Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/3201 E. 2024/5560 K. – Menfi Tespit
Konu: Menfi Tespit
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/3201
- Karar No
- 2024/5560
- Karar Tarihi
- Konu
- Menfi Tespit
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1896 Esas, 2023/234 Karar HÜKÜM : Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Şarkışla Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI :2017/25 E. 2022/221 K. Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından ve davalı ... vekilince duruşmasız olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne, dava konusu meblağ 358.160,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı asil dava dilekçesinde, davalıları tanıdığını ancak aralarında ticari bir ilişki bulunmadığını, davalı ... kardeşlerin davalı ...'e bilmediği sözde alışveriş nedeniyle borçlandıklarını ve senet verdiklerini, davalıların kendisinin yaşlılığından ve kulaklarının ağır duymasından yararlanarak senede hile ile kefil olarak imzasını aldıkları, daha sonra senede dayalı icra takibi başlatıldığını, asıl borçlunun malvarlığı bulunmasına rağmen kendisine yönelik icrai işlemlere girişildiğini kaldı ki davalı ... ile yapılan görüşmede borcun ödendiğini beyan ettiğini belirterek senet nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, senetteki imzanın davacıya ait olduğunu, davacının borçlu olmadığını yazılı delille ispatlanması gerektiğini, diğer davalılar tarafından müvekkili aleyhine senede dayalı olarak açılan menfi tespit davasının yargılamasının devam ettiğini savunarak davanın reddine ve %40'dan aşağı olmamak üzere tazminata karar verilmesini istemiştir. 2.Davalı ..., ... ve ... ayrı ayrı verdikleri cevap dilekçelerinde, kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini, senedin iptali için davalı ... aleyhine açılan davada verilen kararın bozulduğunu, Şarkışla Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/575 E. sayılı dosyasında yargılamanın halen devam ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir. 3.Davalı ... cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dava konusu nakden kayıtlı senedi kefil sıfatıyla imzaladığı, davacının diğer davalılar ile davalı ... arasındaki sözde alışveriş nedeniyle senedin imzalandığını ileri sürerek senedin veriliş nedenini talil ettiği, davacının iddiasını ispat edemediği, yemin deliline de dayanmaktan vazgeçtiği gerekçesiyle davanın reddine, tedbir kararı infaz edildiğinden davalı yararına %20 tazminata karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, davacının baskı ve tehdit altında senede kefil olarak imzasının alındığını, senedin ayrı bir borç senedi olmayıp buğday alışverişi konulu sözleşmeye bitişik olduğunu, sözleşmenin üst kısmında satılan buğdayın miktarı, alt kısmında ise buğdayın bedelinin yazılı olduğunu, müvekkilinin buğday alışverişine kefil olduğunu, davalı ... tarafından sözleşmenin alt tarafı kesilerek imza kötüye kullanılmak suretiyle imzadan sonra senede Şarkışla ve faiz kısmına %8 eklenerek bağımsız bir senet gibi takibe konulduğunu, senette tahrifat yapıldığını, savcılık kriminal raporu ile senedin kesilerek başka bir belgeye dönüştürüldüğünün tespit edildiğini, senedin veriliş amacının dışında kullanıldığını, asıl borçlular tarafından sözleşme konusu borcun ödendiğini, sözleşmede satıma konu buğdayın teslim edilmemesi halinde senedin geçersiz olacağının kararlaştırıldığını, sözleşmenin ...'e vekaleten oğlu Taner tarafından imzalandığını, senette adres bulunmadığından senedin kambiyo vasfında olmadığını, imzadan sonra %8 faiz ibaresinin senede eklendiğini, kambiyo senedine faiz yazılamayacağını, fahiş faiz oranıyla takip yapılmasının ve faize faiz talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin aval değil kefil olduğunu, ispat yükünün davalılarda olduğunu, davalının elden verdiği para için senedi aldığını ispatlayamadığını, 10 senelik kefillik süresinin dolduğunu, asıl borçluya müracaat edip acizlik belgesi almadan kefile takip aleyhine takip yapılamayacağını, müvekkilinin belediyeden olan alacağının icra dosyası nedeniyle haczedilmesi üzerine icra veznesine gönderilen paranın nemalandırılamadığı için değerinin düştüğünü, faizinin davalı ... ... tarafından karşılanması gerektiğini, taşkın haciz nedeniyle belediyeden haciz yoluyla tahsil edilen paranın davacıya iadesini talep ettiklerini, senedin alacaklısı ve borçluları olan davalıların ağır ceza mahkemesinde yargılandıklarını, dosyanın Yargıtay'da olduğunu, hesap bilirkişi tarafından düzenlenen bilirkişi raporu doğrusunda davanın kabulüne ve tazminata karar verilmesini istemiştir. 