Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/3180 E. 2024/5673 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/3180
- Karar No
- 2024/5673
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/714 Esas, 2023/217 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. ... ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/142 E., 2020/261 K. Taraflar arasındaki TÜRKPATENT Yeniden İnceleme Değerledirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından 2018/77998 sayılı “TATA” ibareli marka başvurusunda bulunulduğunu, müvekkilinin itirazına mesnet "ATA" ibareli markaları ile başvuruya itiraz ettiğini, ancak müvekkilinin itirazının reddedildiğini, davaya konu markanın müvekkiline ait tanınmış “ATA” markası ile aynı sınıflarda olduğunu ve iltibasa sebebiyet verecek şekilde benzer olduğunu, müvekkilinin “ATA” ibareli çok sayıda tescilli markasının bulunduğunu, davaya konu markanın başına sadece “T” harfinin eklendiğini, davalı marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek 2019-M-6052 sayılı YİDK kararının iptaline, tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, markalar arasında benzerlik olmadığını, bahse konu markaların hitap ettiği tüketci kesiminin bilinçli tüketici olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde, markaların bütün olarak bıraktıkları intiba bakımından benzer olmadıklarını, dava konusu markaların tescilli olduğu 13. sınıf malların tüketici kesiminin dikkat seviyesi yüksek kimseler olduğunu, markalar arasında anlamsal farklılık olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; “TATA” ibaresinin 13. sınıf: "Ateşli, havalı, yaylı silahlar ile bunlara ait kılıf ve askı kayışları. Ağır silahlar, havanlar, roketler. Havai fişekler. Kişisel kullanım için koruyucu gazlar." mal sınıfında tescili için davalı şirket ve gerçek kişi tarafından başvuru yapıldığı, markanın 14.11.2019 tarihinde tescil edildiği, davalı marka başvurusundaki emtia ile itiraza mesnet gösterilen (marka işlem dosyasında itiraza mesnet gösterilen markaların yanı sıra markanın hükümsüzlüğü istemi bakımından dava aşamasında ileri sürülen diğer itiraz markaları da dahil olmak üzere) 97/008797, 98/001821, 2008/71746, 2010/34883, 2013/11659, 2013/11663, 2013/94789, 2013/94785, 2013/94772, 2013/94769, 2013/94764, 2015/105748, 2015/102662, 2015/70710, 2018/53949, 2018/53945, 2016/92480, 2016/40123, 2016/35766 2016/17868, 2016/12914, 2015/84917, 2015/72552, 2015/27947 ve 2017/57226 sayılı markaların koruma kapsamı altında bulunan mal ve hizmetleri arasında aynı/aynı tür ve benzerlikler bulunduğu, taraf markaları bir bütün olarak karşılaştırıldığında; görsel, işitsel ve kavramsal olarak iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmadıkları, davaya konu emtianın bir kısmının (söz gelimi ağır silahlar, roketler, havanlar) bireysel tüketiciye satışı olmayan tamamen ordu seviyesinde kullanılacak emtia olduğu, diğer bir kısmının ise ilgili tüketicinin üzerinde ciddi zaman ayırarak araştırma yapacağı, satış ve dağıtım kanalları özel olan, ruhsat dahilinde satılan, sertifikalı ürünler olup marketlerden alınan alelade ürünlerden olmadıkları, anılan ürünlerin satın alınabilmesi için bağlı bulunulan mülki amirliğe (İlçe Emniyet Müdürlüğü/Jandarma Karakol Komutanlığı) başvurularak birçok yasal prosedürün tamamlanması gerektiği, dolayısıyla bu ürünlerin hitap ettiği tüketici kitlesinin dikkatli ve seçici kimselerden oluştukları, "TATA" ibaresinin ilgili tüketici kesimi nezdinde anlamsal bir karşılığının bulunmadığı, "ATA" ibaresinin ise ilgili tüketici kesimi nezdinde "Kişinin geçmişte yaşamış olan büyükleri" şeklinde anlamsal bir karşılığının bulunduğu, markaların "TA-TA" ve "A-TA" olarak telaffuz edildiği, her ne kadar "TATA" kelimesi içinde "ATA" ibaresi bulunsa da, ilgili tüketici kesiminin dava konusu markayı "T-ATA" şeklinde değil, "TATA" olarak algılayacağı, dolayısıyla markalar arasında herhangi bir ilişki kurmayacağı, daha önce davacıya ait "ATA" markalı mal ve hizmetlerden yararlanan davaya konu emtiaların hitap ettiği bilinçli tüketici kesiminin, "TATA" markalı