Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/372 E. 2024/4375 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/372
- Karar No
- 2024/4375
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/20 Esas, 2022/1970 Karar HÜKÜM : Davanın kısmen kabulü (Esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle) İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/377 E., 2020/190 K. Taraflar arasındaki markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, meni, sonuçlarının ortadan kaldırılması, ticaret unvanın terkini, internet sitesi ve sosyal medya hesaplarının kapatılması, alan adının iptali ve maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili bankanın "Paraf", "Parafly" ve "Paraflytravel" ibareli markaların sahibi olduğunu, anılan markalarını, bankacılık, kredi kartı ürünü hizmeti ve bununla bağlantılı diğer hizmetler alanında etkin olarak kullandığını, ayrıca marka kullanımı ve verdiği hizmetleri yürütürken kullandığı www.paraf.com, www.parafcard.com.tr, www.parafly.com.tr ve www.paraflvtravel.com internet alan adlarının da hak sahibi olduğunu, davacı bankanın "paraf", "parafly" ve "paraflytravel" markaları adı altında yürüttüğü kredi kartı hizmetlerinin ülkesel ve uluslararası çapta bilinirliğe ve tanınmışlığa sahip olduğunu, davacı bankanın bankacılık ve kredi kartı alanında sahip olduğu pazar payı, markaları kullanarak yürüttüğü hizmetlerin parasal hacmi, markasını tanıtmak adına şimdiye dek yaptığı harcamalar, reklam, tanıtım ve hizmet faaliyetlerinin birçok faktör birlikte ele alındığında, davacının anılan markalarının tanınmış marka olarak değerlendirilmesi gerektiğini, yapmış oldukları kontrollerde davalı şirketin "www.paraflytur.com" alan adı ile internet sitesi kurarak yurtiçi-yurtdışı, tur/otel ve rezervasyon/araç kiralama hizmetleri verdiğini, firmanın bu site dışında, www.paraflymice.com, www.parafedu.com, www.paraftur.com (site taşınmıştır uyarısı vermekte www.paraflytur.com adresine yönlendirme yapılmış olduğunu) adlı siteleri de kurduğu ve kullanmakta olduğunu, davalı firmanın sosyal medyada da https://www.facebook.com/paraftour/?fref=ts(facebook), @paraftur(twitter), @parafturizm/parafturizm paraftur(instagram) hesaplarında paylaşımlarda bulunduğunu, sosyal medya üzerinden de tanıtım ve pazarlama faaliyeti yürüttüğünün anlaşılmış olduğunu, davalı firmanın "Paraf Uluslararası Seyahat Acentesi Ltd. Şti" (Paraf Tur) ticaret unvanında ve işletme adında davacının adına tescilli "paraf" ibaresinin bulunduğunu, görüldüğü üzere davalı firmanın unvanının davacının markasını içermekte olduğunu, davalının davacı bankaya ait markadan haksız yararlanma amacında olduğunu, davalı firma tarafından "PARAFLY" markasının 39. sınıf kapsamındaki mal ve hizmetler açısından tescili için 16.11.2015 tarihinde başvuruda bulunulmuş olduğunu, davalı firmanın başvurusunun yayınlanmasına müteakip davacı banka tarafından başvuruya 01.04.2016 tarihinde itiraz edildiğini, itiraz inceleme prosedürünün halen devam etmekte olduğunu, davalı firmanın daha önce "Paraf International Travel Agency" ve "Parafedu" markalarının 39. sınıf kapsamındaki mal ve hizmetler açısından tescili için yaptığı başvuruların davacının itirazları üzerine reddedildiğini ileri sürerek markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, menine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davalının internet sitelerinin alan adlarının iptaline, kullanımının yasaklanmasına, sosyal medya hesaplarının kapatılmasına, erişimin engellenmesine, davacının markalarının yer aldığı davalıya ait her türlü mal ve hizmetler ile belge, doküman, tanıtım materyalleri, broşürlerine el konulmasına, bunların içeriklerinin değiştirilmesine, imhasına, davalı şirket unvanından “paraf” ibaresinin terkinine, davacı markalarının tanınmış marka olduklarının tespitine, davacının bu nedenle uğradığı zararın