Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/807 E. 2024/8666 K. – Alacak

Konu: Alacak

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/807
Karar No
2024/8666
Karar Tarihi
Konu
Alacak

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1405 Esas, 2023/1182 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/682 E., 2023/165 K. Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının maliki olduğu Mersin İli ... İlçesi 183 ada 35 parsel sayılı taşınmaza muz serası yaptırmak amacıyla ... Ekonomi Bankası ... şubesinden kredi kullandığını, müvekkili davacının bu kredi dosyasına kefil olduğunu, davalının ödeme güçlüğüne düşmesi nedeniyle kredi borçlarının müvekkili davacı tarafından ödendiğini, müvekkili davacı tarafından ödenen 328.874,00 TL’nin aradan geçen zaman ve defalarca istenmesine rağmen iade edilmediğini ileri sürerek 328.874,00 TL’nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın iddia ve taleplerinin iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu, müvekkili davalının anılan bankadan serasının yapım ve bakımı için kredi kullandığını, kullanılan bu krediye davacının kefil olduğunu, aralarındaki vekaletsiz iş görme ilişkisine istinaden bu kredinin ödenmesi için müvekkili davalıya ait seradan elde edilen gelirin kullanıldığını, davalının muz sattığı sarartma tesisinden gelen alacakların davacı tarafından tahsil edildiğini, bu paranın kredi taksitlerinin ödenmesi için kullanıldığını, kredinin tasfiyesine kadar para trafiğinin bu şekilde devam ettiğini, akraba olan davacı ile müvekkili davalı arasında taşınmazdan kaynaklı anlaşmazlık yaşandığını, davacının ödediği kredi taksitlerini kendi mal varlığından ödemiş gibi davranarak kötüniyetli şekilde işbu davayı açtığını, davacının kredi bedelini ödeyecek maddi gücünün olmadığını, emekli maaşından başka gelirinin bulunmadığını, icra takibine maruz kaldığını, sonuç olarak davacının müvekkili davalıya ait muzları sattığı tesisten tahsil ettiği paralarla kredi borcunu ödediğini beyan ederek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davacı tarafından, davalıya ait taşınmaza muz serası yapılması maksatlı ... Ekonomi Bankası ... Şubesinden kullanılan krediye kefil olduğunu ancak davalı tarafından kredi taksit ödemelerinin yapılmaması nedeniyle kendisi tarafından ödenen meblağın 328.874,00 TL olup, davalının bu parayı kendisine ödemediğinden davalıdan tahsilene karar verilmesini talep ettiği, Türk Ekonomi Bankası tarafından gönderilen ve davacı tarafından delil olarak dava dilekçesi ile birlikte sunulan banka ekstreleri incelendiğinde davacı tarafından davalının banka hesabına 24.05.2010-28.04.2016 tarihleri arasında sürekli "hesaba para yatırma" açıklaması ile paralar yatırmış ve "hesaptan para çekme" açıklamasıyla da paralar çekmiş olduğu görüldüğü, dolayısıyla havale işleminin, kural olarak bir borç ödeme vasıtası olup, ödeme dekontları içeriğinden aksine yönelik bir açıklama da bulunmadığına göre bu ödemelerin bir borç ödeme ilişkisi olarak kabulü gerektiği, kaldı ki aksini ispata ilişkin yükümlülüğün iddia eden davacıya uhdesinde bulunduğu, her ne kadar davalı taraf kefaletten doğan ilişkiyi inkar etmemekle birlikte banka üzerinde yapılan para transferlerinin davacı tarafla aralarında olan iş ortaklığına bağlı yapıldığını ikrar etmiş ise de; mevcut ikrarın vasıflı ikrar mahiyetinde olup, ispat yükümlülüğü halen davacı uhdesinde bulunduğu, davacının tanık deliline dayanmasına rağmen davanın açılış tarihindeki parasal sınır göz önünde bulundurularak tanık ile ispat edilemeyeceği gibi yemin deliline de dayanılmadığı, bilimsel teknik ve verilere uygun hüküm kurmaya elverişli 27.02.023 tarihli bilirkişi raporu ile; davacı ...'in kefil olduğu 13.10.2015 tarihli 350.000,00 TL tutarlı Genel Kredi Sözleşmesi ile davalı ...'ın kredi kullanmadığının tespit edildiği, davacının davasında haksız olduğu ve davanın reddine karar verilmesi gerekmekte ise de, 14.01.2020 tarih ve 2018/302 Esas, 2020/9 Karar sayılı ilam ile davanın kısmen kabulü ile 20.734,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği ve davalı vekilinin istinaf etmediği, bu durumda davacı lehine usuli kazanılmış hak doğduğu gözetilerek sair itirazların reddi ile davanın kısmen kabulüne, 20.734,00 TL alacağın dava tarihi olan 14.09.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, TEB Genel Müdürlüğünün 12.12.2022 tarihli cevabi yazısı ve 27.02.2023 tarihli bilirkişi raporunda belirtilen hususlar ile davacı lehine usuli kazanılmış hak gözetilerek verilen ilk derece Mahkemesi kararında isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, kefaletten kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı harcın istek halinde ilgiliye iadesine, 04.12.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/807, K. 2024/8666, T. 04.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2024-807-e-2024-8666-k-e99c544763b0