Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/5292 E. 2024/8616 K. – Alacak

Konu: Alacak

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/5292
Karar No
2024/8616
Karar Tarihi
Konu
Alacak

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1412 Esas, 2023/947 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/187 E., 2021/95 K.

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 03.12.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın ... Tasarım Tescil Belgesinin ve ... Ambalaj Ödüllü tasarımın patent sahibi olarak PVC sabun kabı üretimi yaptığını, davalının patenti müvekkiline ait olan sabun kaplarını firmalara korsan olarak ürettirdiğini, davalı şirket tedarikçilerinin durdurulduğunu görünce müvekkili firmanın ... Tasarım Tescil Belgesini ve ... Ambalaj Ödüllü tasarımını satın almak istediğini, ancak milyon dolarlık satın alma bedeli yerine her yıl en az 14.400.000 adet sabun kabı siparişi vermeyi taahhüt eden Fason Üretim Sözleşmesi önerdiğini, müvekkili firmanın da uzun süreli bir iş ilişkisine girdiğini zannederek bu teklifi kabul ettiğini, bunun üzerine taraflar arasında 30.01.1998 tarihli sözleşmenin imzalandığını, sözleşmede yalnız o yıl için ambalajların birim fiyatlarının belirlendiğini, sözleşmenin imzalanmasından bir süre sonra davalının müvekkili firmadan neredeyse bedavaya aldığı tasarımın sahipliğini kazanınca sözleşmenin aksine siparişlerini öncesinde korsan üretim yaptırdığı tedarikçilere verdiğini, müvekkilinin ise sözleşmeden sonra beklenen menfaatler doğrultusunda işletmesinde önemli ölçüde makine yatırımı yaptığını, davalı ile imzalanan Fason Üretim Sözleşmesi kapsamında iki senede en az 28.800.000 adet sabun kabı siparişi gelmesi beklenirken sadece 6.694.339 adet sipariş geldiğini, davalının kötü niyetli olduğunu, müvekkilini zarara uğrattığını, müvekkiline verilen siparişin iki katının sözleşme dışı firmalara verildiğinin tespit edildiğini, davalı şirketin sözleşmeyi kurarken gerçek niyetini gizleyerek müvekkilini ağır şekilde mağdur ettiğini, davalı şirketin 1 ay öncesinden feshi ihbarda bulunmadığı için kendiliğinden 1'er yıl yenilenen Fason Üretim Sözleşmesi gereğince, müvekkili şirkete vermesi gerektiği halde dava dışı tedarikçi şirketlere verdiği siparişlerin sözleşmenin ihlali kapsamında kaldığını beyanla 15.03.2005'den dava tarihine kadar müvekkili şirketin yoksun kaldığı kâr ve fiili kaybından belirsiz alacak ve tespit davası olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 10.000,00 TL'nin davalının sözleşmeyi ihlal tarihlerinden itibaren avans faizi ile tahsiline karar verilmesini, 22.01.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile de; davayı 5.855.218,53 TL ıslah ederek taleplerinin 5.865.218,53 TL'ye çıkarılmasına, 15.03.2005- 23.07.2014 dönemi faiz alacağının 2.250.710,81 TL olarak belirlenmesine, miktarların dava tarihi 23.07.2014 den itibaren avans faizi ile davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği anlaşılmıştır.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan sözleşmenin eser/istisna sözleşmesi olduğunu, bu sözleşme ilişkisinin iki yıllık süre sonunda sona erdiğini, 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 147. maddesine göre sözleşmeden kaynaklanan alacağın zaman aşımına uğradığını, İstanbul 3.FSHHM'nin 2013/176 Esas sayısı ile açılan davada davacının 14 Mart 2005 tarihine kadar olan mahrum kaldığı kârı talep ettiğini, bu dava devam ederken yine İstanbul 3.FSHHM'nin 2010/40 Esas sayılı dosyası üzerinden aynı döneme ait 25.000 TL mahrum kalınan kâr ve manevi tazminat talep edildiğini, her iki dosyanın birleştirildiğini, işbu davanın da aynı şekilde birleştirilmesini talep ettiklerini, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 6.maddesinde sözleşmenin iki yıl müddetle geçerli olduğunun, bir ay önceden fesih edilmediği taktirde yeniden birer yıl temdit edilmiş sayılacağının hüküm altına alındığını, tarafların davranışları ve beyanları ile sözleşmeyi yenilemeyeceklerini beyan ettiklerini, davacının 2000 yılının Ocak ayında feshedilmiş olan bir sözleşmeye dayanarak 2005-2014 yıllarına ilişkin kâr kaybı talep etmesinin kötü niyet olduğunu, öncelikle davanın İstanbul 3.FSHHM'nin 2013/176 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, zamanışımı nedeni ile reddine, aksi kanaatte haksız davanın esastan reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, taraflar arasındaki sözleşmenin, taraflar arasında daha önce görülen İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2006/278 Esas 2010/12 Karar sayılı kararı ve hükmün temyizi üzerine verilen Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2010/15999 Esas - 2012/20056 Karar sayılı kararı ile de sabit olduğu üzere, karma nitelikte bir sözleşme olduğu , sözleşmenin iki yıl süreyle geçerli olduğu, fakat bir ay önceden feshedilmediği takdirde yeniden birer yıl yenileceğininin kararlaştırıldığı, davalı şirketin sözleşmeyi feshettiğine dair açık bir beyanının hiçbir aşamada bulunmadığı, davalı şirket sözleşmede belirtilen süre içerisinde siparişleri vermediğinden davacı şirketin kazanç kaybına uğradığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf edilen ilk derece mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, sözleşmeye dayalı alacak istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 6098 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 122 ve 147 inci maddeleri.