tespiti ile davalıdan tahsiline (belirsiz alacak davası olarak) ve hükmün ilanına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davaya konu edilen kullanımlarıyla davacıya ait markalarda yer alan işaretlerin benzemediğini, müvekkilinin söz konusu işaretleri turizm ve eğitim amaçlı olarak düzenlediğini turlarda kullandığını, davacı markaların bu hizmetlerde tescilli olmadığını, davacı markalarının işaretin farklı mal ve hizmetlerde kullanılmasına engel teşkil edecek düzeyde tanınmış da olmadığını, davacının kendisine ait olduğunu iddia ettiği “www.praflytravel.com” isimli alan adının dava dışı üçüncü bir kişi adına tescilli olduğunu, bu sitedeki seyahat hizmetlerinin de davacı tarafından değil bu şahıs tarafından verildiğini, bu durumun söz konusu sitede açıkça kamuya ilan edildiğini, davacının bu site üzerinden sadece bankacılık hizmeti verdiğini, müvekkili kullanımları davacının markalarına tecavüz teşkil etmediğinden internet alan adlarının iptali ve ticaret unvanının terkinin taleplerinin kabul edilemeyeceğini, kaldı ki ticaret unvanının terkinine ilişkin talebin zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı adına tescilli markalarda yer alan işaretlerle davalının tescilsiz olarak kullandığı işaretlerin benzer olduğu ancak davacıya ait marka kayıtları incelendiğinde, tüm markalarının 9. ve 36. sınıfta tescilli oldukları, 36. sınıfta yalnızca "sigorta hizmetleri, finansal ve parasal hizmetler, gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri, gümrük müşavirliği hizmetleri" için tescil edildikleri, davacı şirketin bankacılık faaliyeti ile tanındığı, markalarının da daha çok bankacılık hizmetleri ile ilgili bilinirliği bulunduğu, davalı şirketin ticaret sicile tescil tarihi olan 2013 yılında davaya konu davacıya ait markaların bilinirliği olduğunun da tespit edilemediği, davalı şirketin ise markalarını "seyahat hizmetleri, yurt dışı eğitim aracılık hizmetleri" için kullandığı, markaların farklı sınıflardaki mal ve hizmetler için kullanılmasından dolayı iltibasın ve tecavüzün söz konusu olmadığı, davacının markalarının tanınmış marka olduğunu ispatlamak için dosyaya sunduğu reklam harcamalarının tek başına markaların tanınmışlığını kanıtlamaya yeterli olmadıkları, markanın tanınmış olup olmadığını tespit için toplumun ilgili kesiminde markanın tanınma derecesi, markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve kullanım derecesi, marka promosyonlarının kapsadığı coğrafi alan, promosyon süresi ve derecesi, markanın tanınmışlığını ya da kullanım derecesini yansıtacak derecedeki tescillerin ya da tescil başvurularının kapsadığı coğrafi alan, markanın yetkili makamlar tarafından tanınmış marka olarak kabulüne dair başarılı uygulama örnekleri ve marka değerinin kriter olarak incelenmesi gerektiği, davacının markalarının bu kriterlere göre tanınmışlığının ispatlanamadığı, www.paraflymice.com, www.parafedu.com, www.paraftur.com isimli alan adlarının davalıya ait olmadığı bu nedenle sözü edilen alan adlarına ilişkin talepler bakımından davalının pasif husumet ehliyeti bulunmadığı, www.paraflytur.com isimli alan adının davalıya ait olduğu ancak bu sitenin yayından kaldırıldığı, bu nedenle bu siteye ilişkin taleplerin konusuz kaldığı, davanın açıldığı tarih itibariyle davacının bu siteye ilişkin talepleri haksız olduğundan yargılama giderinin davacıya yükletildiği, davacının verilen kesin süreye rağmen maddi tazminat talebinin açıklamadığı ve bu talebe ilişkin harcı ikmal etmediği bu nedenle maddi tazminat talebinin işlemden kaldırıldığı gerekçesiyle davacının markalarının tanınmış marka olduğunun tespiti, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve ticaret unvanının terkini taleplerinin reddine, www.paraflymice.com, www.parafedu.com, www.paraftur.com isimli alan adlarına ilişkin taleplerin pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, www.paraflytur.com