Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/2666 E. 2024/5164 K. – Menfi Tespit
Konu: Menfi Tespit
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/2666
- Karar No
- 2024/5164
- Karar Tarihi
- Konu
- Menfi Tespit
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1796 Esas, 2022/2245 Karar HÜKÜM : Davanın reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Manisa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/368 E., 2021/187 K. Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının, davalı ve davalının eşi ile bir araya gelerek davalı üzerine kayıtlı taşınmazın satışı konusunda anlaştıklarını, satış bedelinin 320.000,00 TL olarak kararlaştırıldığını, satış bedeline karşılık 3 adet 100.000,00'er TL, bir adet 20.000,00 TL tutarlı 4 adet bononun düzenlenerek davalıya verildiğini, tarafların satış işlemi için 27.07.2019 tarihinde tapu dairesine gittiklerinde söz konusu taşınmazın kaydına 220.000,00 TL borca karşılık haciz konulduğunun anlaşıldığını, bunun üzerine satış bedelinin taraflar arasında yeniden güncellenerek 84.000,00 TL olarak belirlendiğini, belirlenen bedel üzerinden satış işleminin gerçekleştirildiğini, satış işleminin yapılmasına rağmen müvekkilinden alınan bonoların kendisine iade edilmediğini, müvekkilinin haciz baskısı altında 04.07.2019 tanzim 30.09.2019 vade tarihli 100.000,00 TL tutarlı üzerinde "malen" tahsil kaydı bulunan bonoyu ödemek zorunda kaldığını, toplamda 220.000,00 TL tutarlı bonoların davalıda kaldığını, davacının ihtilafın sulh yolu ile çözülmesi için davalı ve eşi ile bir kez daha görüştüğünü, bu görüşmede davalı ve eşinin senetleri iade etmeye yanaşmadığını, gayrimenkul üzerindeki haczin kendileri tarafından kaldırılacağı sözünü verdiklerini, bu söze karşılık davalının eşi İbrahim Başkal tarafından 400.000,00 TL bedelli bir teminat senedi düzenlenerek davacıya verildiğini, teminat senedinin arkasına İbrahim Başkal tarafından "Bu senet 752 parsel adına verilmiştir. Bu yerde tedbir kalktıktan sonra hiçbir hükmü kalmayacaktır. Bu senet geri iade edilecektir" ibaresinin yazıldığını, davalı ve eşi tarafından verilen söz tutulmayınca, davacının 08.09.2020 tarihinde 220.000,00 TL ödeme yaparak taşınmaz üzerindeki haczi kaldırmak zorunda kaldığını, davalının, davacı ile olan tüm ilişkisinde eşi İbrahim Başkal tarafından temsil edildiğini, dava konusu edilen bonoların tamamının İbrahim Başkal'ın el yazısıyla oluşturulduğunu ileri sürerek 2 adet 100.000,00'er TL ve 1 adet 20.000 TL olmak üzere toplam 220.000,00 TL tutarındaki bonolar nedeniyle davacının davalıya borcu bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taşınmazın davacı tarafından hacizli olarak satın alındığını, davalının elinde 110.000,00'er TL bedelli 2 adet senet bulunduğunu, taşınmazı satın alan davacının taşınmaz bedeli olarak önce davalıya 100.000,00 TL ödediğini, sonrasında ise 110.000,00 TL'lik senetleri ödemediği gibi haksız olarak iş bu davayı açtığını, davacının işbu dava ile senet bedellerini ödeme niyeti olmadığı anlaşıldığından senetlerin Manisa 2. İcra Müdürlüğünün 2021/71 E. sayılı dosyası ile icra takibine konulduğunu savunarak davanın reddi ile davacı aleyhine kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile senedin bedelsiz olduğunu iddia eden davacının bu iddiasını yazılı delil ile ispat etmek zorunda olduğu, dava konusu senetlerin yargılama sırasında davalı tarafından Manisa 2. İcra Müdürlüğünün 2021/71 E. sayılı dosyasından icra takibine konu yapıldığı, senetler incelendiğinde 04.07.2019 tanzim, 31.12.2019 ve 31.03.2020 vade tarihli olmak üzere 110.000,00'er TL'lik 2 adet bono olduğu, bonoda malen kaydının bulunduğu, senedin mal karşılığında verildiğinin her iki tarafın da kabulünde olduğu, davalıya ait iken 08.07.2019 tarih 8152 yevmiye sayılı resmi senet ile dava konusu taşınmazın üzerinde Manisa 4. İcra Müdürlüğünün 2018/4403 E. Sayılı dosyasından konulan hacizle birlikte 67.000,00 TL bedelle davalı tarafından davacıya satıldığı, davalının malen kaydı bulunan bononun karşılığı olan taşınmazı davacıya teslim ettiği ve senet gereği mal teslim borcunu yerine getirdiğinin tapu kaydı ile sabit olduğu, davacının taşınmazın taraflar arasında toplam 320.000,00 TL bedel ile satışı konusunda anlaşma yapıldığı ve senetlerin bu suretle davalıya