Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/3072 E. 2024/5187 K. – Alacak
Konu: Alacak
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/3072
- Karar No
- 2024/5187
- Karar Tarihi
- Konu
- Alacak
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1168 Esas, 2023/264 Karar HÜKÜM : Davanın kısmen kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2013/153 E., 2019/1352 K. Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kısmi kabul kararına konu olan miktar 16.543,60 TL olup, karar tarihi itibariyle bu meblağın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesinde belirtilen temyiz kesinlik sınırının altında olduğu anlaşılmakla; davalılar vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraf şirketler arasında 26.03.2008 tarihli bayilik sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmenin 3 üncü maddesinde bayinin satış yerinin belirlendiğini, bu satış yerinin müvekkilinin yazılı izni ile başka bir yere taşınabileceği veya ortak yeni bir servis açılabileceğinin düzenlendiğini, sözleşme süresinin 5 yıl olduğunu, sözleşmenin 8 inci maddesine göre sözleşmenin herhangi bir hükmünün kısmen veya tamamen ihlal edilmesi veya başka kaynaklardan ürün alındığının tespit edilmesi durumunda fesih halinde 30.000,00 USD cezai şart ödeneceğinin ve 12 nci maddesinde de bayinin eylemleri sebebiyle sözleşmenin feshi halinde cezai şartın yanı sıra uğranılan tüm zararların ödeneceğinin ve bayiye teslim edilen ekipmanların iade edileceğinin kararlaştırıldığını, 21 inci madde uyarınca diğer davalının sözleşmeden kaynaklanan yükümlülükler sebebiyle 30.000,00 USD müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu olacağının hüküm altına alındığını, ariyet demirbaş senedi ile davalı şirket iş yerinde kullanılacak demirbaş aletlerin müvekkili tarafından temin edildiğini, bunların değerinin de 16.543,60 TL olduğunu, 14.04.2008 tarihli taahhütnamede anlaşma süresi boyunca yıllık asgari 12 ton davacının pazarladığı ürünlerden almayı, bu taahhüdün altında kalınması halinde ise ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden eksik kalan madeni yağ için ton başına 2.000,00 USD karşılığı TL'nın kar mahrumiyeti olarak ödeneceğinin kabul edildiğini,toplam altmış ton ürün alınması gerekirken sadece 9 ton ürün alındığını, eksik kalan 51 ton için ton başına 2.000,00 USD üzerinden 102.000,00 USD karşılığı 187.680,00 TL kar mahrumiyeti alacağı bulunduğunu, taraflar arasındaki cari hesap ilişkisi sebebiyle de davalının müvekkiline ödenmeyen 6.731,30 TL borcu bulunduğunu, Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/324 D. İş sayılı tespit dosyasında sözleşmedeki adreste müvekkili davacının yazılı izni ve onayı alınmadan yetkili servise dönüştürüldüğünü ve davacı markası dışında başka firma yağlarının bulunduğunun tespit edildiğini, sözleşmenin münhasırlık hükümlerine aykırılık teşkil eden bu eylem sebebiyle sözleşmenin 8 inci maddesi kapsamında davalılardan 30.000,00 USD karşılığı 55.203,00 TL cezai şart talepleri bulunduğunu, süreç içinde davalının yükümlülüklerine riayet etmesi için ihtarname gönderildiğini ancak sonuç alınamadığını ve sonuçda davalının kusuru sebebiyle sözleşmenin ifası imkansız hale geldiğinden feshedildiğini ileri sürerek 6.731,30 TL cari hesap borcunun, 16.543,60 TL ariyet olarak verilen emtia bedelinin, 102.000,00 USD karşılığı 187.680,00 TL kar mahrumiyetinin 30.000,00 USD cezai şart karşılığı 55.203,00 TL toplam 266.157,90 TL tazminatının, 55.203,00 TL’lik kısmının davalılardan müteselsilen tahsili ile kalan kısmın davalı şirketten tahsiline karar verilmesini, fesih tarihi olan 20.03.2013 tarihinden itibaren reeskont faizi işletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilleri Muammer’e ait olan iki şirketin bulunduğunu, bunların diğer davalı olan ... Oto..Ltd. Şti. ile dava dışı Motorcu Otomotiv ...Ltd. Şti. olduğunu, her iki şirketin