isimli alan adına ilişkin talep bakımından konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına ve maddi tazminat davasının açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; paraf, parafly, paraflytravel markalarının müvekkiline ait tanınmış markalar olduğunu, bu hususun sunulan deliller ile sabit olduğunu, davalı şirketin ticari siciline 16.01.2013 tarihinde tescil edildiğini, markaların ise sırasıyla 11.07.2012 - 20.09.2012 tarihinde tescil edildiğini, müvekkilinin paraf ve parafly markalarının lansmanlarını 2012 Aralık ayında yaptığını ve kısa sürede tanınır hale getirdiğini, karar gerekçesindeki reklam harcamalarının tek başına markaların tanınmışlığını ispatlamaya yeterli olmadığı şeklindeki gerekçede haklılık bulunmadığını, müvekkilinin bankacılık, kredi kartı ürünü hizmeti ve bununla bağlantılı diğer hizmetler alanında başta Halk Bank markası olmak üzere tanınmış markalara sahip olduğunu, müvekkilinin tescilli markaları adı altında yürüttüğü kredi kartı hizmetlerini ülkesel ve uluslararası çapta bilinir ve tanınmış olduğunu, müvekkilinin bankacılık ve kredi kartı alanında sahip olduğu pazar payı, kart sahibi, müşteri ve üye işyeri sayısı, markaları kullanarak yürüttüğü hizmetlerin parasal hacmi, markasını tanıtmak adına şimdiye dek yaptığı harcamalar, reklam, tanıtım ve hizmet faaliyetlerinin kapsamı gibi birçok faktör ele alındığında markalarının tanınmış marka olarak tanınması gerektiğini, mahkemece sadece reklam harcamalarına ilişkin kısmın dikkate alındığını, müvekkilinin reklam projeleri ve lansmanları ile "Paraf, Parafly ve Paraflytravel" markaları açısından bu ibareleri duyan sıradan vatandaşların müvekkilinin tanınmış kredi kartı markasının akıllara geleceğini, Mahkemenin, davalının kullandığı "Paraf, Parafly ve Paraflytravel" kelimeleri ile müvekkilinin tescilli markalarının görsel ve işitsel olarak benzer olduklarını, bu ibareler ile tali olarak kullandığı yurtdışı eğitim ve turizm kelimelerini tanımlayıcı olduğunu ve markaları farklılaştırmaya yetmediğini kabul ettiğini, davalı firmanın ünvanının bile müvekkilinin markasını içerdiğini, davalının bankanın ticaret ünvanını ve işletme adını asli unsur olarak kullandığını, haksız rekabet yarattığını, tüm stratejisini müvekkilinin ve kredi kartlarının isimlerinin tanınmışlığından yararlanma üzerine kurulduğunu, firmanın kendini Paraftur veParaflaytur olarak lans ettiğini, burada verilen hizmetin müvekkilinin banka ile ilgisi olduğu firmadan seyahat yada tatil satın alındığında müvekkili bankanın paraf ve parafly kredi kartlarına kolaylık ve avantaj sağladığı, bankanın hizmetin arkasında olduğu vb.müşterinin algısında karışıklık yaratan durumların söz konusu olduğunu, davalıya ait olan markaların, kullanıldığı sınıflardaki mal ve hizmetleri ile müvekkilinin mal ve hizmet sınıfları arasında farklılık bulunduğu gerekçesinde davanın reddine karar verilmişse de, davaya konu kredi kartı markalarından özellikle parafly markalı kredi kartlarını, seyahat, turizm ve tatil sektöründeki kampanyalarında kullandığını, müvekkilinin bu sektörde çok sayıda üye işyeri firma müşterileri mevcut olduğunu, kredi kartlı ödeme kampanyalarını bu müşterileri ile anlaşmalar yaparak yürüttüğünü, kampanyalarının www.paraf.com, www.parafcard.com.tr, www.parafly.com.tr sitelerinde ve müşterilere yönelik ekstre ve broşürlerde ilan ettiklerini, Setur ve Ykm Turizm firmaları ile ortaklık anlaşması imzaladıklarını, sözleşmeye göre anlaşmalı firmaların seyahat telefon hattı ile www.paraflytravel.com internet sayfası üzerinden banka müşterilerine özel satış faaliyeti yürüteceklerini ve parafly kartlar ile yapılan alışverişlere ekstra avantaj (3 katı ödül para kullanabilme) imkanı sağladığını, müvekkiline ait markaların 9.sınıfta eğitim ve öğretim malzemelerini satış ve pazarlama hizmeti ile tescil edildiğini, davalının