teslim edildiği iddiası yanında taşınmazın üzerinde haciz bulunması sebebiyle satış bedelinin 84.000,00 TL olarak kararlaştırıldığı yönündeki iddiasını yazılı delille ispat etmesi gerektiği, bu konuda yazılı delil ibraz etmediği, açıkça yemin deliline de dayanmadığı, davacının taşınmazı üzerindeki hacizle birlikte satın aldığı, haciz bedelinin davalı tarafından ödeneceğine ilişkin yazılı delil ibraz etmediği, davalının boşanmış olduğu eşi İbrahim Başkal tarafından verilen senedin davalıyı bağlayıcı olmadığı, davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine, kötüniyet tazminatı takdirine yer olmadığına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; senetlerin düzenlendiği tarihte davacı taşınmaz üzerinde haciz olduğunu bilmediğinden satış bedelinin başlangıçta 320.000,00 TL olarak belirlenerek bu tutarda senetlerin satış tarihinden önce davalıya verildiğini, davacının cebri icra baskısı altında, bu senetlerden 100.000,00 TL bedelli bonoyu ödediğini, geri kalan 220.000,00 TL tutarındaki senedin ise bedelsiz kaldığını, davacının satış işleminden sonra, taşınmaz üzerindeki haczi kaldırmak için ödemiş olduğu tutarın da 220.000,00 TL olduğunu, dava konusu bonolarda ödemenin malen yapıldığı kaydının bulunduğunu, senetlere konulan "malen ahzolunmuştur" kaydının, bononun teslim edilmiş bir mal karşılığında düzenlendiğini gösterdiğini, bonoların düzenlendiği tarihte, ortada teslim edilmiş bir mal varlığı değeri bulunmadığını, tapuda yapılan işlem sırasında, taşınmaz üzerinde haciz kaydı bulunduğunun anlaşıldığını, bunun üzerine tarafların, aralarındaki anlaşmayı güncelleyerek malın değerini 67.000,00 TL olarak belirleyerek tapu satış işlemini bu anlaşma uyarınca gerçekleştirdiklerini, delilleri arasında, davalının eşi İbrahim Başkal tarafından düzenlenerek davacıya verilen 400.000,00 TL tutarındaki bononun da bulunduğunu, bononun düzenleme tarihi olan 08.07.2019 tarihi ile tapudaki satış tarihinin aynı olduğunu, aynı gün düzenlenen teminat senedinin arka yüzünde "Bu senet 752 parsel adına verilmiştir. Bu yerde tedbir kalktıktan sonra hiçbir hükmü kalmayacaktır. Bu senet iade edilecektir" ibaresinin yer aldığını, taraflar arasındaki ilişkide, davalının, eşi İbrahim Başkal tarafından temsil edildiğini, dava konusu senetlerin bizzat İbrahim Başkal'ın el yazısıyla düzenlendiğini, aynı kişi tarafından düzenlenmiş teminat senedinin, taşınmaz üzerindeki haczi kaldırma taahhüdü için verildiğini, ancak bu taahhüdün yerine getirilmediğini, bonolar üzerinde yazı incelemesi yapılması taleplerinin İlk Derece Mahkemesince göz ardı edildiğini, "resmi senet" hükmünü haiz tapu senedinde davalının imzasının bulunması ve bedelin açıkça belirlenmiş olmasına karşın iddialarını ispatlayan lehlerine olan delillerin dikkate alınmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının kambiyo senedine dayalı olarak borçlu olmadığını yazılı delille isbat edemediğinden İlk Derece Mahkemesinin ispata ilişkin kabulünün yerinde olduğu, İlk Derece Mahkemesince davacının taşınmaz satış bedelinin 84.000,00 TL'ye güncenlendiğine ilişkin iddiasını yazılı delil ile ispat edemediğine ilişkin kabulü yerinde ise de, taşınmazı hacizle yükümlü olarak satın aldığına ilişkin kabulü yerinde olmadığı, resmi satış senedinde "beyanlar ve rehin haklarının varlığını bilerek ve hukuki sonuçlarını kabul ederek bu satışı aynı bedelle kabul ettiğini" belirtmiş olması, davacının taşınmazın ileride haciz nedeniyle satılabileceğini anladığını belirtmek amacıyla kullanılmış olup, tarafların arasında davacının borçtan şahsen sorumlu olduğunun kararlaştırıldığı anlamına gelmeyeceği, böyle bir anlaşmanın varlığını ispat yükünün bundan kendi lehine sonuç çıkartan davalıya ait olup, somut olayda, taşınmazın üzerinde bulunan hacze konu borçla devralındığı davalı tarafça da ispat edilemediğinin dosya içeriğiyle sabit olduğu, eldeki davanın konusu olmayan ve taşınmaz üzerinde bulunan haczin kaynağı borca ilişkin davacı tarafça yapıldığı iddia edilen ödemenin de ayrıca açılabilecek davada talep edebileceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın anılan gerekçe ile reddine, kötüniyet tazminatı takdirine yer olmadığına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, bonolar nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.