Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/2487 E. 2024/5015 K. – Menfi Tespit
Konu: Menfi Tespit
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/2487
- Karar No
- 2024/5015
- Karar Tarihi
- Konu
- Menfi Tespit
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1128 Esas, 2022/1948 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Elbistan 1. Asliye Hukuk Mahkemesi(Asliye Hukuk Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2019/406 E., 2021/31 K. Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde, müvekkilleri aleyhine icra takibi başlatıldığını, müvekkillerinin takip alacaklısına böyle bir borcunun bulunmadığını, müvekkillerinin davalıya vade ve düzenleme tarihi boş, 220.000,00 TL bedelli bir adet bonoyu verdiğini, ...'nün bonodaki borç bedelinden mahsup edilmek şartıyla ...'a ait inşaatlarda kullanılmak üzere bir takım inşaat malzemeleri sattığını, ... tarafından satılan inşaat malzemelerinin ...'ın oğlunun adına fatura edilmesinin ...'ın ticari işlerinin kötüye gitmesi ve resmi işlerini oğlunun adına yürütmesinden kaynaklandığını, müvekkili ...'nün toplamda 133.972,94 TL tutarında inşaat malzemesini bizzat ...'ın inşaatlarında kullanmak üzere kendisine sattığını, ...'nün ...'a olan borcundan dolayı ...'nün ...'a 110.000,00 TL bedelli bir dükkan tapusunu verdiğini, davalının bu konuda belge tanzim edip imzalayarak müvekkiline verdiğini, davalının bedeli fazlasıyla ödenen bonoyu davacılara iade etmek yerine ticari faaliyetlerinin kötüye gitmesi neticesinde boş kısımlarını doldurarak kötü niyetli olarak icraya koyduğunu, müvekkilleri aleyhine başlatılan icra takibinin haksız ve kötü niyetli olduğunu ileri sürerek müvekkillerinin icra dosyasından dolayı asıl borç ve ferileri bakımından borçlu olmadığının tespitine, icra takibinin iptaline, davalının başlattığı takipte haksız ve kötü niyetli olmasından dolayı bonoda yazılı miktar olan 220.000,00 TL'nin %20'si üzerinden tazminat ödemesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, davanın zamanaşımına uğradığını, davacılar tarafından açılan davada davacıların herhangi bir belge ve delili bulunmadığını, söz konusu davanın açılmasının kötü niyetli olduğunu, söz konusu davanın mahiyeti ve dava değeri göz önünde alındığında borcun olmadığına dair sabit bir yazılı delilin gerektiğini, müvekkilinin imzaladığı belirtilen protokolün bu dava dosyası için kabulünün mümkün olmadığını, müvekkili ile davacılar arasında birden fazla borç ilişkisinin olduğunu, müvekkili adına düzenlenen bir faturanın dahi olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, borcun kaynağının bono olduğu, davacı tarafın bonoyu ve üzerindeki imzayı kabul ettiği ancak ödeme iddiasında bulunduğu, bononun sebepten mücerret borç ikrarını içerdiği, bir ödeme vasıtası olduğu ve kural olarak mevcut bir borcun tasfiyesine yönelik olarak verildiğinin kabulünün gerektiği, borç miktarının 220.000,00 TL olduğu ve davalı tarafın tanık dinlenmesine açık muvafakatinin olmadığı, bu nedenle davacıların iddialarını tanıkla ispat etmelerinin mümkün olmadığı anlaşılmakla davacı tarafın dinlenen tanıklarının beyanları hükme esas alınmamış, davacı tarafın ödeme iddiası ile ilgili açıkça yemin deliline dayanmış olması nedeniyle davacı tarafa yemin teklifinde bulunma hakkının hatırlatılmış olduğu ancak davacı tarafın yemin deliline dayanmaktan vazgeçtiği, davaya konu bononun kambiyo senedi niteliğinde olduğu ve davacı tarafın iddiasını belirtilen ilkeler çerçevesinde yazılı delillerle kanıtlaması