Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/810 E. 2024/5840 K. – Tazminat

Konu: Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/810
Karar No
2024/5840
Karar Tarihi
Konu
Tazminat

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/768 Esas, 2023/312 Karar HÜKÜM : Kısmen Kabul Taraflar arasındaki tazminat davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı, davacı vekili, davalı ..., davalı ... mirasçıları vekili, davalı ... mirasçıları tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı Endüstri Holding A.Ş. Yönetici, temsilci ve yandaşlarının kişilerin dini duygularını kullanarak yurt içinde ve yurt dışında para topladıklarını, izinsiz halka arz faaliyetinde bulunduklarını, davalıların aldatıcı faaliyetleri sonucu davalı şirkete toplamda 371.800,00 DM verdiğini, parasının 10 yıl boyunca çekmediği sürece yıllık %18 faiz +kâr payı; 10 yıldan sonra da %20 faiz verileceğinin taahhüt edildiğini, sonrasında parasını geri almak istemesine rağmen muhatap bulamadığını, parasını ortak olma maksadıyla vermediğini, döviz kurundaki dalgalanmalar sebebiyle dava değerini tam olarak belirleyemediğini, maddi ve manevi olarak zarara uğradığını ileri sürerek, şirket ve yöneticilerine vermiş olduğu paranın iadesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, sebepsiz zenginleşme gerekçesi ile şimdilik 12.000,00 TL maddi ve manevi tazminatın, müvekkiline vaat edildiği gibi ilk 10 yıl boyunca %18 faizinin; 10 yıldan sonrası için her yıl %20 kâr payının TL karşılığının yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili, 19.10.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile manevi tazminat taleplerinden feragat ettiklerini, maddi tazminata ilişkin taleplerini 479.705,94 TL yükselterek dava dilekçesinde belirtildiği gibi faiz ve kâr payı şeklinde talep ettiklerini beyan etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, davanın zaman aşımına uğradığını, müvekkilinin davalı şirket yöentimi ile ilişkisinin 2003 yılında sona erdiğini, şirkete verilen paradan dolayı müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davanın belirsiz alacak davası olarak nitelendirilemeyeceğini, ortakların ortaklık payı olarak verdiklerini geri isteyemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı ... cevap dilekçesinde, 2001 yılı Eylül ayında davalı şirketten ayrıldığını, davacıyı tanımadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 3.Davalı ... vekili davanın reddini istemiştir. 4.Davalı ... ve ..., kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemişitr. 5.Davalı ..., davanın reddini istemiştir. 6.Davalı ... mirasçıları, davacının ıslah dilekçesine cevap dilekçesinde, davanın dava ve ıslah tarihi itibarı ile zaman aşımına uğradığını, ...'ın davalı şirkette kısa bir süre bulunduğunu, davacının kurucu ortak ya da sermaye taahhüt eden ortaklardan olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 7.Davalı ... mirasçıları vekili, davanın zaman aşımına uğradığını, ıslah tarihi itibarı ile de zaman aşımının gerçekleştiğini, ...'nun davalı şirkette denetçi olduğunu, şirket ortağı, hissedarı ya da temsilcisi olmadığını, şirkete konulan sermaye payının geri istenemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir. 8.Davalı ... davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Mahkemece Verilen (İlk) Karar Mahkemenin 10.11.2015 tarihli ve 2013/385 E. , 2015/752 K. sayılı kararı ile davacının, davayı adli yardım talepli olarak açtığı, vaki adli yardım talebinin, talepte bulunanın iddiasını dayandırdığı delilleri ve yargılama giderlerini karşılayacak durumunun olmadığını belgelendirememesi sebebiyle reddedildiği, bunun üzerine davacıya eksik gider avansı ve harçları yatırması için iki haftalık kesin süre verildiği, zikredilen ara kararın Münster Başkonsolosluğu aracılığıyla davacıya tebliğinin sağlandığı, Başkonsolosluğun 28.08.2015 tarihinde davacıya bildirim gönderdiği, bildirim tarihinden itibaren 30 gün içinde davacının tebligatı almak üzere Başkonsolosluğa müracaat etmediği, böylelikle 30 günün