eğitim ve öğretim hizmetlerinin benzer olduğunu, birbirlerini tamamladıklarını, davalının konaklama hizmeti sunduğunu, müvekkilinin gayrimenkul komisyonculuğu ile konaklama hizmetinin birbirlerinin benzer tamamlayan hizmetler olduğunu, davalının, sicile tescil tarihinin, müvekkilinin marka tescil tarihinden sonra olduğunu, bankaya ait markadan haksız yararlanma amacı güdüldüğünü, kötüniyetli unvan tescili bulunduğunu, davalının kanunun tanıdığı hak ve yetkileri dürüstlük kuralına aykırı şekilde kullandığını, maddi tazminat istemi yönünden belirsiz alacak davası açmalarına rağmen mahkemece bu konuda araştırma yapılmadan, harç yatırmak üzere kesin süre verilmesi akabinde de tazminat miktarının somutlaştırılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davalının dava tarihine kadar olan faaliyetinde yüksek gelir elde ettiğinin sabit olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dilekçesi ekinde sunulan belgeler ile 21.12.2017 tarihli dilekçe ekinde, dosyaya sunulan tanınmışlığa ilişkin belgeler ve mahkemece alınan bilirkişi raporlarından, 2013 yılına ait gazete ve dergilerde yayınlanan reklam kampanyalarına ilişkin görsellerde, Parafly kartı ile yapılacak uçak bileti harcamasında avantajların ve Paraf kartı ile yapılacak market, akaryakıt, turizm vb. harcamalarındaki avantajların tanıtıldığı, davacı markalarının reklam giderlerini yıl yıl gösteren liste sunulduğu ancak buna ilişkin faturaların sunulmadığı, 19.12.2019 tarihli bilirkişi raporunda, "Paraf" ve "Parafly" markalarına belirli bir bilinirlik kazandırdığı ancak, 31.05.2016 dava tarihi itibarıyla davacı markalarının tanınmışlığının ispatlanamadığı görüşünün beyan edildiği, davacının "parafly travel" markasının tanınmışlığını ispat yönünden ise delil sunulmadığı, davacı vekilinin, müvekkilinin markalarının tanınmış olduğunun ispatlandığına dair istinaf sebebinin yerinde olmadığı, davacı markalarının 09/36. sınıflarda tescilli olduğu, davalı tarafın internet sitelerinde "parafly turizm", "paraftur", "paraf yurtdışı eğitim" ibarelerini "seyahat ve eğitim hizmetleri" sınıfında markasal kullanımının bulunduğu, davacının paraf ve parafly ibareli markaları ile aynı ibarelerin davalı tarafça ekler getirilerek ayniyet teşkil edecek şekilde kullanıldığı anlaşılıyorsa da, davalının "seyahat ve eğitim hizmetleri" sınıfında kullanımın davacı markalarına tecavüz teşkil edip etmediğinin incelenmesi gerektiği, davacı markalarının tanınmışlığı ispatlanamadığından, genişletilmiş korumadan faydalanamayacağı, davacı markalarının ve davalı tarafça sunulan hizmetin ortalama tüketici kitlesine hitap ettiği, dava tarihi itibarıyla davacının paraf ve parafly markasının belli bir bilinirlik kazandığı ve bu ismi taşıyan banka kartlarının seyahat, konaklama, turizm hizmetlerinde avantaj sağladığına dair tanıtımlar yapıldığının dosyaya sunulan belgelerden anlaşıldığı, davalı tarafça hizmetin sunulması sırasında kullanılan ibareler ile davacı tarafa ait paraf ve parafly markalarının ayniyet derecesinde benzerlik içerdiği, ortalama tüketicinin sunulan hizmet ile davacı markaları arasında bağ kurma ve ilişkilendirme ihtimalinin bulunduğu, bu nedenle davalı kullanımlarının davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiği, davacı vekilinin istinaf dilekçesinde, davacı markalarının tescilli olduğu 09. Sınıf emtialar ile, davalının eğitim, öğretim hizmetlerinde markasal kullanımının iltibas yarattığına yönelik istinaf sebebinin ise, marka tescil sınıfı ve markasal kullanım gözönüne alındığında haklı görülmediği, davacı yanca, davalının eylemlerinin aynı zamanda haksız rekabet de teşkil ettiği ileri sürülmüş ise bu iddianın Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2019/5189 E, 2022/1852 K. Sayılı ilamında açıklanan gerekçeler doğrultusunda yerinde olmadığı, davalının mevcut ticaret unvanını 16.01.2013 tarihinde