Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/3737 E. 2024/6113 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/3737
- Karar No
- 2024/6113
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/349 Esas, 2023/314 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. ... ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/312 E., 2020/267 K. Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı Şirketin 2018/91633 sayılı "Makronik" ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, müvekkilince adına tescilli "Macro/Makro" ibareli markalara dayalı olarak, bu başvuruya yapılan itirazın, davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa taraf markalarının ortalama tüketici nezdinde iltibasa neden olma ihtimalinin bulunduğunu, müvekkiline ait markaların esas unsurunu oluşturan "makro" ibaresi ile davalı Şirkete ait "makronik" ibareli markada macro/makro ibaresinin benzerlik değerlendirilmesinde dikkate alınması gerektiğini, ortalama tüketici nezdinde "makronik" ibareli markanın müvekkilinin seri markalarından biri olarak algılanmasının ve müvekkili markaları karıştırılmasının kaçınılmaz olduğunu, taraf markaları arasında var olan görsel ve işitsel benzerliğe ek olarak markaların kapsamında yer alan mal/hizmetlerin de benzer bulunduğunu, ayrıca dava konusu başvurunun müvekkiline ait "www.macrocenter. com.tr" alan adı ile de benzer olduğunu, bu hususun TÜRKPATENT tarafından hatalı değerlendirildiğini, müvekkili markalarının yoğun kullanım sonucunda tüketici nezdinde ayırt edicilik kazandığını, tanınmış marka haline geldiklerini, bu markaların sektörün en prestijli markalarından biri olan MİGROS markası adı altında piyasaya sürüldüğünü, MİGROS kelime markasının tanınmış marka olarak tescil edildiğini, MİGROS markasının tanınmışlığı sebebiyle tüketici nezdinde MAKRO ve MACRO ibareli markaların da bilinir kılındığını, bu yönde emsal TÜRKPATENT ve yargı kararlarının bulunduğunu, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2019-M-7610 sayılı kararının iptaline, dava konusu 2018/91633 sayılı marka başvurusunun tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların bütünüyle bıraktıkları izlenim itibarıyla ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer olmadıklarını, davacının diğer iddialarının da yerinde bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı ... Ltd. Şti. cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı markaları ile davalı markasının kapsamında kalan hizmetlerin aynı/aynı tür olduğu, "Macro/Makro" ibaresi, Türkçe'de büyük, geniş anlamlarına geldiğinden ayırt ediciliğinin oldukça düşük olup, her ne kadar tescilli olduğu sürece markanın korunması esas ise de bu ibareyi içeren markaların koruma kapsamlarının dar değerlendirilmesi gerektiği, diğer bir deyişle, anılan ibarenin ortak olarak yer aldığı markalarda yapılacak küçük değişikliklerin dahi iltibas tehlikesini ortadan kaldıracağı, buna göre taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzerlik bulunmadığı, somut olayda 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası hükmü bağlamında iltibas tehlikesi olmadığı, markaları oluşturan işaretlerin; görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olmadıkları, bu nedenle tanınmışlık iddiasına ilişkin olarak, öncelikle işaretler arasındaki benzerliğinin gerçekleşmesi şartı mevcut olmadığından, tanınmışlık iddiasına ilişkin istemlerin yerinde bulunmadığı, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin altıncı fıkrası hükmü koşullarının somut olayda gerçekleşmediği, davalı şirketin kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu da ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasının yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının aksine davaya konu “makronik" ibareli marka ile müvekkil şirkete ait makro/macro ibareli seri markalar arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında benzerlik bulunduğunu, her iki markanın aynı anda göz önünde bulundurularak karar verilemeyeceğine ilişkin ilke göz önüne alındığında markalar arasında karıştırılma tehlikesi olmadığı yönündeki değerlendirmenin yerinde olmadığı, ortalama tüketici nezdinde dava konusu markanın, müvekkil Şirketin seri markalarından biri olarak algılanacağını, nitekim dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda da, müvekkiline ait makro/macro ibareli markaların yoğun reklam ve tanıtım faaliyetleri ile özellikle ... ihtiyaç ve gıda mallarının perakendeciliği (mağazacılık hizmetleri) hizmetleri açısından yüksek ayırt ediciliğe sahip olduğu, macro/makro ibareli markaların bilinirliği ve macro/makro işaretinden seri marka yaratılmış olması nedeniyle marka korumasının geniş değerlendirilmesinin gerektiği, taraf markalarının genel izlenim itibariyle karıştırılma riski bulunacak düzeyde benzer oldukları hususlarının açıklandığını, "makronik" markasının bu haliyle, orta düzeydeki bir tüketici bakımından en azından aynı ve/veya kardeş ve/veya birbiri ile bağlantılı işletmelere ait olduğu kanaatinin doğacağını, bu nedenlerle söz konusu işaretler arasında iltibas tehlikesinin bulunduğunu, "MACRO/MAKRO" ibaresinin müvekkiline ait ticaret unvanının ve işletme adının esas unsuru olmasının yanı sıra yine müvekkiline ait "www.macrocenter.com.tr" alan adının da esas unsuru olduğunu, dolayısıyla 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin altıncı fıkrası uyarınca başvurunun tescilinin mümkün olmadığını, müvekkilinin makro/macro ibareli seri markalarının yoğun kullanım sonucunda tüketici nezdinde ayırt edici nitelik kazandığını, bu markaların tanınmış olmaları karşısında başvuru konusu markanın tescil talebinin 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrası gereğince de reddinin gerektiğini, tanınmış markalarda, markanın benzerini seçen ya da kullanan kişinin, bu kullanımını ya da seçimini haklı kılacak bir gerekçeyi göstermesinde zorunluluk olduğunu, somut olayda ise haklı bir nedenin bulunmadığını, davalının müvekkiline ait markanın bilinirliğinden yararlanmak amacı ile bu ibareyi tescil ettirmek istediğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "MAKRONİK+şekil" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "MACRO/MAKRO" asıl unsurlu marka işaretleri arasında, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında, ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olmadığı, zira "Macro" ve "Makro" ibarelerinin, Türkçe'de "büyük, geniş" anlamlarına geldiğinden ayırt ediciliklerinin oldukça düşük bulunduğu, her ne kadar tescilli olduğu sürece markanın korunması esas ise de, bu ibareyi içeren markaların koruma kapsamlarının dar değerlendirilmesinin gerektiği, anılan ibarenin ortak olarak yer aldığı markalarda yapılacak küçük değişikliklerin dahi iltibas tehlikesini ortadan kaldıracağı, buna göre dava konusu başvurunun, davacının itirazına mesnet markalarından yeterince farklılaştığı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 tarih, 2014/11 E., 2016/778 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi iltibas değerlendirmesi, hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümleneceğinden, mahkemece bu yönden dosyadaki bilirkişi raporuna itibar edilmemesinde bir isabetsizlik olmadığı, taraf marka işaretleri benzer olmadığından, davacının itirazına mesnet markalarının tanınmış olup olmadığının tartışılmasının da sonuca etkili bulunmadığı gibi somut olay bakımından 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin altıncı fıkrası koşullarının da oluşmadığı, kötü niyet iddiasının yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğüne ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.