Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/3641 E. 2024/1468 K. – Alacak
Konu: Alacak
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/3641
- Karar No
- 2024/1468
- Karar Tarihi
- Konu
- Alacak
Esas : 2023/3641 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi SAYISI :2023/13 Esas, 2023/181 Karar FERİ MÜDAHİLLER :1.Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (...) vekili Avukat ... 2.... (...) vekili Avukat ... DAVA TARİHİ : HÜKÜM :Ret Taraflar arasındaki alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Yurtbank A.Ş. Şubesi'nde 27.07.1999 tarihinde 45.960,00 TL, 30.07.1999 tarihinde 12.802,00 TL olmak üzere toplam 58.762,00 TL hesap açtırdığını, bankaya ... tarafından el konularak müvekkilinin parasının ödenmediğini, davalı bankanın söz konusu parayı ödemekle yükümlü olduğunu, hesaplardaki paranın Yurt Security Off Shore Ltd. Şti'ne aktarılmış gibi gösterildiğini, ancak paranın gerçekte Yurtbank A.Ş. yönetimi tarafından Balkaner Grubu şirketlere ucuz kredi vermek suretiyle kullanıldığını, kanuna karşı hile yapıldığını, bu hususun mahkeme kararıyla tespit edildiğini ileri sürerek 45.960,00 TL'nin 27.01.1999 tarihinden vade sonuna kadar %96 akdi faiziyle, 12.802,00 TL'nin 30.07.1999 tarihinden vade sonuna kadar %96 akdi faiziyle, vade bitiminden itibaren belirtilen bedellere 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un (3095 sayılı Kanun) 2/2 maddesine göre akdi faizden az olmamak üzere avans faiziyle tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; husumet ve zamanaşımı itirazında bulunarak müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, %96 faiz talebinin hukuka aykırı olduğunu, 09.08.2001 tarihinden önceki borçların ... tarafından üstlenildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Fer'i müdahil ... vekili cevap dilekçesinde; görev, husumet, zamanaşımı itirazında bulunarak, davacının yanıltılmadığını, gerekli özeni göstermemesi nedeniyle davalıyı sorumlu tutamayacağını, ceza davasında verilen mahkumiyetin mahkemeyi bağlamayacağını, aciz vesikasının alınmadığını, sözleşmenin geçersizliğini belirtilip akdi faiz istenemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir. 3.Fer'i müdahil ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davalı bankanın borçlarını üstlenmediğini, davanın ...'na tevcihi ile davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Mahkemece Verilen İlk Karar Mahkemece 02.03.2017 tarih, 2016/1026 E. ve 2017/229 K. sayılı kararı ile davanın kabulüne, 58.762,00 TL'nin 30.07.1999 tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiş, kararın davalı vekili, fer'i müdahil ... vekili ve fer'i müdahil ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 18.02.2019 tarih, 2017/4333 E., 2019/1288 K. sayılı kararıyla kararın onanmasına karar verilmiştir. B. Bozma Kararı (Karar Düzeltme) Dairemizin 31.10.2022 tarih, 2019/1986 E., 2022/7531 K. sayılı kararıyla Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 22.04.2022 tarihli ve 2021/7 E. 2022/2 K. sayılı kararı gereğince, mudilerin off shore alacaklarının tahsiline yönelik açtıkları davalarda zamanaşımının başlangıcının tespitinde off shore hesabına aktarma tarihi esas alınarak, daha önceden temyiz incelemesinden geçmiş dosyalar bakımından içtihadı birleştirme kararının, usuli kazanılmış hakkın istisnalarından biri olduğu gözetilerek, zamanaşımına ilişen temyiz itirazları konusunda bir değerlendirme yapılması ve davalı tarafça zamanaşımı hususunda bir temyiz sebebi ileri sürülmemiş olsa dahi, feri müdahil tarafından temyiz nedeni olarak getirilmek kaydıyla davalı yönünden zamanaşımı incelemesinin yapılması, dava konusu olay bakımından ceza mahkemesince banka yöneticilerinin eyleminin dolandırıcılık olarak nitelendirildiği gözetilerek uzamış