de yıllar içinde davacıdan ürün aldığını, buna ilişkin faturaların dosyaya sunulduğunu, dava dışı Motorcu Ltd. Şti.’nin ... şirketinin Konya'daki iki yetkili servisinden birisi olduğunu, davalı şirketin de yine ...’un özel servisi olarak çalıştığını, dava dışı şirket için yapılan yağ alımının kesilmesi üzerine davacının rahatsız olduğunu, davaya konu sözleşmenin davalı ... Ltd. Şti. ile yapıldığını, her iki şirketin de kardeş şirket olmasından dolayı alımlarda ortak hareket edildiğini, bu durumun davacı tarafından iyi bilindiğini, sözleşmenin kurulmasından beri her iki şirket için davacıdan toplam 50.199,66 kg/ton ürün alındığını, taahhüdün fazlasıyla yerine getirildiğini, dava dışı Motorcu Ltd. Şti.’nin davacıdan mal alımı yapmasa da davalı ... Ltd. Şti.'nin mal alımı yapmaya devam ettiğini, davacının sözleşmeyi fesih beyanına itibar edilmemesi gerektiğini zira davacının halen müvekkiline mal sattığını, yıllık asgari on iki ton mal alım taahhüdü olmasına rağmen davacının bu taahhüdün yerine getirilmeme iddiasını ileri sürmek için neden beş yıl beklendiğinin anlaşılamadığını, beş yıllık süre içinde yıllık asgari yağ alım tonajına uyulması hususunda bugüne kadar hiçbir ihtar ve uyarının yapılmadığını, dolayısıyla aradan geçen bu zamanın uzunluğu sebebiyle tacir olan davacı tarafından bu durumun benimsendiğinin kabulü gerektiğini, hem müvekkili şirketin hem de dava dışı servisin ... servisi olması sebebiyle, ...’un son zamanlarda ürettiği yeni Puma motor segmentine davacının uyumlu yağının bulunmadığını, bu motor tipine sadece Castrol marka yağın uyumlu olduğundan delil tespitinde o marka yağların tespit edildiğini, davacı tarafça sözleşmenin feshedildiği iddia ediliyor olsa da aradaki ticari ilişki devam ettiğinden cezai şartın söz konusu olamayacağını, davacı tarafından müvekkili şirkete ariyet demirbaş senedi kapsamında ikinci el malların teslim edildiği ve hiç kullanılmadığını istenildiği takdirde davacının bu malzemeleri alabileceğini, aynen iade istenilmeden bedelinin istenilmesinin yasaya aykırı bulunduğunu, davacının cari hesaptan kaynaklanan 6.731,30 TL alacağının ise 27.05.2013 tarihinde ödendiği, böyle bir borcun bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bayilik sözleşmesinin feshinin davalının haksız eylemi sebebiyle gerçekleştiği, haklı bir feshin mevcut olduğunun kabulünün gerektiği, tarafların arasındaki sözleşme hükümleri dikkate alınarak davalının defter ve kayıtlarının incelendiği, buna göre davalının fesih tarihine kadar 6.555,50 kg, dava tarihine kadar 8.305,50 kg mal satın aldığının tespit edildiği, davalının sözleşmedeki belirtilen taahhütlerine uymadığının anlaşıldığını, her ne kadar davacının defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesinde davalı şirketin 12 ton madeni yağ aldığının tespit edildiği belirtilmiş ise de her iki rapor arasındaki farkın dava dışı Motorcu Ltd. Şti.'ye yapılan satışlardan kaynaklandığı, buna göre davalının fesih tarihine kadar davacıdan 60.000 kg-6.555,50 kg=53.444,50 kg; dava tarihine kadar 60.000kg-8.305,50 kg=51.694,50 kg eksik mal satın aldığı ancak davacının dava dilekçesindeki talebi gibi 51.000 kg x 2.000,00 USD=102.000,00 USD üzerinden kar kaybının hesaplanarak karar verildiği, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin 4 üncü ve 8 inci maddelerinde cezai şartın şartları ile hesap ve miktarın belirlendiğini, delil tespiti dosyasında davalı bayinin adresinde Motorcu Ltd. Şti.’nin faal durumda olduğu söz konusu iş yerinde başka markalı ürünlerin tespit edildiği, dolayısıyla davacının davalıdan 30.000,00 USD cezai şart talep edebileceği, söz konusu miktarın davalının ekonomik açıdan mahvı sonucunu doğurmayacağı, diğer davalı ...'in sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzalaması sebebiyle cezai şarttan sorumlu olduğu, dava dilekçesinde talep edilen 6.731,30 TL cari hesap borcu dava