Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/6128 E. 2024/7814 K. – Asıl Ve Birleşe
Konu: Asıl Ve Birleşen Davalarda Markanın Hükümsüzlüğü
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/6128
- Karar No
- 2024/7814
- Karar Tarihi
- Konu
- Asıl Ve Birleşen Davalarda Markanın Hükümsüzlüğü
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/115 Esas, 2023/1381 Karar HÜKÜM : Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/172 E., 2019/180 K. BİRLEŞEN DAVALAR: İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2018/173 E. 2018/223 K. sayılı, 2018/174 E. 2018/224 K. sayılı, 2018/175 E. 2018/225 K. sayılı, 2018/176 E. 2018/227 K. sayılı, 2018/177 E. 2018/227 K. sayılı dosya Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davalarda markanın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davaların reddine karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davaların kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili adına Türk Patent ve Marka Kurumunda (TÜRKPATENT) kayıtlı 2007/00928 nolu “...” ibareli markanın korunduğunu, ancak, davalı tarafın 2012/94313 nolu “... Cafe” markasına sahip olduğunu, markanın yasaya aykırı tescil edildiğini, karışıklığa neden olduğunu ve haksız yararlanmaya yol açtığını ileri sürerek, öncelikle kaydına devri önleyen tedbir konulmasını, bilahare 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 25 inci maddesinin bir ve ikinci fıkraları uyarınca sicilden terkinini talep etmiştir. Birleşen 2018/173 E., 2018/223 K. sayılı, 2018/174 E. 2018/224 K. sayılı, 2018/175 E. 2018/225 K. sayılı, 2018/176 E. 2018/227 K. sayılı, 2018/177 E. 2018/227 K. sayılı dosyaları bakımından; Birleşen davalarda davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili adına TÜRKPATENT'e kayıtlı 2007/00928 nolu “...” ibareli markanın korunduğunu, ancak, davalı tarafın 43 üncü sınıfta 2012/94311 nolu “... Restaurant”, 2012/94312 nolu "... TURİZM" 43 üncü sınıfta; 2013/99343 nolu "... BRASSERİE" 43 üncü sınıfta; 2012/25387 nolu "... RUHU" 43 ve 35 inci sınıflarda; 28016 nolu "MY ..." 43 ve 35 inci sınıflarda kayıtlı bulunan markasına sahip olduğunu, söz konusu markaların yasaya aykırı tescil edildiğini, karışıklığa neden olduğunu ve haksız yararlanmaya yol açtığını ileri sürerek, öncelikle kaydına devri önleyen tedbir konulmasını, bilahare 6769 sayılı Kanun'un 25 inci maddesinin bir ve ikinci fıkraları uyarınca sicilden terkinini talep etmiştir. II. CEVAP Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının aynı hukuki sebebe dayalı olarak müvekkiline ait olan ve bu davada konu edilen marka dışında yer alan içinde “...” ibaresi bulunan markaların da hükümsüzlüğünü istediğini, dolayısıyla bu dosyaların birleştirilmesi gerektiğini, Ankara Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2015/329-2018/126 karar sayı ile “... Dart- Pub & Bistro” aleyhine marka tecavüzü ve tazminat davası açıldığını, 09.04.2018 tarihli karar ile eyleminin marka ihlali olduğunun belirlendiğini, keza İzmir Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2015/123- 2016/178 sayılı karar da “FSM ... Bar Cafe & Bistro” markası aleyhine bu mahiyette karar verildiğini, keza, Ankara 4. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/285 Esas da “Zilli ...” markasına karşı açtıkları davanın da karar aşamasında olduğunu, raporun lehlerine olduğunu, İzmir 20. Noterden ihtarname göndererek “... Efendi Burger House” işletmesini uyardıklarını; “...” ibareli markalar için franchise ve lisans verdiklerini, sponsor sözleşmeleri bulunduğunu, kendilerine ait işletmeler bulunduğunu savunarak davaların reddini istemiştir. Birleşen davalarda davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkiline ait olan ve bu davada konu edilen marka dışında yer alan içinde “...” ibaresi bulunan markaların da hükümsüzlüğünü istediğini, dolayısıyla bu dosyaların taraflar ve konu bakımından sıkı bağlantı nedeniyle birleştirilmesi gerektiğini savunarak birleşen davaların reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafın önceki tescil tarihini taşıyan markası nedeniyle davalıya ait markaların hükümsüzlüğüne ilişkin davasının yerinde olmadığı, farklı tescil numaraları taşıyan davalı markalarının tümü için aynı hükümsüzlük sebebi ileri sürüldüğünden, dosyalar birleştirilerek aynı hukuki değerlendirmelerin yapıldığını, taraf, konu ve hukuki sebep birliği nedeniyle tek bir davanın söz konusu olduğunu, toplanan kanıtların değerlendirilmesi sonucunda markalar arasındaki benzerliğin zayıf olduğu, iltibas riskinin bulunduğuna ilişkin kanıt bulunmadığı, davacı markasının tescilli olmasına karşın kullanımla yaratılmış itibarının (ciro kayıtları, hizmete ilişkin tanıtım, reklam belgeleri, fatura ve belgeler) yazılı kanıtlarla ortaya konulmamış olması nedeniyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınıp münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenim de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; davacının “...” ibareli marka başvurusuyla davalı firmanın "... CAFE" birleşen 