Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/511 E. 2024/8639 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/511
Karar No
2024/8639
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/490 Esas, 2023/1619 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/585 E., 2020/156 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde ; davalının, müvekkili şirket hakkında haksız olarak davaya konu icra takibini yaptığını, müvekkilinin davalıya borcunun bulunmadığını, takibe dayanak olarak müvekkili lehine garanti kapsamında kullandırıldığı iddia edilen teminat mektuplarının gösterildiğini, Bankacılık Kanunu'nun krediler başlıklı 48 inci maddesinde teminat mektuplarının kredi sayıldığını, bu nedenle teminat mektuplarının şirketi temsile ve borçlandırmaya yetkili kişiler tarafından davalı banka tarafından düzenlenen genel kredi sözleşmesine imza atılması durumunda müvekkilinin bağlayıcı belge olma özelliğini kazanabileceğini, teminat mektuplarının verildiği tarihte şirketi temsil ve ilzama ... ve ...'ın müştereken yetkili olduğunu, oysa takibe ve davaya konu teminat mektuplarının verildiği tarihteki sözleşmenin müvekkili şirketi temsile ve ilzama yetkili kişiler tarafından imzalanmadığını, ortada genel kredi sözleşmesinin dahi bulunmadığını, davalı bankanın Buca Şubesi yetkililerinin ve şube çalışanlarının usulsüzlük yaparak teminat mektuplarını düzenlediğini, bu nedenle davalının mektupları düzenleyen çalışanlarını işten çıkardığını, banka kayıtlarında teminat mektupları ile ilgili hiçbir kayıt dahi bulunmadığını, bu durumun şirketin eski sahipleri ve yetkililerince şirketi devralan müvekkillerinden gizlendiğini, mektupların şirket defterlerinde de gösterilmediğini, müvekkili şirketin usulsüz şekilde borç altına sokulduğunu, davalının geçerli bir kredi sözleşmesi olmadığını bildiği halde usulsüz takip yaptığını belirterek davacının davaya konu icra dosyasından davalıya borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptaline ve davalının kötü niyet tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili bankanın Buca Şubesi tarafından davacı şirket lehine ... Belediyesi Muhtarlık İşleri Müdürlüğüne hitaben 05.01.2015 tanzim tarihli 420.000,00 TL tutarlı kesin teminat mektubu ile ... Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğüne hitaben 23.12.2015 tanzim tarihli 260.000,00 TL kesin teminat mektubu ve ... Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğüne hitaben 31.12.2015 tanzim tarihli 600.000,00 TL tutarlı kesin teminat mektubu düzenlenip kullandırıldığını, muhatap kurumlar tarafından süresinde tazmin talebinde bulunulduğu için müvekkili bankanın üzerine düşeni yerine getirip teminat mektuplarını nakde çevirerek muhatap kurumlara ödediğini, bu nedenle davacı şirketin müvekkili bankaya borçlandığını, borcun ödenmemesi üzerine davalıya İzmir 24. Noterliği'nce keşide edilen 15.01.2019 tarih ve 01137 yevmiye nolu ve 05.02.2019 tarih ve 03115 yevmiye nolu muacceliyet ihtarı ve hesap özetinin tebliğ edildiğini, ödeme yapılmaması üzerine alacağın muaccel hale geldiğini, alacağın tahsilini teminen bu davanın konusu olan ... Belediyesi Muhtarlık İşleri Müdürlüğü'ne hitaben 05.01.2015 tanzim tarihli 420.000,00 TL tutarlı kesin teminat mektubu ve ... Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğüne hitaben 23.12.2015 tanzim tarihli 260.000,00 TL kesin teminat mektuplarına ilişkin icra takibi yapıldığını, davalının her iki dosyaya yasal süre içinde itiraz etmediğini, yalnız bu davanın konusu olan icra dosyası için tam yedi ay sonra menfi tespit davası açtığını, davacının davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını, bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzenini korumayacağını, davacının şirketin eski yetkililerinin şirketi devralan kişilerden dava konusu teminat mektuplarını gizlediğine ilişkin iddiasını kabul etmediklerini, 11.11.2016 tarihinde yapılan hisse devri ile ...'