Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/5662 E. 2024/7388 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/5662
- Karar No
- 2024/7388
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI :2021/1020 Esas, 2023/858 Karar HÜKÜM :Yeniden esas hakkında kurulan hüküm ile davanın kabulüne İLK DERECE MAHKEMESİ :Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI :2019/346 E., 2020/108 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından duruşmasız olarak ise davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "..." ibareli tanınmış markanın sahibi olduğunu ve davalı şirketin 2018/09383 numaralı “SIR ... ...!” ibareli marka başvurusuna yönelik itirazlarının Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun (YİDK) kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa taraf markalarının ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, başvurunun 43. sınıf hizmetlerde tescil edilmek istenildiğini, müvekkili markasının ise 34. sınıf tütün ürünlerinde tescilli olduğunu, sigaranın restoran ve cafe faaliyetleriyle bağlantılı olduğunu, davalının sistematik olarak "..." ibareli marka başvurularında bulunduğunu, bu markalara karşı hükümsüzlük davaları açtıklarını, kesinleşmiş bir mahkeme kararının bulunmadığını, başvurudaki "..." ve "..." ibarelerinin ayırt ediciliğinin olmadığını, davacının markasının Paris Sözleşmesi kapsamında tanınmış olduğunun göz ardı edildiğini, başvurunun 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin beşinci fıkrası uyarınca da reddinin gerektiğini ileri sürerek, YİDK'in 2019-M-3714 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; YİDK kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Diğer davalı vekili cevap dilekçesinde; taraf markalarının benzer olmadığını, kapsamlarındaki mal ve hizmetlerin de benzemediğini, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin dördüncü ve beşinci fıkralarını uygulanma şartlarının gerçekleşmediğini, davacının müvekkilinin "SIR ..." ibaresini tescilinden sonra markaya kesintisiz beş yılı aşan bir sürede sessiz kaldığını ve hak kaybına uğradığını, başvurunun da bu markaların serisi niteliğinde olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, taraf markalarında esas unsur olan ... ibaresinin benzer olmasına rağmen bir bütün olarak markalarının benzemediği, kullanılacakları mal ve hizmetlerin de birbiriyle ilişkili sınıflar olmadığı, tüketicilerin "SIR ... ...!" ibareli kafe/restauranta girdiğinde söz konusu yerin "..." marka tütün ürünüyle bağlantısı olduğunu düşünmesinin oldukça zorlayıcı bir kanaat olduğu, kafe /reastauranta giden tüm tüketicilerin sigara tükettiğinin ve tüm sigara markalarından haberdar olduğunun da düşünülemeyeceği, davacı markalarının tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yarar sağlayabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği kanaatine varılamadığından tanınmışlık koşullarının da oluşmayacağını, davalı şirketin başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin somut veri bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, taraf markalarını oluşturan işaretler incelendiğinde, davaya konu markanın siyah zemin üzerine standart harflerle yazılmış "SIR ... ...!" ibaresinden oluştuğu, İngilizce "..." kelimesinin "Asalet ünvanı, Efendi, bey, bay, bayım", anlamlarına, "..." ibaresinin ise "Evet efendim" anlamına geldiği, bu kapsamda başvurudaki çekişmeli "..." ibaresinin ayırt ediciliğini sağlamadıkları ve başvurunun esas unsurunun "..." ibaresinden oluştuğu, davacının itiraza mesnet markalarının esas unsurunun da bu ibare olduğu, buna göre taraf markalarını oluşturan işaretlerin benzer oldukları ve aynı/benzer mal ve hizmetlerde kullanılmaları halinde karıştırılma ihtimalinin söz konusu olacağı sonucuna varıldığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 14.01.2020 tarih ve 2019/2205 E., 2020/367 K. sayılı ilamı ile günü birlik dinlenme yerlerinin açık alanlarının da tütün mamüllerini tüketen müşterilere hizmet verecek şekilde düzenlendiği gerekçesiyle 43. sınıfın 01. alt grubundaki hizmetler ile 34. sınıftaki malların benzer olduğu yönündeki kararın onandığı, buna göre taraf markaları arasında emtia benzerliği şartının da gerçekleştiği, her ne kadar ilk derece mahkemesi kararında hükümsüzlük şartlarının da oluşmadığı belirtilmiş ise de dava dilekçesinde dava konusu markanın hükümsüzlüğüne ilişkin açılmış bir davanın bulunmadığı, dolayısıyla kararın, YİDK karar tarihindeki şartlar dikkate alınarak değerlendirileceği, davalı cevap dilekçesinde davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını ileri sürmüş ise de itiraza karşı görüş bildirme formunda buna dair bir beyanda bulunmadığı, bu iddiasının YİDK karar iptali talebiyle açılan bu davada dikkate alınamayacağı, öte yandan, davacı vekili, tanınmışlık ve kötüniyet nedeniyle de tescil engeli bulunduğunu ileri sürmüş ise de bunlara ilişkin somut delil ileri sürülmediğinden davacı vekilinin bu yöndeki iddialarının yerinde görülmediği, bu itibarla, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında iltibas bulunması nedeni ile davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, aşağıda yazılı harcın istekleri halinde davalılara iadesine, 21.10.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.