Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/2940 E. 2024/5538 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/2940
Karar No
2024/5538
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/186 Esas, 2023/121 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. ... ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/168 E., 2020/259 K. Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2013/104912, 2014/50989, 2016/80529, 2018/44493, 157214, 2016/93559, 2017/47576, 2017/47595, 2017/49659, 2017/71157, 2018/18157, 2018/18167, 2018/56962 sayılı “Tahmis” ve “Tahmis Kahvesi” esas unsurlu markaların sahibi olduğunu, dava konusu 2018/36966 sayılı "Tahmis Kahvesi" ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazın davalının daha önceki tarihli 2011/11237 sayılı markası gerekçe gösterilerek, davalı TÜRKPATENT YİDK kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa anılan 2011/11237 sayılı markaya karşı Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/2 E. sayısı ile hükümsüzlük davası açıldığını, davanın halen derdest olduğunu, anılan hükümsüzlük davasının kabulü halinde işbu davanın konusuz kalacağını, dolayısıyla YİDK kararında anılan markanın gerekçe gösterilmesinin kabul edilemez olduğunu, "Tahmis" ibaresinin kelime anlamı doğrudan kahve ve kahvecilik ile ilgili olduğundan ve markada “kahvesi” ibaresi de yer aldığından markanın kapsamındaki emtialar bakımından işaretin yanıltıcı olduğunu, "Tahmis" ibareli markaların müvekkili adına 20 farklı sınıfta tescilli bulunduğunu, bu ibarenin Türkiye genelinde meşhur bir kahve markası haline geldiğini, başvurunun kötü niyetli olarak yapıldığını, davalının kötü niyetinin bir delili olarak müvekkilinin daha önce davalıya karşı açmış olduğu tecavüzün men'i davasında verilen Gaziantep 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/324 E.-2019/197 K. sayılı kararının mevcut olduğunu, davaya konu marka başvurusu tescil edildiği takdirde, başvuru sahibinin müvekkili firmanın yıllardır büyük emek ve çabalarla ve masraf yaparak bilinir hale getirdiği “Tahmis Kahvesi” ibareli markasının ayırt edicilik gücünden haksız olarak yararlanmış olacağını, itiraza konu marka aynı/benzer sınıfta kullanılacağından ötürü söz konusu marka görüldüğü anda müvekkiline ait markanın anımsanacağını ve markalar arasında bağlantı kurulacağını ileri sürerek YİDK'nın 2019-M-7396 sayılı kararının iptali ile davalı adına tescilli 2018/36966 numaralı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2.Diğer davalı Şirket vekili, müvekkilinin markasının başvuru tarihinin 12.04.2018 olduğunu, Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen 2019/2 E. sayılı davanın ise 03.01.2019 tarihinde açıldığını, dolayısıyla anılan davanın bu marka yönünden bekletici mesele yapılamayacağını, somut olayda 5/1-f maddesinin koşullarının oluşmadığını, davacının kendisinin “Tahmis Kahvesi” şeklindeki markasını “kahve dışındaki” emtialarda tescil ettirmiş olduğunu, kendi tescili bu şekildeyken müvekkiline karşı ileri sürdüğü iddiaların gayrı ciddi olduğunu, davacının “Tahmis Kahvesi” ibaresini 30. sınıfın tamamında yani kahve malları dışında tescil ettirmek istediğini, ancak müvekkilinin 2011/11237 sayılı markası nedeniyle bunu başaramadığını, müvekkilinin “Tahmis Kahvesi” markası üzerinde müktesep hakkının bulunduğunu, 2011 yılından beri markasını kullandığını, tüm faaliyetlerinde “Tahmis” ibaresini kullandığını, müvekkilinin “Tahmis” markasını taşıyan kahvelerinin yurdun dört bir yanına satıldığını, müvekkilinin 2012 yılında Tahmis markalı kahve satışlarının yapıldığına dair faturaları dosyaya sunduklarını, müvekkilinin markasını tanıtmak için yoğun yatırım yaptığını ve markanın tüketici nezdinde ısrarla aranılır hale geldiğini, davacının kötü niyetli olduğunu, 1994 yılında tescil edilmiş ancak hiç kullanılmamış bir markayı 2016 yılında devraldığını, yine lisans aldığını iddia ettiği 2008/23647 numaralı markanın da lisans kaydının Mart 2016 olduğunu, 2013/104912 numaralı markayı Ağustos 2017, 2014/50989 sayılı markayı da yine Ağustos 2017'de müvekkili şirketin eski ortağından devraldığını, davacının