Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/6248 E. 2024/7557 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/6248
- Karar No
- 2024/7557
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1262 Esas, 2023/988 Karar HÜKÜM : Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/191 E., 2021/385 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2016/97155 sayılı “... şekil” ibareli başvurusunun davalı Kurum tarafından 7/1-b ve c bentleri uyarınca reddedildiğini, müvekkili şirketin itirazlarının da 16.09.2017 tarih ve 2017-M-7752 sayılı YİDK kararı neticesinde reddedildiğini, oysa müvekkili şirketin 1990’lı yıllardan beri faaliyet gösteren, gümrük ve tedarik zinciri yönetimi alanlarında uzmanlaşmış bir firma olduğunu, 7/1-c maddesi anlamında yapılacak değerlendirmelerde, işaretin bir bütün olarak incelenmesinin gerektiğini, bir markanın ayırt edicilik sağlaması ve grafik olarak temsili halinde marka vasfına sahip olduğunu, ret kararına gerekçe gösterilen marka ile müvekkili şirket tarafından tescili istenen işaret arasında herhangi bir benzerliğin bulunmadığını, ret kararına gerekçe olan markada yer alan “kargo” ibaresinin ayırt edici bir unsur olmayıp, başına ya da sonuna eklenen şekil, harf, kelime vb. unsurların, anılan kelimeye ayırt edicilik kattığını, müvekkilinin “e şekil” markası üzerinde kazanılmış hakkının bulunduğunu, müvekkili şirketin markasının gerek yazılışı gerek renkleri gerekse "e" ibaresi ile ayırt edicilik unsurlarını bir arada taşıdığını ileri sürerek, davalı TÜRKPATENT YİDK kararının iptalini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili cevap dilekçesinde; müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, dava konusu 2016/97155 sayılı "..." ibareli markanın, redde mesnet 2012/91236 sayılı "..." ibareli marka ile 39. sınıfta yer alan "Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri (tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, kurye hizmetleri dahil). Araba parkları hizmetleri, garaj kiralama hizmetleri. Tekne barındırma hizmetleri. Boru hattı ile taşıma hizmetleri. Elektrik dağıtım hizmetleri. Su temin hizmetleri. Taşıt ve malları kurtarma hizmetleri. Malların depolanması, paketlenmesi ve sandıklanması hizmetleri. Çöplerin depolanması ve taşınması hizmetleri, atıkların toplanması ve taşınması hizmetleri." yönünden birebir aynı hizmetleri kapsadığı, başvuru konusu markanın kapsamından çıkartılmasına karar verilen emtiaların tamamı yönünden 7/1-b maddesinin şartlarının meydana geldiği, ibareler yönünden ise markalar arasında bir benzerlik bulunmakla birlikte, "kargo" ibaresinin sektörel bir ibare olduğundan benzerlik incelemesinde dikkate alınamayacağını, bu nedenle her iki markanın da ayırt edici esas unsurunun tek bir harften ibaret olduğu, harf markalarının ise zaten alfabedeki sınırlı sayıda seçenekten oluşması ve niteliği itibariyle koruma kapsamının stilizasyonundan ibaret olması nedeniyle zayıf ayırt edici ibareler oldukları, 556 sayılı KHK uyarınca harflerin yalnız başına tescilinin mümkün olduğu, ancak tek başına harflerin ayırt edicilik taşımasının mümkün olmadığı, ayırt edicilik sağlamak amacıyla anılan harflerin remiz, tezyinat, çizgi, resim veya renkle zenginleştirilerek tescilinin mümkün olabileceği, davacının biçim, renk ve düzenleme tarzı itibariyle özgün niteliği tartışmasız olan "e- KARGO" ibareli markalarıyla redde mesnet "..." ibareli başvurusu arasında, markaların biçim, renk ve düzenleme tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerliğin bulunmadığı, zira öncelikle her iki markada bulunan "e" harflerinin düzenleme biçimlerinin, renklendirme, kaligrafi ve yönlendirme itibariyle tamamen farklı olduğu, markaların bir bütün olarak korunabileceği, yine iltibas incelemesinin sadece işaretlere bakılarak değil, onların kapsamında bulunan ürünler ile onların niteliği gözetilerek ve her ikisinin birbirine etkisi nazara alınarak yapılmasının gerektiği, ortalama tüketicilerin davacının markalarını "..." olarak algılayacağı ve okuyacağı, oluşan kombinasyon ile "e" harfinin özel biçimle yapılmış yazım biçimini de gözeteceği, ortalama tüketicilerin "..." biçimindeki redde mesnet