Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/5205 E. 2024/7313 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/5205
- Karar No
- 2024/7313
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/785 Esas, 2023/670 Karar HÜKÜM : Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/353 E., 2021/45 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin 2017/113122 sayılı "..." ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, marka kapsamında 7, 9 ve 42. sınıflarda yer alan mal ve hizmetlerin bulunduğunu, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri uyarınca başvurunun kısmen reddine karar verilip diğer mal ve hizmetler yönünden başvurunun ilân edildiğini, müvekkilince dava konusu başvurunun tescilinin mümkün olmadığı gerekçesiyle başvuruya itiraz edildiğini, müvekkili itirazının önce Markalar Dairesi Başkanlığı, sonrasında Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından reddedildiğini, alınan kararın usul ve yasaya aykırı bulunduğunu, itiraza konu markanın özellikle tescil başvurusu yapılan sınıflar göz önüne alınırsa tescili mümkün olmayan bir ibare olduğunu, davalı şirketin kötü niyetle ve tekel oluşturmak maksadı ile tescil başvurusu yaptığını iddia ederek YİDK'nın 2019-M-5056 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın tescili hâlinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, başvuru konusu işaretin ayırt edicilik taşımadığı ve tanımlayıcı olduğu mal ve hizmetlerin zaten başvuru kapsamından çıkarıldığını, bunun dışında başvuru kapsamında kalan mal ve hizmetler yönünden dava konusu başvurunun ayırt edici olduğu gibi tasviri veya tanımlayıcı bir nitelik de taşımadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; hiçbir marka sahibinin “smart” ibaresinin kullanımını tekeline almadığını, markanın ikiye bölünerek değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, müvekkili markasının bir bütün olarak “...” şeklinde değerlendirilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, "..." ibareli başvuru markası 6769 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi kapsamında marka tanımına uyacak şekilde bir işaret olduğundan aynı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki koşulun gerçekleşmediği, "..." ibareli başvuru markasının kapsamında yer alan 07, 09, 42. sınıftaki mal/hizmetler açısından tanımlayıcı, vasıf bildirici özellikleri bulunmadığından aynı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendindeki koşulların oluşmadığı, "..." ibareli başvuru markasının kapsamında yer alan 07, 09, 42. sınıftaki mal/hizmetler açısından ticaret alanında herkes tarafından kullanılan adlar ve işaret olarak algılanması mümkün görülmediğinden aynı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendindeki koşulların somut olayda bulunmadığı, davacı taraf her ne kadar itiraz dilekçesinde aynı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrasına dayanmış ise de, itirazını dava konusu markaya benzer önceki tarihli herhangi bir markaya dayandırmadığından bu iddianın yerinde olmadığı, dava konusu "..." ibareli marka başvurunun kötü niyetli yapıldığı iddiasının da kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu başvuru, bir bütün olarak Türkçe'ye akıllı uygulama şeklinde çevrilecek olup "akılllı uygulama" ibareleri, özellikle akıllı telefonlar için yaygın kullanılan ibareler olması bakımından İngilizce bilmeyen kişiler tarafından bile manasının bilinebileceği, bu haliyle anılan ibare ilişkin olduğu mal ve hizmetlerden bağımsız olarak değerlendirildiğinde, "akıllı uygulama" ibaresi ilk kez duyulduğunda ya da görüldüğünde, ortalama tüketiciler nezdinde, akıllı telefonlar ya da bilgisayarlara indirilebilecek uygulamaları çağrıştıracak olup herhangi bir mal ve hizmet yönünden marka algısı yaratmayacağı, diğer bir deyişle dava konusu ibare, herhangi bir mal veya hizmet yönünden marka algısı yaratmayan, mal veya hizmetleri diğer teşebbüslerin mal veya hizmetlerinden ayırt etmeye elverişli bulunmayan, kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden tanımlayıcı nitelik taşıyan bir ibare olduğu gibi ticaret alanında herkesin kullanımına da açık olduğu, dava konusu başvurunun 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (c) ve (d) bentleri karşısında tescilinin mümkün olmadığı gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile YİDK'nın 30.05.2019 tarih ve 2019-M-5056 sayılı kararının iptaline, dava konusu 2017/113122 sayılı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiş, karar davalılar vekillerince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararı iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalıların temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.10.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.