek YİDK kararının iptali ile dava konusu 2019/109871 numaralı “... öyküsü+şekil” ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili cevap dilekçesinde; müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. 2.Diğer davalı vekili cevap dilekçesince; taraf markalarının görünüş, renk, okunuş ve telaffuz açılarından benzer olmadığını, ayrıca taraf markalarında ortak olan bu ibarenin bir coğrafi yer adı olduğundan markasal anlamda kimsenin tekeline verilemeyeceğini, taraf markalarının farklı mal ve hizmetlerde kullanılacağını, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davacının “...” markasının tanınmış marka olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan 35 ve 43 üncü sınıflardaki hizmetler açısından somut olayda tarafların markaları arasında emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliğinin gerçekleştiği, davacının dava konusu markalarında ortak ve esas unsurun "..." ibaresi olduğu, davalının tescil ettirmek istediği markanın ise renk, şekil ve kelime unsurlarını bir arada ihtiva eden ve özel bir yazı karakteriyle yazılmış “... Öyküsü” kelime unsurundan oluştuğu ve şekil unsurlarının, kelime unsuruyla bütünleşik bir biçimde algılandığı, "..." ibaresinin isim tamlamasının içinde geçtiği, bu sebeple esas unsurun "... Öyküsü" tamlaması olarak değerlendirilmesinin gerektiği ve "..." ibaresinin tek başına markaları görsel veya işitsel olarak benzer kılmadığı, "..." ibaresinin toplumdaki genel anlamı gözetildiğinde bu tür zayıf ibareleri marka olarak seçen kişilerin bunun sonuçlarına katlanmak zorunda olduğu, yine davacının "..." ibaresine kullanım sonucunda belirli bir ayırt edicilik kazandırmış olduğunun ispatlanamadığı, davalının başvurusunun, davacı markaları açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği ve markanın itibarına zarar verebileceği kanaatine varılamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 26.11.1999 tarih ve 1999/5790 E.-9590 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, şehir isimlerinin hangi ürünün markası olarak kullanılacak ise onunla birlikte tesciline imkan verilmesinin ve bu suretle tescil engelinin aşılmasının, 556 sayılı KHK'nın yasal düzenlemesinin amacına ve markayı kullanmak isteyenlerin menfaatler dengesine uygun bulunduğu, bu anlamda anılan kararda verilen örnekler olan "İstanbul Şarabı", "Restaurant İstanbul", "Ankara Pazarları" markaları gibi dava konusu "... Öyküsü" ibareli marka başvurusunun tescilinin de mümkün olduğu, bu durumda başvurunun asli ve yardımcı unsurları ile bir bütün halinde ayırt edici niteliğe sahip olduğunun ve ileride tescili gerçekleştiği taktirde, koruma sınırının da ayrı ayrı sözcükler üzerinde olmayıp, işaretin bütününü oluşturan izlenim üzerinde gerçekleşeceğinin kabulünün gerektiği, davalının "Öyküsü" ibaresi ile başvuru markasına davacı markalarına nazaran yeterli derecede ayırt edicilik kazandırdığı, dolayısıyla mahkemece yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizliğin bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali, hükümsüzlük istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı harcın istek halinde ilgiliye iadesine, 09.12.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/830, K. 2024/8810, T. 09.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2024-830-e-2024-8810-k-7e52d8e68feb