sonunda 28.09.2015 tarihinde tebligatın yapılmış sayıldığı, ancak davacının verilen kesin süre içerisinde harç ve gider avansının karşılamaması sebebiyle dava şartı noksanlığı giderilmediği, gider avansının dava şartı olduğu gerekçesiyle, davanın dava şartı yokluğu sebebiyle reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir. B. Bozma Kararı Dairemizin 21.01.2019 tarihli ve 2017/1739 E., 2019/532K. sayılı kararı ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 334 üncü maddesi koşullarının oluştuğu anlaşıldığından davacının adli yardım talebinin kabulüne karar verilerek; davacının adli yardım talebinin ilgili prosedür işletilerek kabul edildiği, ancak belli bir aşamadan sonra bu kararın re’sen kaldırıldığı, adli yardım talebinin reddi sonucunu doğuran bu şekildeki bir kararın yine 6100 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde itiraz prosedürü işletilmek suretiyle değerlendirilmesi gerektiği, Mahkemece, bu husus göz ardı edilerek, eksik gider avansının verilen sürede yatırılmaması sebebiyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. C.Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalı ...Ş.'ye (önceki unvanı: Endüstri Holding A.Ş.) 05.02.1998 tarihinde 140.000,00 DM, 05.02.1998 tarihinde 20.000,00 DM, 22.02.1998 tarihinde 32.000,00 DM, 14.03.1998 tarihinde 11.000,00 DM, 30.12.1998 tarihinde 15.000,00 DM, 10.02.1999 tarihinde 10.000,00 DM, 01.01.1999 tarihinde 58.000,00 DM ve 01.01.2000 tarihinde 85.800,00 DM olmak üzere toplam 371.800,00 DM yatırdığı ve karşılığında tahsilat makbuzları aldığı, Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) bir başka dosyaya göndermiş olduğu 14.01.2020 tarihli ve 562 sayılı yazıya göre 3332 sayılı Kanun'un geçici 4 üncü maddesi kapsamında kalan şirketlerin sadece Bera Holding A.Ş., Umpaş Holding A.Ş. ve İttifak Holding A.Ş. olduğu, davalı ... (Endüstri) Holding A.Ş. açısından bu mevzuatın uygulanmayacağı, davalı şirketin kayıtlarının çifte kayıt yöntemi ile tutulduğu, SPK tarafından davalı şirketin yöneticileri hakkında suç duyurusunda bulunulduğu, davalı şirketin SPK denetleme raporlarına göre halka izinsiz arz faaliyetinde bulunduğu, fotokopisi dosyada bulunan davacıya ait hisse senetlerinin nama yazılı olmasına rağmen aslen ve devren iktisap şartlarını taşımadığı, davalı şirketin kurucu ortakları ve sermaye arttırımına iştirak eden pay sahipleri arasında davacının isminin yer almadığı, davalı şirket adına para tahsil etme yetkisine sahip kişiler arasında, bir kısım tahsilat makbuzlarında ismi yer alan Adil Tura'nın da yer aldığı ancak, ... veya ...'ın davalı şirket adına para tahsil eden temsilciler listesinde isminin yer almadığı, davacının davalı şirkete yatırdığı paraların toplamı 371.800,00 DM olup, bunun Euro karşılığının 190.098,32 Euro olduğu ve dava tarihi itibariyle Türk Lirası karşılığının 518.055,94 TL olduğu, davacıya verilen hisse senetlerinin nominal bedellerinin düşülmesinden sonra kalan bedelin 479.705,94 TL olduğu, davalı şirketin, SPK kayıtlarında davacının 01.01.1999 tarihinde 1998 yılında yatırdığı paralardan dolayı 57.923,00 DM kâr payı, 01.01.2000 tarihinde 1999 yılında yatırdığı paralardan dolayı 85.471,00 DM, 01.01.2001 tarihinde 2000 yılında yatırdığı paralardan dolayı 28.600,00 DM değer artışı ve 66.924,00 DM kâr payı tutarı elde ettiği belirtilmiş ise de, bu paralar hakkında herhangi bir işlem yapılmayıp, bu bedellerin davalı şirketin bünyesinde mahfuz olduğu, davalılar tarafından da davacıya kâr payı ödendiğinin iddia ve ispat edilmediği, davacı ile davacı şirket arasında geçerli bir ortaklık ilişkisinin kurulmadığı ve davacının davalı şirkete yatırdığı bedelleri davalı şirket ile yöneticileri olan davalılardan ve denetçi davalıdan yasal şartları da varsa müştereken ve müteselsilen isteyebileceği, bir kısım davalılar tarafından, gerek dava dilekçesinde istenilen maddi tazminat, gerekse ıslah dilekçesi ile arttırılan maddi tazminat yönünden zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazında bulunulmuş ise de, dava konusu ihtilafa uygulanması gereken bir yasal hak düşürücü süre söz konusu olmadığı gibi, davalı şirkete ilişkin SPK denetim raporlarında ortaya çıkan usulsüz uygulamalar ve bilirkişi raporunda açıklanan davalı şirket usulsüz uygulamalar karşısında, davalı şirket yönetiminin uygulamaları haksız fiil olarak değerlendirildiği, zamanaşımı itirazında bulunmanın hakkın kötüye kullanılması teşkil edeceğinden bu savunmanın reddedildiği, davalılardan ..., ..., ..., ... ve ...'