Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/2122 E. 2024/3618 K. – Menfi Tespit

Konu: Menfi Tespit

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2122
Karar No
2024/3618
Karar Tarihi
Konu
Menfi Tespit

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/489 Esas, 2022/567 Karar KARAR : Kısmen kabul Taraflar arasındaki menfi tespit davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalının davacılar aleyhine bonoya dayalı takip yaptığını, takip dayanağı bononun davacı şirketin imzaladığı genel kredi sözleşmesinde kefil olan diğer davacılar tarafından teminat amaçlı olarak davalıya verildiğini, davalının kredi hesabıyla ilgili işlem veya takip yapmaksızın bonoyu takibe konu ettiğini, bono nedeniyle davacıların borçlu olmadıklarını ileri sürerek davacıların bono nedeniyle davalıya borçlu olmadıklarının tespitini ve kötü niyet tazminatının davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, takip konusu bononun davacılar tarafından kredi sözleşmesi borcunun ödenmesi için verildiğini, kredi borcunun süresinde ödenmemesi nedeniyle hesabının kat edildiğini, davacı borçlu ve kefillere ihtarname gönderildiğini, davalının kredi sözleşmesinden kaynaklı alacaklı olduğunu savunarak davanın reddine ve icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir. III. MAHKEME KARARLARI, YARGILAMA SÜRECİ A. Mahkemece Verilen İlk Karar İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/1173 E., 2015/723 K. sayılı kararı ile takip dayanağı bononun teminat olduğuna dair bononun üzerinde veya ayrıca yazılı olarak herhangi bir kayıt veya belge bulunmadığı, taraflar arasındaki kredi sözleşmesine dayalı olarak verildiği, kredi borcunun muaccel olması halinde dahi takibe konu edilemeyeceğine ilişkin bir anlaşma da bulunmadığı, takip tarihi itibariyle davacıların 3.017,24 TL borçlu olmadıkları, takip tarihi ile dava tarihi arasında davalı tarafından toplam 42.250,00 TL tahsil edildiği, ancak bu tahsilatların takipten sonra yapılması nedeniyle tahsilat tarihleri itibarıyla icra dairesince yapılacak dosya hesabı alacağına göre mahsubu gerektiği, takip hakkında verilen tedbir kararının uygulanmaması nedeniyle davacılar aleyhine tazminat şartları oluşmadığı, davalının takip başlatırken kötü niyetli olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacıların 3.017,24 TL borçlu olmadıklarının tespitine, yapılan 42.250,00 TL tahsilatın icra müdürlüğünce mahsubuna ve tarafların tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş, davacılar vekilince temyiz edilmiştir. B. Dairemiz Kararı Yargıtay (kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 06.03.2019 tarihli ve 2017/4426 E., 2019/1413 K. sayılı kararıyla davacılar vekilinin sair temyiz itirazları reddedilmiş ancak menfi tespit davasında haklılık durumunun dava tarihi dikkate alınarak tespitinin gerektiği, davacılar tarafından icra takip tarihinden sonra, dava tarihinden önce ödemeler yapıldığının belirtildiği, Mahkemece de ödeme yapılmış olduğu kabul edilmesine rağmen dava tarihi itibariyle alacak borç durumunun bilirkişi aracılığı ile tespiti yapılarak bir karar verilmesi gerekirken, takipten sonra yapılan ödemelerin icra müdürlüğünce dikkate alınması şeklindeki görüşünün doğru olmadığı gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı banka ile davacı şirket arasında 27.12.2012 tarihli 250.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, sözleşmeyi diğer davacıların 250.000,00 TL kefalet limitli olarak müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları, sözleşmeye ek olarak davacıların imzasına havi bankaya cirolu 27.12.2012 tanzim tarihli, 01.04.2014 vadeli 89.000,00 TL bedelli dava ve takip konusu senedin alınarak davalı banka kayıtlarına işlendiği, davalı bankanın, takip tarihi itibariyle davacılardan 71.292.76 TL asıl alacak, 112,16 TL işlemiş faiz, 201,65 TL protesto masrafı olmak üzere toplam 71.606.57 TL alacaklı olduğu, davacılar tarafından takip tarihinden sonra dava tarihinde önce yapılan ödemeler mahsup edildiğinde davalı bankanın dava tarihi itibariyle davacılardan 29.869,41 TL asıl alacak, 1.218.63 TL işlemiş faiz, 60,93 TL faizin % 5 gider vergisi olmak üzere toplam 31.148.97 TL nakdi alacak ve 13.440,00 TL gayri nakit çek depo tutarı alacağının olduğu, takibe konu edilen toplam 88.064,64 TL alacaktan bu tutarlar mahsup edildiğinde davacıların dava tarihi itibariyle 43.475,67 TL davalıya borçlu olmadıkları, kötü niyet tazminatı ve icra inkar tazminatının koşulları oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacıların, İzmir 14.İcra Müdürlüğünün 2014/4630 sayılı takip dosyasına konu alacak ile ilgili olarak davalıya 43.475,67 TL borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin isteğin reddine, kötü niyet tazminatı ve inkar tazminatının koşulları oluşmadığından tarafların bu yöndeki isteklerinin reddine karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere, müvekillerinin hesap kat tarihinde muaccel bir borçlarının bulunmadığını, buna rağmen hesabın kat edildiğini, müvekkili tarafından davalıya verilen çeklerin usulünce takip edilmemesi nedeniyle çeklerin bankanın uhdesinde iken zaman aşımına uğradığını, çek bedellerinin de ödeme olarak düşülmesi gerektiğini, gayri nakdi çek depo tutarlarının bozma öncesi ve bozma sonrası alınan bilirkişi raporlarında farklı tespit edilmesine rağmen bu çelişkinin giderilmediğini, davalı bankanın kredi sözleşmesinden dolayı hala herhangi bir takibinin bulunmadığını, diğer müşteri çeklerinden tahsilat yapılmasına rağmen icra dosyasına tahsilat beyanında bulunulmadığını, tüm delillerin senedin teminat sendi olduğunu gösterdiğini, gayri nakdi alacaklar bonoya ilişkin takipte belirtilmediği gibi bunlar nakde dönüşmediğinden nakit alacaklar gibi faizli talep edilemeyeceğini, dosya hesabında dikkate alınamayacağını, takibin hemen ertesi günü davalı bankaya kalan borçların ödendiğini, kötü niyet tazminatına ilişkin taleplerinin kabulü gerektiğini, vekâlet ücretinin ve yargılama giderlerinin hesabının hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davacı şirket ile davalı arasında imzalanan imzalanan, diğer davacıların müşterek müteselsil kefil olduğu genel kredi sözleşmesi kapsamında alınan bonoya dayanılarak başlatılan icra takibinden dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi. 3. Değerlendirme Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacılar vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. V. KARAR Açıklanan sebeple; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 06.05.2024 oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/2122, K. 2024/3618, T. 06.05.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2024-2122-e-2024-3618-k-05ac3ce91440