Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/532 E. 2024/4082 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/532
- Karar No
- 2024/4082
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
MAHKEMESİ :Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI :2021/2151 Esas, 2022/1986 Karar HÜKÜM :İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ :Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI :2019/470 E., 2021/723 K. Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafın yetkiye ve takip konusu borca yapmış olduğu itirazın hukuka aykırı olduğunu, taraflar arasında bakır ve demir hurda alışverişine dayanan ve uzun süredir devam eden ticari bir ilişki bulunduğunu, müvekkili tarafından davalı şirkete 15 adet fatura üzerinden toplamda 413.929,16 TL değerinde mal satıldığını, bu faturaların davalı şirket yetkilileri tarafından imza altına alındığını ve faturalara yasal süreleri içerisinde herhangi bir itirazda bulunulmadığını, buna rağmen davalı şirket tarafından faturalara ilişkin bir ödeme de yapılmadığını ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına, haksız ve kötü niyetli itirazda bulunan davalı aleyhine takip konusu alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafça hukuken geçerli bir icra takibi başlatılmadığından huzurdaki dava ile işin esasına girilmesinin mümkün olmadığını, şartları oluşmayan davanın öncelikle usulden reddi gerektiğini, davacının müvekkili şirket aleyhine Bakırköy 15. İcra Müdürlüğünün 2019/7102 E. sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlattığını, taraflarınca işbu icra takibinde yetkiye ve borca itiraz edildiğini ancak davacı tarafın yetki itirazlarına rağmen arabuluculuk başvurusunu yine Bakırköy Adliyesi Arabuluculuk Bürosuna yaptığını, taraflarınca arabulucunun yetkisine de itiraz edildiğini, bunun üzerine dosyayı inceleyen Bakırköy 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/808 E., 2019/898 K. sayılı kararı ile taraflarınca delil sunulmadığı gerekçesiyle itirazlarının reddine karar verildiğini ve dosyanın yeniden Bakırköy Arabuluculuk Bürosuna gönderildiğini, taraflar arasında yapılan görüşmenin anlaşmama ile sonuçlandığını, davacı yanca yetkili icra dairesinde geçerli bir icra takibi başlatılmamış olduğundan geçersiz icra takibine dayanarak itirazın iptali davası açmasının mümkün olmadığını, müvekkili şirketin davacı tarafa hiçbir borcu olmadığı gibi cari hesaplarında asıl olarak müvekkili şirketin davacıdan alacaklı olduğunu, davacı taraf ile müvekkili şirket arasında süregelen bir ticari ilişki bulunduğunu, ancak davacı tarafın iddia ettiği gibi ödenmeyen bir fatura alacağının olmadığını savunarak davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kabulüne, davalı borçlunun Bakırköy 15. İcra Müdürlüğünün 2019/7102 E. sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı borçlu itirazında haksız olduğundan takip konusu asıl alacağın %20'si olan 82.785,83 TL icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafça hukuken geçerli bir icra takibi başlatılmadığından istinaf konusu dava ile işin esasına girilmesinin mümkün olmadığını, şartları oluşmayan davanın öncelikle usulden reddinin gerektiğini, davacının Bakırköy İcra Müdürlüklerinde başlattığı icra takibine ilişkin itirazın iptali davasını Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinde açamayacağını, nitekim müvekkil şirketin adresinin Gebze/Kocaeli sınırları içerisinde olup yetkili icra müdürlüklerinin Gebze İcra Müdürlükleri olduğunu, dava konusu takibe konu faturalarda teslime ilişkin imzaların yer aldığı iddia edilmişse de teslime ilişkin iddia edilen Yaşar Kan'ın imzalarını ve mal teslimine dair işlemini kabul etmediklerini, bu faturalardaki isim ve imzaların kesinlikle müvekkili şirket tarafından yetkili kimselerce atılmadığını, davacı taraf ile müvekkil şirket arasında öteden beri süregelen bir ticari ilişki mevcut olmakla birlikte davacı tarafın iddia ettiği gibi ödenmeyen bir fatura alacağının bulunmadığını, 14.01.2019 tarihli yazıda davacı şirket belirtilen faturaların KDV açığına istinaden alındığını açıkça beyan ettiği, bu durum davacı tarafından keşide edilen her faturanın neticesinde mal/hizmet tesliminin söz konusu olmadığını gösterdiğini, davacı taraf her ne kadar söz konusu faturalara süresinde itiraz edilmediğini iddia etse de bu durum tek başına alacağın varlığını ispata yeterli olmadığı gibi borcu kati suretle kabul ettikleri anlamına gelmeyeceğini, faturayı düzenleyen kimsenin bu ilişkinin varlığını ve malın teslimi veya hizmetin tamamlandığını kanıtlaması gerektiğini, konuyla alakalı Yargıtay kararları incelendiğinde görüleceği üzere salt faturanın tebliğ edilmiş olması ve 8 günlük süre içerisinde itiraz edilmemiş olmasının malın teslimine veya hizmetin görüldüğüne kanıt olamayacağını, kabul anlamına gelmemekle bir alacağın olduğu kabul edilse dahi icra inkar tazminatı şartları oluşmadığından bu talebin reddi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının ticari defterlerinde takip konusu edilen 15 adet faturanın tamamını işlediği, davalı taraf ticari defter ve kayıtlarında takip konusu edilen 15 faturadan ilk 12 sıradaki faturaların tamamını işleyerek bu 12 fatura için BA formu vererek mal alış bildiriminde bulunduğu, davacının ticari defter ve kayıtlarında yer alan ve davalının ticari defter ve kayıtlarında yer almayan 21.03.2019 tarih, 22546 fatura nolu 16.048,00 TL tutarlı, 22.03.2019 gün 22547 fatura nolu 10.030,00 TL tutarlı ve 25.03.2019 tarih 22548 fatura nolu 98.465,00 TL olmak üzere davacının düzenlediği toplam 124.543,00 TL tutarlı faturalar için davacı tarafça imzalı irsaliye sunulduğu, imzayı atan kişinin davalı şirket çalışanı Yaşar Kan olduğu, bu kişinin tanık olarak alınan beyanında imzasını kabul ettiği ve sevk irsaliyelerine konu malların teslim alındığını belirttiği, netice olarak davacı tarafından takip konusu edilen faturalardan 12'sinin itirazsız olarak davalı ticari defter ve kayıtlarına alınması, diğer üçünün içeriği malların sevk irsaliyesi ile teslim edildiğinin ispatlanması karşısında, takip konusu edilen 15 faturadaki malların davalıya teslim edildiğinin kabulünün gerektiği, davalı tarafça düzenlenen iade faturaları ile davacıya herhangi bir mal teslimi yapılmadığı, mal teslimine dair bir iddiada bulunulmadığı ve bu konuda delil sunulmadığı, davacının ticari defter ve kayıtlarında bulunup davalının ticari defter ve kayıtlarında bulunmayan 35.000,00 TL tutarlı çekin bankaya iade edildiği, bu çekle ödeme yapıldığına dair davalı tarafça herhangi bir iddiada bulunulmadığı, netice olarak davacının takip konusu edilen faturalardan dolayı davalıdan alacaklı olduğu, davacının davasını ispat ettiği gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle ve gerekçelerle hükmün bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, itirazın iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.