ın kim olduğu ve kimlikleri araştırmalara rağmen tespit edilemediğinden ve davacı tarafından da bu davalıların kimlikleri bildirilmediğinden, bu davalılara karşı açılan davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 119 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve ikinci fıkrası gereği açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiği, davalılardan ... Balıkçı, ... ve ...'ın davalı şirketin yönetim kurulu ve denetim kurulu üyeliklerinin bulunmaması nedeniyle kendilerine karşı açılan maddi tazminat davasının pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiği, dava konusu ihtilafa davacının para yatırdığı tarihler (05.02.1998 ila 01.01.2000) itibariyle yürürlükte bulunan mülga 6762 Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) uygulanması gerektiği, 6762 sayılı Kanun'un 336 ncı maddesinin beşinci fıkrası, 337, 338, 339, 359, 309, 341 inci maddeleri gereği kurucu ortak, yönetim kurulu üyesi, denetçi olarak sorumluluğu bulunan diğer davalıların gerek kendi görev yaptıkları dönemde tahsil edilen paralardan, gerekse kendi dönemlerinde tahsil edilmiş olmayıp daha önce tahsil edilen paralar yönünden sorumluluktan kurtulacak şekilde karar, işlem ve eylemleri söz konusu olmadığından, davacının maddi tazminat talebinden müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, sadece davalılardan ...'in sorumluluğunun yönetim kurulu üyesi olduğu tarihle sınırlı olduğu, her ne kadar davacının dava tarihi itibariyle maddi tazminata ilişkin alacağı 518.055,94 TL ise de talepten fazlasına karar verilemeyeceğinden ıslah dilekçesiyle belirtilen 497.705,94 TL tazminata hükmedilebileceği, davanın kısmi dava olması karşısında da 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 107 nci maddesinin ikinci fıkrasının uygulanamayacağı, bu sebeple davacı tarafa talep artırım için hatırlatma yapılmadığı, süre verilmediği, davacı tarafın 18.10.2022 tarihli dilekçesinin ıslah dilekçesi olarak kabul edildiği, davacı tarafın feri nitelikte kâr payı talebinin, kâr payına ilişkin usulüne uygun dava bulunmaması, kâr payının asıl değil fer'i bir talep olarak ileri sürülmesi, tazminat ve alacak taleplerinde temerrüt halinde kâr payına değil, faize hükmedilebilecek olması nedeniyle feri nitelikteki kâr payı talebinin reddedildiği, davacı her ne kadar alacağına ödeme tarihlerinden itibaren faiz yürütülmesini istemiş ve davalı şirketin (ve temsilcilerinin) sorumluluğu haksız fiil sorumluluğu ise de, davacının istendiği an geri alınabileceği inancıyla para yatırması ve bu paranın iadesini davalıdan ne zaman istediğini, geri ödenmeyeceğini ne zaman anladığını ispat edememesi karşısında, haksız fiil (ödeme) tarihinden değil, dava öncesi temerrütün ispat edilememesi nedeniyle faize dava tarihinden, ıslahla artırılan kısım yönünden ise ıslah tarihinden itibaren hükmedilmesi gerektiği, maddi tazminata dava tarihi itibariyle yürütülecek faizin talep gereği yasal faiz olması gerektiği, manevi tazminat talebinden feragat edildiği gerekçesiyle, manevi tazminat davasının bütün davalılar yönünden feragat nedeniyle reddine, maddi tazminat davasının davalılardan ..., ..., ..., ... ve ... yönünden, 6100 sayılı Kanun'un 119 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve ikinci fıkrası gereği açılmamış sayılmasına, davalılardan ... Balıkçı, ... ve ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine, davalılardan Mobella Holding A.Ş. (önceki unvanı Endüstri Holding) A.