ın şirketin tek ortağı ve yetkilisi olduğunu, adı geçen yetkilinin teminat mektuplarına ilişkin tazmin taleplerinin yerine getirilmesi konusunda Bornova 4. Noter aracılığıyla müvekkili bankaya 08.01.2019 tarihinde ihtarname gönderdiğini, bu nedenle teminat mektuplarından haberdar olunmadığı ve şirketin usulsüz olarak borca sokulduğu yönündeki iddianın dayanaktan yoksun ve kötüniyetli olduğunu, şirket devri sırasında şirketin borçlarının gizlenmesinin iç ilişkiye ilişkin bir durum olup dava ile ilgisinin bulunmadığını savunarak davanın reddine ile davacı aleyhine tazminata hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 08.01.2019 tarihli ihtarname örneği, icra dosyası örneği ve davacı şirkete ait ticaret sicil kayıt örnekleri ile taraflar arasında davaya konu teminat mektuplarının düzenlenmesi konusunda bir sözleşme yapılmadığı, ancak davaya konu teminat mektupları ile dava dışı teminat mektubunun davalı banka tarafından düzenlenerek davacı şirkete teslim edildiği, davacı şirketin teminat mektuplarını muhatapları olan kurumlara ihaleye katılmak için teslim ettiği, muhatap kurumlar tarafından dava dışı teminat mektubu ile davaya konu 420.000,00 TL bedelli teminat mektubunun takip tarihlerinden önce tazmin talebinde bulunulduğu ve davalı tarafça davaya konu 420.000,00 TL bedelli ve dava dışı 600.000,00 TL bedelli teminat mektupları bedelinin icra takiplerinden önce muhatap kurumlara ödendiği, davalı tarafça icra takibinden önce her üç teminat mektubu bedelinin ödenmesi konusunda ihtarname tebliğ edilmesine rağmen davacı tarafın teminat mektubu bedellerini ödemediği, bunun üzerine davalı tarafça davacı hakkında her üç teminat mektubu için iki ayrı icra takibi yapıldığı, dava konusu icra takibi ile dava dışı icra takibinin yasal süre içinde davacı tarafça itirazda bulunulmaması nedeniyle kesinleştiği, davacı tarafça taraflar arasında teminat mektuplarına ilişkin sözleşme yapılmadığı, düzenlendiği tarihte şirketi temsile yetkili kişilerin teminat mektuplarının düzenlenmesi konusunda bir taleplerinin olmadığı, mektupların davalı tarafından paraya çevrilip davacının borçlandırıldığı bu nedenle teminat mektubu bedellerinin talep edilemeyeceği iddia edilmiş ise de; teminat mektuplarının davacı şirket tarafından, davalı bankadan alınıp ihale hükümleri gereği muhatap kurumlarla yaptığı sözleşmelerin teminatı olarak muhatap kurumlara teslim edilmesi karşısında davacı tarafın teminat mektuplarının düzenlenip kendilerine teslimi konusunda rızasının bulunmadığından söz edilmesinin mümkün olmadığı gibi teminat mektupları nedeniyle ticari bir hak ve yarar elde ettiği, mektupların düzenlenmesinde birtakım sözleşme ve imza eksikleri olsa dahi mektupları davalı bankadan alarak muhatap kurumlara teslim ederek yapılan işleme ilişkin rızasını açıkça ortaya koyduğu, bunun yanında mektupların bedellerinin ödenmesi konusunda davalı bankaya 08.01.2019 tarihli ihtarname dahi keşide ettiği dikkate alındığında 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesi gereği kötüniyetin kanun tarafından korunmasının mümkün olamayacağına ilişkin düzenleme ışığında davacı tarafın teminat mektuplarından sorumlu tutulamayacaklarına ilişkin savunmasına değer verilmesinin mümkün bulunmadığı, davacı tarafın teminat mektuplarının şirket defter ve kayıtlarına işlenmediği, şirketin eski sahiplerinin teminat mektuplarını şirketin yeni sahiplerinden gizlediğine ve bu nedenle davacı şirketin sorumlu tutulamayacağına ilişkin iddiasının davacı tarafın aktif ve pasifini ilgilendiren her hareketi kaydetmesine yönelik yasal görevini yerine getirmemesinden dolayı kendi kusurundan kendisine bir hak çıkarmasının mümkün olmadığı gibi teminat mektuplarının yeni ortaktan gizlendiği iddiasının ancak şirketi devreden ve devralan ortaklar arasında uyuşmazlık ve tazmin konusu olabileceği, bu iddianın davalı bankaya karşı ileri sürülemeyeceği dikkate alınarak davacı tarafın borçlu olmadığına ilişkin ileri sürdüğü iddia ve gerekçelerin haklı yasal nedenler olarak kabul edilmesinin mümkün bulunmadığı gibi davaya ve takibe konu teminat mektuplarından davalıya borçlu olmadığına ilişkin iddiasını usul ve yasaya uygun delillerle kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV.BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, icra takibine konu 420.000,00 TL bedelli kesin teminat mektubuna dayalı olarak yapılan icra takibi nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, alınmadığı anlaşılan 427,60 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 04.12.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/511, K. 2024/8639, T. 04.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2024-511-e-2024-8639-k-e50cf36bd52c