markasını da bütün olarak algılayacağı, başvuruda bulunan "e" harfinin davacının markalarında bulunan "e" harfinden biçim, renk ve düzenleme tarzı itibariyle farklı olması ve özellikle de işarette ayırt edicilik bakımından ikinci seviyede bulunması sebebiyle bu işareti davacının markalarıyla ilişkilendirmeyeceği, başvuru konusu "..." ibareli işaretteki sözcük, rakam ve harflerin anlam, okunuş ve görselliğinin, onu anlamsal, görsel ve sescil olarak redde mesnet davalı markalarından belirgin biçimde farklılaştırdığı, 556 sayılı KHK’nın 7/1-c maddesi açısından da dava konusu "e- KARGO" markanın “kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri.” için gelişen teknolojilerin de günlük hayata entegre olması neticesinde, tüketiciye olağan yöntemlerle verilen hizmetlerin neredeyse pek çoğunun, artık internet üzerinden de doğrudan verilebilir hale geldiği, tüketicinin “E + sözcük” şeklindeki kombinasyonlarda, sözcüğün bir hizmete ilişkin sektörel bir ibare olması durumunda, o hizmetin internet yoluyla da ulaşılabilir olduğunu anlayacağı, nitekim somut uyuşmazlıkta da “kargo” ibaresinin taşıma işleri ile ilgili genel bir faaliyetin adı olup, tüketicinin “...” şeklinde bir ibare gördüğünde, bunu “elektronik kargo” olarak yorumlayacağı ve alacağı hizmete ilişkin işlemleri internet üzerinden kolaylıkla yapabileceği algısını edineceği, böyle bir durumda ise tüketicinin, anılan ibareye markasal bir vasıf yüklemeyerek, bunu verilen hizmetin elektronik ortamda gerçekleştirilen bir türü olarak yorumlayacağı, redde konu hizmetlerin de genel anlamda eşya taşımacılığı ile ilgili “kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri'' olduğu, bu hizmetler bakımından dava konusu ibarenin 7/1-c bendi kapsamında değerlendirilebileceği, bunun dışındaki hizmetler açsından ise “...” ibaresinin 7/1-c maddesi çerçevesinde değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile YİDK'nın 16.09.2017 tarih 2017-M-7752 sayılı kararının kısmen kara deniz hava taşımacılığı hizmetleri hariç diğer hizmetler yönünden iptaline, YİDK iptaline yönelik fazlaya dair talebin reddine karar verilmiş, hüküm davalı TÜRKPATENT vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu başvuru kapsamında yer alan “kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ile kurye hizmetleri.” için “kargo” ibaresinin taşıma işleri ile ilgili genel bir faaliyetin adı olduğu da düşünülürse, tüketicinin “...” şeklinde bir ibare gördüğünde, bunu “elektronik kargo” olarak yorumlayacağı ve alacağı hizmete ilişkin işlemleri internet üzerinden kolaylıkla yapabileceği algısını edineceği, böyle bir durumda ise tüketicinin, anılan ibareye markasal bir vasıf yüklemeyerek, anılan ibareyi verilen hizmetin elektronik ortamda gerçekleştirilen bir türü olarak yorumlayacağı, dolayısıyla anılan hizmetler bakımından dava konusu "..." ibareli başvurunun, 556 sayılı KHK'nın 7/1-c maddesi uyarınca reddine dair YİDK kararının yerinde olduğu,mahkemece 556 sayılı KHK'nın 7/1-c maddesi uyarınca “kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri" yanında "kurye hizmetleri" yönünden de davanın reddine karar verilmesi gerekirken, sadece “kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri" yönünden davanın reddedilmesinin doğru olmadığı, 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesindeki mutlak ret nedenlerinin, gerek Türk Patent ve Marka Kurumu gerekse de mahkemelerce re'sen gözetilmesi gerektiği, dava konusu başvuruda asli unsur olarak kullanılan "..." ibaresinin, ortalama düzeydeki tüketici kitlesi üzerinde bıraktığı izlenim itibariyle, işaretin daha önce piyasada bulunan ürünlerden ayırt edilebilir olmasına imkan vermediği ve ortalama tüketiciler tarafından bu ibareye markasal bir değer verilmeyeceğinden, tüm mal ve hizmetler yönünden, 556 sayılı KHK'nın 7/1-a maddesi uyarınca tescili mümkün olmayan bir işaret olduğu, öte yandan davacı tarafça söz konusu ibareye 556 sayılı KHK'nın 7/son maddesi kapsamında, kullanımla ayırt edicilik kazandırıldığının da iddia ve ispat edilemediği gerekçesiyle, Mahkeme kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 24.10.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.