Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/532 E. 2024/8330 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/532
- Karar No
- 2024/8330
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1410 Esas, 2023/1260 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/164 E., 2021/176 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "..." ve "..." ibareli markaların sahibi olduğunu, davalının 2019/38001 sayılı ve "... ..." ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazın davalı ... Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa markaların iltibas oluşturacak derecede benzer olduğunu, markalar arasında idari ve ekonomik bağlantı bulunduğu çağrışımı uyanacağını, markaların kapsamındaki emtia listelerinin de benzediğini, müvekkilinin markasının tanınmış marka olduğunu, başvurunun kötü niyetli olarak yapıldığını ileri sürerek YİDK'nın kararının iptaline, 2019/38001 sayı ile tescil başvurusu yapılan markanın tüm sınıflar yönünden iptaline, tescil edilmesi halinde hükümsüz sayılmasına ve marka sicilinden terkinine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2.Diğer davalı şahıs vekili cevap dilekçesinde; markalar arasında ortak unsur konumunda olan "..." ibaresinin başvuruya konu mallar açısından ayırt edici niteliğinin görece olarak düşük olduğunu, başvurunun farklı unsurlar da içerdiğini, iki markanın bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalının "... ..." ibareli marka başvurusu ile davacının "..." ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, her iki markada bulunan "..." ibaresi markasal ayırt ediciliği çok düşük seviyede olduğu gibi günlük konuşma dilinde nezaketli hitap ifadesi olarak yaygın kullanıldığı, diğer yandan davalının ad ve soyadının da başvuru markasını bütünüyle davacı markasından uzaklaştırdığı, ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma süresi içinde, davalının "... ..." ibareli başvuru markasını gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının "..." ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, başvuru konusu işaret ile davacı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısının da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca iltibasın bulunmadığı, dava dilekçesinde geçen 2006/57048, 2018/78396, 2000/18312 ve 2006/62930 sayılı markalar açısından da yukarıda anlatıldığı şekilde hükümsüzlük açısından iltibas koşullarının oluşmadığı, 2006/05214 sayılı tasarım yönünden de görsel benzerlik oluşmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden tanınmışlık koşulunun da gerçekleşmediği, dava konusu marka açısından kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiasının da kanıtlanmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun içerdiği diğer ibarelerle birlikte davacının itiraza mesnet markalarından yeterince farklılaştığı, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21.03.2023 tarih ve 2021/7225 E.-2023/1727 K. sayılı kararında "..." ve "DOK ..." ibarelerinin, 17.10.2022 tarih ve 2021/3295 E.-2022/7041 K. sayılı kararında ise "..." ve "..." ibarelerinin benzer bulunmadığı, taraf markaları benzer olmadığından davacının itirazına mesnet markaların tanınmış olup olmadığının tartışılmasının sonuca etkili olmadığı, başvurunun kötüniyetli olarak yapıldığının da kanıtlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali ile markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi. 3. Değerlendirme Davacının "..." ve "..." ibareli markaları mevcut olup, davalı şahıs "... ..." ibareli marka başvurusunda bulunmuştur. Mahkemece mesnet markalar ile başvuru markası arasında iltibas ihtimalinin bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiş, davacı vekilinin istinaf talebi Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmiştir. 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası hükmüne göre, markalar arasında karıştırılabilecek ölçüde benzerlik bulunup bulunmadığının tespiti yapılırken markalar görsel, işitsel ve kavramsal özellikleri bir bütün olarak dikkate alınmalıdır. İlk Derece Mahkemesince, taraf markaları arasında görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede benzerlik olmadığı sonucuna ulaşılmışsa da, başvuru markasında “...” ibaresinin bulunduğu, davacının mesnet markasındaki bu ibarenin başvuru markasına unsur yapıldığı ve dolayısıyla taraf markaları arasında görsel ve sescil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu anlaşılmıştır. Bu itibarla, İlk Derece Mahkemesince taraf markalarının görsel ve sescil olarak iltibasa neden olacak derecede benzer olduğu dikkate alınmaksızın yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. VI. KARAR A Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.