müvekkilinin kullanımlarına başladığı 2011 yılında tescilli bir markasının bulunmadığını, davacının tanınmışlık iddialarının asılsız olduğunu, davacının davalı Kuruma yaptığı tanınmış marka başvurusunun reddine karar verildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu markanın bütününe hakim olan unsurun "Tahmis" ibaresi olduğu, markada yer alan sair sözcük unsurlarının ise tüketicinin dikkatini çekmeyecek şekilde tali unsur olarak konumlandırıldıkları, bu ibarenin "Kahve vb şeyleri kavurma, kavrulmuş ve öğütülmüş kahve satan yer" anlamlarına geldiği tespit edilse de, günlük dilde yaygın kullanımı bulunmayan ve Arapça kökenli olan bu ibarenin, Türkçe anlamının ortalama tüketici nezdinde bilinemeyeceği, bu nedenle davaya konu tüm mallar bakımından markanın halkı yanıltıcı nitelikte bir işaret olduğu söylenemeyeceğinden, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 5/1-f maddesi hükmü gereği ileri sürülen mutlak tescil engeli itirazının yerinde olmadığı, başvuru kapsamında yer alan 29 ve 30. sınıftaki emtiaların tamamının, davacı yanın başvurudan daha önceki tarihli olan markaları kapsamındaki 29 ve 30. sınıftaki emtialar ile ayniyet/ayırt edilemeyecek derecede benzer; 35. sınıfta mağazacılık hizmetleri alt grubundaki aynı emtiaların satışına yönelik mağazacılık hizmetleri bakımından ise benzer oldukları, keza yine davacı yanın 43. sınıfta yer alan “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” ile 29 ve 30. sınıfta yer alan bir kısım emtiaların arasında da bir bağlantının mevcut olduğu, zira günümüzde yiyecek ve içecek hizmeti sunan kafe, restaurant, bar, lokanta gibi faaliyet gösteren işletmelerin, bu mahiyette ilgili ürünlerin de satışını gerçekleştirdiği, davalının “Tahmis” esas unsurunu haiz markasının, davacı yana ait aynı esas unsuru taşıyan markalar ile görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğu, bu durumun ise bütünsel açıdan işaretleri birbirleri ile benzer kıldığı, ortalama bir tüketicinin taraf markalarını benzerliği tespit olunan mal ve hizmetlerde gördüğünde, birbirlerinin devamı, yeni bir versiyonu olarak algılayabileceği, başka bir deyişle işaretlerin aynı veya bağlantılı iktisadi-idari kaynak tarafından piyasaya sürülmüş markalar oldukları yanılgısına kapılabileceği, somut olayda davalı yanın müktesep hak iddiasına ... aldığı 2011/11237 sayılı markasının 09.04.2013 tarihinde tescil edildiği, dava konusu başvurunun ise 12.04.2018 tarihinde başvuru konusu edildiği, dolayısıyla dava konusu markanın başvuru tarihi itibariyle, müktesep hak iddiasına dayanak markanın üzerinden beş yıldan biraz fazla bir sürenin geçtiği, önceki bu marka kapsamında da dava konusu marka ile birebir aynı emtiaların yer aldığı, ancak önceki davacı markasının umumi intiba olarak genel görünümünün korunarak eldeki davaya konu marka başvurusunun mizanpajının yapıldığından söz edilemeyeceği, kötü niyet iddiasına dayalı istemlerin yerinde bulunmadığı, davacı yanın tanınmışlık temelinde elde ettiği üstün bir hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, YİDK'nın 2019-M-7396 sayılı iptaline, dava konusu 2018/36966 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davalı TÜRKPATENT vekili istinaf dilekçesinde özetle, başvuru sahibinin 2011/11237 sayılı ve 29, 30 ve 32. sınıflarda tescilli "şekil+Tahmis Kahvesi" ibareli markası bulunduğundan davacı iddialarının yerinde olmadığını, hükümsüzlük davaları kesinleşmeden icra edilemeyeceğinden anılan marka hükümsüz kılınmışcasına işlem tesis edilemeyeceğini ileri sürerek yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2.Diğer davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, başvuru ile itiraza mesnet markanın benzer olmadığını, karıştırılma ihtimallerinin bulunmadığını, davacının müvekkilinin yıllardır "Tahmis" markası ile devam eden ticaretine engel olmayı amaçladığını, mahkemenin kararına dayanak aldığı davacının 2017/46959 sayılı "Tahmis" ibareli markasının tescil edilmediğini, müvekkilinin itirazı üzerine başvuru kapsamından 29 ve 30. sınıfların çıkartıldığını, davacının dayanak alınan 2017/47576, 2017/47595, 2017/71157, 2018/18157 