Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/4418 E. 2024/7532 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/4418
- Karar No
- 2024/7532
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/793 Esas, 2023/991 Karar HÜKÜM : Asıl ve birleşen davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/1062 E., 2020/447 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 22.10.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. KARAR I. ASIL VE BİRLEŞEN DAVA Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; davalı borçlu aleyhine İstanbul 13. İcra Müdürlüğünün 2016/26000 E. sayılı dosyası ile 3 adet faturaya dayalı olarak asıl alacak miktarı 885.908,58 TL üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalının süresi içinde takibe itiraz ettiğini, işbu davanın yalnızca takipte dayanak gösterilen 31.07.2016 tarihli, 405.254,08 TL tutarındaki faturaya ilişkin olduğunu, anılan faturanın 11.06.2015 tarihinde taraflarca imzalananan Risk Paylaşım Çerçeve Sözleşmesinin feshi ile ilgili tazminat bedeli olarak faturalandırıldığını, müvekkili tarafından fesih tazminatı hesaplanırken sözleşmenin fesih tarihi olarak 01.04.2016 tarihinin kabul edildiğini ve bu tazminatın sözleşmenin 14. maddesi gereğince hesaplanıp faturalandırıldığını, davalı tarafın icra takibine itirazının haksız olduğunu, sözleşme ve 15.06.2016 tarihli protokolün hiçbir haklı neden gösterilmeksizin feshedildiğini, davalı taraf sözleşmeyi haklı nedene dayanmadan feshettiği için sözleşmenin 14. maddesi gereğince hesaplanan fesih tazminatından sorumlu olduğunu ileri sürerek borçlunun takibe, asıl alacağa ve faize ilişkin haksız itirazlarının iptali ile takibin devamına, davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep etmiş, birleşen dava dilekçesinde; İstanbul 24. İcra Müdürlüğünün 2017/2210 E. sayılı dosyasına konu takibin 31.12.2016 tarihli 186.339,12 TL tutarlı faturaya ilişkin olduğunu, faturanın 11.06.2015 tarihinde taraflarca imzalanmış Risk Paylaşım Çerçeve Sözleşmesi'nin feshi ile ilgili (10.02.2016 ve 01.04.2016 arasındaki dönemin hesaplandığı) tazminat bedeli olarak faturalandırıldığını, davalının haksız olarak sözleşmeyi fesih tarihinin 09.02.2016 olduğunu, daha evvelden müvekkili şirketçe işbu fesih tazminatı hesaplanırken sözleşmenin fesih tarihi olarak 01.04.2016 tarihinin kabul edildiğini, evvelce buna istinaden 01.04.2016 ile 30.06.2016 tarihleri arasındaki dönem baz alınarak sözleşmenin 14. maddesi gereğince hesaplanıp faturalandırıldığını, bahsedilen faturaya dayalı (01.04.2016 ile 30.06.2016 tarihlerindeki arasındaki dönem için) davalı aleyhine icra takibi yapılıp takibe itiraz üzerine dava açıldığını ileri sürerek birleştirme kararı verilmesini, itirazın iptaline, davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. II. ASIL VE BİRLEŞEN DAVAYA CEVAP Asıl ve birleşen davada davalı vekili cevap dilekçelerinde; müvekkilinin fesih işleminin haklı nedenlere dayandığını, dava konusu sözleşmede perakende satış hizmet bedeli (PSH) ve Yenilenebilir Enerji Kaynakları (YEK) bedellerindeki mevzuatsal ve yapısal değişikliklerden dolayı sözleşmenin müvekkili açısından katlanılamaz bir hal aldığını, PSH'daki yapılan değişiklik nedeniyle referans fiyata, daha önce olmayan PSH bedelinin eklendiğini, YEK bedelindeki yapısal değişiklik nedeniyle öngörülemez şekilde artış olduğunu, bu değişikliklerin müvekkilinin zararına sebebiyet verdiğini ileri sürerek asıl ve birleşen davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davalının 09.02.2016 tarihli fesih bildiriminin taraflar arasındaki sözleşmenin 13.1.maddesi uyarınca fesih hakkının kullanılması şeklinde değerlendirildiği, sözleşmenin anılan düzenlemesi gereğince, davalının keşide ettiği 09.02.2016 tarihli ihtarının davacı yana tebliği tarihinden itibaren geçecek 30 günlük