Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/506 E. 2024/3736 K.
Konu: Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/506
- Karar No
- 2024/3736
- Karar Tarihi
- Konu
- Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1588 Esas, 2022/1231 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/5 E., 2020/298 K. Taraflar arasındaki marka ile ilgili Kurum kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 29. sınıfta (1. Alt grup) tescil edilmek üzere 2018/72604 sayılı "a ... ...+şekil" ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, davalı şirketin 2010/53190 sayılı "..." ibareli markasını gerekçe göstererek yaptığı itirazın kabul edilerek başvurularının reddine karar verildiğini, bu ret kararına karşı yeniden inceleme taleplerinin 2019-M-8803 sayılı YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiği, oysa müvekkilinin “...” markası ile 1992 yılından beri faaliyet gösterdiğini, 2014 yılında Yıldız Holding bünyesine katıldığını, “...” markasının tanınmış marka olduğunu ve müvekkiline ait “...” esas unsurlu bir çok marka bulunduğunu, “a ... ...” ibareli marka ile seri marka zincirine bir yenisinin eklenmek istenildiğini, “...” ibaresi mutlak ret nedenlerini haiz olduğundan tescilinin hukuka aykırı olduğunu, “...” ibaresinin 29. sınıfta yer alan gıdanın tüketilmesi için kullanılan bir araç olduğunu, sucuk sektöründe ise “...” ibaresinin tür/cins belirten bir kelime olduğunu ve bu ibarenin tek başına zayıf bir marka olduğunu, sektörde “...” ibaresinin farklı firmalar tarafından da marka başvurularına konu edildiğini, müvekkiline ait markadaki şekli unsurların ve “...” ibaresinin tali unsur olarak kullanılmış olmasının iltibas değerlendirilmesi yapılırken dikkate alınması gerektiğini, “...” markası sahibinin kötü niyetli bulunduğunu, davalı tarafın “...” ibaresini tek başına markasal olarak kullanmadığını, tali unsur olarak kullandığını ileri sürerek 2019-M-8803 sayılı kararının iptaline, 2018/72604 sayılı "a ... ...+şekil" markasının tescil işlemlerine devam edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davaya konu marka ile mesnet gösterilen markalar arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunduğunu, “a ...” ibaresinin davacının çatı markası niteliğinde olduğunu, benzerlik ve iltibas değerlendirilmesi yapılırken çatı markanın geri planda kalacağını, davalı markasının zayıf bir ibare olduğu iddiasının somut gerçeklik ile bağdaşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Diğer davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 75 yıllık köklü bir geçmişe sahip olan sektörün öncü firmalarından olduğunu, Türkiye’nin ilk özel et kombinesi olarak 1945 yılında ... tarafından kurulduğunu, 1980’li yıllarda ilk vakumlu sucuk ve salamı “...” markası ile satışa sunduğunu, “...” markasının gıda sektöründe bilinen ulusal ve uluslararası camiada tanınan meşhur ve maruf bir marka olduğunu, kurum kararının yerinde bulunduğunu, her iki markanın işitsel olarak benzer olmalarının yanı sıra algısal ve kavramsal olarak da benzediklerini, “a ...” ibaresinin markalar arasındaki benzerliği ortadan kaldırmaya yeterli bulunmadığını, mal ve hizmet sınıflarının aynı olduğunu, “...” ibaresinin müvekkili adına tescilli olan 29. sınıf yönünden ayırt edici bulunduğunu, tescilli markaların terkin edilmedikleri sürece marka tescilinin sağladığı hukuki korumadan yararlanacağını, davacının tescil başvurusunun kötü niyetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "A ... ...” ibareli marka ile “...” ibareli markaların karşılaştırılması neticesinde, dava konusu markada yer alan “A ...” ibaresinin davacının çok sayıda markasında yer alan çatı marka niteliği arz ettiği, tüketicilerin çatı markaya değil, çatı marka haricinde bulunan ibareye daha çok dikkat edecekleri, bu nedenle davacıya ait dava konusu markanın esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, benzer şekilde davalı markasının da esas ve tek unsurunun “...” ibaresinden oluştuğu, bu gerekçelerle taraf markalarının esas unsurları arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunduğu, “...” ibaresinin dava konusu edilen mal ve hizmetler bakımından marka vasfı taşıdığı ve ayırt edici nitelikte olduğu, herhangi bir tanımlayıcılığının bulunmadığı, marka vasfı taşımadığı kabulü halinde dahi tescilli markaya sağlanan hukuki korumadan yararlanması gerektiği, tüketicinin taraf markalarını aynı/aynı tür ya da benzer ürünler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, önceden bildiği ve tanıdığı davalı markası ile davacının başvuru konusu markasını birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunması, davalının “...” ibareli markasından ve bu marka adı altında sunmakta olduğu ürünlerden haberdar olan tüketicinin davacı markasının davalıya ait olduğunu ve onun izni ile kullandığını düşünme ihtimalinin bulunduğu, davacı tarafın itiraz aşamasında “kullanmama def’i” ileri sürdüğü ve fakat Markalar Dairesi Başkanlığı kararında davalının “sucuklar” emtiası üzerinde markayı kullandığının kabul edildiği ve bu hususun karara itiraz aşamasında uyuşmazlık konusu olmadığı, taraf markalarının birbiri ile karıştırılma tehlikesi bulunması nedeniyle, somut olay bakımından markaların ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluştuğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince "..." ibaresinin sektörel mahiyeti incelenmeksizin hüküm kurulduğunu, anılan ibarenin bir sucuk türünü ifade ettiğini ve pek çok firma tarafından sucuk türünü ifade etmek amacıyla kullanıldığını, "..." ibaresinin sucuk emtiasında zayıf nitelikte olduğunu,kimsenin tekeline verilemeyeceğini, davalının dahi anılan ibareyi kendi markası yanında tali unsur olarak kullandığını, dava konusu başvuruda da yer alan bu ibarenin tali unsur niteliğinde bulunduğunu, sektörde faaliyet gösteren diğer firmalarında "..." ibareli markalarının olduğunu, müvekkili başvurusunun tescil edilmemesinin haksız rekabete yol açacağını, taraf markaları arasında iltibasa neden olacak bir benzerliğin bulunmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "a ... ...+şekil" ibareli" ibareli başvuru ile redde mesnet 2010/53190 sayılı "..." ibareli markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, zira her iki markada da "..." ibaresinin asli unsur olarak yer aldığı, dava konusu başvuruda yer alan "..." ibaresinin davacının çatı markası olup iltibas değerlendirmesinde dikkate alınamayacağı, başvuruda yer alan diğer unsurların da yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, redde mesnet markanın kapsamında yer alan ve kullanıldığı ispatlanan 29. sınıf sucuk emtiası ile uyuşmazlık konusu 29. sınıfın 1. alt grubunda yer alan malların benzer bulunduğu, her ne kadar davacı tarafça "..." ibaresinin "sucuk" emtiasında tanımlayıcı olduğu ileri sürülmüşse de mahkemece görüşüne başvurulan ve aralarında gıda mühendisinin de bulunduğu bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen raporda açıklandığı üzere anılan ibarenin sucuk emtiasında tanımlayıcı bulunmadığı, uyuşmazlık konusu mallar bakımından ayırt edici olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, marka başvurusunun reddine dair Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu kararının iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.