ve 2018/18167 sayılı markalarının farklı mallar yönünden tescilli olduklarını, davacının dayanak markaları tescil edilirken müvekkilinin 2011/11237 sayılı markasının 29 ve 30. sınıflarda tescilli olduğunu, müvekkilinin tescilli markası nedeniyle davacının markalarının kahve malları dışında 29 ve 30. sınıfta tescil edilmediğini, müvekkilinin dava konusu marka üzerinde müktesep hakkının bulunduğunu, huzurdaki davanın hükümsüzlük talebini de içerdiğini, müvekkilinin eski kullanımlarının değerlendirilmediğini, müvekkilinin bu markayı 2011 yılından bugüne nizasız ve fasılasız olarak kullanmakta olduğunu, davacının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu marka başvurusunun "Tahmis Kahvesi" ibaresi ve şekil unsurundan oluştuğu, başvuruda "Kahvesi" ibaresinin oldukça küçük puntolarla yazılması nedeniyle dikkatin "Tahmis" ibaresi üzerinde yoğunlaştığı, davacı muterizin markalarının da "Tahmis" esas unsurlu oldukları, İlk Derece Mahkemesi kararında tartışıldığı üzere emtia benzerliği şartının gerçekleştiği, bu durumda taraf markaları arasındaki yüksek düzeydeki bu benzerlik nedeniyle alarında 6769 sayılı Kanun'un 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, her ne kadar davalı 2011/11237 sayılı markasının başvuru yönünden müktesep hak iddia ettiğini ileri sürmüş ise de, başvuruda "Tahmis" ibaresi öne çıkartılmak suretiyle davacının itiraza mesnet markalarına yaklaşıldığı, bunun yanında şekil unsurlarının farklı olması nedeniyle de başvurunun eski tarihli markadan önemli ölçüde uzaklaştığı, davalının 2011/11237 sayılı markasının müktesep hak oluşturmayacağı yönündeki İlk Derece Mahkemesi değerlendirmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davalı Şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle, istinaf dilekçesinde belirttiği nedenleri ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle, davalının adına 29., 30. ve 32. sınıflarda tescilli 2011/11237 sayılı ve "tahmis kahvesi" ibareli marka bulunmakta olup; davalının söz konusu marka nedeniyle müktesap hakkı söz konusu olduğunu, bunun yanında başvuru sahibi adına tescilli önceki tarihli marka kapsamında yer alan emtialarla aynı/aynı tür/benzer olduğu değerlendirilen 29. ve 30. sınıfta yer alan emtialar, davacı tarafın itiraza mesnet markaları kapsamından çıkarıldığını, bu itibarla taraf markaları arasında emtia benzerliği söz konusu olmadığını, bu kapsamda davacı markaları ile başvuru markasının karşılaştırılması halinde markaların bütünsel algılamada ortalama tüketici nezdinde görsel, işitsel ve kavramsal anlamda benzerlik taşımadıkları belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, itiraza mesnet markalar ile redde mesnet markanın ve bu markaların tescilli oldukları mal ve hizmetlerin aynı ya da benzer olup olmadıkları olup buradan varılacak sonuca göre davalının 2011 tarihinde tescil edilmiş olan markasının başvuru markası yönünden müktesep hak oluşturup oluşturmayacağı akabinde bu husustan da varılacak sonuca göre YİDK kararının iptali ile marka hükümsüzlüğünde toplanmaktadır. Dava, YİDK kararı iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Davacı itiraza mesnet markalara dayanarak davalının marka başvurusuna ilişkin YİDK kararı iptali ve marka hükümsüzlüğünü istemiş olup davalı şirket ise 2011 tarihli markasının müktesep hak oluşturduğunu ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince karşılaştırılan markalar arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği iltibas tehlikesi bulunması ve dava konusu marka bakımından davalı şirketin önceki tarihli markasından kaynaklı müktesep hak koşullarının bulunmaması gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince davaya konu marka başvurusunun "Tahmis Kahvesi" ibaresi ve şekil unsurundan oluştuğu, başvuruda "Kahvesi" ibaresinin oldukça küçük puntolarla yazılması nedeniyle dikkatin "Tahmis" ibaresi üzerinde yoğunlaştığı, davacı muterizin markalarının da "Tahmis" esas unsurlu oldukları, İlk Derece Mahkemesi kararında tartışıldığı üzere emtia benzerliği şartının gerçekleştiği, bu durumda taraf markaları arasındaki yüksek düzeydeki bu benzerlik nedeniyle