sürenin sonundan itibaren taraflar arasındaki 11.06.2015 tarihli Risk Paylaşım Çerçeve Sözleşmesinin ve bağlı protokollerin feshedilmiş sayılacağı; ancak ihtarnamenin davacıya tebliğinden itibaren geçecek 30 günün sonuna kadar 11.06.2015 tarihli Risk Paylaşım Çerçeve Sözleşmesi ve buna bağlı 15.06.2015 tarihli Protokol hükümleri gereğince davalı tarafça davacıya ödenmesi gereken sözleşmesel bedellerin ödenmesi gerekeceği, bunun dışında davacı lehine fesih tazminatı ve benzeri nam ve ad altında herhangi tazminat hakkı doğmayacağı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, taraflar arasındaki Risk Paylaşım Çerçeve Sözleşmesinin karşılıklı edimleri içeren, her iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olduğu, sözleşmenin 13.1. maddesinde taraflardan her birisine sözleşmeyi 30 gün öncesinden yazılı ihbarda bulunmak suretiyle feshetme hakkının ve 13.2. maddesi ile sözleşme kapsamında fatura düzenleyen tarafa faturanın karşı tarafça ödenmemesi halinde fesih hakkının tanındığı, ek olarak ise tarafların 12. maddede düzenlenen iflas, konkordato, ödemeden aciz gibi hallerinin gerçekleşmesinin de sözleşmeyi sona erdireceğinin kabul edildiği, bu haller dışında tarafların sözleşmeyi feshetmesi halinde ise feshin haklı sebebe dayanıp dayanmadığının önem kazanacağı, sözleşmenin 14. maddesinde açık bir şekilde fesih tazminatının, sözleşmenin ödenmeyen fatura nedeniyle feshi ile 12. maddesinde yer alan hallerin oluşması ve bu hallerin oluşmasına ilgili tarafın kusuru ile sebep olması halinde talep edilebileceğinin kabul edildiği, bu haller dışında sözleşmenin süreli feshi veya haklı sebebe dayanarak feshi halinde 14. maddede düzenlenen fesih tazminatının talep edilmesinin mümkün olmadığı, fesih beyanı karşı tarafın kabulüne bağlı olmayıp süreli fesihte bu sürenin sonunda, derhal fesihte ise fesih beyanın karşı tarafa ulaşması ile sözleşmenin feshedilmiş olacağı, asıl davanın dava dilekçesinde fesih tarihi olarak 01.04.2016 tarihinin esas alındığı şeklindeki beyandan feshin, sözleşmenin 13.2. maddesi uyarınca davacı tarafından gerçekleştirildiği ve fesih tazminatı koşullarının oluştuğunun iddia edildiği anlaşılmakta ise de sözleşmenin davalı tarafça 09.02.2016 tarihinde süre verilmeksizin haklı sebep iddiası ile feshedildiği, davacı tarafın bu fesih beyanını kabul etmemesinin bir önemi olmadığı gibi, davalının 29.02.2016 tarihli faturayı ödemediğinden bahisle zaten feshedilmiş olan sözleşmeyi 13.2. maddesi uyarınca 01.04.2016 tarihi itibarıyla feshetmesinin de mümkün olmadığı, birleşen davada ise fesih tarihinin 09.02.2016 tarihi olduğu kabul edilerek davalı tarafından feshedildiği ve feshin haksız olduğunun iddia edildiği, sonuç olarak sözleşmenin 12. ve 13.2. maddesinde yer alan sebepler dışında ve davalının feshi nedeniyle sona erdiği, bu noktada davacı tarafça haksız fesih nedeniyle genel hükümler uyarınca tazminat değil, sözleşmenin 14. maddesinde düzenlenen fesih tazminatı talep edildiğinden, feshe gerekçe gösterilen sebeplerin haklı sebep olup olmadığının tartışılmasına da gerek olmadığı, davacının gerek asıl, gerekse birleşen davadaki taleplerinin haksız olduğu, İlk Derece Mahkemecesince her iki davanın açıklanan gerekçe ile reddilmesi gerekirken feshin sözleşmenin 13.1. maddesine dayandığı gerekçesi ile reddine karar verilmesi hatalı olup bu sebeple davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulen haklı bulunduğu gerekçesiyle davacının vekilinin istinaf başvurusunun usulen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince sadece asıl davaya ilişkin karar temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl ve birleşen dava, sözleşmenin feshi nedeniyle düzenlenen faturalara dayalı takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 23.10.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.