gerektiği, bu yönde bir delilin Mahkemeye sunulmamış olduğu, davalı vekili her ne kadar tazminata hükmedilmesini talep etmiş olsa da dava konusu icra takibinin durdurulmadığı ve verilen tedbir kararı takdir edilen teminat yatırılmadığından infaz edilmediğinden davalı lehine tazminat şartları oluşmadığı anlaşılmış olmakla davacılar vekilinin menfi tespit ve tazminata ilişkin talepleri ile davalı vekilinin tazminata ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, kural olarak senetle ispat zorunluluğu bulunan hallerde delil başlangıcı bulunur ise tanık dinlenmesinin mümkün olduğunu, bu anlamda delil başlangıcının senetle ispat kuralının istisnalarından birini teşkil ettiğini, müvekkili ...'nün Elbistan İcra Müdürlüğünün 2017/1610 E. sayılı dosyası kapsamında icra takibine konulan 220.000,00 TL tutarındaki bonodan mahsup edilmek şartıyla davalıya 133.972,94 TL tutarında inşaat malzemeleri sattığını, satılan malzemelere ilişkin faturaların dosyada bulunduğunu, ayrıca ...'nün kefil olduğu bonodan mahsup edilmek üzere müvekkilinin borcundan dolayı davalıya 110.000,00 TL bedelli bir dükkanın tapusunun devir edildiğini, bu hususun davalı tarafından düzenlenerek imzalanan yazılı belge ile sabit olduğunu, davalı tarafın yapılan ödemeleri kabul ettiğini ancak yapılan ödemelerin taraflar arasındaki başka bir borçtan kaynaklandığını iddia ettiğini, davalı tarafın bu iddiasını ispatlayacak bir delili sunamadığını, dosyada bulunan fatura ve davalı tarafından düzenlenerek imzalanan belgenin yazılı delil başlangıcı niteliğinde belge olduğunu, somut olayda senetle ispat koşulunun istinasının bulunduğunu, maddi gerçekliğin aydınlatılması için tanık dinlenebileceği kanaatinde olduklarını, yerel mahkemenin bu hususu göz ardı ederek iddialarını yazılı delille ispatlayamadıkları gerekçesiyle davanın reddine karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı tarafın müvekkilinden aldıkları 110.000,00 TL değerindeki iş yerini başka bir ticari ilişkiden dolayı aldıklarını iddia etmiş ise de müvekkilinin davalı ile başka bir ticari ilişkisinin olmadığını, duruşmada beyanı alınan tanıkların taraflar arasındaki ticari ilişkiyi şüpheye mahal vermeyecek ve gerçeğe uygun şekilde ifade ettiklerini, müvekkillerinin davalıya borcunun kalmadığını, müvekkilleri tarafından davalının oğlu adına fatura edilen inşaat malzemelerinin bizzat davalı tarafından alınıp kullanıldığı davalı tarafın Elbistan İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/96 E. 2017/222 K. sayılı dosyasında yer alan beyanları ile sabit olduğunu, davalının faturası sunulan inşaat malzemelerinin alındığını, ancak bu malzemelerin davacıların başka borçlarına ilişkin olduğunu ifade ettiğini belirterek ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara ve gerekçe içeriğine göre, mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın somut olayın özelliklerine uygun olarak belirlendiği, yargılamanın Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda belirtilen usullere uygun olarak yürütüldüğü, taraflarca gösterilen hükme etki edecek delillerin usulüne uygun olarak toplandığı, delillerin takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği, tüm dosya kapsamında davacıların davaya konu bonoya karşılık ödeme yaptıklarını kanıtlayamadığı, bu nedenle ispatlanamayan davanın reddine ilişkin kararda kamu düzenine aykırı da herhangi bir husus bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, bonoya dayalı olarak başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.