Ş., ..., ..., ..., ..., ..., davalı ... mirasçıları olan dahili davalılardan ..., ... ve ... ile diğer davalılar ..., ..., davalı ... mirasçıları olan dahili davalılar ..., Semiha ... ..., ... ve ... yönünden kabulüne, davalılardan ... yönünden kısmen kabulüne, 479.705,94 TL alacağın, 1.000,00 TL'lik kısmının dava tarihi olan 10.10.2013 tarihinden itibaren işleyecek, kalan 478.705,94 TL'lik kısmının ıslah tarihi olan 18.10.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (davalılardan ...'in sorumluluğunun asıl alacak yönünden 398.504,58 TL ile sınırlı olması ve ayrıca ... yönünden asıl alacak olan 398.504,58 TL'nin 1.000,00 TL'lik kısmına dava tarihi olan 10.10.2013 tarihinden itibaren, kalan 397.504,58 TL'lik kısmına ise ıslah tarihi olan 18.10.2022 tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi kaydıyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, davacı ...'un, davalılardan ... yönünden fazlaya ilişkin talepleri ile ayrıca yukarıda yazılı bütün davalılar ve dahili davalılar yönünden fer'i nitelikteki fazlaya ilişkin faiz ve fer'i nitelikteki kâr payı taleplerinin reddine karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı asil, davacı vekili, davalı ..., davalı ... mirasçıları vekili, davalı ... mirasçıları temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, ilanen tebligat yapılmasına rağmen bir kısım davalılar hakkında davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin davalı şirkete yatırdığı yabancı paranın karar tarihindeki kur karşılığının dikkate alınmadığını, tahsilat makbuzlarına göre paranın şirkette kaldığı 10 yıl için %18 faiz ve 10 yıldan sonra her yıl için %20 faiz verileceği belirtilmesine rağmen dava ve ıslah tarihlerinden itibaren faize hükmedildiğini, müvekkilinin ana parası ödenmediği gibi 05.02.1998 tarihinden beri faizlerinin de ödenmediğini, manevi tazminat taleplerinden feragat edildiğinden bir kısım davalılar lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davacı asil temyiz dilekçesinde özetle; hakkında davanın açılmamış sayılmasına karar verilen davalılara ilişkin olarak ilanen tebligat yapılmasına rağmen bu durumun dikkate alınmadığını, davalı ...'nın adresi bildirilmiş olmasına rağmen adresine tebligat yapılmadığını, karar tarihindeki döviz kuruna göre karar verilmesi gerektiğini, manevi tazminat talebinden feragat edilmesi nedeniyle bir kısım davalı vekilleri lehine vekâlet ücreti verilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir. 3.Davalı ... mirasçıları vekili temyiz dilekçesinde özetle; alacağın zaman aşımına uğradığını, kısmi dava olarak açılan davada ıslah edilen miktarın da zaman aşımına uğradığını, müteveffanın, ceza dosyasında 1999 mayıs-aralık ayları arasında denetçi olduğuna dair beyanını olduğunu, ceza davasının zaman aşımı nedeni ile düştüğünü, dosya evrakına ve bilirkişi raporuna göre ... tarafından düzenlenmiş bir denetim raporunun olmadığını, şirketin 2000 yılında denetçi olan ... ... hakkında SPK tarafından suç duyusunda bulunulduğunu, hükme dayanak bilirkişi raporunda ve ceza dosyalarında müvekkiline atfedilebilecek bir sorumluluğun bulunmadığının sabit olduğunu, müteveffanın kısa süreli denetçiliği görevinde, para işleri ile ilgili görevinin olmadığını, tahsilatları sağlayanların diğer bir kısım davalılar olduğunu, davacı tarafça 1998 yılında para yatırıldığı ve 10 yıl boyunca şirketten parasını çekmediği sürece vaatler verildiğinin belirtildiğini, müvekkilinin kısa süreli denetçi görevinin olduğu dikkate alındığında, görevde olmadığı tüm sürece ilişkin paradan sorumlu tutulamayacağını, müvekkilinin şirket ortağı ya da temsilcisi olmadığını, davacının varsa bir zararı, bunu ancak şirketten talep edebileceğini, müvekkili hakkında verilen cezanın nitelikli dolandırıcılıktan değil, SPK Kanunu ve Türk Parasını Koruma Kanunu'na aykırılıktan olduğunu, bu cezaya ilişkin maddi tespitler ile işbu davada değerlendirilebilecek kusur arasında bağlantı olmadığını, Mahkemece zarar ile müvekkili arasında kurulan illiyet bağının hatalı olduğunu, 6762 sayılı Kanun'un 337 nci maddesine göre sorumluluktan bahsedilebilmesi için müteveffanın denetçiliğini yaptığı 1998-2000 