tescil ettirdiği, herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorunda olduğu, Mülga 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 9 uncu ve 61 inci maddelerinde, marka hakkına tecavüz iddiasına dayalı olarak tek başına ticaret unvanı tescil ettirilmesinin marka hakkına tecavüz teşkil edeceğine ve salt marka ve ticaret unvanları arasında benzerlik halinde ticaret unvanının kılavuz sözcüğün terkin edilebileceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığı, markaların, bir tacirin ürettiği veya piyasaya sunduğu mal ve hizmetleri, diğer tacirlerin mal ve hizmetlerinden ayırt etmeye yarayan, ticaret unvanlarının ise bir ticari işletmenin faaliyetlerini, diğer ticari işletmelerin faaliyetlerinden ayırt etmeye yarayan tanıtıcı işaretler oldukları, bununla birlikte, markaların; ayırt edicilik, reklam, garanti gibi işlevleri yanında, köken bildirme işlevleri de bulunduğu, davalının ticari faaliyetlerinde ticaret unvanının çekirdek unsurunu turizm ve seyahat hizmetlerinde markasal olarak kullandığı, bu durumda ortalama tüketici nezdinde, davalı tarafından verilen hizmetin davacı tarafın PARAF, PARAFLY kartlarının sağladığı güvence altında olduğu yönünde ilişkilendirme ihtimali bulunduğu, bu durumda ticaret unvanı terkin şartlarının oluştuğu, Mahkemenin maddi tazminata ilişkin olarak verdiği kararda bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne, davalının davacıya ait marka haklarına tecavüz ettiğine yönelik davasının kısmen kabulüne, kısmen reddine, davalının seyahat, konaklama, turizm hizmetlerinde internet üzerinde ve sosyal medyadaki kullanımları dahil PARAF ve PARAFLY markalarını kullanmasının önlenmesine, markaya tecavüzden kaynaklanan fazlaya ilişkin talebin reddine, davalının ticaret unvanından "PARAF" ibaresinin terkinine, maddi tazminat davasının açılmamış sayılmasına, davalıya ait www.paraflytur.com alan adı ile internet sitesi yayından kaldırılmış olduğundan alan adının iptali ve erişimin engellenmesi davası konusuz kalmakla, karar verilmesine yer olmadığına, www.paraflymice.com, www.parafedu.com, www.paraftur.com isimli alan adlarının iptaline ilişkin davanın husumet nedeniyle reddine, haksız rekabette bulunduğunun tespiti ve önlenmesi davalarının reddine, davacının "paraf", "parafly" ve "paraflytravel" markalarının tanınmış marka olduğunun tespiti talebinin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesi kararı gerekçeden yoksun olduğu gibi kararın kendi içinde çelişkili olduğunu, hizmetlerin benzer olmadığı konusunda kesinleşmiş mahkeme kararı bulunduğunu, bu kararın dikkate alınması gerektiğini, müvekkilinin kullandığı işaretler ile davacının markaları arasında benzerlik bulunmadığını, unvan terkini kararı hukuka aykırı olup somut olayda unvan terkini koşullarının oluşmadığını, haksız rekabete ilişkin talepler reddedilmişken, haksız rekabete ilişkin hükümler uyarınca unvan terkinine karar verilmesinin mümkün olmadığını, zamanaşımı defilerinin dikkate alınmadığını, vekalet ücretlerinin yeni tarifeye göre belirlenmesi gerektiğini, vekâlet ücret yönünden kararın düzeltilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalarına dayanak yaptıkları markaların tanınmış olup bu markaların tanınmış olduğunun tespitine ilişkin taleplerinin reddinin hatalı olduğunu, istinaf incelemesi neticesinde paraf ve parafly markalarının davacı yanca haksız şekilde kullanıldığı, bu suretle müvekkile ait markalara davacı tarafından tecavüz edildiği isabetli şekilde tespit edilmişse de, aynı kararın müvekkile ait paraflytravel markası için verilmemiş olmasının kararın bu yönüyle eksik ve hatalı olmasına sebebiyet verdiğini, davalının fiillerinin haksız rekabet teşkil ettiği açık olmasına rağmen buna aykırı şekilde hüküm kurulmuş olmasının, hukuka aykırılık yarattığını, maddi tazminat taleplerinin yerel mahkeme tarafından mesnetsiz gerekçeyle