Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/5247 E. 2025/4235 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/5247
Karar No
2025/4235
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1318 Esas, 2024/1145 Karar HÜKÜM : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/554 E., 2021/75 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin, dünyaca ünlü "... ...", "... ..." "..." ve "..." markalarının sahibi olduğunu, müvekkilin hak sahipliğinin, Türkiye'de, "... ..." ve "..." markaları için kaydedildiğini, söz konusu karakterin birçok farklı ülkede eser olarak da tescilinin sağlandığını, ayrıca, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından "... ... ..." ibareli ... numaralı markanın tanınmış marka olduğuna karar verdiğini, müvekkili şirketin tescil koruması altında olan haklarının, davalı tarafından kuyumculuk eşyaları üzerinde kullanılmak suretiyle ihlal edildiğini, bu durumun, İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2018/216 Değişik İş sayılı dosyasında yapılan tespit neticesinde düzenlenen bilirkişi raporu ile de sabit olduğunu, tespit öncesi davalıdan numune ürün satın alındığını, davalı tarafın, müvekkili şirkete ait olan ibareyi kolye ucu, küpe ve yüzüklerde izinsiz olarak kullandığını, sattığını veya satışını teklif ettiğini, bu fiilleriyle 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nu (SMK) ihlal ettiğini, marka hakkına tecavüz oluşturan işareti taşıyan ürünleri ticarette kullanmanın marka hakkına tecavüz sayılan hallerden olduğunu, davalının haksız fiili dolayısıyla müvekkilinin zarara uğradığını, tanınmış bir marka ihtiva eden ürünlerin, müşteriler tarafından talep edilebilirliğinin daha yüksek olduğunu, müvekkili lehine maddi tazminata hükmedilmesi durumunda SMK'nın 151/4 hükmü uyarınca makul bir payın talep edilen miktara eklenmesinin talep edildiğini ileri sürerek davalının eylemlerinin, müvekkili şirketin marka haklarına tecavüz ettiğinin tespitine, men'ine ve sona erdirilmesine, davanın niteliği itibariyle belirsiz alacak davası olması sebebiyle dosyanın durumuna göre attırılmak üzere müvekkili lehine 100,00 TL maddi tazminata, markanın tanınmış marka olması ve satışlara etkisi de göz önüne alınarak 4.000,00 TL manevi tazminata, müvekkiline ait markanın kötü ve uygun olmayan bir şekilde kullanılması sebebiyle 4.000,00 TL itibar tazminatına, İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2018/216 Değişik İş numaralı dosyasında yapılan masraflarla birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin ... Sokağı üzerindeki dükkanında 16 adet kuyumculuk ürününün üzerinde "... ..." markanın benzerinin kullanılmış olduğu tespit edilmekle birlikte bahse konu ürünlerin müvekkili tarafından üretilmediğini, satış için tezgahta hazır tutulan ürünler olmadığını, hiçbirinin satışının yapılmadığını, ürünlerin müvekkilinin işyerine konsinye çalıştığı kişilerce inceleme yapılmak üzere getirilen ürünler olduğunu, bilgilenmiş ve ... ... markası bir ürün almak isteyen müşterinin, dava konusu basit küpeleri ... ... markası zannetmeyeceğini, bilinçli tüketicinin sıradan tüketici değil, hangi markayı almak istediğini bilen ve markayı tanıyan tüketici olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Değişik iş dosyasına sunulan ve ayrıca bilirkişi heyetinden alınan raporda davacı adına tescilli “... ...” markaları ile dosya içerisinde detayları bildirilen kullanımların nihai tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet verecek kadar benzerlik arz ettiğinin değerlendirildiği, bu tespit ve değerlendirmeler dikkate alındığında markaya tecavüz şartlarının oluştuğu, davacının SMK'nın 150/2-(c) hükmü kapsamında muteber bir lisans anlaşması yapılsaydı ödenecek lisans bedeli üzerinden tazminat talep ettiği ancak sunmuş olduğu emsal lisans sözleşmelerinin 10 yıl önceki sözleşmeler olması ürün cinsi süresi ve lisans bedeli gibi bilgiler içermemesi sebebiyle incelemeye esas olmadığı, emsal dosyalarda İstanbul Ticaret Odası tarafından emsal kullanımlarda %15 emsal lisans oranının olabileceğinin değerlendirildiği, yine davalı satışlarında elde ettiği kazançta davaya konu markaların ne miktarda etkili olduğu hususunun tespitinin mümkün olmadığı dikkate alındığında davacının tazminat talebinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50. maddesi gereği takdiren belirlenebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının markaya tecavüze yönelik açmış olduğu davanın kabulü ile; davalının eylemlerinin davacıya ait markaya tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, davalının markaya tecavüze yönelik eylemlerinin durdurulmasına, önlenmesine, sona erdirilmesine, maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile takdiren 4.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 3.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm taraflarca istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı adına tescilli “... ...” markaları ile dosya içerisinde detayları bildirilen kullanımların nihai tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet verecek kadar benzerlik arz ettiği, bu tespit ve değerlendirmeler dikkate alındığında markaya tecavüz şartlarının oluştuğu, bu nedenle tecavüze dayalı taleplerin kabulüne ve yazılı şekilde tazminata karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak, değişik iş dosyasında yapılan yargılama giderlerinin eldeki davada yargılama giderlerine dahil edilerek, kabul ve red oranına göre taraflar arasında paylaştırılması gerekirken, bu yönde bir hüküm kurulmamış olmasının yerinde görülmediği gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulüne İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalının eylemlerinin davacıya ait markaya tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, davalının markaya tecavüze yönelik eylemlerinin durdurulmasına, önlenmesine, sona erdirilmesine, davacının maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile takdiren 4.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 3.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, men'i, sonuçlarının ortadan kaldırılması, maddi ve manevi tazminat ile itibar tazminatı talebine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Mahkemece, davacının markaya tecavüzün tespiti, meni ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, maddi ve manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne karar verilmiş olup, davacının dava dilekçesinde açıkça talep ettiği gibi İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2018/216 Değişik İş numaralı dosyasında yapılan masrafların da davalıdan tahsiline karar verilmiştir. HMK'nın "Yargılama Giderlerinin Kapsamı" başlıklı 323/1-(ç) bendi gereğince hukuki koruma tedbirleri nedeniyle yapılan giderler de yargılama giderleri kapsamındadır. Tespit dosyasındaki yargılama giderleriyle birlikte delil tespitinin yapıldığı 2018 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin (AAÜT) İkinci Kısım-Birinci Bölüm 1. maddesinde yazılı delil tespiti için öngörülen vekalet ücretinin de yargılama giderlerine dahil edilmesi gerekirken, mahkemece bu hususta bir karar verilmemiş olması doğru olmayıp bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalının Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (7/h) numaralı bendinde yer alan “ olmak üzere toplam 1.300,20-TL'nin ” ibaresinin çıkartılarak yerine “ile 2018 yılı AAÜT İkinci Kısım-Birinci Bölüm 1. maddesinde yazılı delil tespiti için öngörülen 485,00 TL vekalet ücreti olmak üzere toplam 1.785,20 TL'nin ” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine, davacıdan peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 17.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/5247, K. 2025/4235, T. 17.06.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2024-5247-e-2025-4235-k-1d26d8cef82d