3. Değerlendirme 1.Taraflar arasındaki 30.01.1998 tarihli sözleşme üretim sözleşmesi ve ... tasarım sözleşmesi içeriklerine sahip karma nitelikli bir sözleşmedir. Nitekim taraflar arasında aynı sözleşmeye ilişkin görülen İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2006/278 E (bozma sonrası İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2013/176 E sayısının almıştır) sayılı davanın yapılan temyiz incelemelerinde de davacı taleplerinin temelini oluşturan iş bu sözleşme karma nitelikli sözleşme olarak nitelendirilmiştir. Bu sebeple davalının sözleşmenin niteliğinin eser sözleşmesi olduğuna ve zaman aşımı süresinin buna göre belirlenmesi gerektiğine yönelik temyiz itirazları yerinde bulunmamıştır.

2.Anılan sözleşme maddelerinin incelenmesinde sözleşmenin 2 yıl müddetle geçerli olduğu, bir ay önceden fesih edilmediği taktirde sözleşmenin yeniden birer yıl temdit edilmiş sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Yukarıda numarası verilen ve taraflar arasında aynı sözleşmeye dayalı olarak görülen önceki davada, davacıya ait ... tasarım hakkının devrine ilişkin bedelin düşük tutulduğu zira davalının sözleşme çerçevesinde vereceği siparişlerden elde edilmesi umulan kar ile ... tasarımın değerine ulaşılmasının planlandığı kabul edilmiş ve dava tarihi olan 14.03.2005 tarihine kadar hesaplanan kar mahrumiyetinin davalıdan tahsili cihetine gidilmiştir. İş bu dava ise 23.07.2014 tarihinde açılmış olup, 14.03.2005 tarihinden dava tarihine kadar geçen sürede oluştuğu iddia edilen kar kaybının tahsili istemi ile ikame olunmuştur. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de taraflar arasında daha önceden görülüp davacı lehine karara bağlanan davadan sonra, gelecek dönemler için sözleşmenin ayaktaymış gibi ya da haksız fesih sebebine dayalı olarak, davacının ila nihayet yoksun kaldığı karı talep edebileceğini kabul etmek mümkün değildir. Bu aşamadan sonra davacının kâr mahrumiyeti talebi hukuken korunmayacaktır. Açıklanan bu sebeple mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itrazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 03.12.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/5292, K. 2024/8616, T. 03.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2023-5292-e-2024-8616-k-b3f0b0244cc8