açıldıktan sonra ödendiğinden bu talep açısından karar verilmesine yer olmadığı, taraflar arasında imzalanan ariyet demirbaş senedi kapsamındaki makine ve ekipmanların davalının yedinde bulunduğu, malların değerinin 18.000,00 TL olduğu sözleşmenin 12 nci maddesi uyarınca davacının da bu değeri davalıdan isteyebileceği gerekçesiyle, 6.731,30 TL talep ile ilgili karar verilmesine yer olmadığı, 16.543,60 TL ariyet emtia bedeli alacağının kabulü ile söz konusu miktarın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile davalı ... Ltd. Şti.'den tahsiline; 102.000,00 USD kar mahrumiyeti alacağının kabulü ile dava tarihinden fiili ödeme tarihine kadar 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince USD cinsinden 1 yıl vadeli mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanmak suretiyle davalı ... Ltd. Şti.'den tahsiline; 30.000,00 USD cezai şart alacağının kabulü ile dava tarihinden itibaren dava tarihinden fiili ödeme tarihine kadar 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi gereğince USD cinsinden 1 yıl vadeli mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanmak suretiyle davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirketin Konya'da özel ... servisi olduğunu, bayilik sözleşmesinin imzalandığı dönemde şirketin ...'un Konya'daki ikinci yetkili servisi olarak hizmet vermeye başladığını, ancak bir servisin hem yetkili hem de özel servis olamayacağından davalı ...'in dava dışı Motorcu Ltd. Şti.'yi kurduğunu, her iki yerin de ihtiyaçlarının davacı şirketten karşılandığını, davacının Konya bölgesinde mallarını pazarlayan Erk Birlik Ltd. Şti. (Erk Ltd. Şti.) adı altında bir şirketinin bulunduğunu, davalı şirket mal talep ettiğinde davacının mal teslimini anılan şirket üzerinden yaptığını o yüzden de bazı faturalarda o şirketin isminin geçtiğini yani davacı şirket ile Erk Ltd. Şti.'nin aynı firma olduğunu, bu satın almalara ilişkin faturaların cevap dilekçesinde sunulduğunu, sözleşmenin 3 üncü maddesinin "Bayi bölgesi içinde veya dışında servisini Opetin yazılı izni ile başka yere taşıyabilir, ortak yeni servis daha kurabilir veya şube açabilir. Bu durumda servis terimi bu yerleri de kapsar." hükmünü ihtiva ettiği, davacının müvekkili şirkete 29.12.2005 tarihinde noterden gönderdiği ihtar ile sözleşmelerde yer alan rekabet etmeme yükümlülüğü anlamına gelebilecek olan ibarelerin uygulanamayacağını, bu bağlamda Opet dışındaki kaynaklardan temin edilen motor yağlarının satın alınması veya satılmasının önünde herhangi bir engelin bulunmadığı, bu yükümlülüğün ihlali halinde uygulanması öngörülen cezai şartların diğer haller saklı kalmak üzere geçersiz hale geldiği, Rekabet Kurumu’nun 2005/4 sayılı tebliğ uyarınca sözleşmeden doğan madeni yağ alım taahhütlerini azami olarak bir önceki takvim yılındaki toplam muadil ürün alımlarının %30'una tekabül edebilecek oranda tedarik hakkının müvekkiline verildiği şeklinde ifadelerin bulunduğu, sözleşmenin yapıldığı tarihten itibaren dava tarihine kadar hem davalı şirket hem de dava dışı Motorcu Ltd. Şti.'nin davacıdan 50.199,66 kg/ton malzeme alımı gerçekleştirdiği dolayısıyla sözleşme hükümlerinin aslında yerine getirildiğini, yargılama aşamasındaki tüm taleplerine rağmen dava dışı Motorcu Ltd. Şti. ile davacıya ait olan Erk Ltd. Şti.'nin defterlerinin incelenmediğini bunun da eksik inceleme oluşturduğunu, davacının iddiasına göre, beş yıl boyunca dokuz ton yağ alındığı iddiası karşısında neden beş yıl içinde herhangi bir uyarının yapılmadığını davacının asıl amacının hem sözleşmeyi yenilemek hem de her iki şirkete mal vermeye devam etmek olduğunu, tacir olan davacının da süreç içindeki mal alım durumunu kabul ettiğini, her iki şirketin de ... servisi olması sebebiyle ...'un yeni motoru olan Puma segmenti motorun sadece Castrol marka yağa uyumlu olduğunu, ... merkezinden dava dosyasına gönderilen cevapdan bu durumun