Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/4862 E. 2024/6713 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/4862
- Karar No
- 2024/6713
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/586 Esas, 2023/568 Karar HÜKÜM : Esastan ret; davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. ... ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/457 E., 2019/161 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin tanınmış "CEP" ibareli markalarını mesnet göstererek davalı şirketin 09, 35 ve 37 nci sınıflarda 2016/87576 sayılı "ceptefilo+şekil" ibareli marka başvurusuna itiraz ettiğini, itirazın davalı TÜRKPATENT Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun (YİDK) kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa markaların ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, başvurunun müvekkilinin markalarının serisi algısı oluşturduğunu, tescil başvurusunun müvekkilinin markalarından, ticari itibarından ve getirisinden faydalanmak amacıyla ve kötü niyetli olarak yapıldığını, dava konusu markanın tesciline izin verilmesi halinde, müvekkilinin markalarının ayırt ediciliğin zarar göreceğini ileri sürerek, YİDK'in 05.10.2017 tarihli 2017-M-8385 sayılı kararının iptaline ve dava konusu markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... Ltd. Şti vekili cevap dilekçesinde; “CEPTEFİLO” markasının, müvekkili şirketin, cep telefonlarının güvenlik, memnuniyet, tedarik, destek ve sigorta kolaylığı sağlayan ve şirketler için cep filo yönetimini kolaylaştırmayı hedefleyen hizmetinin adı olduğunu, “cep” ibaresinin ayırt edici niteliği olmayan ve herkesçe kullanılabilir bir sözcük olduğunu, akıllı telefonlar ve tabletlerin yoğun kullanımı nedeniyle cep kelimesinin özellikle iletişim alanında ayırt ediciliğinin azaldığını, müvekkili markasının “müşterilerinin cep telefonlarının kullanımı ile ilgili tüm desteğin tek bir uygulama ile gerçekleştirilebileceği”ni ifade etmek amacıyla kullanıldığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, “cep” ibaresinin koşulsuz şartsız bir kimsenin inhisarına bırakılmasının mümkün olmadığı, kaldı ki dava konusu markanın, davacıya ait markaların ayırt ediciliğini sağlayan imaj devrini temin edecek biçimde değil, kendine ... bir kompozisyon ile oluşturulduğu, davacının daha baştan zayıf karakterli bir sözcük olan “cep” ibaresini kendisine marka olarak seçerken, sonradan üçüncü kişiler tarafından başka bazı sözcükle ya da ayırt edici figüratif unsurlar ile birlikte aynı kelimenin markaları içerisine konulabileceğini öngörmesi gerektiği, davacı markalarının “CEP” ibaresi üzerinde kullanım sonucu kazandığı iddiasının yerinde olmadığı gibi böyle bir iddianın da ticaret hayatında herkesin kullanımına açık olması gereken işaretler yönünden koşulsuz bir tekel hakkı sağlamayacağı, taraf markaları kapsamındaki emtiaların nispeten biraz daha bilinçli ve dikkat düzeyi yüksek tüketicilere hitap etmesi nedeniyle bu tüketicilerin davacıya ait markayı taşıyan mal veya hizmetlerden yararlanmak isterken, davalıya ait markayı taşıyan emtiaları satın alma olasılığının bulunmadığı gibi etkenler bir bütün olarak değerlendirildiğinde sadece “cep” ibaresine bağlı olarak taraf markaları arasındaki benzerliğin karıştırılma ihtimaline neden olmayacağının kabul edildiği, somut uyuşmazlıkta taraf markaları kapsamında farklı emtialar bulunmadığı gibi markalar da birbirleri ile benzer görülmediği, davalının kötüniyetli başvuruda bulunduğuna dair delilin mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "cep" ibaresinin cep telefonu yerine kullanılan bir kelime olduğu, ayırt ediciliğinin düşük olduğu, "cep" ibareli markaların da tüketicide cep telefonu aracılığıyla erişilebilen bir hizmete ilişkin olduğu algısını oluşturduğu, "cep" ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olması nedeniyle yeterli ayırt ediciliğin sağlanması halinde herkes tarafından kullanılabileceği, somut uyuşmazlıkta da "filo" ibaresinin, şekil unsurunun ve markanın düzenleniş biçiminin başvuruyu davacının sadece kelime unsurundan oluşan markalarından yeterince farklılaştırdığı, dava konusu başvuru ile davacının itiraza mesnet markaları arasında 6769 sayılı Kanun'un altıncı maddesinin birinci fıkrası anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 30.11.2022 tarih ve 2021/4488 E. 2022/8514 K. sayılı ilamında "CEPTEHELAL" ibaresinin, 19.12.2022 tarih ve 2021/5323 E. 2022/9208 K. Sayılı ilamında "ATLARCEPTE" ibaresinin davacının "cep" esas unsurlu markalarıyla benzer bulunmadığı, taraf markaları benzer bulunmadığından tanınmışlığın somut uyuşmazlığa bir etkisinin bulunmadığı, başvurunun kötü niyetle yapıldığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 8 inci maddesi. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 24.09.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.