2018/173, 2018/175, 2018/176 ve 2018/177 E. sayılı dosyalarda dava konusu edilen "... RESTAURANT", "... TURİZM", "... BRASSERİE", "... RUHU", "MY ..." ibareli tescilli markaları arasında görsel ve sescil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin yargılama konusu 43 üncü sınıftaki hizmetler yönünden ayırdığı satın alma/yararlanma süresi içinde, davacının “...” ibareli başvuru markasını gördüğünde bunun davalının "..." ibareli markalarından farklı bir marka olduğunu algılamayacağı, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi nazarında davalı tarafın "..." ibareli 43 üncü sınıftaki markalı hizmeti satın almak/yararlanmak isterken davacının “...” ibareli markalı hizmeti satın almak/yararlanmak biçiminde bir yanılgıya düşebileceği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi nezdinde başvuru konusu işaret ile davalı firmanın markası arasında idari ve ekonomik anlamda birbirine bağlı işletmelere ait marka algılaması oluşabileceği, bu açılardan taraf markaları arasında 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin irinci fıkrasındaki iltibas koşulu oluştuğu, ancak bilirkişi raporlarına göre davaya konu markalardan 2012/25387 sayılı "... RUHU" ve 2012/28016 sayılı "MY ..." ibareli markaların 35 inci sınıfta yer alan hizmetler bakımından dava konusu marka ile karıştırılma ihtimali bulunmadığı, davacının istinafının bu yönüyle haklı ve yerinde olduğu, kabule göre de davacı tarafça 2018/172, 2018/173, 2018/174, 2018/175, 2018/176 ve 2018/177 E. sayılı dosyalar ile davalı aleyhine davalıya ait ayrı ayrı markaların ayrı ayrı davalar ile hükümsüzlüğüne yönelik dava ikame edildiği ve bu davaların 2018/172 E. sayılı dosyada birleştiği, yerel mahkemece asıl ve birleşen dosyalarda sabit olmayan davanın reddine karar verilmiş ise de, asıl ve birleşen davalar yönünden mahkemece ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, sadece asıl dava yönünden vekalet ücretine hükmedilmesinde isabet bulunmadığı, bu yönüyle de davalı vekilinin istinafının haklı ve yerinde olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davanın kabulü ile, davalı adına tescilli 2012/94313 sayılı markanın 43 üncü sınıfta yer alan hizmetler yönünden hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, birleşen 2018/173, 2018/174 ve 2018/177 E. sayılı davaların kabulü ile, davalı adına tescilli 2012/94311, 2012/94312 ve 2013/99343 sayılı markaların 43 üncü sınıfta yer alan hizmetler yönünden hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, birleşen 2018/175 ve 2018/176 E. sayılı davaların kısmen kabulü ile; davalı adına tescilli 2012/25387 sayılı "... RUHU" ve 2012/28016 sayılı "MY ..." ibareli markaların 43 üncü sınıfta yer alan hizmetler yönünden hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, davalı adına tescilli 2012/25387 sayılı "... RUHU" ibareli marka ile davalı adına tescilli 2012/28016 sayılı "MY ..." ibareli markaların 35 inci sınıfta yer alan hizmetler yönünden hükümsüzlük isteminin reddine karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl ve birleşen davalarda dava, 6769 sayılı Kanun'un 25 inci maddesi uyarınca markanı hükümsüzlüğü isteminden ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.6769 sayılı Kanun'un 25 inci maddesi. 3. Değerlendirme İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, tarafların temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine, 06.11.2024 tarihinde kesin olarak oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Davacı markasının "... ... BAR" şeklinde olduğu ve tüm unsurları eşit puntolarla yazıldığı, tek başına herhangi bir ibarenin öne çıkarılmadığı, Türkçe anlamı ile "Kadir'e ait ... Bar" anlamına geldiği, davalı markaları 2012/94312, 2012/94311, 2012/28016, 2013/99343, 2012/94313'nın "..." ibaresini; 2012/25387'nin ise "... RUHU" ibaresinin asıl unsur olarak taşıdığı, davacı markasında "... ..." ibaresinin özelleştirme yaparak, sahiplik anlamı ile oluşturduğundan logo incelemesi yapıldığında, davalıya ait "... RUHU+şekil" markasında ... karikatürü baskın biçimde ön planda olduğu, markadaki sözcük unsuruna göre belirgin ve ön planda olan karikatür logonun ayırt edicilik verdiği, buna göre davacı markası bakımından işitsel, kavramsal ve görsel farklılık bulunmakta olup karıştırma riskinin ortadan kalktığı, dolayısıyla davalı markalarının içeriğinde yer alan "..." sözcüğü kavramsal olarak, soyut olduğu halde davacının markasında yer alan "..." sözcüğü iyelik eki almış olduğundan, aynı hizmetten yararlanmak isteyen ortalama tüketicinin "..." ile "KADİR'İN ÖKÜZÜ" arasındaki fark nedeniyle markaları karıştırmayacağı, farklı algılayabileceği kanaatinde olduğumdan davacı tarafın önceki tescil tarihini taşıyan markası nedeniyle davalıya ait markaların hükümsüzlüğüne ilişkin davasının yerinde olmadığı, markalar arasındaki benzerliğin zayıf olduğu, iltibas riski bulunmadığı bu nedenle İlk Derece Mahkemesince ana dosya ve birleşen dosyada tümüyle davanın reddi kararı yerinde olduğu gerekçesiyle sayın çoğunluk görüşüne katılmamaktayım.