2.Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın reddi kararının yerinde olduğunu, ancak davacı aleyhine hükmedilen tazminatta hata yapıldığını, hükmedilen tazminat oranının az olduğunu, müvekkilinin zararını karşılayacak oranda tazminata hükmedilmesini talep ettiklerini, senet borçluları olan diğer davalıların işbu davada davalı olamayacaklarını, senet alacaklısının müvekkili olduğunu, mahkemece müvekkili lehine tazminata hükmedilmesi gerekirken infazda tereddüt yaratacak şekilde davalı lehine tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu, hükmün 5. bendinde müvekkili lehine hesaplanan 780,90 TL yargılama giderlerinin az olduğunu, ihtiyati tedbir ara kararlarının hatalı olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava konusu senet 22.01.2010 keşide tarihli, 01.07.2010 vade tarihli olup, senede dayalı olarak davalı alacaklı tarafından 26.07.2011 tarihinde icra takibi başlatılmış olup gerek mahkeme dosyasındaki deliller, gerekse ceza dosyası kapsamındaki deliller itibariyle davacı hileyi ispat edemediği, senetteki imza davacıya ait olup davacının aval olarak sorumlu olduğu, kaldı ki senedin buğday satışı nedeniyle avans olarak verildiğine yönelik dosyaya sunulan sözleşmede davalı lehtar ...'in imzasının bulunmadığı, davacı dışındaki diğer davalılar arasında görülen menfi tespit davasında da davanın reddedildiği, nakden kayıtlı senedin mal karşılığı verildiğinin ispatlanamadığı dikkate alındığında davacının bu yöne değinen itirazlarının yerinde görülmediği, davacının dava dilekçesinden sonra yargılama aşamasında ve istinaf aşamasında ileri sürdüğü diğer itirazların iddianın ve savunmanın genişletilmesi kapsamında kaldığı, davalıların açık rızası bulunmadığı, iddia olunan hususlarda ceza soruşturma ve yargılamaları sırasında da davalılar aleyhine bir durumun tespit edilmediği, 26.07.2011 tarihinde başlatılan takipte ihtiyati tedbirin uygulanması sonucu takip yapan davalı ...'in alacağına geç kavuşması nedeniyle davalı lehine %40 oranında (zararın daha fazla olduğuna yönelik delil bulunmadığından) kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken, %20 oranında tazminata hükmedilmesi ve birden fazla davalı olduğu halde hangi davalı lehine hükmedildiği belirtilmeksizin infazda tereddüt oluşturacak şekilde davalı lehine tazminata hükmedilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine, davalı yanın tazminat talebinin kabulü ile asıl alacağın %40'ı oranında tazminatın davacıdan alınarak davalı ...'e verilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin zararının %40'tan daha fazla olduğunu, en az %40'a hükmedildiğini, daha fazlasına hükmedilmesine engel hüküm bulunmadığını, istinaf mahkemesince 2023 yılında karar verildiğini ve buna göre vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gerek hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Bölge Adliye Makemesince İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına, davanın reddine, davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 25.823,02 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasına karşın hükmedilen vekalet ücretinin ilk derece mahkemesince verilen vekalet ücreti ile aynı olduğu, karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine uygun olmadığı anlaşılmakla, kararın bu yönden bozulması gerekmektedir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacı vekilinin tüm, davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.Davalı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (3/f) numaralı bendinde yer alan “25.823,02 TL” ibaresinin çıkartılarak yerine “37.746,04 TL” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalı ...'e iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.