anlaşılacağını; her ne kadar davacı şirket sözleşmenin sona erdiğini iddia etse de taraflar arasındaki ticari ilişki devam ettiğinden, cezai şart isteme koşullarının oluşmadığını çünkü cezai şartın akdin feshi halinde geçerli olacağını; ayrıca davacının taleplerinden biri olan ariyet demirbaş senedindeki ekipmanların müvekkili tarafından hiç kullanılmadığını, istendiği takdirde onların iadesinin mümkün olduğunu, bu nedenle de mahkemece ekipmanların bedeline hükmedilmesinin doğru olmadığını; Rekabet Kurumunun 2005/4 numaralı Motorlu Taşıtlar Sektöründeki Dikey Anlaşmalar ve Uyumlu Eylemlere İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği (2005/4 sayılı Tebliğ) 3 üncü maddesi uyarınca ve 05.06.2015 tarihli bilirkişi heyetinin raporunun sonuç kısmında da belirtildiği üzere "uyuşmazlık konusu olayda sözleşmenin geçerli olduğu her yıl için davalı şirketin bir önceki takvim yılında ilgili pazarda ki alımları tespit edilerek bu miktarın %30 unun belirlenmesi ve davalı şirketin almakla yükümlü olduğu miktarın bu çerçevede belirlenmesi gerektiği" öngörülmüş ve sözleşmenin baştan beri geçersiz olmasına rağmen bu husus hiç gözetilmeyerek hüküm verildiği, sözleşmenin her yıl 12 ton mal alınması şartını öngören hükmü geçerli olsa bile belirtilen %30 kural uygulanarak Rekabet Kanununa uygun bir şartın belirlenmesinin gerekeceği, tüm bilirkişilerin cezai şartın geçersizliğini dile getirdikleri dikkate alınmadan döviz kurunun yüksekliği gözetildiğinde cezai şartın müvekkili şirketin mahvına yol açacağını belirterek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki sözleşme tarihinin 26.03.2008 ve süresinin beş yıl olması sebebiyle somut olayda dikkate alınması gereken Tebliğ, 2005/4 sayılı Tebliğ olup Tebliğ'in 2 nci maddesinin birinci fıkrasında Tebliğin motorlu taşıtların yedek parçalarının alımı, satımı veya yeniden satımı konulu dikey anlaşmaları kapsaması, 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında motorlu taşıtın kullanımı için gerekli olan yağlar yedek parça olarak kabul edildiğinden, taraflar arasındaki madeni yağ bayilik sözleşmesinin de Tebliğ kapsamında kaldığı, taraflar arasındaki sözleşme 4/2 maddesinde, bayinin Opet dışındaki kaynaklardan temin edilmiş ürün ve mal bulundurmamayı ve ürünleri başka kaynaklardan satın almamayı bu hususun sözleşmenin esaslı unsurlarından biri olduğunu ve bu hükme aykırı davranışların Opet'e sözleşmeyi tek taraflı feshetme hakkını verdiğini kabul ve taahhüt ettiği, bu maddenin Tebliğ'in 3 üncü maddesinde düzenlenen rekabet etmeme yükümlülüğü kapsamında kaldığı, rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıdığı veya bu etkiyi doğurduğu ya da doğurabilecek nitelikte olduğu, taraflar arasındaki münhasıran davacının ürünlerinin satışını öngören sözleşmenin 4/2 nci maddesinin geçersiz olduğu ve münhasırlık koşuluna bağlı olarak öngörülen cezai şart hükmünün de geçersiz kabul edildiği, bu madde gereğince davacı tarafından sözleşmenin feshedilmesinin haklı olmadığı, 30.000,00 USD cezai şart isteminin reddi gerekirken bu kısma yönelik davanın kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği, davacı vekili 02.07.2015 tarihli dilekçesi ile tebliğe ilişkin olarak Rekabet Kurumunun 2007 yılı Mart ayında verdiği kararlarla madeni yağ dağıtım anlaşmalarını adeta Tebliğin kapsamından çıkardığını ileri sürmüşse de başka teşebbüsler açısından verilen bireysel muafiyet kararlarının davacı açısından her hangi bir sonuç doğurmadığı, davacının da dava konusu madeni yağ sözleşmesi/sözleşmeleri bakımından Kurul'a bireysel muafiyet kararı başvurusunda bulunduğu yönünde bir iddiası olmadığı gibi Rekabet Kurulu kararları kapsamında yapılmış araştırmada da davacının (Opet/Opet Fuchs) taraf olduğu her hangi bir bireysel muafiyet kararı olmadığı, davacının kar mahrumiyeti olarak adlandırdığı talep, akaryakıt alımında tonaj ihlali nedeniyle