aralarında 6769 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında ilişkilendirme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, her ne kadar davalı 2011/11237 sayılı markasının başvuru yönünden müktesep hak iddia ettiğini ileri sürmüş ise de, başvuruda "Tahmis" ibaresi öne çıkartılmak suretiyle davacının itiraza mesnet markalarına yaklaşıldığı, bunun yanında şekil unsurlarının farklı olması nedeniyle de başvurunun eski tarihli markadan önemli ölçüde uzaklaştığı, davalının 2011/11237 sayılı markasının müktesep hak oluşturmayacağı yönündeki İlk Derece Mahkemesi değerlendirmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı belirtilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Dairemizin 22.04.2021 tarih, 2020/968 E., 2021/3985 K. sayılı kararında belirtildiği üzere Anayasımızın 2.maddesi uyarınca, Türkiye Cumhuriyeti, sosyal bir hukuk devletidir. Sosyal hukuk devletinde, “hukuk güvenliği” ... bir ilkedir (AYM’nin 30.11.2007, E.2006/61, K.2007/91, RG.23.02.2008, S.26796; ve 17.01.2008, E.2007/21, K.2008/40. sayılı kararları). Hukuki güvenlik ilkesi gereği, mevcut yasal düzenlemelere göre hareket eden kişilerin, bu yasal düzenlemeler nedeniyle tabi oldukları hukuki durumlarının kural olarak yeni uygulamalarla değiştirilmemesi esastır. Hukuki güvenlik ilkesi ise, kazanılmış hakların korunmasını gerektirir. Kazanılmış hakların korunması aynı zamanda kamu düzeninden olup mahkemelerce re’sen gözetilmesi gerekir. Dairemizin 19.09.2008 tarih, 2007/7547 E., 2008/10251 K. sayılı "ECE LADY/ECE TOFF" kararında da zikredildiği üzere marka sahibinin uzun yıllardır kullandığı markasını yeni bir görünümle yeniden tescil ettirmek istemesi kazanılmış hakların korunması ilkesinin bir gereği olarak görülmektedir. Ancak başvuru sahibinin bu yöndeki kazanılmış hakkının varlığından bahsedilebilmesi için hakka dayanak teşkil eden önceki tarihli markasının hükümsüzlük tehdidi altında bulunmaması, önceki marka ile sonraki markanın ayırt edici ve asıl unsurlarıyla tescil kapsamlarının aynı olması, sonraki tescili istenen markanın başkası adına tescilli bir marka ya da işarete yanaşılmaması ve son olarak marka sahibinin markasını yeni bir görünümle yeniden tescil ettirmek istemesi amacına uygun olarak önceki tarihli dayanak markasını uzun süredir kullanılıyor olması gerekir. Bu husus Dairemizin istikrarlı kararlarıyla da benimsenmiştir. Somut olayda, davacının itiraza mesnet "Tahmis, Baltahmis, Tahmis Kahvesi+şekil, Tahmis Türk Malı, Tahmis Menengiç Kahvesi, Tahmis Baharat, Tahmis Baklava, Tarihi Tahmis 1965'ten beri+şekil, Tahmis +şekil, Tahmis Beyran, Tahmis Katmer" ibarelerinden, davalının dava konusu markası "Tahmis+ geometrik şekil" ibaresinden, davalının müktesep hak oluşturduğunu iddia ettiği markası ise "Tahmis Kahvesi+fincan" şeklinden oluşturulmuş olup başvuru tarihinin 2011 yılı olması da dikkate alındığında dava konusu marka müktesep hak iddia edilen markanın tescil tarihinden itibaren 5 yıl geçtikten sonra yapılmıştır. Dosyada belirtilen Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/2 E. 2022/31 K. sayılı mahkemenin gerekçeli kararı ile davalının müktesep hak oluşturduğu markasının hükümsüzlüğüne dair açılan davanın reddedildiği görülmüştür. Tarafların markalarının ayırt edici ve baskın, diğer bir ifade ile asıl unsuru "Tahmis" ibaresidir. Davalının 2011 tarihli markasının asıl unsurunu değiştirmeden asıl unsura şekil ilave ederek dava konusu markanın tescili için başvuruda bulunmuştur. Asıl unsura ilave yapmak tek başına müktesep hakka engel oluşturmayacaktır. Zira asıl ve ayırt edici unsur aynen alınarak tali unsur olarak şekil ilave edilerek oluşturulmuştur. Hal böyle olunca "Tahmis kahvesi+şekil" markasının hükümsüzlüğü için açılan davada verilen kararın kesinleşmesi beklenip ret kararının kesinleşmesi durumunda Dairemizin yukarıda belirtilen emsal kararlar doğrultusunda müktesep hak koşullarının oluşup oluşmadığı araştırılıp rapor alınması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/2940, K. 2024/5538, T. 03.07.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2023-2940-e-2024-5538-k-6b238fcdbb4f