Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/5002 E. 2024/6894 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/5002
- Karar No
- 2024/6894
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1022 Esas, 2023/933 Karar HÜKÜM : Davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. ... ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/172 E., 2021/183 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin babası tarafından Gümülcine’de 1955 yılında kahve üretilmeye başlandığını, “Şerafettin” markası ile üretilen kahveyi hem Batı Trakya’da hem de Türkiye’de meşhur ve maruf hale getirdiklerini, 2016/60919 sayılı, “kuru kahveci şerafetin komotini” ibareli ve 2016/23543 sayılı, “haci şerafettin” ibareli markaların müvekkili adına kayıtlı olduğunu, müvekkilinin davalının da dahil olduğu 4 kişi ile birlikte Batı Trakya Kahve Kakao Gıda A.Ş. unvanlı bir şirket kurduklarını, bu şirkette marka hakkı ve formülü müvekkiline ait olan kahveyi sattıklarını, davalının şirket müdürü olarak görev yaptığını, davalının müvekkilinin güvenini kötüye kullanarak müvekkiline ait markaları, bilgisi ve onayı olmaksızın, müvekkili ile birlikte kendi adına kötü niyetli olarak tescil ettirdiğini, müvekkilinin 2017/20876 sayılı ve “hacı Şerafettin gümülcine harmanı 7 harmanlı muhteşem Türk kahvesi” ibareli, 2017/20791 sayılı ve “kuru kahveci Şerafettin komotini” ibareli, 2017/20790 sayılı ve “Gümülcine kurukahve Şerafettin” ibareli bu markalardan sonradan haberdar olduğunu, davalının şirketteki müdürlük görevini aksatması sebebiyle şirketin zarar ettiğini, davalının hisselerini 09.09.2019 tarihinde müvekkiline devrettiğini, 10.09.2019 tarihinde de müvekkiline ait logo ve markalarla ile kendi dükkanını açtığını, reklam yaptığını, davalı şahsın müvekkili markasının tanınırlığından faydalanarak menfaat elde ettiğini ve haksız rekabete sebebiyet verdiğini, davalı şahsın müvekkiline ait markaya, logoya ve tasarıma tecavüzde bulunduğunu, renk ve biçim olarak müvekkiline ait kahve ambalajlarının birebir taklitlerini ürettiğini, davalı şahsın sosyal medyada yer alan reklamlarında müvekkiline ait bayileri kendi bayileriymiş gibi gösterdiğini, davalı şahsın ayrıca 2019/86599 2019/133481, 2020/10078 sayılı marka başvuruları yaparak ve bu marka ve logoları sosyal medya hesabında kullanarak müvekkili markaları ile iltibasa yol açtığını, bu hususların davalının kötü niyetini ortaya koyduğunu ileri sürerek, 2017/20876, 2017/20790, 2017/20791 sayılı markaların davalı adına yapılan tescillerinin hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile davacının 2002 yılından beri tanıştıklarını, müvekkili ve davacının dava dışı 2 kişi ile birlikte 08.03.2016 tarihinde Batı Trakya Kahve Kakao Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.’yi kurduklarını, müvekkilinin bu şirkette %20 hisse sahibi olduğunu, Gümülcine (Komotini) isimli şehirde “Hacı Şerafettin” olarak bilinen kuruyemiş dükkanında satılan ürünlerden biri olan kahvenin Türkiye’ye getirilmesi ve Türkiye’de de üretilmesi olduğunu, 2017 yılında Batı Trakya A.Ş.’nin diğer iki ortağının hisselerinin davacı tarafından devralındığını, 2019 yılında müvekkilinin hisselerini de bedelsiz olarak davacıya devrettiğini, müvekkilinin yönetim kurulu başkanlığı dönemi boyunca görevini eksiksiz yerine getirdiğini, 2016/60919 sayılı marka başvurusuna itiraz edilmesi nedeniyle, itiraz sonrası sürecin uzaması sebebiyle yeni marka başvuruları yapılıp bu markalarla yola devam etme kararının davacı ile birlikte alındığını, yeni marka başvurularının davacı ile ortak marka sahibi olarak tescili konusunda birlikte karar verdiklerini, markalara ortak olma bedeli olarak müvekkilinin 93.400,00 Euro ücret ödediğini ve şirket adına alınan iş yerinin davacıya devredildiğini, müvekkilinin davacının talimatı dahilinde kendine ait e-imzayı kullanarak internet üzerinden dava konusu marka başvurularında bulunduğunu, davacının marka başvurularının her aşamasından haberdar olduğunu, müvekkilinin tescille sahip olduğu markasının yok olmasını istemediği için ortaklıktan çıkıp kendi işini kurmaya karar verdiğini, davacının ortak olduğu markaları müvekkilinin kullanabilmesi karşılığında Batı Trakya A.Ş.’deki hisselerinin davacıya devredildiğini, devir işleminde aksaklık olmaması amacıyla davacı tarafından müvekkili hesabına 10.000,-TL gönderildiğini ancak bu miktarın şahitler huzurunda müvekkili tarafından davacıya nakit olarak iade edildiğini, müvekkilinin devirden birkaç gün sonra “Selanik Kurukahvecisi” adındaki kendi iş yerini faaliyete geçirdiğini, bu işletmede üretilen ve satılan kahve paketlerinde müvekkiline ait markaların kullanıldığını, müvekkilinin dava konusu markaların müşterek sahibi olduğunu, kullanım için kimseden izin alması gerekmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davacının dava konusu markalardaki “birlikte hak sahipliği”nden haberdar olduğuna dair bir tespitin yapılmasının mümkün olmadığı, dava konusu markaların başvuru tarihinde, gerekçe olarak gösterilen 2016/23543 ve 2016/60919 sayılı markaların davacı adına tescilli olduğu, davacıya ait gerekçe markaların devrine ya da tesciline ilişkin iddiaların işbu davanın konusu olmadığı, davacının kendi adına tescilli markaları varken, kendi markaları ile benzer dava konusu markalar için birlikte hak sahibi olacak şekilde başvuru yapması için davalıya yetki/vekalet vermemesi, davalının dava konusu marka tescillerini aldıktan sonra bu kez de dava konusu markaların birebir aynısını yalnız kendi hak sahibi olacak şekilde 2019/86599, 2019/133481 ve 2020/10078 sayılı marka başvurularını yapması, sadece kendi adına tescil ettirmek istemesi nedeniyle davalının kötü niyetli olduğu gerekçesiyle karar davanın kabulüne verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, davalının dava konusu markaların birebir aynısını içeren, yalnız kendisi hak sahibi olacak şekilde 2019/86599, 2019/133481 ve 2020/10078 sayılı marka başvurularını yapması diğer bir kötü niyet gerekçesi olarak kabul edilmişse de, bahsi geçen marka başvuruları dava konusu markaların başvuru ve tescil tarihinden sonra olduğu, 2017/20876 sayılı dava konusu marka yönünden erken açılan davanın reddine, dava konusu diğer markalar yönünden ise kötü niyet iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ileile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, taraflar adına müştereken tescil edilen 2017/20876, 2017/20790 ve 2017/20791 sayılı markaların davalı adına yapılan tescillerinin kötü niyetli olduğu iddiasına dayalı olarak anılan markaların davalı adına tescili yönünden hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 30.09.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.