talep edilen ifaya ekli cezai şart niteliğinde olup Taahhütnamenin, Tebliğ 3 üncü madesinin birinci fıkrasında "alıcının bir önceki takvim yılındaki alımları esas alınarak, ilgili pazardaki anlaşma konusu mal veya hizmetlerin ya da onları ikame eden mal veya hizmetlerin %30’undan fazlasının sağlayıcıdan veya sağlayıcının göstereceği başka bir teşebbüsten satın almasına yönelik olarak alıcıya doğrudan veya dolaylı biçimde getirilen herhangi bir yükümlülük" şeklinde ifadesini bulmuş olan rekabet etmeme yükümlülüğü kapsamında kaldığı ve bunun sonucu olarak da 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun'un (4054 sayılı Kanun) 4 üncü maddesine göre rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıdığı veya bu etkiyi doğurduğu ya da doğurabilecek nitelikte olduğu, davacı şirketin %30 sınırını dikkate almadan davalı bayiye ihlali halinde sonucu cezai şart olan bir yükümlülük yüklediği, Rekabet Kurumunca yayımlanmış olan 2005/4 sayılı Tebliğin Açıklanmasına Dair Kılavuzun 11. sayfasında da, Tebliğ'in dağıtıcıları veya yetkili servisleri, aynı ilgili pazara ait yedek parça alımlarının %30’dan fazlasını tek bir sağlayıcıdan almak zorunda bırakan doğrudan veya dolaylı yükümlülükleri yasakladığının belirtildiği, davaya konu taraflar arasındaki taahhütnamenin geçersiz olduğu ve bu taahhütnamede öngörülen cezai şart hükmü hükümsüz bulunduğundan istenemeyeceğinin kabulü gerektiği, geçerli bir şekilde öngörülmeyen cezai şart hükmüne dayalı olarak davalılardan tahsili istenilen 102.000,00 USD cezai şart isteminin reddine karar verilmek gerekirken bu kısım bakımından davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne; sözleşmenin ihlali ve alım taahhüdünün (tonaj) ihlali nedenine dayalı cezai şart taleplerinin reddine, ariyet emtia bedeli 16.543,60 TL nin 24.05.2013 (dava) tarihinden itibaren reeskont faizi işletilerek davalı şirketten tahsili ile davacıya verilmesine, cari hesap alacağı ödendiğinden bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; tüm sektöre emsal olacak şekilde 2007 Mart ayında muafiyet tanındığını, Rekabet Kurulu kararlarına göre bu tarihli kararlarda Tebliğ'in uygulanmadığını, istinaf mahkemesince muafiyet kararlarının dikkate alınmadığını, sadece Tebliğ dikkate alınarak karar verildiğini, alım taahhüdünün cezai şart olmadığını, haklı nedenle sözleşmeyi feshettiğini, taraf iradelerinin göz ardı edildiğini, alım taahhüdünün rekabet hukuku anlamında bir kısıtlama olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; ariyet emtia bedeli açısından kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davacı tarafça taraflar arasındaki madeni yağ bayilik sözleşmesine aykırı olarak davalı şirketin iş yerinde başka markaların madeni yağlarını sattığı, bu nedenle sözleşmenin ihlali nedeniyle feshedildiği ileri sürülerek sözleşme gereğince 30.000,00 USD cezai şart karşılığı 55.203,00 TL, alım taahhütnamesi uyarınca eksik alınan 102.000,00 USD karşılığı 187.680,00 TL kar mahrumiyeti, davalı şirkete ariyet olarak verilen ekipman bedeli 16.543,60 TL'nin ve cari hesap alacağı 6.731,30 TL’nin tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 4054 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi. 3. 2005/4 sayılı Tebliğ. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Davacı tarafından cezai şartın tahakkuk ettiği her yıl için çekince koymaksızın yeniden mal verilmeye devam edildiği, bu durumda önceki yıllar için tahakkuk eden cezai şarttan vazgeçildiği anlaşılmaktadır. 3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; A.Davalılar Temyizi Yönünden Davalılar vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, B. Davacı Temyizi Yönünden Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı peşin harcın istek halinde davacıya iadesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalılara iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.