reddedilmesi hukuka aykırı olduğu gibi, kararın kaldırılması yönündeki taleplerinin istinaf mahkemesince reddedilmesinin de hukuka aykırı olduğunu, davalının, bankalarına ait markaları içerir şekilde oluşturduğu internet sitelerinin kapatılması/erişiminin engellenmesi, alan adlarının iptali ile kullanımlarının yasaklanması yönündeki taleplerinin husumet ve konusuz kalma nedeniyle reddine karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalının çeşitli internet alan adlarında ve ticaret unvanında kullandığı "paraf" "paraflytur", "paraflymice", "parafedu", "paraftur" ibarelerini markasal olarak kullanıp kullanmadığı, davalı yanca kullanılan işaretlerle işaretlerin kullanıldığı mal ve hizmetlerin davacının 2012/79979 sayılı "Parafly", 2014/0161 sayılı "PARAFLYTRAVEL", 2012/62319 sayılı "Paraf" markalarında yer alan işaret ve mal ve hizmetlerle benzer olmadığı, davacı markalarının tanınmış olup olmadığı ve buradan varılacak sonucuna göre davalı kullanımlarının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil edip etmediği hususlarında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 556 sayılı KHK'nın 9 uncu ve 61 inci maddeleri. 2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) haksız rekabete ilişkin 54 üncü v.d maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, dava, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, meni, sonuçlarının ortadan kaldırılması, ticaret unvanın terkini, internet sitesi ve sosyal medya hesaplarının kapatılması, alan adının iptali, maddi tazminat ve davacı markalarının tanınmış olduğunun tespiti istemine ilişkin olup taraflar arasındaki uyuşmazlık, yukarıdaki " Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme" başlığını taşıyan kısımda belirtilen hususlarda toplanmaktadır. 3. Somut olaya uygulanması gereken mülga 556 sayılı KHK'nın 61 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, markanın, marka sahibinin izni olmaksızın, aynı KHK'nın 9 uncu maddesinde belirtilen biçimlerde kullanılmasının marka hakkına hususa tecavüz teşkil edeceği düzenleme altına alınmıştır. Anılan KHK hükmünde markaya tecavüz sayılacağı belirtilen ve aynı KHK'nın 9 uncu maddesinde düzenlenen kullanım biçimleri ise, anılan KHK hükmünün birinci fıkrasının (a) bendinde düzenlenen, "Markanın tescil kapsamına giren aynı mal ve/veya hizmetlerle ilgili olarak, tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin kullanılması", (b) bendinde düzenlen, "Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal ve/veya hizmetlerin aynı veya benzeri mal ve/veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından, işaret ile tescilli marka arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil, karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması" ve (c) bendinde düzenlenen "Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsamına giren mal ve/veya hizmetlerle benzer olmayan, ancak Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle tescilli markanın itibarından dolayı haksız bir yarar elde edecek veya tescilli markanın itibarına zarar verecek veya tescilli markanın ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin kullanılması" halleridir. 4. Markanın tescilli olduğu mal ve hizmetlerde korunması esas olup markanın tescilli olmadığı mal ve hizmetlerde korunabilmesi ve markanın tescilli olmadığı mal ve hizmetlerde kullanımın marka hakkına tecavüz teşkil edebilmesi için 556 sayılı KHK'nın 8 maddesinin dördüncü fıkrası ve aynı KHK'nın 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi gereğince, markanın ülkemizde tanınmış olması ve markanın tecilli olmayan mal ve hizmetlerde kullanımının, markanın ulaştığı tanınmışlık düzeyi sebebiyle markanın itibarından dolayı haksız bir yarar elde edecek veya tescilli markanın itibarına zarar verecek veya tescilli markanın ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikte olması gerekmektedir. 