emtialar ile karşılaştığında, davaya konu emtiaları satın almak için ayıracağı süre içinde, söz konusu markanın davacıya ait markalardan farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı kurmayacağı, dolayısıyla 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası koşullarının somut olayda gerçekleşmediği, davacı markalarının tanınmış olduğuna dair somut herhangi bir delilin dosyada bulunmadığı, marka tanınmış marka olarak kabul edilse dahi haksız yararlanma, markanın itibarına zarar verilmesi, markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi şartlarının gerçekleşeceğinin davacı tarafından ispatlanamaması karşısında tanınmışlık iddiasına ilişkin taleplerin yerinde olmadığı, davalı şahıs ve şirketin kötü niyetle hareket ettiğine dair somut olgu ileri sürülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin markası ile davalı markaya ait emtianın aynı/ ilişkili olduğunun ilk derece mahkemesi kararı ile de sabit olduğunu, gerekçeli karar ve bilirkişi raporunda markalar arasında karıştırmaya neden olabilecek birçok özellik tespit edilmesine rağmen her ikisinin de sonuç bölümünde hatalı kanaatlere yer verildiğini, bilirkişi raporundaki çelişki giderilmeksizin karar verildiğini, markalar arasında iltibas ihtimali bulunduğunu, müvekkili şirket markasının tanınmışlık iddiasının ispat edilemediği tespitinin yerinde olmadığını, davalının, müvekkili şirket tarafından tescil edilmiş “ATA” markasının toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yarar sağlayabileceğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, davaya konu 2018/77998 sayılı markanın koruma kapsamı altında bulunan, "Ateşli, havalı, yaylı silahlar ile bunlara ait kılıf ve askı kayışları. Ağır silahlar, havanlar, roketler. Havai fişekler. Kişisel kullanım için koruyucu gazlar." emtiası ile ile itiraza mesnet gösterilen markaların koruma kapsamı altında bulunan mal ve hizmetlerin aynı/aynı tür ve benzer bulunduğu, ancak markaların kapsamları dikkate alındığında bu ürünlerin hitap ettiği tüketici kitlesinin dikkatli ve seçici kimselerden oluştuğu, yani bilinçli olduğu, diğer yandan karşılaştırılan markalar arasında anlamsal benzerlik bulunmadığı, ayrıca işitsel ve görsel farklılıkların da olması karşısında, daha önce davacıya ait "ATA" markalı mal ve hizmetlerden yararlanan davaya konu emtianın hitap ettiği bilinçli tüketici kesiminin, "TATA" markalı emtia ile karşılaştığında, davaya konu emtiayı satın almak için ayıracağı süre içinde, söz konusu markanın davacıya ait markalardan farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrasındaki şartların somut olayda gerçekleşmediği, davacı markalarının tanınmış olduğuna dair somut herhangi bir delilin dosyada bulunmadığı, tanınmışlık koşullarının da olmadığı, davalı tarafın kötüniyetle hareket ettiğini gösterir somut olguların da ileri sürülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporundaki çelişkinin giderilmemesinin hukuki dinlenilme hakkının ihlali olduğunu, bilirkişi raporunu hazırlayan heyette silah uzmanının ve hukukçunun yer almadığını, TATA ibaresinin bir anlamının olmadığını, ATA ibaresine benzetilmeye çalışıldığını, markaların aynı emtia sınıfların kapsadıklarını, marka işaretlerinin aynı olduğunu, sescil benzerlik olduğunu, bütüncül yaklaşıldığında markalar arasında benzerlik olduğunu, bilirkişi tarafından da bu tespitlere yer verilmesine rağmen sonuç kanaatin çelişik olduğunu, bütüncül benzerliğe rağmen salt tüketici kesimine göre karar verilmesinin hatalı olduğunu, mahkemece sadece silah kavramı üzerinde durulduğunu ancak emtia sınıf kapsamında havai fişek gibi gündelik hayatta her kesimden tüketici olabilecek ürünlerin yer aldığını, bireysel kullanım alanlar içinde karıştırılma ihtimalinin olduğunu, müvekkili markasının tanınmış olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalı marka başvurusuna davacı şirket tarafından yapılan itirazın reddine dair YİDK kararının iptali talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci ve beşinci fıkraları. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.