Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/5078 E. 2024/6958 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/5078
- Karar No
- 2024/6958
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/875 Esas, 2023/814 Karar HÜKÜM : Davanın kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/376 E., 2021/151 K. Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı TÜRKPATENT vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "..." ibareli markanın sahibi olduğunu, bu markayı mesnet göstererek davalı şirketin 2019/44474 sayılı ve "..." ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazın davalı TÜRKPATENT YİDK kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa taraf markalarının ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, başvurunun müvekkili markasını aynen içerdiğini ve iltibasa sebebiyet vereceğini, başvurunun kötü niyetle yapıldığını, müvekkili markasının tanınmış marka vasfı taşıdığını ileri sürerek YİDK kararının iptaline ve davaya konu markanın tüm sınıflarda sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı TÜRKPATENT vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2.Diğer davalı şirket, davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, dava konusu markadaki herhangi bir kelimenin diğerine nazaran ön plana çıkartılmadığı, markadaki tüm kelimeler Türkçe olduğundan tüketicinin markayı bütün olarak algılayabileceği, bu çerçevede dava konusu markanın tüm unsurlarının kümülatif olarak esas unsuru meydana getirdiğinin düşünüldüğü, taraf markalarında ortak sözcük unsuru olarak .../... ibaresi yer alsa da dava konusu markanın bir bütün olarak hatırda kaldığı, dava konusu markanın bütünü itibariyle bıraktığı etkinin davacı markalarından farklı olduğu, her ne kadar tüketiciler, her durumda markaları yan yana görme ve karşılaştırma fırsatına sahip olmasalar ve zihinlerinde kalan halleriyle markaları hatırlasalar da somut olayda tüketicilerin ortak unsur nedeniyle zihinlerinde kalan algının, iltibas ihtimaline yol açacak nitelikte olmayacağı, dava konusu markanın ek sözcük unsurları yönünden bütünsel yaklaşımla yeterince farklılaştığı, markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken her bir unsura göre değil, bir bütün olarak her iki markanın bıraktığı genel, global izlenim, markanın bütünü itibariyle bıraktığı etki dikkate alındığında markalar arasında benzerlik oluşmadığı, davacının çekişme konusu olan emtialar bakımından tescilsiz kullanımı olduğuna dair belgeye rastlanmadığı, tanınmışlığın ispatlanamadığı, kötü niyete ilişkin delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu başvuru, siyah standart harflerle yazılmış "..." ibaresinden oluşmakta olup, buşvuruda başkaca bir unsur yer almadığı, davacının itiraza mesnet markalarının yalnızca "..." ibaresiyle ve bu ibareye "sıfır", "...", "taptaze", "life" gibi ibarelerin eklenmesiyle oluşturulduğu, başvuruda "..." değil "..." ibaresi kullanılmış ise de, "..." ibaresi "damla" ibaresiyle birleşerek yeni ve anlamlı bir kelime oluşturmadığı, ibarenin 29 ve 30. sınıf malların ortalama tüketicileri tarafından "...-DAMLA" şeklinde iki farklı kelime olarak algılanacağı, "I" ve "İ" harflerinde farklılığın ise farkedilmeyebileceği ve markanın "...-DAMLA" olarak okunacağı, "..." ibaresinin gıda ürünleri yönünden tanımlayıcı ve tasviri niteliği bulunmadığı, bu ibarenin ayırt edicilik taşıdığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2018/923 E., 2019/2475 K. sayılı ilamının da bu yönde bulunduğu, bu hale göre başvuru ile davacının özellikle 29 ve 30. sınıflarla tescilli, 2019/40072 2017/75381 sayılı "..." ibareli markaları arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, zira başvuru markasının davacının itiraza mesnet markalarından yeterince farklılaşmadığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 26/09/2018 tarih ve 2016/14718 E.-2018/5701 K. sayılı kararında "... ARA" ibareli markanın davacının "..." esas unsurlu markalarıyla benzer bulunduğu, iltibas koşullarının oluştuğu, başvurunun kötü niyetle yapıldığı da ileri sürülmüş ise de, bu hususun kanıtlanamadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı TÜRKPATENT vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK marka kararı iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi. 3. Değerlendirme İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı TÜRKPATENT vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 01.10.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.