Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/487 E. 2024/8686 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/487
- Karar No
- 2024/8686
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1377 Esas, 2023/1524 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/373 E., 2023/255 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalı şirketin sahibi ..., ... Yapı Tahhüt San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye yarı yarıya ortak iken, müvekkili davalı şirketteki hisselerine karşılık olmak üzere, halihazırda ortaklıklarının bir parçası olan ve tasarruflarında bulunan Mevlana Mah. Papatya Cad. 1626 Ada, 2 Parsel, .../Kayseri adresindeki inşaat halindeki binadan, 13 Daire ve 1 Dükkan almaya razı olduğunu ve %50 hissesini taraflar arasında akdedilen 24.08.2017 tarihli şirket devri sözleşmesi şartları dahilinde ...'ye devir ettiğini, bu devirle birlikte ... davalı şirketin tek sahibi durumuna geldiğini, 28.04.2017 tarihli şirket hisse devri sözleşmesi incelendiğinde, tarafların artık bu devir sebebiyle birbirlerinden herhangi bir alacak iddialarının kalmadığı görüleceğini, müvekkilinin davalı şirketin hissedarı olduğu dönemlerde, Mevlana Mah. Papatya Cad. 1626 Ada, 2 Parsel, .../Kayseri adresinde bulunan inşaatin yapımı sebebiyle şirketin ihtiyacına bianen zaman zaman davalı şirkete nakit emanet paralar verdiğini, ve bu emanet paralar şirketin resmi defterlerine muhasebe tekniği 331 usulüne uygun işlendiğini, zaman içerisinde taraflar arasında ortaklığın son bulması ve müvekkilinin 28.04.2017 tarihinde sözleşme ile şirket hisselerini diğer hissedar ...'ye devretmesinden bir müddet sonra, müvekkili ortaklığa getirmiş olduğu ve şahsi olarak alacaklısı konumunda bulunduğu para miktarını talep etmesi üzerine bahse konu sözleşme hiç bir şekilde tarafların ortaklığa getirmiş bulunduğu şahsi alacaklı kapsamıyor olmasına rağmen, davalı şirket sahibi işbu sözleşmenin tüm alacak ve borçları kapsadığı bahanesi ile borcunu ödemeye yanaşmadığını, hissesini 28.03.2017 tarihinde devretmiş olmasına rağmen ve şirket devir sözleşmesinin tarihinin de 28.04.2017 olmasına karşın müvekkilinin davalı şirketin muhasebe kayıtlarına göre 331 ortaklara borçlu hesabından olan şahsi alacağının, 2017 yılında devam eden aylar boyunca, 2018 yılında ve 2019 yılındaki ticari defter kayıtlarında devam etmesine rağmen, taraflarınca Kayseri 1. Noterliğinin 30.01.2020 tarih ve 02202 yevmiye nolu ihtarı ile 408.511,85 TL alacaklarının olduğu zannı ile çekmiş oldukları ihtar üzerine, 2019 yılı ticari defter kayıtların da gözüken 408.511,85 TL alacağın 27/02 Tarihli sözleşme gereği açıklaması ile kapatmış olduğunu, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla, şimdilik 100,00 TL alacaklarının ödeme tarihi itibariyle işleyecek ticari reeskont faiziyle birlikte taraflarına ödenmesini, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı dilekçesinde dava değeri olarak 100,00 TL belirttiğini, ancak dilekçesinin içerisinde 675.011,85-TL olarak alacak tutarı belirtildiğini, dava dilekçesi ve harçlandırma evraklarından anlaşılacağı üzere davacı taraf iş bu davayı 100,00 TL üzerinden açtığını, bu durumda davacının eksik harç ile dava açmış olduğunu, eksik harcın ikmali gerektiğini, eksik harç ikmal edilmeden davaya devam edilmesi mümkün olmadığını davanın usulden reddi gerektiğini, işbu davaya konu olan uyuşmazlık için zamanaşımı süresi geçmiş olduğunu bu hususun mahkemece dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davanın yetkili yerde ikame edilmediğini, davanın usulden reddini talep ettiklerini, davacının müvekkiline ait şirketten, şirket devir sözleşmesinde yer alan 13 daire ve 1 dükkan dışında başkaca bir alacağının bulunmadığını, davacı ... tarafından kabul ve beyan edildiğini ve bu sözleşmenin tanıklar huzurunda akdedildiğini, taraflar arasındaki ortaklığın sona ermesine ilişkin tüm hususları tek tek ihtiva eden bir sözleşme hazırlandığını, taraflar taşınmazın devrindeki tapu masrafları dahil olmak üzere bir çok hususu belirlemişlerken davacının şahsi alacaklarına ilişkin düzenlemeye yer verilmemesi hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının müvekkili şirketten böyle bir alacağı var idi ise bunun hayatın olağan akışına göre sözleşmenin akdedildiği esnada belirtilmesi ve sözleşmeye ilave edilerek karşı tarafın yükümlü hale getirtilmesi gerekeceğini, müvekkili şirket yetkilisi ... ile davacı taraf arasında tarafların birbirlerinden emanet para alacağından kaynaklı olarak Kayseri 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/399 Esas sayılı dosyası ile dava ikame edildiğini (kaldırma sonrası yeni esas 2022/57) işbu davada alınmış olan bilirkişi raporu ile açıkça davacı yanın şirketten herhangi bir alacağı kalmadığı tespit edildiğini, davacının 30.01.2020 tarih ve 02202 yevmiye nolu ihtarına cevaben 10.02.2020 tarihli ve 03232 yevmiye nolu ihtarnamelerinde belirttikleri üzere davacı müvekkili şirketi her türlü şahsi ve ticari alacaklar bakımından ibra ettiğine dair müvekkili şirketle ibranameler düzenlendiğini davacı yanın müvekkil şirketten herhangi bir nam adı altında alacağı bulunmadığını belirterek haksız ve hukuka aykırı davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, her ne kadar davacı tarafça davalıdan şahsi alacaklı olunduğu belirtilerek dava açılmış ise de, delillerin toplanmasından sonra bilirkişi heyetinden 28.11.2022 tarihli rapor alınmış olup raporda, davacının davalıyı ibra etmesi nedeni ile sözleşme gereğince davacı alacağının kalmadığı, hisse devri anlaşmasında tapu devirlerinden sonra başka alacağın bulunmadığına ilişkin kaydın olduğu belirtilmiş olmakla raporun denetime elverişli ve hükme esas alınabilecek nitelikte olması nedeni ile rapora itibar edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, davacı tarafın söz konusu istinaf sebepleri yerinde görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalı şirkete ödünç olarak verdiği paranın iadesine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 04.12.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.