ceza zamanaşımı süresinin bu suça göre belirlenmesi ve uzamış ceza zamanaşımı süresinin 10 yıllık zamanaşımı süresinden kısa olması halinde her halükarda 10 yıllık zamanaşımı süresinin esas alınması, zamanaşımı durduran ve kesen sebeplerden davacı tarafça daha önce açılmış olan bir dava bulunması halinde zamanaşımı süresinin, o davanın kesinleşme tarihinden itibaren 10 yıl olarak kabul edilmesi gerektiği, somut olay bakımından davacının 1999 yılında para yatırdığı ve aynı yıl paranın off-shore hesabına aktarıldığı, işbu davanın ise 2015 yılında 10 yıllık zamanaşımı süresinden sonra açıldığı, bu itibarla davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiğinin anlaşıldığı gerekçesi ile Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 18.02.2019 tarih 2017/4333 E., 2019/1288 K. sayılı ilamının kaldırılmasına, mahkeme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına, bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin tüm, fer'i müdahil ... vekilinin sair karar düzeltme itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. C. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyulmasına karar verilerek davacının bankaya 1999 yılında para yatırdığı ve aynı yıl paranın off-shore hesabına aktarıldığı, işbu davanın ise 2015 yılında 10 yıllık zamanaşımı süresinden sonra açıldığından gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; verilen kararın haksız olduğunu, 1999 yılında bankaların batması ile yaşanan hadiseden sonra ikinci kere müvekkilinin mağdur olduğunu, bankaların kapatılmasının üzerinden 10 yıl geçtikten sonra kesinleşmiş kararları gören mudilerin dava açtığını, yarısından fazlasının paralarını aldıklarını, ancak onama veya karar düzeltme aşaması bekleyen diğer mudiler açısından verilen bu karar ile mağdur olduklarını, birçoğunun onama aşamasında paralarını aldıklarını, şimdi ise reeskont faizi ile bu paraları iade edeceklerini, Yargıtay İçtihadi Birleştirme Kararının zamanaşımına ilişkin hukuk ilkelerinin ihlal eder nitelikte olduğunu, 10 yıllık sürenin YİBK kararında vurgulandığı üzere davanın açılabileceği azami süre olduğunu, zamanaşımının başlangıcının tespitinde off-shore hesabına aktarılan aktarma tarihinin esas alınması belirtildiğinden somut uyuşmazlık yönünden zamanaşımı başlangıcının 1999 yılı olduğunun kabulü, bu itibarla 10 yıllık zamanaşımı süresinin uyuşmazlıkta uygulanmasının mümkün olmadığının kabulü gerektiğini, 756 sayılı Türk Ceza Kanunun 102 ve 104 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre suç tarihi 1999 tarihinden sonra dava tarihi itibariyle ceza zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti ve sonuca göre karar verilmesi gerekirken bu şekilde karar verilmesini mağduriyete yol açacağını, YİBHGK kararında karşı oy gerekçesinin İBHGK'nun zamanaşımının paranın off shore hesabına aktarılma tarihinin esas alınması gerektiğine katılmadıkları yönünde olduğunu, haksız karar ile binlerce mudinin mağdur olacağı, almış oldukları ve tasarruf etmiş oldukları paraları, yargılama giderleri, vekalet ücretleri harçları dahil ödemek zorunda kalacaklarını, yargıya adalete olan güvenin sarsılacağını belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı ...Ş.'nin külli halefi olduğu Yurtbank A.Ş.’de bulunan davacı mevduatının, davacının iradesi fesada uğratılarak Off-Shore hesabına gönderildiği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 60 ıncı maddesi. 3. Değerlendirme Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 73 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince tüketici mahkemelerinde tüketici tarafından açılan davalar harçtan muaf olduğundan, davacıdan harç alınmasına yer olmadığına. Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 26.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.