5. Yapılan açıklamalardan sonra somut olaya dönülecek olursa Bölge Adliye Mahkemesince, davacı markalarının ve davalı tarafça sunulan hizmetin ortalama tüketici kitlesine hitap ettiği, dava tarihi itibarıyla davacının paraf ve parafly markasının belli bir bilinirlik kazandığı ve bu ismi taşıyan banka kartlarının seyahat, konaklama, turizm hizmetlerinde avantaj sağladığına dair tanıtımlar yapıldığının dosyaya sunulan belgelerden anlaşıldığı, davalı tarafça hizmetin sunulması sırasında kullanılan ibareler ile davacı tarafa ait paraf ve parafly markalarının ayniyet derecesinde benzerlik içerdiği, ortalama tüketicinin sunulan hizmet ile davacı markaları arasında bağ kurma ve ilişkilendirme ihtimalinin bulunduğu gerekçesiyle davalının davacının marka hakkına tecavüz ettiği sonucuna ulaşılmıştır. 6. Dairemizin yerleşik içtihatlarında belirtildiği üzere mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığı değerlendirilirken benzer alıcı çevresine hitap edip etmedikleri, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadıkları, aralarında ham madde- mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame edilmeleri imkanı bulunup bulunmadığı, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı gibi hususlar hep birlikte değerlendirilerek sonuca gidilmelidir. Davalının yurt dışı ve yurt içi seyahat ve eğitim hizmetleriyle işleriyle iştigal ettiği anlaşılmakta olup uyuşmazlık konusu işaretleri de yeni belirtilen bu iştigal alanlarında kullandığı görülmektedir. Davacının yukarıda zikredilen markaları ise 9. ve 36. sınıflarda yer alan mal ve hizmetlerde tescilli olup, davacı markaları kapsamında yer alan mal ve hizmetlerle davalının uyuşmazlık konusu işaretleri kullandığı hizmetler birbirleri yerine ikame edilen hizmetler olmadıkları gibi benzer ihtiyaçları da karşılamamaktadır. Keza karşılaştırma konusu mal ve hizmetlerin tüketiciye sunuluş ve veriliş biçimleri de farklıdır. Bölge Adliye Mahkemesince her ne kadar davacının paraf ve parafly ismini taşıyan banka kartlarının, seyahat, konaklama, turizm hizmetlerinde avantaj sağladığına dair tanıtımlar yapıldığı, tüketicinin uyuşmazlık konusu hizmetleri ilişkilendireceği belirtilmiş ise de günümüzde bankalarca kredi kartlarına ilişkin olarak bir çok sektörde benzer tanıtım ve reklamlar yapılmakta olup salt bu nedenle benzer ihtiyaçları karşılamayıp birbirleri yerine ikame edilmeleri de söz konusu olmayan mal ve hizmetlerin benzer ya da ilişkili olduğu kabul edilemez. Bu nedenle somut olayda mal ve hizmet benzerliği koşulunun gerçekleşmediğinin kabulü gerekir. 7. Yukarıda da zikredildiği üzere markanın tescilli olduğu mal ve hizmetlerde korunması esas olup markanın tescilli olmadığı mal ve hizmetlerde korunabilmesi için markanın ülkemizde tanınmış olması ve 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasında belirtilen diğer şartların gerçekleşmesi gerekmektedir. Dosya kapsamındaki deliller gözetildiğinde davacı banka, davaya dayanak yaptığı markaların tanınmış olduğunu ispatlayamamış olup bu nedenle tanınmış markalara tanınan genişletilmiş korumadan yararlanamayacaktır. Nitekim belirtilen hususlar Bölge Adliye Mahkemesinin de kabulündedir. 8.Bu itibarla Bölge Adliye Mahkemesince, davacı markalar kapsamında yer alan işaretlerle davalı yanca tescilsiz olarak kullanılan işaretler benzer olsa da davalı kullanımlarının tekabül ettiği hizmetlerle davacı markaları kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin benzer olmadığı, davacının markalarının tanınmış olduğunu ispatlayamaması sebebiyle tanınmış markalara tanınan genişletilmiş korumadan da yararlanamayacağı, dolayısıyla marka hakkına tecavüzün söz konusu olmadığı gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı vekilin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalıya iadesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.