arası dönemde şirketin yasa dışı eylemine rastlanması gerektiğini, o tarihte de müteveffanın bildirebileceği bir yolsuzluk durumunun söz konusu olmadığını, müteveffanın sadece kendisine gönderilen verileri muhasebeleştirdiğini, hakikate aykırı beyanla hareket etmediğinden 6762 sayılı Kanun'un 339 uncu maddesinin gerekçe gösterilemeyeceğini, davacının zarar müteveffanın kusurlu hareketleri ile oluşmadığından 359 uncu maddenin de uygulanamayacağını, 7194 sayılı Kanun'un 41 inci maddesinin dikkate alınmadığını, davacının para vermekle şirket ortağı olduktan sonra, koyduğu bu sermayeyi şirketten geri isteyemeyeceğini, ... zarardan sorumlu tutulacaksa dahi miktarın hatalı belirlendiğini, 17.10.2000 tarihli genel kurulda ... denetçi seçilmediğinden, dava dilekçesinde para yatırıldığı belirtilen dönemlerden sadece müteveffanın denetçi olduğu döneme denk gelen kısmın 168.000,00 DM olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. 4. Davalı ... temyiz dilekçesinde özetle; alacağın ve ıslah edilen miktarın zaman aşımına uğradığını, davalı şirketteki yönetim kurulu üyeliğinin 2000 yılında sona erdiğini, mahkemece zarar ile fiil arasındaki illiyet bağının hatalı kurulduğunu, görevde bulunduğu süre içerisinde herhangi bir yolsuzluğun tespit edilmediğini, davacı zararının, kendisinin kusurlu eylemleri ile oluşmadığını, kendisine atfedilebilecek bir kusurun bulunmadığını, 7194 sayılı Kanun'un 41 inci maddesinin dikkate alınmadığını, davacının para vermekle şirket ortağı olduktan sonra, koyduğu bu sermayeyi şirketten geri isteyemeyeceğini, davacının toplam zararından sorumlu tutulamayacağını, olsa bile ancak görevde olduğu süreler bakımından sorumlu tutulabileceğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. 5. Davalı ... mirasçıları temyiz dilekçesinde özetle; davadan düşürülen -gerekçeli kararın 4 ve 5. sayfalarının k, l, m, n bentlerinde yazılı- kişilerle aynı durumda olan ... hakknda da ret kararı verilmesi gerektiğini, davacının hisse aldığı 2008 yılında müteveffanın yönetim kurulu üyesi olmadığını, 18.08.2004 tarihli genel kurulda seçilen yönetim kurulunda bulunduğunu, Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/12 E. sayılı dosyasında müteveffanın yer aldığı 18.08.2004 tarihli yönetim kurulu kararının yok hükmünde olduğuna karar verildiğini, müteveffanın 18.08.2004 tarihli yönetim kurulundaki kişilerin oluşturduğu 2005 tarihli kararlar ile seçilen yönetim kurulunun holding yolsuzlukları ile alakalı mahkemelere dilekçe verdiğini ancak numaralarını bilmediklerini belirtmiş, bilahare 03.12.2023 tarihli dilekçesi ile aslında davacının birden fazla kez hisse senedi almadığını, ilk aldığı hisse senetlerinin kârlarının gelen yılda hisseye dönüştürüldüğünü bu hususun SPK'dan sorulması gerektiğini, davacının hisse alımının bulunmadığı 2002-2004 arası birden fazla yönetim kurulu oluştuğu halde davacının aralarında seçilerek sadece beş kişinin davalı gösterildiğini, 2016/316 E. sayılı dosyanın celbi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, sebepsiz zenginleşme iddiasına dayalı alacak davasıdır. 2. İlgili Hukuk 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un 77 vd (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 61vd) maddeleri. 3. Değerlendirme Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı asilin/vekilinin, davalı ..., davalı ... mirasçıları vekili, davalı ... mirasçılarının bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı asilin/vekilinin, davalı ..., davalı ... mirasçıları vekili, davalı ... mirasçılarının yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalılara müştereken ve müteselsilen yükletilmesine, Alınmadığı anlaşılan 427,60 TL temyiz ilam harcı ile 2.107,80 TL temyiz başvuru harcının HMK 339. maddesi gereğince karar kesinleştiğinde adli yardımdan yararlanan temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 11.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/810, K. 2024/5840, T. 11.07.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2024-810-e-2024-5840-k-b768692603fb